Piri Reis, körfezde fay arıyor

Piri Reis, körfezde fay arıyor.8878
  • Giriş : 26.02.2008 / 10:54:00

TÜBİTAK'ın ''İzmir fayının jeofizik, jeolojik, sismolojik, arkeolojik ve tarihsel veriler yardımıyla incelenmesi ve yorumlanması'' projesine ilişkin çalışmalarının tamamlanma aşamasına geldiği öğrenildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İzmir'in fayının fotoğrafını çekecek entegre projeye ilişkin 2004 yılında karadan başlayan çalışmaların, 20 Şubat 2008'den itibaren Koca Piri Reis Gemisi kanalıyla denizden yürütüldüğü öğrenildi. Bilimsel deniz araştırmaları için hazırlanan, sismik laboratuvar, akustik ve jeofizik çalışmaları uygulama kapasitesine sahip Koca Piri Reis Gemisi ile bu ay sonu bitirilmesi öngörülen çalışmalar kapsamında İzmir'in fay haritasının çıkarılacağı kaydedildi.

Projenin koordinatörü, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günay Çifçi, Koca Piri Reis Gemisi'nde AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, amaçlarının, İzmir Körfezi'nde fay sistemleri bulunması halinde bu sistemleri tespit etmeye yönelik olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Çifçi, ''çalışmalarımızı son derece gelişmiş cihazlarla yapıyoruz. Bu çalışmalar körfezde fay sistemleri varsa bu sistemleri tespit etmeye yönelik, ayrıca tarihsel depremlerle varlığı kanıtlanmış olan İzmir fayının varlığına yönelik bir çalışma olacak'' dedi.

-PİRİ REİS'İN ROTASI-

Prof. Dr. Çifçi, çalışmalarını İzmir Körfezi'nde bu ay sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunun arkasından Sığacık Körfezi'nde bir çalışma olacak. Orada deniz sismik yöntemi uygulanacak. 2005'te İzmir'i günlerce rahatsız eden deprem fırtınası vardı. Biz bu sistemleri bu depremden önce ilk defa orada kullanmıştık. Seferden 1,5 ay sonra bahsettiğim İzmir depremleri oluşmuştu. Bu çalışma ile deprem öncesi ve sonrası verileri alarak karşılaştırmasını yapacağız.''

Sığacık Körfezi'ndeki çalışmaların ardından İstanbul'u etkilemesi beklenen Marmara depremine yönelik çalışma yürüteceklerini ifade eden Prof. Dr. Çifçi, bunun dışında Karadeniz'de gaz hidratlar, Akdeniz'de de geçen sene yaptıkları tsunami ve depremselliğe ilişkin konulardaki çalışmalara geçeceklerini bildirdi.

-GELECEĞİN ENERJİ KAYNAĞI GAZ HİDRAT-

Prof. Dr. Çifçi, geleceğin enerji kaynağı olarak adlandırılan gaz hidratlar konusunda dünyada yoğun araştırmalar bulunduğunu belirterek, Karadeniz'de bu konuda yoğun alanlar olduğunu belirtti. Prof. Dr. Çifçi, ''bunların haritalandırılması, varlığının tespitine yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Gaz hidratların kendisi enerji kaynağıdır, 1 metreküpünde 164 metreküp metan içeriyor. Bütün dünyadaki petrol ve gazın yaklaşık 2 katına varan rezervleri söz konusu'' dedi.

Bu rezervlerin daha çok deniz ortamlarında bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Çifçi, gaz hidratın sismik kayıtlarda görüldüğü zaman derinlerdeki petrol ve gazın da habercisi olduğunu sözlerine ekledi.

-''BİRKAÇ AY İÇİNDE ÇALIŞMALAR BİTECEK''-

Proje Yürütücüsü olan DEÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut G. Drahor ise 2004 yılında başladıkları çalışmalarını hem denizde hem de karada sürdürdüklerini belirterek, yerleşimin daha az olduğu Güzelbahçe'de 2007'ye kadar çalıştıklarını ifade etti.

Prof. Dr. Drahor şunları kaydetti:

''O bölgede herhangi bir aktif faylanma göremedik ama bölgenin eski tarihsel jeolojik kayıtlarıyla ilgili önemli kayıtlara ulaştık. Pınarbaşı bölgesinde çalışmalarımıza başladık ve çalışmalarımızı orada sürdürüyoruz. Şu anda elde ettiğimiz bir veri yok ve olan verilerin içinde İzmir fayı hakkında bir belirti yok. Ancak buradan çıkacak sonuçlarla korele ettiğimiz zaman çalışmalarımızı o bölgeye doğru yönlendireceğiz. Eğer varsa o bölgede İzmir fayı ile ilgili belirtileri elde etmeye çalışacağımızı düşünüyoruz.''

Tarih kitaplarına göre İzmir'de olduğu varsayılan 1688 ve 1778'deki depremlerin büyüklüğü hakkında tam bilgileri olmadığını, ama bunların büyük depremler olduğunu bildiklerini ifade eden Prof. Dr. Drahor, İzmir'in çevresinde bol miktarda fay bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Drahor, şunları söyledi:

''Çünkü tektonik olarak İzmir çok hareketli bir bölge, zaten jeotermal aktivite bunun önemli bir göstergesi. Bu yüzden fay zonu araştırma gereği duyuldu. Kara ve deniz çalışmalarını bitirdiğimizde, zaten projenin sonuna gelmiş durumdayız ve bir kaç ay içinde bitirip, raporumuzu teslim edeceğiz. Ondan sonra zaten İzmir fayı ile ilgili bir çok şey açığa çıkmış olacak''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious