Piyasadaki para sıcak değil

  • Giriş : 15.04.2006 / 00:00:00

Türk mali piyasalarına yönelik yabancı sermaye akışı carî açığın finansmanı için önemli bir kaynak sağlıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, bu miktarın yüzde 75’inin uzun vadeli veya doğrudan sermaye yatırımı olduğunu söyledi. Toplam 44 milyar dolarlık sermaye girişi olan 2005’te aynı oranın yüzde 57 civarında olduğuna dikkat çeken Şener, yabancıların artık ‘spekülasyonlarla büyük paralar kazanıp terk edelim’ düşüncesiyle değil, bilakis kalıcı olmak için geldiğini kaydetti. Türkiye’nin yabancı sermaye açısından çok daha cazip bir merkez haline geldiğini ileri süren Bakan, “Para çekilecek ve sorun çıkacak düşüncesi içinde değilim. Paranın sıcak değil, soğuk para olduğuna inanıyorum.” dedi. Ekonomi Muhabirleri Derneği tarafından İstanbul Şişli’deki Ramada Otel’de düzenlenen sohbet toplantısına katılan Şener, burada basın mensuplarının sorularını cevapladı. Carî açığın finansmanında yabancı sermaye yatırımlarının önemli bir katkısı olduğunu belirten Bakan, artık 20 yılda gelen doğrudan yabancı yatırımların sadece 1 yılda girdiğini ifade etti. Carî açıkla ilgili gelişmelerin aslında Avrupa Birliği’ne giren ülkelerle paralellik gösterdiğine işaret eden Şener, bu ülkelerde de AB süreciyle birlikte carî açığın devam ettiğini aktardı. Şener, “Türkiye’de cari açıkla bağlantılı olarak bir ara en fazla konuşulan konu kur sistemiydi. Ancak şunu da bilmeniz lazım. Dalgalı kur sistemi var ve Merkez Bankası’nın ilan ettiği politikalar var. Bu politikalar çerçevesinde kuru çok bilinçli olarak yerinden oynatmaya yönelik bir operasyon yok.” dedi. Bakan Şener, şu an bankacılıktaki yabancı payının yüzde 14’ün biraz üzerinde olduğunu, Borsa’daki halka açık hisselerle birlikte bu oranın yüzde 29’u bulduğunu söyledi. Şener, “Bankacılık sektörüne ilgi olduğu doğru; ama Türkiye açısından baktığımızda likiditenin sadece bankacılık sektörüne kaydığını söylememiz doğru olmaz diye düşünüyorum.” dedi.

Bakan Şener, hükümet tarafından uygulanan ekonomik programda, sosyal boyutun asla ihmal edilmediğini aktardı. Sosyal ödemeleri iktidara gelmeden önceki duruma göre iki-üç misline varan oranlarda artırdıklarını anlatan Bakan, “Programımızın sosyal boyutu vardır. Bu program hükümetin programıdır, IMF’nin değil. Derviş programı hiç değildir.” şeklinde konuştu. Merkez Bankası başkanlığına atama sürecine de değinen Şener, burada normal sürecin işlediğini belirtti. Başkanlık için hükümetin bir atama kararnamesi gönderdiğini, bunun Cumhurbaşkanı tarafından kabul görmediğini anlatan Şener, gönderilen yeni atama kararnamesinin ise sonucunun beklendiğini söyledi. Abdüllatif Şener, Merkez Bankası başkanlığına yapılacak atama konusunda, Erdem Başçı’nın en çok yıpratılan isim olduğuna işaret ederek, eski başkanın devam etmesi yönünde birtakım fikirler geldiğini; ancak yeni isimler önerilmediğini kaydetti. Şener, “Benim de isteğim, kararnamesi onaylanmış ve yerine oturmuş bir başkanın geçmesi.” dedi.

Telsim’in parası önce vergi borçlarına

Abdüllatif Şener, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesindeki şirketlerin satışından gelecek gelirle öncelikle bu şirketlerin vergi borçlarının tahsil edileceğini söyledi. Bütün şirket ve firmaların devlete karşı yükümlülükleri bulunduğunu, bu yükümlülüklerin başında da verginin geldiğini vurgulayan Bakan, “Fon bünyesindeki şirketler satıldığında buradan ortaya çıkan gelir öncelikle bu şirketlerin banka yükümlülükleri nedeniyle doğrudan hakim ortağın borcuna mı mahsup edilsin yoksa, devletin başka alacaklarına mı öncelik tanınsın sorusu var. Bana kalırsa öncelikle devlet vergi alacağını tahsil etmelidir, devlet vergi alacağını tahsil ettikten sonra kalan miktar diğer borçların karşılığı olabilir.” dedi. Şener, zaten diğer borçlar kapatıldığında devletin vergi alacağını tahsil etmesinin imkânsız hale geldiğine dikkat çekti. Bankacılık Kanunu’nun bunu etkiler tarafı bulunmadığını ve konuyu politik olarak düşünmemek gerektiğini ifade eden Şener, ‘şimdiye kadar yanlışsa bundan sonra da yanlış devam etsin’ diye düşünülemeyeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi ekonomi için risk değil

Enflasyon ilk aylarda aşağı inmekte biraz direnç gösteriyor gibi gözüküyor; ama şu anki süreçte hedefe aykırı, hedefi bozucu herhangi bir görüntü yok.

İpotekli konut kredisi Mortgage yasa tasarısı ile ilgili görüşmeler haftaya Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda başlayacak.

Galataport ihalesi yeniden yapılabilir. Bir Galataport ihalesi olmuştur, mahkeme bir karar vermiştir ve o karar doğrultusunda dosya kapatılmıştır.

Esnafa yönelik vergi indirimi ya mali dengeler içinde 2007 bütçesi hazırlanırken, ya da bütçeyi rahatlatacak bir durum söz konusu olduğunda ele alınabilir. Mevcut dengeyi bozucu bir uygulama olmayacak.

BDDK başkanlığına atama konusunu kendi alanıma müdahale görmüyorum.

Başbakan’ın kararlılığından edindiğim izlenime göre 2006’da seçim yok.

Cumhurbaşkanlığı seçimi ekonomi açısından risk oluşturmaz.

Nükleer santral konusunu taraftar veya karşı olmak noktasından değil, enerji politikaları açısından değerlendirmek lazım.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious