Pentagon raporundaki üzücü detay (HABER YORUM)

Pentagon raporundaki üzücü detay (HABER YORUM).12678
  • Giriş : 16.06.2007 / 10:57:00

Tırmanan terör nedeniyle, Türkiye'de Irak denince akla daha çok Irak'ın kuzeyi geliyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Irak'ın diğer bölgelerinde neler olup bittiğiyle fazla ilgili olduğumuz söylenemez. PKK terörünün canımızı yakması ve terörist örgütün Irak'ın kuzeyinde rahat bir ortam bulması nedeniyle bu bölgeye odaklanmak, bir bakıma normal karşılanabilir. Ama bu bölgenin geleceği ve bir gün terörist üssü olmaktan kurtulup kurtulamayacağı, Irak'ın genelinde ve özellikle Bağdat'taki gelişmelere bağlı değil mi?
Her gün şehit cenazelerine yenilerinin eklenmesi kuşkusuz hepimizin yüreğini dağlıyor. Ancak bugün Türkiye'yi bunaltan teröre ocak ayından bugüne verdiğimiz kurban sayısı 80'den fazla değil. Halbuki sürekli kuzeyini konuştuğumuz ve PKK terörüne karşı bir şey yapmamakla eleştirdiğimiz Irak'ta, her gün bu kadar insan can veriyor.

Bölgeyi uzunca bir süre yönetmiş, önemli tarihî, dinî, etnik ve ekonomik bağları olan Türkiye'nin Irak'ın geneliyle ilgili gelişmeleri göz ardı ederek sadece Kuzey Irak'la ilgilenmesi Iraklıların da dikkatini çekiyor. Nitekim Irak'ın Ankara Büyükelçisi Sabah Omran, bir röportajda bu tutumu için Türkiye'ye sitem etmiş, kan gölüne dönen ülkesinin içinde bulunduğu durumu unutarak sadece Kuzey Irak'ın konuşulmasından üzüntü duyduğunu söylemişti.

Irak'ı bir bütün olarak izlemeyince, bazı gelişmelere anlam vermekte de zorlanıyoruz. Bağdat'ta, ABD'nin ve Kürtlerin desteğiyle ayakta durmaya çalışan bir Şii iktidar bulunuyor. Genel kategoriler olarak bildiğimiz Şii, Sünni, Kürt ve hatta Türkmen gruplar içinde büyük bir güç mücadelesi yaşanıyor.

Ayrıca İran'dan Suriye'ye, Mısır'dan Suudi Arabistan'a bölge ülkelerinin Irak denkleminde ayrı ayrı hassasiyet ve öncelikleri bulunuyor. Şam ve Tahran, Amerika ile Irak üzerinden hasaplaşıyor. Şii İran'ın aşırı güçlenmesinden ve tarih boyu Sünni egemenliği altında kalmış Irak'ın bu kimliğinin kaybolmasından rahatsız olan Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri Bağdat'a başka gözle bakıyor.

Bir de bunların hepsinin üstünde, geleceğe dair umutlarını yitirmeye başlayan Irak halkının ve batağa sürüklediği Irak'tan çıkış yolu arayan Amerikan yönetiminin yaklaşımları var. Bugünlerde her iki eksende de önemli gelişmeler yaşanıyor.

Amerikan Kongresi'nin talebi doğrultusunda, Pentagon tarafından her 4 ayda bir hazırlanan Irak raporlarının sonuncusunda yer alan bir detay, ilk Körfez Savaşı'ndan beri korkulan Irak'ın parçalanması senaryosunun geldiği noktayı göstermesi bakımından çok manidar. Irak'taki ekonomik, siyasî ve askerî gelişmeleri irdeleyen raporun bir yerinde, Iraklıların yüzde 36'sının "Irak üç ya da daha fazla ülkeye bölünürse, bu Irak halkı için daha iyi olur" görüşüne destek verdiği söyleniyor.

Anketin kaç kişiyi kapsadığını ve hangi bölgelerde yapıldığını bilmiyoruz. Ama böyle bir anketin yapılması, böyle bir sonucun çıkması ve bu verinin resmî bir rapora girmesi bile bizatihi önem arz ediyor. Anlaşılan o ki, kaos büyüdükçe, Iraklılar parçalanma senaryosuna zorla da olsa ikna oluyor.

Bu senaryo sadece resmî rapordaki bir anketle sınırlı kalsa üzerinde fazla durulmayabilir. Ancak epey zamandır marjinal bazı çevrelerin savunduğu parçalanma senaryosu, 2008 seçimlerinde başkanlık için yarışmayı düşünen bazı isimlerin tezleri arasına da girmiş bulunuyor. Timothy Garton Ash, perşembe günü Guardian'da çıkan yazısında, Cumhuriyetçi başkan adaylarından Senator Sam Brownback'ın, Irak'ın Şii, Sünni ve Kürt olmak üzere üç devlete bölünmesini savunduğunu yazdı. Benzer şekilde Cumhuriyetçi aday Tommy Thompson da Irak'ı üçe bölmenin çözüm olacağını savunuyor.

Gerçi Beyaz Saray bu teze hep karşı çıkıyor. Ve başka bir Cumhuriyetçi aday olan John McCain, bu tezi savunanları sert biçimde eleştiriyor: "Böyle bir şeye kalkarsanız, Bağdat'taki yatak odalarını da bölmeniz gerekir. Çünkü birçok Şii ve Sünni birbiriyle evlidir. Şayet Washington, Brownback'ın önerisini seçerse, sınırlara çekilip Bağdat'taki soykırımı izlersiniz."

Iraklıların yüzde 36'sının bölünmeye sıcak bakmaya başlaması ve bunun Washington'da çözüm alternatifi olarak, bu kadar üst düzeyde seslendirilmesi, PKK terörü kadar kaygı verici değil mi?

ABDULHAMİT BİLİCİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious