Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu'ndan mahkemeye çağrı

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu'ndan mahkemeye çağrı.11818
  • Giriş : 11.04.2008 / 05:11:00
  • Güncelleme : 11.04.2008 / 01:34:24

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Anayasa Mahkemesi'nin kendisini temize çıkarması için AK Parti'yi aklamasını istedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kaboğlu, mahkemenin kötü bir gerekçeyle kapatma yerine iyi bir gerekçe hazırlayarak aklama yoluna gitmesinin doğru olacağını bildirdi. Kaboğlu bu gerekçesinin de AK Parti'ye yol haritası niteliği taşıması önerisinde bulundu.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Paris Descartes Hukuk Fakültesi'nin işbirliği ile "Laiklik Sempozyumu" gerçekleştirildi. Marmara Üniversitesi'nin Haydarpaşa Kampusu'nda gerçekleştirilen sempozyumda Anayasa Mahkemesi Başkan vekili Ali Feyyaz Paksüt, Fransız, Alman ve Türk akademisyenler katıldı.

Sempozyumun açılışında "Türkiye'de laiklik; Dün, Bugün ve Yarın" başlıklı bildiri açıklayan Anayasa Hukuku Bölüm başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, bugün sorunlu olan laiklik uygulamasının yarınını Anayasa Mahkemesi'nin üniversitelerde başörtüsüne özgürlük getiren Anayasa Değişikliği ve AK Parti'nin kapatılma davasında vereceği kararların belirleyeceğinin söyledi.

Kaboğlu, "Şu an Anayasa Mahkemesi önünde iki dava var. Bırakın mahkemenin kendi 46 yıllık varlık döneminde önüne gelen davaların içerisinde en önemlisi ve en zoru olmasını, demokratik ülke Anayasa Mahkemeleri içersinde bu iki davanın türü ve benzeri yoktur. Tamamen ilktir bu. Bu yönden Anayasa Mahkemesi'ni zor bir görev beklemektedir. Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karar belki de laiklik bakımından 'yarın nasıl olacak' buna yanıt olacaktır. " dedi.

Demokratik anlamda yarını belirleyecek üç kavramı "yurttaşlık, eşitlik ve özgürlük" olarak gösteren Kaboğlu, yurttaşlığın din, etnik ya da cinsiyetin ötesinde daha birleştirici olduğunu vurguladı. Din özgürlüğünün laiklikle güvence altına alındığını dile getiren Kaboğlu, din özgürlüğünün korunması gerektiğini ancak diğer özgürlüklerden de ayrıcalıklı olmadığını savundu.

Din özgürlüğünün özüne dokunulmayacağını ifade eden Profesör, özgürlüklerin eşit ve bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Özgürlüklerin sınırlarının ve güvencelerinin neler olduğunun iyi kavranmasının hukuk devleti oluşturmanın başlıca temeli olduğunu belirten Kaboğlu,"Anayasa Mahkemesi'nin kararı demokratik gelecek açısından çok önemli olacaktır. Eğer sadece laiklik-özgürlük çatışması çerçevesinde ele almayıp, yurttaşlık, eşitlik ve özgürlük temelinde kararını verebilirse, karar hangi yönde olursa olsun, hiç önemli değil. Bence, kötü bir gerekçeyle partiyi kapatıp cezalandırmaktansa, çok iyi bir gerekçeyle kapatmayıp yol haritası çizmek daha iyidir. " diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi'nin, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığı" şeklinde karar "verdiğinde, partinin bundan sonra bu karar ışığında faaliyette bulunacağını bildirdi. Burada mahkemeye görüş bildirmediğinin altını çizen Kaboğlu, söylemek istediğinin mahkemenin kararı ne olursa olsun Anayasa'ya dayanak olan gerekçenin belirleyici olması gerektiğini kaydetti. Parti kapatmanın demokratik bir toplumda ağır bir yaptırım olduğunu vurgulayan Kaboğlu, mahkemenin daha hafif bir yaptırım olan hazine yardımından mahrum etme kararını verebileceğini kaydetti.

"Türkiye'de ve Fransa'da Laikliğin Anayasal ve Kurumsal Yapısı" başlıklı oturumunda konuşan Paris Descartes Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Jean-Pierre Machelon, Fransa'nın pozitif laikliğe doğru gittiğini söyledi. Fransa'da dini simgelerin sınırlandırılması tartışmalarının yoğun olduğuna dikkat çeken Machelon, laikliğin sert uygulandığını aktardı. Bağımsız bir akademisyen olarak hizmet alımı noktasında eşitlik olması ve herhangi bir yasağa gidilmemesi gerektiğini savunan Machelon, kamuda hizmet verenler yönünden yasağa gidilebileceğini dile getirdi. Fransa'da ilköğretim ve lisede başörtü takmanın yasak olduğunu hatırlatan Machelon, "Bugün Fransa'da herkes laikliği kabul etti, herkes bu ilkede aradığını bulmuştur." dedi.

İnsanların 'etik, demokratik, katı' gibi laikliğe ek sıfatlar koyduğuna da dikkat çeken Machelon şöyle konuştu."Acaba talep edilen kamusal alanda dinsellik konusunda devletin tarafsızlığı mıdır, hiç bulaşmaması mıdır? Yoksa, farklılıkları, dinlerin toplumsal boyutunu kabul eden daha açık bir modeli mi istiyoruz? Bu ikinci tanıma pozitif laiklik diyoruz ve Sarkozy de bunu resmi olarak açıkladı. DFin ve inanç özgürlüğünü temsil eden bu görüş kaçınılma olarak uygulanacak, Fransa'daki içtihatlar, mahkeme kararları değişecektir."

İki kavram arasında zıtlık olduğunu ve birinin seçilmesi gerektiğini bildiren Machelon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarının da "pozitif laiklik" uygulamasının tercih edildiğini kaydetti.

Gün boyu süren sempozyumda "Laiklik ve Din Özgürlüğü", " Yargı Kararlarında Laiklik", "Avrupa Yapılanmasında Laiklik" başlıklı oturumlarda Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Ali Feyyaz Paksüt, Danıştay 7. Dairesi Başkanı Turgut Candan gibi yargı mensuplarının aralarında bulunduğu hukukçu akademisyenler konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious