Pişmanlık yasasını anlatma formülü

Pişmanlık yasasını anlatma formülü.12118
  • Giriş : 17.12.2007 / 11:12:00

Soru Cevap? - Devrim SevimayTerörist '221'i duymadıDevlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "Kim, TCK'daki 221'in farkında?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kandil Dağı'ndaki teröristin nereden haberi olacak da 'Ben bundan istifade edeyim' diyecek? Bu tanıtım yeteri kadar yapılamadı. Pişmanlık yasası konusunda ortak akla ihtiyaç var. Kim ne katkı verecekse şimdi konuşsun" dedi.

Türkiye bir yandan Kandil'i bombalarken, bir yandan da Kandil'dekilere "Eve dön" çağrısının sınırlarını genişletip genişletmemeyi tartışıyor. "Peki bu hassas tartışmada geçen haftaki ilk raundu kim kazandı?" derseniz bizim anladığımız, ibrenin henüz ortada olduğu ve kararın zamana bırakıldığı... Ama bu arada da bazı rahatsızlıklar yarattığı...
En azından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in pişmanlık yasası konusundaki "yatıştırıcı", kendisine yönelik eleştirilere ilişkin ise hayli "gergin" açıklamalarından biz bu sonucu çıkardık:

Sizce TCK'daki bu "Etkin pişmanlık" başlıklı 221'inci maddenin üzerine artı bir şey yapmaya ihtiyaç yok mu?
Sayın Başbakan bu konuda bir şey diyecek, ilaveten bir tedbir getirecek varsa, bunlara açığız diyor.

'Hazırlık yapmadık'Siz?
Benim kanaatim bu 221'i kimse evvela anlamadı. Daha şimdi yeni gündeme geliyor. Kim TCK'daki 221'i okudu da farkında? Kandil Dağı'ndaki teröristin nereden haberi olacak da "Böyle bir madde var, ben bundan istifade edeyim" diyecek? Bu tanıtım yeteri kadar yapılamadı. Ama, siz gazetenizin bir köşesini 221 yaparsanız, TV kanalları sık sık, "Ey falanca, böyle bir imkân var" derse...

Asker helikopterlerden bildiri dağıtıyor..
Askerin ya da başkasının attığı bildiriden haberi olan var, olmayan var. Üç gün anons ettik, bitti denecek bir konu değil bu. Onun dışında ne yapılabilir, tabii ayrıca onu da oturup konuşmak lazım.

Mesela, yeni bir yasa ya da mevcut yasada bir esneklik olabilir mi?
Biz, bu saat itibarıyla bir hazırlık yapmadık. Ancak, konuşuluyor işte. Siz de geldiniz şimdi bunu sordunuz, konuşuyoruz. Bakalım Milli Güvenlik Kurulu var, orada gündeme gelir mi bilemem. Ama, bizim geçen Terörle Mücadele Kurulu toplantısında gündeme gelmedi, onu söyleyeyim.

Bakanlar Kurulu'nda da gündeme gelmedi...
Gelmedi.

Ama bir yandan da AKP'nin önemli isimleri, "Fayda varsa olabilir" diye açıklamalar yapıyor. Mesela Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu..
Fikrini söylüyor, evet.
- Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat da söylüyor...
İfade özgürlüğü kapsamında söyleniyor, evet.

Siz de başka bir şey söylüyorsunuz...
Ben başka bir şey söylemiyorum.

Siz, gerek olmadığını söylüyorsunuz...
Hayır, hayır...

Daha önce söylediniz?
Şimdi şöyle, dikkat ederseniz ben bu tür konularda evet-hayır... Yani sizin istediğiniz sorular bir ankete cevap gibi... "221'in değişmesine ihtiyaç var mı yok mu?", yahut "Öyle bir yasa var mı yok mu?"

Bunu başka nasıl sorabiliriz ki?..
Ama, dikkat ederseniz bu kadar karmaşık bir olayı, ben de çok uzun anlatıyorum. Ben, fotoğrafı ortaya koymaya çalışıyorum. Sonra beni hangi kareye oturtursunuz bilemem, ama ben gündeme gelen hiçbir konuyu ayaküstü konuşmamaya gayret ediyorum, hep elimde belgelerle konuşmaya çalışıyorum...

Siz kare olarak efendim, hep şuna oturtuluyorsunuz; "engel oluyor" karesine...
Soğanın acısını yiyen değil, doğrayan bilir. (Bu yanıtı verirken Çiçek'in gözleri birden ve gerçekten çakmak çakmak oluyor) Ben bu acıyı çekenlerdenim ve ömrümüzü, hayatımızı ortaya koyarak bu hazırlıkları yapıyoruz. Böyle ayaküstü sallama, ben de popülizm yaparım ve bunu yapanlardan da daha iyi yaparım.
Niye, herkesin aferin alacağı bir noktada... Bakın, biz bütün bu şeyleri ortaya koyarız, sonunda da ortak akıl bir karar verir. Bu bazen benim dediğim istikamette olur, bazen benim demediğim istikamette... Ama, benim dediğim olmadı diye maraza çıkaranlardan olmam ben.


'Hamallığını yaptım'
Fakat, işte siz çok güçlü bulunuyorsunuz hükümet içinde?..
Benim gücüm partimden gelir. Ben bir partiye mensup olarak siyaset yapıyorum. Ama, şimdi sizi de çağırdılarsa bir toplantıya ya da o konun konuşulacağı bir toplantının içindeyseniz herhalde fikrinizi söylersiniz. Sonunda da bir karar verilir. O kararı savunmazsanız, o kararın arkasında durmazsanız işte işin tenkit edilecek noktası burasıdır. Yoksa, ben filancadan farklı bir şey söyledim diye bunun o kareye bu kareye oturtulmasını ben şahsen doğru bulmam. O zaman insanların hiçbir şey söylememesi gerekir.
Mesela, sizinle bu mülakatı hiç yapmamamız gerekir. Bu mülakatı yapmazsak, benim ne dediğim belli olmaz. Bakarım, rüzgâr bu istikametten esiyorsa böyle olurum, bu istikametten esiyorsa böyle olurum. Ama, bir şeyin unutulmaması lazım... Bakın beni o kareye bu kareye oturtanları biliyorum. Bunların niyetlerini de biliyorum.
Zaman zaman nasıl belden aşağı vurmaları oldu dışarıdan, onu da biliyorum. Ama, şunu da herkesin görmesi lazım: Bugün Türkiye AB ile müzakere yapabiliyorsa, o yasaların yüzde 99'unu ben çıkardım. Yani, o uyum yasaları dediğiniz... Türkiye lehine yazılan ne kadar olumlu puan varsa, bunların hepsinin hamallığını yapanlardan birisi de benim.


'Güç budalalığına girmem'
Oysa tam tersi, söylenen de şu: "AKP, daha büyük açılımlar yapacak, ama siz engel oluyorsunuz... Partide frene basanların başında siz geliyorsunuz..."
Kim engel? Bunların hepsi zandır. Terör gibi bu kadar karmaşık ve çözümü de çok zor olan bir noktada yaptığımız, konuyu bütün yönleriyle görmektir. Herkes istediğini konuşsun, ama Cemil Çiçek konuşmasın. Bu başka türlü benim önümü kesmektir. Bunu ben kabul etmem.

Hatta Başbakan'ın görüşlerinin Lizbon'dan döndükten sonra değişmesinde sizin etkili olduğunuz bile söyleniyor?..
Hiç oralarda kimsenin bir şey aramasına gerek yok. Ben hiç öyle güç budalalığına girmem. 550 milletvekilinden biriyim. Ama, ben Sayın Başbakan'ın ne demek istediğini çok iyi anlarım, anladım, Sayın Başbakan da beni çok iyi tanır. O Sayın Başbakan, ben de onun hükümetinde Bakanım.

Peki size sorabilir miyiz: Başbakan Lizbon yolunda söylediği açılımı, sizce niçin daha sonra yumuşatma ihtiyacını hissetti?..
Hayır, hayır... Sayın Başbakan'la biz farklı şeyleri konuşmadık. Bugün konuşuyoruz bu konuyu, ama bir ay sonra hangi noktada oluruz onu bilmem. Üç ay sonra hangi çalışma içinde oluruz, onu bilmem. Çünkü hesapta olmayan birçok şey çıkar.

Anlaşılan bu pişmanlık yasasını değiştirme işini tamamen rafa kaldırmamışsınız galiba?
221 zaten işletiliyor.

İşletiliyor, fakat esnetilsin mi, genişletilsin mi noktasındaki son durum?..
Ee bakalım o konuda kim ne diyecek? Yani esnetip de ne esneyecek, ne kadar esneyecek, kim ne diyorsa bunları söylesinler. Filancayla falanca farklı düşünüyor deyip onun tartışmasını yapacaklarına, bu sürece kim nasıl bir katkı yapacaksa ona kafa yorsunlar. "Acaba ortada bir 221 var, bunun ötesinde ne yapabiliriz?" veya "Ceza Kanunu'nun dışında ne olabilir?"... Birilerinin bir teklifi varsa, onu da dinlemeye hazırız.
Sayın Başbakan da kim ne katkı verecekse bunu desin diyor. Hakikaten, bu noktada ortak akla ihtiyaç var. Bir tedbir olacaksa bunu herkesin desteklemesi şart.

Peki, ama şimdi Ankara'yı bir kenara koyalım, okur bu yazıya bakıp, "Cemil Çiçek ne düşünüyor?" dediğinde, ne anlamalı?
Bu konuların şu safhada daha konuşulan konular olduğu sonucuna varmalı.

Genci, ölüm orucundan vazgeçirdi

Eve dönüşe ikna etmek için PKK'lıların aileleriyle de görüşmeye başladınız mı?
Bakın, benim üzüldüğüm nokta, sanki bu işler yeni başladı, başlıyor. Bu işler zaten yapılıyor. Bu kadarını söylersem yeter mi? Yapılıyor zaten bu. Bir kısım insanlar dağa çıkmadıysa veya geldiyse gittiyse, herhalde çok yönlü çabaların etkisi olmuştur. Ama, biz kameraları peşimize takarak gitmiyoruz.


'Anam gibiydi...'
Söz, kameraları peşine takıp takmama konusuna geldiğinde Çiçek, bugüne kadar en yakın danışmanıyla bile paylaşmadığı çok çarpıcı bir anısını ilk kez anlattı: "Adalet Bakanlığım sırasında, sanırım yıl 2004'tü, bir dernek başkanı bir gün bana geldi. PKK'lı değil, öbür örgütlerden...
Dedi ki, 'Sizinle filancanın annesini görüştüreceğim, görüşür müsünüz?' Ben de 'Eğer peşine basın mensuplarını takıp gelecekseniz görüşmem. Çünkü, o zaman keçi can derdinde, kasap et derdinde, sen işin reklam kısmında olursun. Ama, ortada bir sorun var, katkı sağlar mısınız diyorsanız, gelin görüşelim' dedim.
Pazar günü geldi bana. O çocuğun annesi... Kapıdan girdi kadıncağız, vallahi benim anam. Tipik bir köylü kadını... Ben de köy çocuğuyum. Oturdu, ikramda bulundum. Dedi ki, 'Şöyle bir şey yaparsanız benim çocuğum kurtulacak.' Ve o annenin sorunu çözüldü. Kararından vazgeçti ve kurtulanlardan biri oldu o kişi. Ölüm orucundakilerden bir tanesiydi işin açıkçası...
Bakın, bunu Basın Müşavirim dahi bilmiyor. Kimse bilmez. Tahrik etmeseydiniz şimdi de söylemezdim aslında... Oysa, ben bu olayı o zaman açıklasaydım manşet olurdum. Başkaları var idiyse ben onu da yapmaya hazırım..."

Hem yanıt verdi, hem vermedi

1- Devlet Bakanı Cemil Çiçek, yeni bir pişmanlık yasası çıkarılıp çıkarılmamasına ilişkin şahsi fikrini şu aşamada net bir şekilde açıklamamayı tercih etti. Konuya ilişkin ısrarlı sorularımıza ver(me)diği son yanıt, duvardaki saate bakarak gülümsemesi oldu.

2- Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın sözlerine atıf yaparak, "Siz Meclis'te PKK'lı görüyor musunuz?" sorumuz üzerine Çiçek, "Anladım. Bizden bir arkadaşın bir beyanı var (AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, "Ben görmedim" demişti), öbür tarafta başka beyan... Ben buna yanıt vermem" dedi.

4- 2003'te çıkarılan "Topluma Kazandırma Yasası"nı aslında hükümetten askerin isteyip istemediğini sorduğumuzda Çiçek, "Herhalde Meteoroloji Genel Müdürlüğü isteyecek değil. Ya da Şap Enstitüsü'nden gelecek bir talep olmaz bu... İlle de spesifik bir şey sormayın... Ama, bu yasalar bir 'hükümet ihtiyacı' olarak hükümetlerin önüne gelmedi. Bu bir 'devlet ihtiyacı' olarak hükümetlerin önüne geldi" demekle yetindi.

5- Geçmişteki PKK ve ASALA saldırılarında yakınlarını kaybeden ve bu konu her açıldığında çok duygusallaştığı fark edilen Çiçek'e "Ne kadar yakınlarınızdı?" diye sorduk. Çiçek, "Bizi acıtacak kadar... Ama onları afişe etmeyi istemem. Aileler üzülür" diyerek konuyu kapattı.

Gerektiğinde partiden ayrılmalı

Partiniz veya hükümetinizle örtüşmediğiniz konular var mı?
Siyasette herkes sizin dediğiniz gibi olmaz. Biz 340 milletvekili olan bir grubuz. Hükümette de 24 kişiyiz. Her zaman benim dediğim olacak diyemezsiniz. Ama, eğer o noktaya geldiyseniz de o zaman yapacağınız bir iş var. Ben bunu yaptım ve yaparım da... Hükümet sorumluluğundan veya partiden ayrılırsınız. En namuslu olanı da budur. Tabii o noktaya geldiyseniz... Zaten parti dediğiniz şey de farklı düşünceleri olanların ortalama bir noktada buluşmasıdır. Onun da adı parti programıdır, hükümetse hükümet programıdır.

5 Kasım çok önemli bir tarih

Sanki 5 Kasım'daki Erdoğan-Bush görüşmesinden sonra Türkiye farklı bir raya geçti, doğru mu?
Evet, 5 Kasım, önemli bir tarih. 5 Kasım'dan sonra Türkiye kararlarını verirken daha rahat karar vermiştir. Bir kısım endişeleri varsa onları bertaraf etmiş olarak bu kararları vermiştir. Çünkü, 5 Kasım'ın getirdiği şey şudur: Sınır ötesi operasyon yapacaksanız burası Irak toprağı, ama oranın hâkimi ABD. Onunla geliştirilecek işbirliği varmak istediğiniz hedefe sizi daha çabuk yaklaştırır. Bu işbirliği çok önemlidir.

Milliyet

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious