Prens Charles' ın İslam sevdası

Prens Charles' ın İslam sevdası.14389
  • Giriş : 28.11.2007 / 09:04:00
  • Güncelleme : 28.11.2007 / 09:31:15

Charles'ın Haziran'da ortaya çıkan İslam sevdası haberi oldukça çarpıcıydı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İngiltere veliaht prensi Charles’ın “Müslümanlığı”na ilişkin tevatür çok ve eski olmakla beraber, Türkiye ve Mevlana’ya yaptığı son ziyaret hariç tutulduğunda, İslam sevdasına ilişkin son haber oldukça çarpıcıydı.

Haziran ayında ortaya çıkan haber, Prens’in “Esma'ül Hüsna”yı (Allah'ın 99 güzel ismini) bestelettiğini, eserin ilk olarak Londra'daki Westminister Katedrali'nde seslendirildiğini ve hatta bu durumun tutucu Katolikleri ayaklandırdığını söylüyordu.

Bu koral yapıtı BBC Senfoni Orkestrası ve Korosu'nun 200'ü aşkın müzisyeni Arapça orijinalinde seslendirecekti. Böylesi bir haberin şahsiyet kim olursa olsun dini duyguları üzerine spekülasyon yaratacağı aşikar.

Kaldı ki dünyanın en bilinen simalarından ve İngiltere’nin gelecekteki kralı olmasın. Öte yandan bu taze haber dahi, Prens Charles’ın Müslüman olduğuna ilişkin haberlerin ancak sonuncusuydu.

Hem dünya basının hem de Türk medyasında bu konuda o kadar çok ve çeşitli haber çıktı ki, Charles Müslüman olsun veya olmasın, bu konu etrafında kesif bir efsane doğdu. O seri olaylardan birkaç önemli başlığı anımsatacağız ama Charles’ın son gezisinde dillendirdiği birkaç cümleyi öncelikle almakta fayda var.

Çünkü bu sözler oldukça derinlikli; “Batı'nın gerçekleştirdiği bütün güzel işlerde, yüzyıllar boyunca Doğu bir ilham kaynağı oldu ve evrensel gerçekleri öğretti. Kandiller farklı olsa da ışık aynı

ışıktır. Işığa odaklanırsan, bu fani bedende, miras ikiliğin ötesini de görürsün. Hayata Batılı yaklaşımımız bunun aksine parçalayıcı ve yanlı; hatta çoğu zaman bütünden çok parçayla, içselden çok dışsal olarak tanımlayabileceğimiz bir gerçeklikle ilgilenen bir hale gelmiştir."

Bu sözleri kim işitirse işitsin afallamaması zor. Bunları söyleyen İngiltere velihtı mı yoksa bilinmeyen bir tarikatın şeyhi mi?

Şeyhi uçuran ne?

Dünya liderlikleri içinde İslam dünyasını öven konuşmalara sık rastlandığı biliniyor. Ancak kabul etmek lazım ki Prens Charles’ın söylemleri konuya biraz daha yakın olduğunun işaretlerini açıkça gösteriyorDediğimiz gibi Prens Charles’ın bu son ziyareti Türkiye ve İslam coğrafyası ile ilk yakınlaşması değil. Türkiye’de uzunca bir süre tartışılan Kıbrıs ziyaretleri de var. Ada’da yaşayan Şeyh Nazim Kıbrisi’ye yaptığı mutad ziyaretler Türk basınının özel ilgisini çekmiş, konu Reha Muhtar’ın programlarına kadar sirayet etmişti.

Türkiye’de pek makbul sayılmayan Kıbrisi’nin Charles’ı Müslüman yapan kişi ve Charles’ın da Kıbrisi’nin müridi olduğu yolundaki tevatür durduralamaz biçimde yayılmıştı.

Bu konuda son bilinen Kıbrisi’nin grubunu İngiltere’ye göç ettirmek istediği ve Londra’nın da buna izin verdiği olmuştu.

Sonuç olarak Prens Charles İslam ile çok ilgili. Dünyadaki saygın İslami konferanslara katılması, İslam konusunda özel bir danışma komitesi bulunması, İslam dininin İngiltere'deki en büyük destekçilerinden birisi olması, tahta oturduğunda, Kilise'nin liderliği rolünü değil 'inanç liderliği' rolünü üstlenmek istediğini açıklaması da bunlardan bir kaçı. Ama Prens Charles’ın İslam’la ilişkisi her zaman bu türden ilişkilerle olmadı.

Diana’yı öldürmek!

Ülkesinin diplomatik ve politik açılımlarını etkileyen tatsız olaylarla da anıldı. Bunların içinde en popüler olanı, trafik kazasında

ölen eşi Diana’nın Müslüman (Mısırlı) Dodi Fayed’den hamile kaldığı ve İngiltere’nin “Müslüman bir Prens”le yaşamak zorunda kalmamak üzere Diana’yı öldürttüğü iddaları ortaya çıkmıştı. Bu konu hem Avrupa’da hem Türkiye’de çok tartışıldı. Hatta o denli dallanıp budaklandı ki, bu teoriyi çürütme üzere, “Müslüman Charles”ın itibarını İslam dünyasındaki itibarını sarsmak üzere istihbarat örgütlerinin “bir Müslüman çocuğuna hamile Diana”yı öldürdükleri de iddia edildi.

Yani bu konuda oldukça karışık ve Charles’ın İslam dünyasına bakışı ile oldukça ilgili olduğu gibi, üzerinde güneş batmayan imparatorluğun “bekâ”sı ile de alakalı.

İslam’dan Kabala’ya…

Fakat anlaşılıyor ki, Prens Charles’ın dinlere olan ilgisi Diana’dan sonra biraz değişmiş bulunuyor. Ya da en azından tek yönlü değil! Magazin üslubu ile söylersek, Charles’ın uzatmalı sevgilisi ve şimdi yeni eşi Camilla’nın da mistik konulara ilgisi var! Bu konu İngiltere’de hayli konuşuldu. Türkiye’de de resimlerine kadar yayınlandı. Camilla kolundan çıkarmadığı bir bilezikle ilgili olarak hayli tartışılıyor. Bu bilezik bir Kabala simgesi taşıyor ve İngiliz meslektaşlara göre Kabala kültürüne uygun olarak “sağ bilek”te taşınıyor. Yani ailenin İslam tasavvufu kadar İbrani

mistiği ile de yakın ilişkisinin işaretleri var. Peki ama Prens Charles gerçekten Müslüman mı? Bu sorunun yanıtını olumlamak hayli zor. Gerçi garip biçimde Prens veya Kraliyet bu tür spekülasyonların yoğun biçimde yazılıp çizildiğini bildikleri halde bir yalanlama yapmış değiller. Değiller ama işin farklı yönleri bulunuyor. Bu farklar daha ciddi ele alınıp yorumlamalı.

Dinlerin liderler tarafından parsalizasyonu!

Yukarıdakilerin türünden sıralı olayları bir dizi halinde okuduğunuzda Pnes Charles veya benzari kişiliklerin herhangi bir dine yönelişlerine olan inanç kuvvetlenebilir.

Ama bu kronolijiyi bir çok sima için yapmak da mümkün. Örnek. İşte Tony Blair’in sözleri; “İki Kuranım var. Onları okuyorum ve İslam’dan ilham alıyorum. Çok açık bir kitap.”

Sürdürelim… Bu kitapları Blair’e kim ne zaman vermiş? 11 Eylül saldırılarından sadece iki gün önce İngiltere Başbakanı’na Kuran hediye eden kişi ABD Başkanı Bill Clinton’un kızı! Garip değil mi? Değil. Zira bu tür haberlerin doğruluğu çok şüpheli. Daha doğrusu haberler bunu söylüyor. Olay gerçek mi meçhul!

Bu yüzden uluslararası politik simaların İslam’a yönelik bu türden sunumları ayrı bir gözle okunmalı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious