Perinçek, Zekeriya Öztürk kapışması

Perinçek, Zekeriya Öztürk kapışması.13561
  • Giriş : 30.01.2009 / 16:30:00

Ergenekon'da tutuklu sanık M. Zekeriya Öztürk, Doğu Perinçek'e Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşme 33 erin şehit edilmesi konusunda bir karar alınıp alınmadığını sordu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



''Ergenekon'' davasında tutuklu olarak yargılanan İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek'in çapraz sorgusu tamamlandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen duruşmada çapraz sorgusuna devam edilen İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, dünkü sorulara verdiği cevaplarda eksik kalan noktaları açıklamak istediğini belirterek, ''Devletin Yeniden Yapılandırılması Belgesi''ne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Perinçek, belge ile Kuddusi Okkır'a ait olduğu iddia edilen belge arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını savundu.

Hüseyin Gülerce, Nazlı Ilıcak ve Mümtazer Türköne'nin yazılarında, kendisinin savunmasına yer vererek, ''Hüseyin Kıvrıkoğlu'nu 1 numara olarak gösterip, sizi yakarım'' mesajı verdiği yönünde yorumlar yaptıklarını belirten Perinçek, şu görüşleri savundu:

''Benim karakterimdeki bir insan böyle alçakça bir tavrı benimsemez. Ben şemadan söz ettim. Bu tutanaklarda da bellidir. Şemada Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun 1 numara olduğunu söyledim. Bu şemanın da bir tertip nedeniyle hazırlandığın anlattım. ABD, 2001-2002 yılında erken seçime gidilmesi ve Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanı yapılması için bir tertip hazırladı. Bu tertip de amacına ulaştı. Orgeneral Kıvrıkoğlu, Orgeneral Karadayı ve diğer komutanlarımız Türk milletine layık olduklarını kanıtlamış değerli komutanlarımızdır. Benim onlara ''sizi yakarım'' demem, ahlakıma, vicdanıma, karakterime uygun değildir.''

Söz alan tutuklu sanıklardan Aydın Yüksek, Perinçek'e Hizbullah terör örgütünün Diyarbakır Çevik Kuvvet'te eğitildiğine dair iddiada bulunduğunu, bu konuda kanıtı olup olmadığını sordu.

Perinçek, bu konudaki yayının 2000'e Doğru Dergisi'nde yapıldığını ifade ederek, yayının ardından Diyarbakır'da görevli 2 arkadaşlarının öldürüldüğünü iddia etti.

Doğu Perinçek, MİT Müsteşarı Emre Taner'in Hizbullah'ı kullandıklarını söylediğini ileri sürerek, ''İftira etmediğimiz buradan çıkıyor'' dedi.

Geçmişte Diyarbakır'da görev yaptığını ve böyle bir şeyin mümkün olmadığını anlatan Aydın Yüksek, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün tarafından kendisini ilgilendiren konularda soru sorması için uyarıldı.

Perinçek, tutuklu sanıklardan Mehmet Fikri Karadağ'ın, kendisini tanıyıp tanımadığına ilişkin sorusuna, ''davadan önce tanışmadığı'' yanıtını verdi.

Tutuklu sanık Hayretin Ertekin'in sorusu üzerine de Perinçek, soruşturmada delillerin tamamen kanunsuz olarak toplandığını öne sürdü.
-MEHMET ZEKERİYA ÖZTÜRK'ÜN BEYANLARI-

Söz alan tutuklu sanık Mehmet Zekeriya Öztürk, Doğu Perinçek'in hakkında ciddi ithamlarda bulunduğunu, ''gri propaganda yaptığını'' ileri sürdü.

Tuncay Güney, Sami Demirkıran ve 9 numaralı gizli tanık ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten Öztürk, bu kişilerle ilişkisinin olamayacağını savundu.

Öztürk, sürekli olarak MİT ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını, bu kurumda görev yapmış olsa bunu söylemekten çekinmeyeceğini ya da kurumun bunu bildireceğini söyledi.

Mehmet Eymür ile 2007 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında görüştüğünü anlatan Öztürk, İP ve Aydınlık dergisinin 2006 yılından itibaren kendisinin Eymür ile ilişkisinin olduğuna dair yayınlar yaptığını iddia ederek, ''Bu havada kalan bir iftiradır'' görüşünü ileri sürdü.

Ulusal Kanal'dan kendi isteğiyle ayrıldığını kaydeden Öztürk, ABD adına çalıştığının iddia edildiğini belirterek, bunun doğru olmadığını ifade etti ve bazı yazılarını mahkemeye sundu.

Öztürk, bazı elektronik postalarına ilişkin Perinçek'in açıklamaları olduğunu belirterek, anlatıldığı gibi bir durum olsa bunun kontrespiyonaja gireceğini ve böyle bir faaliyetin de MİT tarafından takip edileceğini belirtti. Bu nedenle MİT'in bu konuda bir çalışmasının olup olmadığının sorulmasını talep eden Öztürk, elektronik postalardan birinin haber programı yapan bir arkadaşına yardım etmek amacıyla onun irtibat kurduğu kaynağa yazıldığını söyledi.

Ulusal Kanal'da çalıştığı dönem içinde çeşitli sorunlar yaşadığını belirten Öztürk, ''Buranın septik bir yer olduğunu, aralarındaki asker kişilere ajan olabileceği gözüyle bakıldığını'' ileri sürdü.

Öztürk, bu dönemde birkaç kez bilgisayarına girildiğini, hatta bilgisayar masasının bile kırıldığını öne sürerek, hazırladığı bir elektronik postanın değiştirildiğini ve metin haline getirildiğini gördüğünde, bundan bir kopya ve çıktı aldığını anlattı. Öztürk, bu çıktının dava dosyasında bulunduğunu Perinçek'in savunması sırasında fark ettiğini bildirdi.

-33 ERİN ŞEHİT EDİLMESİ-

Doğu Perinçek'in Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye değinen Öztürk, toplantıda ''kalkışmadan', ''sözde ateşkesten'' bahsedildiğini anımsatarak, toplantıda 33 erin şehit edilmesi konusunda bir karar alınıp alınmadığını sordu.

Bunun üzerine Perinçek, böyle bir görüşmede bunun konuşulmasının mümkün olmadığını ileri sürdü. Perinçek, ''4 yıl önce görüşme yapmışız, karar almışız, 4 yıl sonra gidip 33 eri bulup katletmişler. Böyle bir şey olabilir mi? Bunların hepsi bir görev ihbarı. Bu soruları yarın bazı gazetelerde çıksın diye soruyor'' dedi.

Kendisini ilgilendiren konularda soru sorması için Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün tarafından uyarılan Öztürk, Perinçek'e Cem Ersever'in arşivinin kendilerinde olup olmadığı sorusunu yöneltti.

Ersever'in Aydınlık Dergisi'ne gelmesi üzerine Soner Yalçın ve Hikmet Çiçek'in uzun mülakatlar yaptığını anlatan Perinçek, Yalçın'ın bunu daha sonra bir kitap haline de getirdiğini söyledi.

Perinçek, Ersever'in arşivini getirdiğini düşünmediğini ancak Hikmet Çiçek'in bu konuda daha iyi bilgi vereceğini ifade ederek, ''Arşivini getirseydi bana bilgi verirlerdi. Çünkü önemli bir konudur'' diye konuştu.

Doğu Perinçek, Öztürk'ün beyanlarına ilişkin olarak da kimseyi itham etmediğini, delillere cevap verdiğini söyledi.

Öztürk ise, Doğu Perinçek'in kendisiyle ilgili karakter tahlili yapmasını eleştirdi.

-CEM ERSEVER'İN ARŞİVİ-

Tutuklu sanık Hikmet Çiçek söz alarak Cem Ersever'in arşivinin, Abdullah Çatlı'nın çantası gibi bir hurafe olduğunu iddia ederek, ''Böyle bir çanta yoktur. Cem Ersever'in arşivi de yoktur. Bu iki ayda bir Türk basınında tekrar edilen hurafedir'' diye konuştu.

Mahkeme heyeti üyesi hakim Hasan Hüseyin Özese, Perinçek'e ''Muzaffer Tekin'i nereden tanıyorsun? Sana herhangi bir CD verdi mi?'' sorusunu yöneltti.

Tekin'in Adnan Akfırat aracılığıyla kendisiyle görüşmek istediğini ifade eden Perinçek, ''Daha sonra beni ziyarete geldi. Memnuniyetle görüştüm, konuştum. Bana herhangi bir CD vermedi'' dedi.

Yaşamını yitiren Kuddusi Okkır'ı tanımadığını ileri süren Perinçek, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi üyelerinden kimseyi de tanımadığını iddia etti.

Perinçek, hakim Özese'nin sorusu üzerine, emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile hayatında bir kez 2004 yılındaki Kıbrıs mitinginde görüştüğünü söyledi.

Özese'nin, ''Irak'a silah götürülmesi konusunu ne zaman duydunuz?'' şeklindeki sorusuna Perinçek, Aydınlık dergisinin bu konuyu 1998 yılında haber yaptığını belirtti.

Perinçek, ''Barzani ve Talabani ile uyumlu ilişkim yok ki nasıl referans olayım. Zaten TSK'nın Perinçek'in referansına ihtiyacı yok'' diye konuştu.

-SERHAN BOLLUK İLE GÖRÜŞMESİ

Tutuklu sanık Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk ile bir telefon görüşmesinde, ''halk ihtilali''nden söz ettiğini anımsatan Özese, Perinçek'e ''Halk ihtilalinden kastınız nedir, biraz açar mısınız?'' diye sordu.

Perinçek de 2007 yılında Cumhuriyet mitinglerinin yapıldığını, bir ''367 formülü''nün konuşulduğunu anımsatarak, şu iddialarda bulundu:

''Bunun alternatifi AKP'nin iktidardan indirilmesiydi. AKP'nin hukuk ve ayak oyunları ile indirilmesinin kesin çözüm olmayacağını anlattım. Bunun halka dayanan, halk hareketinin oluşturulmasıyla mümkün olacağını söyledim. Benim önerim silahlı isyan falan değil. Benim önerim dikkate alınsaydı, dün Davos'taki Türkiye'yi utandıran hallere düşülmeyecekti. Türkiye derin krize girecektir.''

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün de, Perinçek'e İP, Aydınlık dergisi ve Ulusal Kanal'ın neden aynı binada olduklarını sordu.

İstanbul'daki binanın birinci katındaki iki odada kendisinin çalıştığını anlatan Perinçek, binanın ilk iki katının partiye, üçüncü, dördüncü ve beşinci katlarının da Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisine ait olduğunu söyledi.

Aydınlık dergisinin partinin resmi organı olmadığını kaydeden Perinçek, başyazarı olarak bazı konularda kendisine danışıldığını anlattı.

Perinçek, Ulusal Kanal'ın özerk bir kuruluş olduğunu, iki kuruma yöneticilik yapacak zamanının olmadığını belirtti.

Başkan Şengün, Perinçek'e, ''Aydınlık'ta gizli belge yayınlanmadan önce size soruluyor mu?'' sorusunu yöneltti.

Perinçek ise başyazar olması nedeniyle ve tecrübelerinden dolayı bazen danıştıklarını, yönetimde bir payının olmadığını ileri sürdü.

Doğu Perinçek, partinin genel merkez binası ile İstanbul İl binasının krokilerini mahkemeye sunacağını bildirdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*