PKK var olmak için çırpınıyor

PKK var olmak için çırpınıyor.13937
  • Giriş : 29.10.2008 / 07:40:00
  • Güncelleme : 28.10.2008 / 21:45:13

Terör örgütünün en büyük sıkıntısı yerel seçimler. PKK son demlerini yaşıyor. Diyarbakır kabusu görüyorlar.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Habertürk yazarı Fatih Altaylı kaleme aldı...

PKK'nın son dönemdeki azgınlığının bir kaç nedeni var.

Çeşitli bahaneler ve nedenler öne sürseler de, örgüt temelde varolma savaşı veriyor.

1999'dan bugüne derin bir analize girmeyi şimdilik istemiyorum. Daha çok bugün ve yarını ele almak niyetindeyim.

Terör örgütünün en büyük sıkıntısı yerel seçimler.

Yerel seçimlerde, bölgedeki belediye bakanlıklarını, en başta da Diyarbakır Belediye Başkanlığı'nı kaybetmek terör örgütünün kabusu halinde. Çünkü bu belediyeler, örgüt açısından hayati önem taşıyor. Terör örgütü, bu belediyelerden büyük destek görüyor. Özellikle Diyarbakır Belediyesi, terör örgütünün lojistik ihtiyacının, tahminlere göre yüzde 30'unu karşılıyor. Örgüt bu yüzden terörü tırmandırıyor. Amaç bölgede vatandaşı yanına çekmek,
Eylem yaptıkça, devletin baskısını arttıracağını, bunun da vatandaşı örgütten yana tavır almaya iteceğini düşünüyorlar. Aynı nedenle, DTP'nin kapatılmasını da istiyorlar. DTP kapatılırsa, bölgede devlete karşı bir tepki oluşacağını hesaplıyorlar.

Bunun için talimat da verildi. Bir yandan PKK eylem yapıyor, diğer yandan DTP yöneticileri tahrik edici açıklamalar yapıyorlar. Dikkat ederseniz, tam da Anayasa Mahkemesi'ndeki davanın karara bağlanma günlerinde, Ahmet Türk gibi ılımlı bilinen bir adam bile Abdullah Öcalan ağzıyla konuşuyor.
Çünkü partinin kapatılmasının, siyasi amaçlarına daha çok hizmet edeceğini düşünüyorlar.

Olası bir “Kapatmama” kararının önüne geçmek için de sertleşiyorlar.
Anlayacağınız, Mart'a kadar PKK elinden geleni yapacak.

Genelkurmay Başkanı hükümete ne anlatacak?

Başlıktaki sorunun yanıtını bilmem elbette ki, mümkün değil. Ama tahminler yürütmenin hiç bir sakıncası yok.

Orgeneral İlker Başbuğ, büyük bir ihtimalle Türkiye'nin ciddi bir bölümünü kapsayan terörle mücadele alanını gösterecek. 2. ve 3. orduların görev alanlarına giren bu bölgede 200 bini aşkın askerin görev yaptığını anlatacak.
Bu 200 bin askeri personelin her gün görev yerlerine gidip geri döndüğünü, bu 200 bin askere her gün yatacak yer ve en az 3 öğün yemek verildiğini, bu 200 bin askerin hastalıklarıyla, sağlıklarıyla sürekli ilgilenildiğini, bu 200 bin askerin bölge dışına izine gidip geldiğini, bu 200 bin askerin terörle mücadele veya destek hizmetler için her gün binlerce araç kullanıldığını, bu araçların yakıtlarının, tamir bakımlarının yapıldığını anlatacak.

Elbette söz Aktütün, daha doğrusu Bayraktepe saldırısına da gelecek.
Genelkurmay Başkanı burada Bayraktepe benzeri 1000 adet nokta olduğunu, bu noktaların her birinde aşağı yukarı bir bölük askerin görev yaptığını, bu 1000 noktanın 365 gün, 24 saat tehdit altında olduğunu ancak buraların oldukça iyi savunulduğunu, Amerikan ordusunun Irak'ta böyle bir yapı kuramadığını, Afganistan'da ise sadece 60 kadar benzer noktayı destekleyebildiğini anlatacak.

Bu 1000 noktada bölük bulundurmanın güç ama köyleri, mezraları PKK baskısından koruyabilmek için şart olduğunu anlatacak.
Sınırdaki askeri yapılanmanın nasıl değiştirildiğini ve bu değişikliğin sınır güvenliğini ne ölçüde arttırdığını gösterecek.

Televizyonlarda konuşan emekli askerlerin iyi niyetli olduklarını ama bölgedeki değişimi bilmedikleri için taktik konulara girerken nasıl vahim hatalar yaptıklarına değinecek.

Barzani'nin Türkiye ile işbirliği yapma konusunda eskisine göre daha istekli olduğunu bu nedenle; Barzani ile belirli ölçülerde işbirliği kanallarının açık tutulmasını isteyecek.

Örgüte katılımlardan söz edecek. Son dönemde örgüte katılımların bölgeden çok, başta İstanbul olmak üzere Batı illerinden olduğunu anlatacak. Örgüte son dönemde katılanların sadece yüzde 3'ünün bölgeden yaklaşık yüzde 20'sinin ise İstanbul'dan geldiğini açıklayacak. Bölgeden İstanbul'a göçerek varoşlara yerleşen ailelerin, büyük kentte tutunamayan çocuklarının örgütün eline düştüğünü sayılarla gösterecek. Katılım sorununun sadece bölge değil, genel ekonomi ile ilgili olduğunu anlatacak.

Taraf Gazetesi'nin ve Taraf'tan alıntı yapan gazetelerin bölgede görev yapan askerlerin moralini nasıl bozduğunu, bölgede görev yapan komutanları nasıl strese soktuğunu anlatacak.

Kim ne derse desin ve kim ne yaparsa yapsın silahlı kuvvetlerin terörle mücadelede ne denli kararlı olduğunu, burada en küçük bir sapma olmayacağını, silahlı kuvvetlerin bu mücadeleyi gerekirse sonsuza kadar sürdüreceğini söyleyecek.

Başta da dediğim gibi, Genelkurmay Başkanı'nın Hükümet'e ne anlatacağını bilmiyorum. Ama yukarıda yazdıklarımı anlatırsa hiç şaşırmam. Bazı gazeteci ve yazarlara çok kolaymış gibi gelse de!

ABD-AKP ilişkileri

Hatırlarsınız, geçmişte bu köşede ABD ile AKP'nin ilişkilerinin iyi olduğunu, çünkü AKP'nin ABD'nin bir dediğini iki etmediğini yazmıştım. Bu benim değil, Amerikalı yetkililerin düşüncesiydi. Hatta bir Amerikalı gazeteci: “ABD AKP'den çok memnun. Burada bir ABD valisi olsa Beyaz Saray'ın taleplerini sorgular, Türk yönetimi bunu bile yapmıyor” demişti.

Geçen haftalarda bir kaç farklı kaynakla görüştüm. Hepsi de AKP'ye desteğin eski “Tadında” olmadığını vurguladılar. ABD'nin AKP'ye olan güveninin kaybolduğunu, AKP'nin güvenilir bir müttefik olarak görülmekten uzaklaştığını, AKP'nin demokratik bir anlayışa sahip olmadığının ABD'de anlaşılmaya başladığını, AKP'nin AB'ye olan iştahındaki azalmanın dikkat çektiğini, İran konusunda AKP'ye hiç ama hiç güvenmediklerini dinledim.
Ve konuştuğum farklı kişilerin tamamı ortak bir örnek verdiler.

ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinin, Keçiören'de alkollü içki satan bir dükkana yapılan saldırı ile ilgili davayı yakından takip etmesinin bu politika değişikliğinin bir işareti olduğunu söylediler.

Adalet ve Kalkınma Partisi içerde ve dışarda giderek gözden düşüyor.
Burası kesin. Ancak hala tek bir sorun var. Alternatifsizlik!

HABERTÜRK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*