PKK'yı Kandil'e kim yerleştirdi?

PKK'yı Kandil'e kim yerleştirdi?.13937
  • Giriş : 04.11.2008 / 11:09:00
  • Güncelleme : 04.11.2008 / 11:11:57

Gelinen noktada bilinen tek şey var: Şiddet olaylarının kaynağı Kandil kongresi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt: Şiddet olaylarının kaynağı Kandil kongresi

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, DTP'lilerin gerçekleştirdiği şiddet olaylarının kaynağının Radikal Gazetesi yazarı Avni Özgürel'in gündeme getirdiği PKK'nın 1200 kişilik Kandil kongresi olduğunu söyledi. İşte o söyleşi:

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan'ın Van ve Hakkari ziyaretleri sırasında yaşanan olayların yankıları hala sürüyor. Başbakan Erdoğan'ın bölgeyi ziyaretinin etkilerini ve DTP'nin tetiklediği olayları AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt'la konuştuk. Abdurrahman Kurt, şiddet olaylarının kaynağının Radikal Gazetesi yazarı Avni Özgürel'in gündeme getirdiği PKK'nın 1200 kişilik Kandil kongresi olduğunu söyledi. İşte o söyleşi…

ERDOĞAN'IN MESAJLARI ÇOK OLUMLUYDU

Başbakan Erdoğan'ın son Güneydoğu ziyaretini ve bölgede verdiği beyanları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ziyaret sırasında yaşanan olaylar hakkında neler söyleyeceksiniz?

Başbakan Erdoğan'ın, açıkçası bölgede verdiği mesajlar çok iyiydi. Verdiği mesajların içeriği ve konsepti çok olumluydu. Şunu söylemek mümkün; aslında DTP'nin içine düştüğü son durum ve bölgede yaşananlar, DTP'ye karşı beslenen iyi niyetin çok ciddi manada sorgulanmasını gerektiren bir pozisyon yarattı. Yaşanan sürece baktığınız zaman demokratik taleplerle, içine girilen eylemliliğin birbiriyle çeliştiği çok net ortaya çıktı. Bu anlamda DTP, Türkiye aydını tarafından çok ciddi anlamda bir sorgulanmaya tabi tutulacaktır.

Bölgede halkın bu olaylara tepkisi ne olur sizce?

Bu durum Hükümet kanadının tutarlılığının, iyi niyetinin, demokratik duruşunun devamıyla bağlantılıdır. Şu anda DTP pozisyon kaybetmiştir. Uzlaşmak istemeyen, çözüm aramayan taraf konumundadır. Halk bunu okuyor. Bu durum DTP'nin aleyhine dönmüş durumda.

OLAYLAR DİREKT PKK KAYNAKLIDIR

PKK ve Öcalan'ın bölgedeki son olaylarla ilgisi nedir?

Olaylar direkt PKK kaynaklıdır. DTP'nin yaptığı tek şey tabi olmaktır.

Son günlerde PKK ve Öcalan'ın Ergenekon'la ilişkisi gündemde. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Bu çok önemli bir konu. Bölge tarafından da hassasiyetle takip ediliyor. Zaten bu konu Türkiye gündemine düşmeden önce bölgede çokça tartışılan bir konuydu. Muhalif Kürt sitelerine baktığınız zaman, bu konunun Kürtler arasında çok önceden tartışılmaya başlamış bir konu olduğunu görebilirsiniz. Tabi bu süreçte konunun inandırıcılığı ve neye hizmet ettiği, siyasi amaçlarla kullanılıp kullanılmadığı masumiyetini bozmaması açısından önemlidir. Olayın masumiyetini, adaletini ve hukukunu bozmadan bu ilişkiler ortaya konulursa halk da bundan istifade edecektir.

ŞİDDET OLAYLARININ KARARI KANDİL'DE ALINDI

Yerel seçimler yaklaşıyor. Bu süreçte bölgede hafta sonunda olduğu gibi yaşanan olayların artmasını bekliyor musunuz?

Doğrusunu söylemek gerekirse 22 Temmuz'un hemen sonrasında özelikle DTP ve PKK içerisinden yapılan değerlendirmelere baktığımızda şiddetin seçime kadar tırmandırılma stratejisinin var olduğunu biz o zaman öngördük. Bundan bir müddet önce Kandilli'de yapılan bir kongre vardı. Kandille'de yapılan kongrenin kararlarını incelerseniz, bugün DTP'nin yaptıklarının kendi üretimi ve halkın arasından çıkmış değerlendirmeler olmadığını göreceksiniz. Bunlar planlı programlı hareketler. Sadece bunlar için gerekçe ve bahaneleri üretiliyor. Ama bu süreçte şu ana kadar yaptıklarının geçmişte olduğu gibi çok da onların lehine sürmeyeceği izlenimi oluşmaya başladı ki, farklı bir değerlendirme sürecine girmeye başlayacaklardır. Yani o programlarını bir gözden geçirme ihtimalleri var.

DTP KAPATILMAYI İSTİYOR

DTP Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılır mı? Bu durumun etkileri neler olur?

DTP dışındaki bütün demokratlar onların kapatılmaması için uğraşıyor. DTP ise kapatılmak için uğraşıyor. Anayasa Mahkemesi siyasi karar alabiliyorsa, -bana göre Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararına siyaset bulaşmıştır- DTP'yi siyaseten kapatmaması Türkiye'nin menfaatinedir.

AK Parti'nin ve DTP'nin –eğer kapatılmazsa- bölgede yerel seçimlerdeki şansını nasıl görüyorsunuz?

Bölgede AK Parti, DTP'den çok öncededir. Şimdi değil, çok öncesinden bu böyledir. Şu anda bölge itibariyle baktığınız zaman Doğu ve Güneydoğu'da Kürtler'in yüzde 57'sini AK Parti, yüzde 25'ini DTP temsil ediyor. Onun dışındakiler dağılmış durumda. Bölgedeki 22 ilin yerel yönetimlerinde 17'sinde AK Parti çoğunlukla iktidardadır, 5'inde ise DTP var. 5 ildeki hakimiyetine bakarak DTP'nin ağırlıklı olduğunu düşünmek mümkün değil. Ama silaha ve şiddete dayalı bir siyaset ürettiği için adından çok söz ettiriyor.
Abdurrahman Kurt Kimdir?

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, 1968'de Diyarbakır'da doğdu. Yüksek İnşaat Mühendisi olan Kurt, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı. Bir süre İstanbul'da çeşitli Belediyeler'de yönetici olarak görev yaptı. Gönül Köprüsü Derneği Kurucu Başkanlığı yaptı. Diyarbakır Tarih, Kültür ve Turizm Derneği ile Diyarbakır Turizm Derneği Kurucu Üyeliklerinde bulundu. Milletvekilliği öncesinde AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı görevinde bulunan Kurt, 22 Temmuz seçimlerinde 23.Dönem Diyarbakır Milletvekili olarak meclise girdi. İyi düzeyde İngilizce ve orta düzeyde Almanca bilen Dİyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, evli ve 3 çocuk babası.

Zaman'dan Ali Bulaç'ın yazısı...

İki gün önce İstanbul'u ziyaret eden Irak Kürdistanı Enformasyon Genel Müdürü Sero Kadir başkanlığında bir gazeteci grubuyla görüştü.

Heyettekiler, bize Kuzey Irak'ta olup bitenler hakkında bilgiler verdiler. Türkiye'den büyük beklentileri var. Açıkça "Türkiye'siz bir Irak Kürdistanı olmayacağı"nı ifade ediyorlar.

Yeni yönetim iktisadi kalkınma, sosyal ve kültürel gelişme ile dünyaya açılma gibi sorunlarını ancak Türkiye'nin yardımıyla aşabilir. Dahası, Irak'ın kazandığı yeni statü içinde Irak Kürdistanı payına düşen petrol zenginliğini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını söylüyorlar. Henüz Kerkük'ün nihai statüsü üzerinde bir anlaşma sağlanmış değil, ama Sero Kadir'in çizdiği çerçevede, yani özerk bölge olarak Kerkük, Kürdistan içinde yer alacaksa, bu Irak petrollerinin yüzde 40'ı anlamına gelir.

Bütün bunlar ham düşünceler, işlenmeye muhtaç. Şu var ki hiçbiri yabana atılır gibi değil. Dünyanın belli başlı ülkeleri çoktan Erbil'de temsilcilikler açıyor, Türkiye geç kalmış sayılır. Türkiye'nin belki herkesten önce attığı adım 1994'ten beri orada faaliyet gösteren Türk okulları. Bu sene Amerikan ve İngiliz üniversitelerinden sonra üçüncü büyük üniversiteyi Türkler açıyor. Kürt heyeti bundan hayli memnun, her durumda Türkiye'yi tercih ediyorlar; öyle ki Eğitim Bakanı, Irak Kürdistanı'nın eğitim işini Türklere devretmeye hazır olduğunu söylüyor. Tek istedikleri uluslararası düzeyde kalitesi yüksek eğitim standartlarının tutturulması.

Bütün bunlar elbette güzel şeyler. Ama konu PKK'ye geldiğinde herkes bir parça yutkunarak konuşuyor. Irak Kürdistanı'nın resmî görüşü şu: "PKK Türkiye'nin bir iç sorunudur, bizimle uzaktan yakından ilgili değildir. PKK'nin konuşlandığı bölge bizim kontrolümüzde değil, insansız boş arazilerden oluşur." Uzun tartışmalar sürerken, heyetin temsilcisi son derece açık bir dille, benim "Türkiye'nin sınır ötesi hava harekâtı sizi rahatsız etmiyor mu?" şeklinde sorduğum suale şu cevabı veriyor: "Orası boş arazidir. Sivillere zarar vermediği müddetçe Türkiye istediği kadar PKK'ya karşı harekât düzenlesin, bu bizi rahatsız etmez."

"Pekiyi, PKK'nın oradan çıkması için sizin de bir şeyler yapmanız gerekmez mi?" şeklindeki soruya gelen cevap son derece manidar: "Şunun altını çizelim. PKK, geçmişte Türkiye, Suriye ve İran'ın bilgisi ve izni dahilinde Kandil Dağı'na yerleştirilmiştir. Eğer bugün bu üç devlet kendi aralarında anlaşacak olursa, Kandil'de tek bir PKK'lının kalması mümkün olmaz."

Bu bana çok ilginç geldi. Ben yıllardan beri "PKK'nın bütünüyle kontrol dışı bir fenomen olmadığını" düşünen ve bu konuda yazılar yazan biriyim. PKK sayesinde sistem üzerinde vesayet sağlanıyor, siyasete müdahale ediliyor ve bölgesel politikalar manipüle ediliyor. Beni ilgilendiren nokta, bu ülke insanlarından yaklaşık 40 bin insanın hayatını kaybetmesi, Türk ve Kürt iki Müslüman halk arasında husumete yol açan kutuplaşmanın büyümesi, yüzlerce milyar doların heba olması.

Tükiye'nin içinde 1.500, dağda 4.500 olmak üzere 6 bin militanı olduğu hususu Bakanlar Kurulu'nda dahi konuşuluyor. Herkes biliyor ki, bunun üçte biri Suriye kökenli. Suriye'de Kürtlerin durumu Türkiye'dekilerle mukayese edilmeyecek kadar kötü. Nüfus cüzdanları bile yok. Suriye'yi İsrail'le anlaşmaya adeta zorlayabilen Türkiye, neden içli dışlı olduğu Şam yönetimiyle bu konuda herhangi bir teşebbüste bulunmuyor? Bu size garip geliyor mu?

ANALİTİKBAKIŞ/ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*