PKK'ya karşı, Gülen hoşgörüsü

PKK'ya karşı, Gülen hoşgörüsü.9269
  • Giriş : 22.11.2007 / 12:28:00

Güneydoğu'da bir dershanenin hedef gösterilmesiyle oluşan gerilimin perde arkası.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


DTP’lilerin iddialarına göre Fethullah Gülen’in takipçileri “Kendi Kürt’ünü oluşturmak” istiyor! Gülen’in Onursal Başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Mütevelli Heyet Başkanı, Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce ise “camia”nın bölgedeki gönüllü eğitim faaliyetleriyle gençlerin dağa çıkmasını engellediği için, PKK tarafından hedef gösterildiğini savunuyor! “DTP taban kaybettiği ve yerel seçimlerde yenilgiden korktuğu için Gülen’i eleştiriyor ama böyle giderse ellerindeki belediyelerin yüzde 80’ini kaybedecekler!”

“DTP (Demokratik Toplum Partisi), Güneydoğu’da faaliyetlerine hız kazandıran Gülen hareketinin bu kadar etkili olabileceğini tahmin etmiyordu. Ama son seçimde kendileri açısından gidişatın vahametini anladılar.”

Diyarbakırlı bağımsız gazeteci Ahmet Sümbül “DTP, Fethullah Gülen’e yönelik çıkışlarını neden sıklaştırdı ve sertleştirdi” sorumuzu bu sözlerle yanıtlıyor. Özellikle 2006 yılı başından bu yana ilgisinin önemli bir bölümünü Güneydoğu sorununa çeviren Gülen hareketiyle DTP arasındaki gerilim geçen hafta DTP’lilerin Gülen’i hedef alan açıklamalarıyla iyice su yüzüne çıktı.

İlk açıklama DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’a aitti. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın kendileri için “O partinin adını ağzıma almam” demesinden birkaç gün sonra, Kaplan’ın “TSK’nın laiklik söylemi ile bizim laiklik söylemimiz örtüşmekte. DTP etkisizleşirse bölgede dini radikalizm hakim olur” sözleri gazetelerde yer aldı. Kaplan’ın üstü örtülü biçimde Gülen hareketini kastettiği yorumları yapıldı. ‘Üst örtmeye’ gerek duymayan ise DTP Van Milletvekili Özdal Üçer’di ve açıkça Gülen’i eleştirdi.

Peki DTP’nin “Güneydoğu’da laiklik elden gidiyor” çıkışının ardındaki sebep ne? Bölgedeki dini hassasiyetin birkaç senedir ciddi bir şekilde geliştiği, çok sayıda vakıf ve dernek kurulduğu biliniyor. Mustazaflar Derneği’nin karikatür krizi patlak verdiğinde 150 bin, Kutlu Doğum Haftası’ndaysa 100 bin insanı meydanlarda toplaması hâlâ hatırda. Yine de DTP’nin çıkışında laiklik hassasiyetinden çok post kavgasının işaretleri görülüyor. Zira adı Gülen ile anılan bazı gönüllü eğitim kurumları, vakıf ve derneklerin faaliyetleri, Kürt kimliği üzerine politika üreten DTP’nin de tabanını oluşturan kesimlere yönelik. Bölgede yükselen dini hassasiyetin son seçimlerde AKP tarafından oya dönüştürüldüğünü savunan DTP, yaşadığı oy kaybından ve tabanındaki erimedense bu vakıf, eğitim kurumu ve derneklerin çalışmalarını sorumlu tutuyor.


“Gülen’in Güneydoğu Reçetesi”

Gülen’in takipçilerinin bölgedeki faaliyetleriyse 1980’lerin sonuna uzanıyor. Ancak PKK’nın 2004’te “ateşkesi bitirdiğini” açıklamasından sonra, 2005 yılının ortalarından itibaren Gülen’e yakın gazete ve internet sitelerinde “Gülen’in Güneydoğu Reçetesi” içerikli yazıların artması, televizyonlarda Güneydoğu sorununu ele alan dizilerin yayınlanmaya başlaması ve Gülen’in takipçilerinin bölgedeki yoksul halk için “gönüllü” eğitim, gıda ve sağlık hizmetlerine hız kazandırmaları, bu hareketin Güneydoğu’da seferberlik başlattığı izlenimi veriyor. Gülen’in Erzurumlu, Said Nursi’nin Bitlis’li ve Kürt kökenli olması da, Gülen’in takipçilerini avantajlı hale getiriyor ve bazı aşiretlerden destek sağlıyor. Hemen her ilde açılan üniversiteye hazırlık dershanelerinde ve okuma salonlarında, maddi durumu kötü öğrencilere yine aynı bölgelerden gönüllü eğitimciler vasıtasıyla ücretsiz eğitim imkânı sunuluyor. Öğrencilere özel yurtlarda ücretsiz barınma imkânı da sağlanıyor. Okuma salonlarından 140 bin civarında öğrencinin faydalandığı söyleniyor. Eğitim ayağı o denli sıkı tutuluyor ki üniversite sınavında her sene en başarısız iller sıralamasında yer alan Güneydoğu illerinde Türkiye sıralamasına öğrenci sokmayı başarıyorlar.

Gönüllü sağlık görevlileri de bölgedeki yoksul ailelere ücretsiz sağlık hizmeti götürüyor. İhtiyaç sahiplerine gıda, giyecek, yakacak yardımı yapılıyor. Gülen’in tavsiyesi üzerine, Kurban Bayramı’nda kesilen yüz binlerce kurbanın eti Güneydoğu’ya gönderildi ve uygulamanın bu Kurban Bayramı’nda da sürdürülmesi planlanıyor. Önemli dini günlerdeyse Güneydoğu’nun tüm illerinde aynı anda ortak organizasyonlar düzenleniyor.

“Gülen’in karşısında bir tek DTP kaldı!”

Yeni Aktüel’in sorularını yanıtlayan DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise “Genelkurmay ile laiklik konusunda zihniyetimiz örtüşüyor” demediğini, sözlerinin bir gazete tarafından çarpıtıldığını savunuyor: “Sadece Gülen cemaati de değil, Güneydoğu’da Nakşibendiler’den Hizbullah’a farklı dini örgütlenmeler var ve çok yaygınlaştılar. Farklı adlar altında çalışmalar yapılıyor, sosyal yardımlaşma fonları gibi devletin birtakım olanakları da kullanılıyor. Doğu ve Güneydoğu’da demokratik bir parti olarak laikliğin sigortasıyız!”

Kaplan, Gülen’in Kürt sorununu çözmek gibi bir derdi olmadığını da ileri sürüyor: “Herkes bölgeyle ilgili olmalı ama 24 yıl boyunca Kürt kültürünün önündeki engellerin kaldırılması konusunda Gülen’in tek bir lafı ve açılımı yok. Halen de bir şey demiyor çünkü bunu sorun görmüyor. Sadece tabanını güçlendirme peşinde. Karşılarında bölgede tek muhalefet DTP kaldı, onun için bize yöneliyorlar.”

“Böyle giderse, belediyeleri de kaybedecekler”

Kaplan’ın eleştirilerini, Gülen’in Onursal Başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Mütevelli Heyet Başkanı ve Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce’ye soruyoruz. Gülerce, DTP’nin köşeye sıkıştığı için Gülen’e saldırdığını savunuyor: “DTP yeni yöneticileriyle Türkiye’deki hassasiyetleri dikkate almıyor ve sertlik yanlısı politika izliyor. Bu da bir siyasi parti üslubuna yakışmıyor. Siyasi partiler insanların kalbini kazanmaya çalışır. Davranışları itibariyle, DTP’nin bu genç kadroları PKK’nın eğitiminden geçmiş gibi. Ama hesaplayamadıkları bir şey var. Bölge insanına faydalı bir şeye karşı çıkmak gibi bir tezat içindeler. Böyle giderse yerel seçimlerde değil Diyarbakır’ı, Güneydoğu’da ellerindeki belediyelerin yüzde 80’ini kaybedecekler. Yenilgiye peşinen bahane bulmaya çalışıyor ve Gülen camiasını hedef alıyorlar.” Gülerce, hareketin gönüllülerinin AKP’ye çalıştığı iddialarına da katılmıyor: “Siyasetten uzak duruyorlar. AKP’ye oy vermek başka, AKP’ye çalışmak başka.”

PKK’nın hedef gösterdiği dershane

Gülen’in Güneydoğu’ya özel ilgisinden ve takipçilerinin bölgedeki faaliyetlerinden rahatsız olan sadece DTP değil! PKK da, 2006 yılından beri hareketin Güneydoğu’daki faaliyetlerine tepki göstermekle kalmıyor, hedef de gösteriyor! PKK’nın Gülen hareketinin faaliyetlerinden rahatsızlığı ilk olarak Aralık 2006’da örgütün liderlerinden Murat Karayılan tarafından Gülen’in adı da anılarak yapılan açıklamalarla kendini göstermişti. PKK geçen ay da bir internet sitesinden Güneydoğu’daki Kürt vatandaşlara hitaben ilginç bir bildiri yayınladı. Bildiride Güneydoğu’daki AKP, CHP bürolarıyla birlikte belki de ilk kez bir eğitim kurumu, isim zikredilerek açıkça hedef gösterildi: Diyarbakır’da faaliyet gösteren ve Gülen grubuna yakın olduğu iddia edilen Sur Dershaneleri…

PKK’nın tehdidini sorduğumuz Sur Dershaneleri’nden adının saklı kalmasını isteyen bir yetkili siyaset yapmadıklarını savunuyor, bir eğitim kurumu olduklarını ve PKK’nın kendilerini hedef göstermesine anlam veremediklerini söylüyor: “90’ların başından beri Diyarbakır’dayız. Beş şubemiz var burada, çevredeki illere de isim hakkımızı verdik. Biz de her dershane gibi, Milli Eğitim’in verdiği yüzde 5’lik yoksul çocuk okutma kontenjanını kullanıyoruz. PKK’nın bizi hedef gösterdiğini etraftan duyduk ama anlam veremedik. Siyasi hareket ya da parti değiliz. Kimseyi rahatsız edecek bir misyonumuz da yok. Eğitime kilitlenmiş durumdayız ve böyle tehditlerle ilgilenmiyoruz.”

Diyarbakır halkının kendilerini çok sevdiğini savunan dershane yetkilisi, şimdiye kadar bir şiddet olayıyla karşılaşmadıklarını belirtiyor: “Dün ne kadar rahatsak, bugün de aynı… Ne halktan, ne de örgüt elemanlarından saldırı oldu. Sadece Emniyet, şubelerimize ‘Dikkatli olun’ uyarısı gönderdi. Dershanemize çocuğunu gönderen velilerde de bir çekince oluşmadı. Diyarbakır halkı bu tip gerginliklerden yoruldu. Herkes işinde, gücünde.”


PKK karşı, Barzani değil!

PKK’nın rahatsızlığı Gülen grubunun sadece Güneydoğu’daki eğitim faaliyetleriyle sınırlı değil. 1994’ten beri Kuzey Irak’ta “Irak Türk Okulları” adıyla faaliyetini sürdüren okullar da PKK’nın hedefinde. Okulların dördü Erbil, üçü Süleymaniye, biri Kerkük’te. PKK, “Kürtler’i asimile etmeye çalıştığı” iddiasıyla Kuzey Irak’taki okulların varlığından rahatsız. Ancak sadece PKK karşı çıkıyor olacak ki Kuzey Irak’ta sayıları sekizi bulan Irak Türk Okulları, Barzani’nin izniyle bir üniversite açma hazırlığında.

Telefonla ulaştığımız Irak Türk Okulları Genel Müdürü Talip Büyük ise ‘asimilasyon’ iddiasını kabul etmiyor. Her etnik gruba eşit mesafede durarak sadece kaliteli eğitim vermeyi ilke edindiklerini, bölge gençliğine Türkiye’yi ve Türk halkını doğru tanıtarak kardeşlik bağlarını geliştirdiklerini söylüyor. Okullarda eğitim gören çocukların yüzde 90’ı Kürt kökenli; diğerleriyse Şii Arap, Sünni Arap, Türkmen, Hıristiyan, Asuri ve Yezidi…

“PKK’nın tehditlerinin öğretmenlerimizde, velilerimizde ve öğrencilerimizde moral bozucu etkisi yok” diyen Büyük şunları söylüyor: “Bölgede ilişkide olmadığımız ve olamayacağımız tek oluşum PKK. Bizimle alâkalı iftira, taciz ve tahrik içeren haberler kendi sitelerinde yer alıyor. Ancak ne biz önemsiyoruz; ne de buradaki halk ve yerel yönetim bunlara itibar ediyor. Hatta yerel yönetim bize ciddi güven veriyor. Şu ana kadar PKK’nın tacizine rastlamadık. Şehirlerde PKK’nın hiçbir eylemine yerel yönetim müsaade etmiyor zaten.”

Güneydoğu’dan sonra, sıra Batı’daki Kürtler’de

Fethullah Gülen’in 15 Kasım 2007’de, Zaman Gazetesi’nde yayınlanan “Bizi Birbirimizden Koparamazlar” yazısında, gelişmelerin ne yönde seyredeceğine dair önemli belirtiler var. Gülen, Güneydoğu’daki Kürt vatandaşlara ulaşmakla yetinmeyeceklerini ve İstanbul gibi büyük şehirlerdeki Kürtler’in de gönlünün fethedilmesi gerektiğini vurguluyor: “Anadolu’nun yiğit insanları, Doğu ve Güneydoğu’da mahrumiyetler içinde yaşayan kardeşlerini ne kadar sevdiklerine inandıracaklar. Gitmek suretiyle gelmelerini sağlayacak, arada yıkılmayan sağlam köprüler kuracaklar. (…) Elbette dağdaki eşkıyaya karşı silah kullanmak icap eder. Ancak gönülleri fethetmek meselesi de çok önemlidir. Bu vesilelerle o insanları ebediyen kazanırız. Hiç kimse çocuğunun dağa çıkmasına meydan vermez; onları size havale ederler. (…) Sadece Doğu’ya gitmek meselesi de değil; şimdi İstanbul, Mersin, Antep gibi yerler Güneydoğu’dan gelen insanlarla dolu. Belki önce buralara da açılmak gerekir.”


Değerlendirmeler

HÜSEYİN GÜLERCE


“Gülen camiasının yeni önceliği Güneydoğu”

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı ve Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, “camia”nın, gücünün önemli bölümünü artık Güneydoğu sorununa yönlendirdiğini söylüyor:

“Güneydoğu’da eğitim faaliyetlerine Gülen camiası öncülük ediyor. Başta Van ve Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu’nun her yerinde kolejleri, üniversite hazırlık dershaneleri ve okuma salonları var. Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ bile ‘Devlet dağa çıkmayı önleyemedi” diyor. İşte meselenin bam teli… Gülen camiasının eğitim faaliyetleri dağa çıkışın önünü kesti. PKK’ya tavır koyamayan DTP’liler, PKK’nın zararına işleyen bu faaliyetleri eleştiriyor. Bana göre bir terslik yok. Herkes lafta ‘dağa çıkışın önünü kesmek lazım’ diyor ama Gülen camiası bunun için tüm Güneydoğu’da harıl harıl çalışıyor. Bu işe bu denli eğilen başka kitle yok. Türkiye istikrar yakalamıştı, birden terör hortladı. İstikrarın bozulmaması ve yangının bastırılması adına sayın Gülen bu konuda gayretlerin öne çıkması için çağrı yapıyor. Söyleyeceğini de gayet açık söylemiştir. Camia gücünün önemli bir bölümünü bu soruna yönlendirdi. Bir yerde yangın varsa, diğer işlerinizi bırakır önce yangını söndürmeye çalışırsınız. Bu gönüllü faaliyetler artacak çünkü yangın büyüdükçe daha fazla suya ihtiyaç olur.”

DTP Van MİLLETVEKİLİ ÖZDAL ÜÇER

“Kendi Kürt’ünü oluşturmaya çalışıyor”

DTP Van Milletvekili Özdal Üçer, Gülen hareketinin Güneydoğu’daki çalışmaları hakkında Yeni Aktüel’e şunları söyledi.

“Din karşıtı değiliz ama Güneydoğu’da sistematik olarak derin güçlerce desteklenen Gülen cemaati, Türk-İslam sentezine dönük örgütlü bir çalışma içinde. Amaçları Kürt toplumunu Türk-İslam bilinci çerçevesinde yeniden yapılandırmak. Gülen cemaati kendi Kürt’ünü oluşturmaya çalışıyor. Yoksulları okutmak istiyorlarsa devlet okullarına yatırım yaparlar, okulu olmayan köylere okul yapılır. Önce halk yoksullaştırılıyor, devlet yatırımları engelleniyor, sonra birileri devreye girip o yoksulluğu kullanıyor.”

MAHİR KAYNAK

“Kürt tabanı dönüştürmeye, Gülen cemaati talip oldu”


MİT eski mensubu Mahir Kaynak’ın Gülen hareketinin Güneydoğu Anadolu’daki çalışmaları hakkındaki değerlendirmeleri şunlar…

“Aynı tabana oynuyorlar. Ama iki tarafta da birbiriyle çatışmak gibi bir heves görmüyorum. Aşiretleri kontrol eden AKP, Kürt tabanı da kontrol eder hale gelecek. Gülen hareketinin Güneydoğu’da etkinliğini artırması devletin işine gelir. Çünkü orada DTP dışında bir siyasi yapılanma yok ve oradaki tabanı PKK kontrol ediyor. Tüm o tabanı ortadan kaldıramayacağınıza göre, bir şekilde dönüştürmek gerekiyor ve buna da Gülen hareketi talip oldu. Bunu en iyi sol yapabilirdi ama şu anda başka talip olmadığı için ‘Gülenciler’ yapacak.”

GAZETECİ AHMET SÜMBÜL

“PKK’ya katılımın önünü kesmeye başladılar”


Diyarbakırlı bağımsız gazeteci Ahmet Sümbül bölgedeki ortamı Yeni Aktüel’e anlattı…

“Gülen hareketi okuma evleri, hanım evleri, dershaneler ve yardım kuruluşlarıyla DTP tabanını çekiyor. Bölgede gerçekten çok etkililer. Faaliyetlerini uzun soluklu, zamana yayarak yürütüyorlar. Gençlerin dağa çıkmasının önünü kesmeye başladıkları gözleniyor. Bu yüzden devlet, Gülen cemaatini Kürt milliyetçiliği karşısında bir ümit görüyor. Düşünün ki PKK’nın Sur dershanelerini hedef göstermesi bile sokakta karşılık bulmadı. Halk hâlâ çocuklarını gönderiyor.”

YENİ AKTUEL

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious