Partilerin ekonomik programları (1) - AK Parti (İNCELEME)

  • Giriş : 19.06.2007 / 08:09:00
  • Güncelleme : 19.06.2007 / 00:11:53

Seçim yaklaştıkça partilerin faaliyetleri daha çok ilgi odağı olmaya başladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Anketlere göre ekonomi, halkın birinci gündemiyken, muhalefet partileri için ikinci plana itilmiş. Ben de kendi açımdan birinciliği kesin olan AK Parti, barajı aşacağı kesin CHP ve barajı aşma ihtimali beliren MHP'yi ele alarak partileri inceleyeceğim. Süreci AK Parti ile başlatıyorum.
Hem ekonomi hem de siyasî söylemde iktidar ile muhalefet belirgin bir ayrışma içinde. İktidar partisinin üç temel stratejisi var: Birincisi, 'istikrarın inşası'. Buna göre derin bir krizden enkaz olarak devraldığı bir ekonomiyi hangi noktaya taşıdığını anlatmak. İkincisi, 'istikrar tamam, şimdi sıra kalkınma hamlesinde' söylemi. Burada da zaruri olarak birinci dönemde aksayan yanları gidermek üzere, derinleştirerek sürdüreceği ekonomik reformları anlatacak. Üçüncü strateji, 'koşulsuz demokrasi, egemenliğin millete devri' vurgusu.

Siyasî vurgu konusunda AK Parti demokrasi, özgürlük ve dünya ile bütünleşme konusunda bayrağı açık ara önde taşıyor. Bu yüzdendir ki, siyasette temiz kalmayı başaran Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga gibi sosyal demokratlar partilerini terk edip burada umut ararken, Prof. Zafer Üskül gibi ünlü bir sosyal demokrat hukukçu ve Dr. Reha Çamuroğlu gibi Alevi kimlikli bilim adamları merkez partisi olarak AKP'yi tercih etmiştir. Öyle gözüküyor ki, beş yıllık zor dönemdeki iktidarına rağmen AK Parti ekonomik ve siyasî reformlar konusunda daha da güçlenmiş olarak seçime giriyor. AK Parti ekonomide şu argümanları haklı olarak öne çıkartacak:

Büyüme hamlesi gerçekleşti: 1991-2001 döneminde yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 3,2'den, 2002-2006 arasında yüzde 7'nin üstüne tırmanmıştır. 1991-2001 arasında üç derin ekonomik kriz yaşanmışken, 2002 sonrasında 20 çeyrektir ekonomi aralıksız büyüyor. Bu Cumhuriyet tarihinde bir ilk. Büyümenin kaynakları sağlam: Büyüme GSMH'nın yüzde 25'lerini bulan yatırımlara ve ihracata dayalı olarak ve özel sektör kaynaklı olarak gerçekleşti.

Bütçe açığı yok edildi, mali disiplin sağlandı: Yüksek büyümeye rağmen bütçe açıklarının ortadan kalkması da son 40 senenin bir ilkidir. Bütçe açığı 2001 krizinde yüzde 16'lık rekor seviyeye çıkmışken, bu oran yüzde 1'in altına indirilmiş, kısaca bütçe açığı ortadan kaldırılmıştır. Avrupa ülkeleri bile bunu tutturamamaktadır.

Kamu borç yükü düştü: İstikrar, mali disiplin ve hızlı büyüme sayesinde iç ve dış borçların çevrilmesinde bir sıkıntı yaşanmamış, net kamu borç stokunun GSMH'ya oranı yüzde 93'lerden yüzde 45'lere düşürülmüştür. Bu oran, Maastricht Kriterleri'ni tutturan, AB üyesi ülkelerin pek çoğundan daha düşüktür.

Fiyat istikrarı yolunda büyük ve kalıcı adımlar atıldı: Türkiye'nin kaderi haline gelmiş kronik enflasyon meselesiyle başarıyla mücadele edilmiş, yüzde 70'ler bandında sürüp giden enflasyon 35 yıl aradan sonra ilk kez tek haneli rakamlara düşürülmüştür.

İşsizlik yavaş da olsa düşüyor: 2001 krizinin hemen ertesinde resmî rakamlara göre yüzde 11-12'lere yükselmiş olan işsizlik zamanla yavaş da olsa azaltılmış, yüzde 9,3 seviyesine kadar indirilmiştir.

Borçlanma maliyeti azaldı: Nominal faizler yüzde 70'lerden yüzde 20'lere, reel faizler de yüzde 34'lerden yüzde 8-9'lara kadar düşürülmüştür.

İhracata dayalı büyümeye doğru: İhracat dolar bazında 36 milyar dolardan 90 milyar dolara, GSYH 150 milyar dolardan 400 milyar dolara yükseltilmiştir. Kişi, başı gelir ise 2.100 dolardan 5.500 dolar sınırına kadar çıkartılmıştır.

Özelleştirmede dev adımlar atıldı: Dünya yapıp bitirirken, bizde yılan hikâyesine dönen özelleştirmede dev adımlar atılmış, 2003-2006 arası dönemde elde edilen özelleştirme geliri, 1985-2002 döneminde elde edilen geliri ona katlamıştır.

Yabancı sermaye ilgisi patlama yapmıştır: Yıllardır bir türlü gelmeyen yabancı sermaye nihayet gelmeye başlamış, yalnızca 2004 yılında gelen doğrudan yabancı sermaye ondan önceki on yılda gelene bedel olmuştur. 2005'te yaklaşık 12, 2006'da 19 milyar dolar olarak gerçekleşen doğrudan yabancı sermaye girişleri, 2007 yılının ilk dört ayında 12 milyar doları aşmıştır.

İBRAHİM ÖZTÜRK - ZAMAN GAZETESİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious