Piyasanın eli çok ağır RADİKAL

  • Giriş : 06.06.2006 / 00:00:00

Merkez Bankası Başkanı'nın güven vermeye dönük açıklamalarına karşın yüksek çıkan mayıs ayı enflasyonu piyasalardaki çöküşü hızlandırdı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Görev süresi 14 Mart'ta sona eren eski Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin yerine 35 gün sonra yeni başkan Durmuş Yılmaz'ı atayabilen hükümetin bu süreci iyi yönetememesiyle ekonomide başlayan bozulma hızlanarak sürüyor. Parayı yöneten en önemli ismin atamasındaki bu aksamanın ardından cumhurbaşkanlığı seçimi ve laiklik tartışması, erken seçim gibi iç gündemin yanı sıra belki de daha önemlisi global sermayenin Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden 'daha güvenli limanlara' doğru hareket etmesi dalgalanmayı sertleştirdi. Nisan ayı enflasyonun ardından mayıs enflasyonunun da beklentilerin çok üzerinde çıkması ise kopuşu hızlandırdı. Dün dolar son üç yılın en yüksek seviyesine çıkarken, bono faizleri ise 16 ayın zirvesine ulaştı.

Enflasyon moralleri bozdu

Cuma günü borsa kapandıktan sonra açıklanan mayıs enflasyonuna sert tepki veren faiz ve döviz haftanın ilk günü de benzer tepkileri vermeye devam etti. Hafta sonu gazetelerin ekonomi şefleriyle bir araya gelen Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın yarın yapılacak Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz artırımı kararı çıkabileceği, ayrıca dövize müdahalede bulunabilecekleri sinyali vermesi piyasada tansiyonu düşürmesine rağmen dalgalanmayı engellemeye yetmedi.
Dün sabah ilk işlemlerde Mayıs 2003'ten bu yana gördüğü en yüksek seviye olan 1.6100 YTL'ye fırlayan dolar bu seviyeden Türk yatırımcıların satışları nedeniyle gerileyerek günü 1.3 YKr değer kaybıyla 1.5790 YTL'den tamamladı. Günün tartışmasız en hareketli piyasası ise enflasyon ve faiz artırımı tedirginliği yüzünden bono piyasasıydı. Sabah yüzde 17.69 seviyesinden güne başlayan 9 Nisan 2008 vadeli gösterge tahvilin faizi Şubat 2005'ten bu yana gördüğü en yüksek seviye olan yüzde 18.9'a kadar yükseldi. Sabah 37.693 puana kadar gerileyen İMKB ise günü 1321 puanlık düşüşle 37.964 puandan kapattı.

Faiz kaç puan yükselir?

Pazar günü faiz artırımından yana olduğunu açıkça söyleyen ve yarın yapılacak olan Para Kurulu Toplantısı'nda bu yönde oy kullanacağını duyuran Durmuş Yılmaz'ın bu açıklaması dün bankalararası piyasada 'Merkez faizi nereye çıkacak' tartışmalarına neden oldu. Piyasadaki genel beklenti faizin yüzde 0.5 artırılarak yüzde 13.75'lere çıkması yönünde.

Merkez açıklaması önemli

Ancak Merkez Bankası'nın piyasaya kuvvetli sinyal vermesi gerektiğini belirtip faizdeki artışın 1 puana ulaşabileceğini söyleyenler veya her ay mini artırımlar yapılacağı tahmininde bulunanlar da var.
Para yöneticileri Merkez Bankası'nın hafta sonu yaptığı toplantısındaki açıklamalar ve PPK'nın yarın 'olağanüstü' toplanacağının açıklanmasının piyasadaki tepkiyi nispeten sınırladığını ve piyasalara güven verdiğini söyledi.

Yine yabancı sattı

Ancak asıl önemli açıklamanın Para Politikası Kurulu'ndan sonra geleceğini vurgulayan Tekfenbank'tan Bahar Yazgan, "Piyasa açısından faizdeki artırım önemli ancak asıl önemlisi açıklamalarıyla ile ne kadar kararlı ve güçlü olduğunu ortaya koymasıdır" dedi.
Dün piyasada çok yoğun olmamasına karşın bir panik havası yaşandığını söyleyen para yöneticilerine göre dövizde yabancı ağırlıklı satışlara karşın yerli yatırımcıların kurların yüksek seviyesinden satışları vardı. Bunun kurlardaki çıkışı dengelediğini söyleyen bir bankacı, "Bono piyasasında ise yerli ve yabancı yatırımcıların satışlarını gördük. Ancak ağırlık yine yabancılardaydı. Türkiye'den giden yabancı bir daha dönmüyor" açıklamasında bulundu.

Faiz 4.5 yıldır düşüyor

Son 4.5 yıldır sürekli faiz indirimi yapan Merkez Bankası kısa vadeli faizlerinde indirimlerine 20 Şubat 2002 tarihinde başlamış ve gecelik borçlanma faizini yüzde 59'dan yüzde 57 seviyesine çekmişti. O günden 28 Nisan 2006 tarihine kadar geçen sürede toplam 26 defa kısa vadeli faizlerini indiren Merkez Bankası'nın halen gecelik borçlanma faizi yüzde 13.25 seviyesinde bulunuyor.


Faizdeki yükseliş kimi nasıl etkiler?
Devlet

Faiz oranlarındaki yükseliş Hazine'nin borçlanma maliyetlerini de önemli ölçüde artıracak. En son 2006 yılının ocak ayında beş yıl vadeli tahvili yüzde 12.40 faizle satan Hazine'nin maliyeti bugünlerde yüzde 19 seviyelerine dayandı.

Faiz oranlarında yaşanan artış sürerse bu, enflasyonu da körükleyecek. Yüksek faiz ve enflasyon ise büyüme ve istihdam üzerinde olumsuz etki yaratacak.

Büyümedeki gerilemeye bağlı olarak devletin vergi gelirleri azalacak.

Vergi gelirlerindeki azalış karşısında bu yıl olmasa bile 2007 yılında devlet faiz dışı fazlayı tutturmakta zorlanabilir.

Özel sektör

Yükselen enflasyona bağlı gelirler düşeceği için talep azalacak, bu da şirket satışlarını olumsuz etkileyecek. Buna karşın ihracatçı şirketlerin kurlardaki çıkış nedeniyle satışları artabilir.

Dövizde açık pozisyonu olan çok sayıda şirket kurdaki yükseliş yüzünden ödemede zorlanacak.

Kredi kullanan kuruluşların maliyeti kredi faizleri yükseleceği için önemli ölçüde artacak.

Faiz yükselişi yüzünden yeni yatırımlar askıya alınacak.

En olumsuz etkilenecek sektör ise gayrimenkul olacak.

Faizlerin yükselmesi en çok bankaları olumsuz etkileyecek. Düşük faizle aldıkları bono/tahvil faizlerindeki yükseliş nedeniyle zarar yazan bankaların ayrıca düşük faizle kullandırdığı krediler yüzünden de kârlılıkları düşecek.

Vatandaş

Yılbaşında yıllık enflasyon hedefi olan yüzde 5 kadar zam alan çalışan kesimin yükselen enflasyon nedeniyle gelirleri reel olarak azalacak. Halen en iyimserler bile yıl sonu enflasyonunun yüzde 8'ler civarında çıkacağı tahmininde bulunuyor.

Ekonomideki kötü gidiş işçi ve memuru sokağa dökebilir.

Banka kredisine ihtiyacı olanın maliyeti artacak.

Kurlardaki yükseliş yüzünden başta otomobil olmak üzere ithal ürünlerin fiyatları artacak.

Toplam 20 milyar doları aşan tüketici kredileri içinde 1 milyar doları dövizli. Bu yüzden Türk halkı dövizdeki yükselişten etkilenmeyecek.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious