'PKK saldırıları bitmezse ilişkiler düzelmez'

  • Giriş : 06.05.2007 / 00:00:00

Amerika’nın Sesi Radyosu, Türkiye’nin sınır ötesi operasyon olasılığı ve Kerkük'teki duruma ilişkin program yayınladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Washington Enstitüsü Türkiye Programı Yöneticisi Soner Çağaptay, PKK saldırıları sürdükçe Türkiye ile Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi arasındaki ilişkilerin düzelmeyeceğini, Kerkük'te Türkmenler, Sünni ve Şii Araplar, Kürtler ve Hıristiyanlar bulunduğunu ancak Türkler'in bu durumu lehlerine değiştirmeye çalıştıklarını söyledi. Çağaptay, Kürtler’in Kerkük’te referandum ısrarından zarar göreceklerini savundu.

Radyoda konuşan Çağaptay, eski Kerküklüler'in kente dönmelerinin sağlanmasını adil bir girişim olarak nitelendirirken kente dışardan çok sayıda Kürt yerleştirildiğini ve bunun da ciddi sürtüşmeye yol açtığını anlattı. Çağaptay, Kerkük’teki gelişmeleri dikkatle izleyen siyasal gözlemciler Arap ve Türkmenler’in referandumu boykot edeceklerine dair tahminde bulunurken Kürtler’in referandumda ısrar etmelerinin kendi davalarına zarar verdiğini öne sürdü.

PKK SALDIRILARI SÜRERSE İLİŞKİLER DÜZELMEZ

Washington Enstitüsü Türkiye uzmanı Soner Çağaptay, PKK terör örgütü kuzey Irak’tan Türkiye’ye saldırılarını sürdürdüğü sürece Ankara’yla Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerde iyileşme olamayacağını vurgularken, "PKK denklemden çıkarılsa, taraflar arasında bir yakınlaşma olabilir, bir çok konuda ortak nokta bulabilir. Ancak bunun için Iraklı Kürtlerin PKK’nın kuzey Irak’ta sığınmasını engellemeleri ve terör örgütüne karşı harekete geçmesi gerekir" dedi.

COLE: KERKÜK'TE TERÖR ARTAR

Michigan Üniversitesi tarih profesörü Juan Cole, Kerkük’te şiddet olaylarının giderek arttığını ve daha da artacağını söyledi. Prof. Cole, Kerkük’te, asla Kürt yönetimi altında yaşamak istemeyen Türkmen ve Araplar bulunduğunu bu grupların kentteki peşmergeleri düşman olarak gördüğünü ve Kerkük referandumu sonucu Kürt yönetimine bağlandığında şiddet eylemlerinin daha da artacağını savundu.

Amerikalı eski diplomat ve Kürt gruplara danışmanlık yapmış olan Peter Galbraith ise referandumun kentte gerginliği azaltacağını savunarak, "Kerkük Arap olursa Kürtler, Kürt olursa Araplar memnun kalmayacak" dedi. Galbraith, Kerkük’ün Kürt bölgesine bağlanması halinde Arap ve Türkmenler’in çoğunun bunu kabul etmede zorlanacağını anlattı.

“BAĞDAT’TAN KÖTÜ HALE GELİR”

Uluslararası Kriz Grubu adlı düşünce kuruluşu uzmanı Joost Hilterman referandum için gerekli işlemlerin bu yıl içinde tamamlanmasının imkansız olduğunu anlattı. Lehigh Üniversitesinden uluslararası İlişkiler uzmanı Henri Barkey, bazı adımlar atılmazsa Kerkük’ün, Bağdat’tan daha kötü bir çatışma alanı haline gelebileceğini, referandumun erteleneceğini iddia etti. Heny Barkey, bölgedeki Kürt yönetiminin seçimleri 6 ya da 9 ay erteleyerek gerginliği hafifletebileceğini, bu yolda karar almak için en az yaz sonuna kadar kentteki gelişmeleri izleyeceğini söyledi. Barkey en iyi çözüm yolunun Kerkük’te bütün grupların katılacağı bir yönetim kurulması olduğunu, Kasım ayında referandum yapılamaması halinde Kürtler'in Bağdat’taki merkezi hükümetten çekilerek Irak'ı yeni bir istikrarsızlığa sürüklenebileceği olasılığı bulunduğunu hatırlattı.

TÜRKİYE'NİN KAYGISI

Henri Barkey, Türkiye’nin temel kaygısının Kerkük olmadığını iddia ederken, “Türk yetkililer de açıkça söylüyorlar: onlar için esas sorun stratejik. Yani, Kürtler'in bağımsızlık ilan etme ihtimali. Kerkük, Kürtlere önemli doğal kaynaklar sağlayacak. Bu da, bağımsız bir devlet ihtimalini kuvvetlendiriyor. İşte esas tehdit bu” diye konuştu.

Barkey, Türkiye’nin sınır ötesi operasyon olasılığına ilişkin “Kuzey Irak’taki Kürtler Irak’a bağlı federal bir bölge bile olsalar, PKK'ya karşı bir şey yapmaları gerekiyor. Bundan kaçış yolu yok. Taraflar, bunu bir şekilde, sessizce halletmeli. Ancak, bu ‘söz düellosu’ sorunun çözümlenmesine yardımcı olmuyor. Taviz vermek zorlaşıyor" dedi.

ARALARINDA BENZERLİK VAR

Amerika’nın Sesi Radyosu, bazı gözlemcilerin, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki eğilimin farkında olduğuna, buna rağmen bölgeyle yatırım ve ticaretin hızla arttığına dikkat çektiğini aktardı. gEÇMİŞTE Iraklı Kürtler'e danışmanlık yapan emekli Büyükelçi Peter Galbraith, Türkiye’nin yaklaşımına ilişkin, şunları söyledi:

“Türkiye, aslında değişen şartlara uyarak politikasını geliştirdi. Türkler, Kuzey Irak’ta fiili olarak bir Kürt devleti bulunduğunun farkında ve bunun karşısında yapılacak pek bir şey olmadığını da biliyor. Kürtlerin de batı yanlısı olması doğal olarak Türkiye’ye yakınlık duymalarına neden oluyor. Aralarında bir çok benzerlik var. Arap değiller, batı yanlısı ve laiklik ilkesine bağlılar, demokratik bir düzen arayışındalar. Bu nedenle, Türkiye’den kuzey Irak’a bakıldığında, bazıları tehdit olarak değerlendiriyor; bazıları da aşırı İslamcılığa karşı tampon bölge görüyor.”

KERKÜK'ÜN ÖNEMİ

IRAK Anayasası’ndaki 140’ıncı madde, Kerkük’e dönüşlerin Mart 2007’de tamamlanmasını, Temmuz’da nüfus sayımı yapılmasını ve 15 Kasım 2007’ye kadar de kentin statüsüne ilişkin referanduma gidilmesini öngörüyor.

Uzmanlar, Irak’ın petrol kaynaklarının yüzde 40’ına sahip olan Kerkük kentinin Kürtlerin eline geçmesinin; onlara bağımsızlık yönünde adım atmaları için cesaret vereceği, bunun da Türkiye gibi komşu ülkelerde yaşayan Kürtler’de ayrılıkçı duyguları körükleyebileceği belirtildi.

Radyo, 1957'de yapılan son nüfus sayımına göre, Kerkük’ün yüzde 40’ının Türkmen, yüzde 35’inin Kürt, yüzde 24’ünkn Arap ve yüzde 1’inin Hıristiyan olduğunu, kentin Saddam tarafından Araplaştırılması sırasında 120 bin kişinin sürüldüğünün tahmin edildiğini bildirdi. Kerkük’teki demografik yapıya ilişkin çeşitli iddialar olduğu hatırlatılırken, 2003 yılından bu yana Arap ve Türkmenler’in şiddet ve yıldırma yoluyla kent dışına itildiği kente en az 100 bin Kürt yerleştirildiği, nüfusu 1 milyonu bulan Kerkük’te şu anda çoğunluğun Kürtlerde olduğu belirtildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious