Peki, Generali kim dinledi?

  • Giriş : 15.07.2006 / 00:00:00

Genelkurmay Başkanlığı,Emniyet, MİT ve Türk Telekom da tümgeneral Taşkesen’in telefonlarını dinlemediklerini açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Reha Taşkesen’in Kara Harp Okulu Komutanlığı’ndan sürpriz bir kararla istifa ederek tümgenerallikten emekliye ayrılmasıyla sonuçlanan olaylar, son dönemin en büyük telefon dinleme skandalının işaretlerini taşıyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın ardından Emniyet, MİT ve Türk Telekom’un da Taşkesen’in telefonlarını dinlemediklerini açıklamaları, "istifaya neden olduğu anlaşılan telefon dinleme kayıtlarının yüksek komuta kademesinin önüne hangi kaynaktan ulaştığı" sorusunun önemini arttırdı.

Taşkesen de, kendisine atfen yayımlanan açıklamalara göre, "Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ’telekulak’ girdabında olduğunu" söyledi.

İlk Genelkurmay açıkladı.

Olayla ilgili olarak ilk açıklamayı yapan Genelkurmay Başkanlığı, çarşamba günü "dinleme yapma yetkisi ve kabiliyeti" olmadığını duyurdu.

Gözlerin çevrildiği Emniyet Genel Müdürlüğü adına açıklama yapan Sözcü İsmail Çalışkan da dün "Telefonlar sadece hâkim kararıyla dinlenir. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bu konuda ilgisi ve bilgisi yoktur" dedi. Çalışkan, askerle emniyet arasında sorun bulunduğu iddialarını da "Bu tür yorumlar yapılıyor, ama biz kendimizi çok iyi biliyoruz. İlişkiler çok iyi durumda. İki kurum arasında koordinasyon ve işbirliği çok iyi bir düzeyde devam ediyor. Aramızda herhangi bir problem yok" sözleriyle yalanladı.

MİT Müsteşarlığı da dün "teşkilatımızın, adı geçen hakkında hiçbir çalışmasının bulunmadığını açıklama ihtiyacına gerek görülmüştür" diyerek Taşkesen’i dinlemediklerini duyurdu.

Yasadışı dinleme mümkün

Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Paul Doany de dün yaptığı açıklamada izleme ve dinleme konusunda kuralların hepsini harfiyen yerine getirdiklerini vurgulayarak, "Umuyoruz ki diğer kurumlar da öyledir" dedi. Taşkesen’in telefonlarının dinlenmesi için herhangi bir "resmi, yazılı, orijinal, otantik" başvurunun yapılmadığını belirten Doany, "Olayın Watergate Skandalı’na benzetilerek Telekom’un bir şeyler gizliyor gibi gösterilmeye çalışıldığını" kaydetti. Doany, "Her Telekom çalışanı elinde bir telefon, dinleme yapıyor değil. Yetkili makamların iddialara son vermek için denetleme yapması gerekir" dedi. Doany, izinsiz dinleme yapılıp yapılamayacağı konusunda, "Teknik olarak herşey mümkün" diye konuştu.

Soru işaretleri arttı

Peş peşe gelen açıklamalar, Taşkesen’in telefonlarının yasadışı olarak dinlendiğini kesinleştirdi. Taşkesen’in istifaya karar verdiği görüşme sırasında Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Ergin Saygun’un masasında olduğu belirtilen dinleme kayıtlarının nereden geldiği anlaşılamadı. Taşkesen’in "tafiks" diye bilinen kurum içi haberleşme ağında kullandığı telefonun Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’nca dinlenebileceği iddia edilmişti. Ancak Taşkesen’in cep telefonunun da dinlendiğini anladığını açıklaması kuşkuları koyulaştırdı.

Çelişen adresler

Taşkesen’e atfen dün iki gazetede yayımlanan açıklamalarda ’telekulak’ın olası adresleri konusunda çelişkili ifadeler yer alması da kafaları karıştırdı.

Hürriyet, Taşkesen’e atfen "Ülkemizde dinlemeyi Genelkurmay, MİT, jandarma ve Emniyet yapabilir. Genelkurmay mı yaptı veya istedi, yoksa başkaları mı Genelkurmay’a iletti bunları da bilmiyorum" sözlerini aktardı.

Yine Taşkesen’e atfen Sabah’ta yayımlanan sözler ise, "Genelkurmay Askeri İstihbaratı’nın beni dinlemeleri imkânsız. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılmadığı da açıkça belirtildi" oldu.

Taşkesen’in Sabah’taki sözlerinde Şemdinli sürecini anımsatarak TSK ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yıpratılmaya çalışıldığını vurgulaması ve "Watergate" benzetmesi yaparak dinlemenin adresi olarak Genelkurmay dışındaki adreslere işaret etmesi dikkat çekti

Soruşturma başlatılabilir

Genelkurmay’ın "yetkimiz ve kabiliyetimiz yok" açıklamasına rağmen Hürriyet’te, Taşkesen’in, dinleme yapma yetkisi bulunan kurumlar arasında Genelkurmay’ı da saydığının belirtilmesi dikkat çekti.

Askeri ve sivil savcılıkların yasadışı dinleme yapıldığına ilişkin ciddi bulgular taşıyan olay konusunda ihbarda bulunulması halinde soruşturma başlatabileceği kaydedildi.

Kimler dinleyebilir?

Türkiye’de telefon dinleme yetkisi sadece polis, jandarma ve MİT’te bulunuyor. Bu kurumlar mahkeme kararıyla dinleme yapabiliyor. Yasayla kurulan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı gelecek haftalarda faaliyete başladığında mahkeme kararları buraya gönderilecek. MİT, polis veya jandarma, kurumun sağlayacağı "hat" üzerinden dinleme yapabilecek. Genelkurmay Başkanlığı’nın ise dinleme yapma yetkisi bulunmuyor.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, 2003’te "Türkiye’de herkesin telefonu dinleniyor. Bizimki de dinleniyor. Tertibat aldık, muhaberat şifrelerimiz geliştirildi" demişti.

Telekulak’ olayları

Türkiye, "telekulak" kavramıyla İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne ilişkin olarak hazırladığı raporla tanıştı. Raporda, Mayıs 1998-Mayıs 1999 döneminde aralarında Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay gibi kurumların da bulunduğu 963 kişi ve kurumun telefonunun Ankara Emniyet Müdürlüğü’nce dinlendiği belirtildi.

1999 yılında dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener, yasadışı biçimde dinlenen Hürriyet gazetesi üst düzey yöneticileri arasındaki telefon görüşmesini açıklayınca büyük bir skandal patladı. İçişleri Bakanı Akşener, tazminat ödemeye mahkûm oldu.

Telekulak’ girdabı

Kara Harp Okulu Komutanlığı’ndan istifa ederek emekliye ayrılan Reha Taşkesen, kendisine atfen yayımlanan ifadelere göre "TSK bu olayı sadece bir bayan ilişkisiyle sınırlayıp basit bir düzeye indirerek gündeme getirdi. Hukuk dışı dinleme olayına TSK dahil hiç kimse dikkat etmedi" dedi. Olayı Watergate skandalına benzeten Taşkesen, "TSK bir ’telekulak’ girdabında" diye konuştu.

Hürriyet’te Emin Çölaşan, "birinci elden" ve "en yetkili ağızdan" anlattığını vurguladığı olay konusunda Taşkesen’e atfen şu ifadeleri yansıttı:

Birileri rahatsız oldu

"Atatürkçü, çağdaş subaylar yetiştiriyordum. Rahat bir eğitimden yanayım. Okulda bira içilmesi söz konusu değil. Ancak Demirtepe semtindeki lokalimizde içki var. Okula içkili gelinmez. Okulda el ele tutuşulmaz. Harp Okulu Komutanlığı’na Orgeneral Büyükanıt tarafından geçen yıl getirilmiştim. Tahmin ediyorum ki, birileri bu uygulamalarımdan rahatsız oldu. Ülkemizin en büyük sorunu köktendincilik ve bölücülüktür. Okulda da bazı duyumlarım oldu. Bu kesimlere karşı sözlü emirler verdim. Rahatsız oldukları kesindir. İmzasız ihbar mektuplarıyla tedirgin ediyorlardı. Üstlerim bu konuda bir araştırma yaptırsaydı, hepsinin asılsız olduğu ortaya çıkacaktı. Yaptırmadılar."

’Telekulağı öğrendim’

"Çevrem çok geniş. Kendi özel telefonumla herkesle her şeyi konuşurum. Dinleniyorum diye özel telefonumdan konuşma yapmaktan vazgeçmedim. Bazı hanımlarla da özel konuşmalar yapmışımdır. Tamamen özel yaşamdır.

Bu yılın başlarında telefonlarımın dinlendiğini çok güvenilir kaynaktan öğrendim. Kimin dinlediğini veya dinlettiğini bilmiyorum. Birinin dinlenmesi için mahkeme kararı gerekir, olmadığını sanıyorum."

Genelkurmay’a da ima

"Ülkemizde telefon dinlemeyi Genelkurmay, MİT, jandarma ve emniyet yapabilir. Dinlemeyi Genelkurmay mı yaptı veya istedi, yoksa başkaları mı dinleyip Genelkurmay’a iletti bunları da bilmiyorum. Samsun’dan başkasının adına bir cep telefonu almıştım. O numarayı da en kısa zamanda öğrenip dinlemeye almışlar. Bu işin arkasında bir yabancı devlet desteği olup olmadığını da doğrusu merak ediyorum. Benim yadırgadığım konu şudur; TSK bu olayı sadece bir bayan ilişkisiyle sınırlayıp basit bir düzeye indirerek gündeme getirdi. Hukuk dışı dinleme olayına TSK dahil hiç kimse dikkat etmedi."

Komutan da bilmiyordu

Taşkesen, Sabah’tan Metehan Demir’in haberine göre de şunları söyledi:

"Komutanımız iki dosya çıkardı. Deşifrelerin iki sayfası özel hayatıma ilişkin detaylardı. (KKK Kurmay Başkanı) Org. Saygun’a şu soruyu sordum: ’Komutanım, mektupların sahipleri ve dinlemenin kimin tarafından yapıldığı konusunda bilgimiz var mı?’ Bunun üzerine, ’Hayır, biz de bilmiyoruz’ yanıtını aldım. Bir süre sessizlik oldu. O sırada, TSK’nın nasıl bir telekulak girdabı içerisinde olduğunu anladım... Komutanımız Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı’na giden süreçte bilinçli olarak çıkarılan spekülasyonlar ve yıpratılma kampanyasını göz önüne alıp düşündüm. Ergin Saygun komutanımıza, ’Yaşar Büyükanıt Paşa’nın yıpratılmaması amacıyla görevimden ve TSK’dan izninizle ayrılmak istiyorum’ dedim."

"Genelkurmay Askeri İstihbaratı ... kurallar bütünü üzerinde çalışan subaylardan oluşmaktadır. Beni dinlemeleri imkânsız."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious