Polenz: "Laiklik uygulamasında Fransa'yı da geçtiniz"

Polenz:
  • Giriş : 03.04.2008 / 18:21:00

Almanya Federal Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Ruprecht Polenz'den Türkiye'ye eleştiri...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Almanya Federal Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Ruprecht Polenz, hem Almanya'da, hem de Avrupa Birliği genelinde ırkçılık ve şiddete karışmadıkça siyasi partilerin yasaklanamadığını belirterek, Türkiye'de AK Parti aleyhine açılan kapatma davasını anlamalarının mümkün olmadığını söyledi.

Çeşitli temaslarda bulunmak amacıyla Türkiye'ye gelen iktidardaki Hristiyan Demokrat Parti'nin (CDU) önde gelen siyasetçileri arasında yer alan Polenz, Almanya'nın Ankara Büyükelçiliğinde verilen öğle yemeğinde bazı gazetecilerle sohbet etti ve soruları yanıtladı.

Kapatma davasının Avrupa'da hayretle karşılandığını kaydeden Polenz, Almanya'da savcıların kendi başlarına bir siyasi partinin kapatılması için dava açamadıklarına dikkati çekerek, bu yetkinin Parlamentoda ve hükümette olduğunu söyledi. Polenz, yine de politikacıların siyasi görüşlerle siyaset içinde mücadeleyi benimsediklerini, mahkemeye başvurma yolunu tercih etmediklerini vurguladı.

Almanya Parlamentosunda Hitler'in görüşlerini savunan bir milletvekili için ne gibi bir yaptırım uygulanacağı sorulan Polenz, "Buna benzer bir durum yaşadık. Toplantıyı idare eden parlamento başkanı, o milletvekilini kınayan bir şeyler söyler. Tabii bir siyasi skandal olur. Ertesi gün gazeteler o milletvekilinin nasıl çılgınca şeyler söylediğini yazar. Belki de bazı milletvekilleri protesto için oturumu terk eder, o kadar. Hakkında hiçbir adli işlem yapılmaz" karşılığını verdi.

Rupert Polenz, Hitler'in görüşlerini savunan ırkçı bir partinin kurulması durumunda ne yapılacağı sorusuna da şu yanıtı verdi:

"Parlamento veya hükümet bunu mahkemeye götürme inisiyatifine sahiptir. Savcılar kendileri harekete geçemez. Türkiye ile aramızdaki en büyük fark burada. Ancak çoğunlukla parlamento veya hükümet de bir siyasi partinin kapatılması yolunu tercih etmez. Bir siyasi örgütü veya partiyi kapatırsanız, o insanlar, görüşler, havaya uçup gitmez. Yasaklarsanız, faaliyetlerini gizli biçimde yürütmeye devam ederler. Bizim için siyasi faaliyetlerin açıktan yapılması daha iyidir, çünkü ne yaptıklarını daha iyi izleyebilirsiniz. İkincisi, bir siyasi grubu yasaklarsanız, onların eline koz vermiş olursunuz. Onlar hep, halk içinde büyük destekleri olduğunu savunurlar, yasaklı oldukları için halkın kendilerini seçemediklerini söylerler. Biz bunu önlemek için diyoruz ki hayır, halk içinde büyük desteğiniz yok. Gelin serbestçe siyaset yapın."

Polenz, Anayasa Mahkemesinden kapatma kararı çıkarsa Avrupa Birliğinin tepkisinin ne olacağı sorusuna karşılık, bu konuda şimdiden konuşmanın yanlış olacağını kaydetti. Polenz, "Mahkemenin şu veya bu yönde bir karar vermesi öncesinde AB'nin tepkisi konusunda öngörüde bulunmak doğru olmaz" diye konuştu.

Ruprecht Polenz, Türkiye'de siyasi partilerin yapısının ve finansmanının da demokratikleştirilmesi gerektiğini belirterek, milletvekillerinin parti liderleri tarafından değil, yerel parti teşkilatları tarafından seçilmesi ve partilerin finans kaynaklarının şeffaflaştırılması gerektiğini vurguladı.

DİN-SİYASET İLİŞKİSİ

AB ülkelerinde laiklik ilkesinin çok farklı biçimlerde uygulandığını, din ve devlet ilişkisinin tamamen ayrıldığı Fransa'nın en uçta yer aldığını, İngiltere'de devlet başkanının aynı zamanda Anglikan Kilisesinin başkanı olduğunu, Almanya'da ise din ile devlet arasında "yardımcı bir ilişki" bulunduğunu kaydeden Polenz, Almanya'da devletin kiliseler adına vergi topladığını ve bu parayı onlara dağıttığını, anayasada din ve inanç özgürlüğü bulunduğunu, neyin din olduğuna da devletin değil, bireylerin karar verdiğini söyledi.

Polenz, birçok ülkede din olarak tanınmayan Bahailerin Almanya'da bir din olarak kabul edildiğini örnek gösterdi.

Ruprecht Polenz, Türkiye'deki laiklik uygulamasını ise Avrupa içinde "Fransa'nın da ötesinde" diye nitelendirdi.

TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ

Hristiyan Demokrat Parti'nin (CDU) resmi görüşünün Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliği yerine ''imtiyazlı ortaklık'' statüsü olduğunu, bununla birlikte Başbakan Angela Merkel'in Sosyal Demokratlarla yaptığı koalisyon protokolüne bağlı kalarak, Türkiye ile müzakerelerin kesilmesi çağrılarını reddettiğini belirten Polenz, kendisinin ise parti içinde Türkiye'ye tam üyelik için şans tanınması görüşünü destekleyen azınlık içinde yer aldığını söyledi.

Polenz, Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini tam olarak uygulayan, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve tam demokrasinin yerleştiği bir ülke olduğu zaman, bunun diğer İslam ülkelerine de çok önemli bir mesaj vereceğini söyledi. Polenz, "Birçok Arap ülkesinde, İslam ülkesinde, AK Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte gözler Türkiye'ye çevrildi. Burada ne olup bittiğini çok yakından izliyorlar. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin gerçek anlamda bir demokrasi olması onları da etkileyecektir" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious