PKK terör örgütü işte böyle kandırıyor!

PKK terör örgütü işte böyle kandırıyor!.10334
  • Giriş : 21.09.2008 / 03:25:00
  • Güncelleme : 20.09.2008 / 22:00:25

Bölücü terör örgütü PKK'nın gençleri nasıl kandırdığı bir kez daha ortaya çıktı...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bölücü terör örgütü PKK'dan kaçarak bir süre önce güvenlik güçlerine teslim olan 'Agit Suruç' kod adlı 25 yaşındaki F.B., doğuştan aksayan bacağının Kandil Dağı'nda var olduğu söylenen hastanede ameliyat ettirileceği vaadiyle örgüte katıldığını itiraf etti. Bomba eğitiminde başarısız olunca bulaşıkçı yapıldığını anlatan PKK'lı terörist, örgüt üyelerinin en büyük korkusunun F-16 savaş uçağı olduğunu söyledi.

Şanlıurfa'nın Suruç İlçesi nüfusuna kayıtlı olan ve bugüne kadar hiç okula gitmeyen F.B., soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı'na verdiği ifadesinde pişmanlık yasasından yararlanmak istediğini söyledi. 3 yıl önce örgüte katılıp bir süre önce de kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan F.B., anne ve babasının peş peşe ölümünün ardından sevdiği kızın başkasına verilmesiyle psikolojisinin bozulduğunu ileri sürdü. Yaşadığı bunalımdan kurtulmak için 2005'in şubat ayında Balıklıgöl'e gidip dolaştığını, bu sırada Harran Üniversitesi'nde okuyan Ahmet adlı bir genç ile tanıştığını ifade eden F.B., "Bu kişi bana, 'Psikolojik sorunların var, sana yardımcı olabilirim' dedi. Bir saat kadar sohbet ettik, bu sırada PKK hakkında bilgiler verdi. Özürlü bacağımın ameliyatla düzelme imkanı bulunduğunu ve bunun için yardımcı olacağını söyledi. Kandil Dağı'nda bulunan hastanede ameliyatın ücretsiz olarak yaptırılabileceğini anlattı. 3 gün sonra tekrar buluştuk, beni Van'a otobüsle gönderdi. Van'da adını bilmediğim bir kişi karşıladı. Kaa yoldan sınırı geçtik ve sonunda Kandil Dağı'na kampa götürüldüm" dedi.

ÖNCE ASKERİ EĞİTİM VERDİLER

Kandil'e ulaşmasının ardından ameliyat için geldiğini anlattığında örgüt sorumlularının, öncelikle askeri eğitim alması gerektiğini söylediğini belirten F.B., "Neye uğradığımı şaşırdım. Örgüt mensupları, 'Ya denileni yaparsın, ya da ölürsün' dedi. Ölüm korkusu ile söyleneni yapmaya başladım. Eğitim sırasında kalaşnikof, bixi, kanas gibi silahların yanı sıra roketatar kullanmayı öğrendim" diye konuştu. Silahlı eğitimin ardından olası çatışma durumunda yarar sağlayamayacağı kanısına kapılan örgüt yöneticilerinin, kendisini bomba eğitimine yönlendirdiğini kaydeden F.B., şöyle dedi:

"Ancak, bu eğitime gelenler ilk olarak bir tür cesaret testinden geçiriliyor. İlk gelenlerin eline bomba verilip, belirtilen hedefe atılması isteniyor. Atamayanlar cesaretsiz olarak sınıflandırılıp bu eğitimden uzaklaştırılıyor. Ben bu eğitime gittiğim zaman verilen bombayı atamayınca 'Bu bir işe yaramaz' dediler ve mutfağa gönderdiler. Kaçış sürecine kadar sürekli olarak mutfakta bulaşıkçılık yapıyordum. Bulaşıkları yıkıyor ve yemek hazırlıklarına yardım ediyordum. Bunun yanı sıra geceleri de kamp bölgesinde silahlı nöbet tutuyordum."

SİLAHLAR IRAK'TAN GELİYOR

Türkiye'nin İran ve Irak sınırında kaçakçılık yapanlardan sürekli olarak 'gümrük' adı altında para alındığını ifade eden F.B., örgütün silah ve teçhizat sıkıntısı çekmediğini de anlattı. Operasyonlarda örgütün kayıplarının ne olduğu veya Türkiye'nin PKK ile ilgili yaptığı çalışmaların teröristlerce öğrenilmesinin engellenmesi için her türlü iletişim aracının yasaklandığını kaydeden F.B., örgütün her türlü silah ve patlayıcı ihtiyacının Irak'tan karşılandığını, zaman zaman kamplara yük kamyonları içerisinde patlayıcılar getirildiğini, füzelerin de bulunduğunu anlattı.

F-16 SESİ YETİYOR

Kandil ve diğer kamplara yönelik hava operasyonlarının etkili olduğunu belirten F.B., şunları söyledi:

"Saldırı öncesi bize barınaklarımızı terk ederek araziye dağılmamız çağrısı yapıldı. Hemen kaçıp boş araziye dağıldık. Dağılmamızın ardından da uçaklar kampı yerle bir etti. Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Bölgede sığınak ve mağaralar vardı. Örgüt yöneticileri bize hava saldırılarında kaybın önlenmesi için 40-50 kişilik sığınaklara 5'er kişi girmemizi, diğer kişilerin de 3 ve 5'er kişilik gruplar halinde mağaralarda kalınması talimatını verdi. Sürekli olarak gökyüzünü kontrol ediyor ve sesleri takip ediyorduk. F-16'ların sesini duyunca çil yavrusu gibi araziye dağılıyorduk. Neredeyse günde birkaç kez F-16 sesi yüzünden kaldığımız yerleri bırakıp araziye dağıldığımız zamanlar oluyordu. Bu saldırılar sırasında benim bulunduğum gruptaki 6 kişi öldü. Örgüt hava saldırılarında önemli darbeler alındı.

Çıkan çatışmalarda verilen kayıplar örgütte çöküntüyle neden oldu. Son dönemlerde liderliğini 'doktor Bahoz Erdal' kod adlı Fehman Hüseyin'in yaptığı HPG bünyesinde Özel Kuvvetler adlı yeni bir birim kuruldu. Bu birime özel yetenekli, cesaretli ve kendisini Kürt halkına adamış insanların alındığı söylendi. Bu biriminin ne yaptığı bizlere asla anlatılmadı. Tek bildiğimiz seçilen kişilerin intihar komandosu olarak yetiştirildiğiydi. Saldırılar nedeniyle kaçmaya karar verince, gece silahlı nöbet tutarken yola çıktım. IKDP güçlerine teslim oldum beni sorgulayıp cezaevine koydular. 40 gün cezaevinde kaldım. Bu süreçte bana peşmergeye katılmam teklif edildi. Kabul etmeyince bu kez Dohuk'ta kendilerinin vereceği geçici kimlik ile çalışmamı önerip, para ve imkan sağlayacaklarını söylediler. Yine kabul etmeyince serbest bırakıldım. Suriye'den kaçak yollarla Suruç'a gelip teslim oldum."

PKK'nın elemanlarını şehirlerdeki milisleri aracılığıyla sağladığını, örgüte sempatizan olmayanların ise yurtdışına çalışmaya gitmek, ailesine maddi destek sağlanması, tedavi ettirilmesi gibi söylemlerle PKK'ya kazandırıldığını da anlatan F.B., son operasyonlar nedeniyle Türkiye'den katılımın yok derecek düzeye düştüğünü ileri sürdü. PKK'ya İranlı Kürtlerden katılımın çok fazla olduğunu da kaydeden F.B.. mevcut teröristlerin de örgütten ayrılmak istediğini ancak ölüm korkusuyla bunu yapamadıklarını belirtti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*