Provokasyona karşı sükûnet çağrısı

  • Giriş : 31.03.2006 / 00:00:00

Diyarbakır’da üç gündür süren terör ve şiddet olaylarına bölgenin kanaat önderleri sert tepki gösterdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Güneydoğu’da huzur ortamının bozulmak istenmesi bölgedeki kanaat önderlerini harekete geçirdi. Üç gündür başta Diyarbakır olmak üzere bazı kentleri savaş alanına çeviren terör olaylarının ne bölgenin ne de ülkenin hayrına olduğuna dikkat çeken sivil toplum önderleri, halkı, karanlık odakların oyununa gelmemeye çağırdı. Terörün ‘şer' getireceği uyarısında bulunan din adamları, ‘olayları ayak takımının' yaptığına dikkat çekiyor. Bölgenin gerçek dinamiğinin insaniyet ve İslamiyet olduğunu vurgulayan din adamları Müslüman'ın kardeşine zarar vermesinin düşünülemeyeceğini kaydediyor.

Diyarbakırlı emekli Müftü Mehmet Salih Ocak, huzur ve güven ortamından rahatsız olanların olayları çıkardığına işaret ederek, “Çocuklarımız kime taş atıyor? Sıkıntıya düştüğümüzde koştuğumuz polise taş atmamalıyız.” uyarısında bulunuyor. Emekli vaiz Sadullah Hatipoğlu da Diyarbakır'ın şerefli ve manevî dinamikleri yüksek bir kent olduğunun altını çizerek “Şiddet olaylarını tırmandıranlar, kentin anarşiyle anılmasını istiyorlar.” ifadesini kullanıyor. ‘Müslüman; elinden ve dilinden emin olunan kişidir.' hadis-i şerifini hatırlatan Seyda Hüseyin Elçi, Müslüman Diyarbakırlıların başkalarına ve kardeşlerine zarar verecek işleri yapmamasını istiyor. Molla Recai Karakoç ise, “Bütün Müslümanlar kardeştir. Kardeşimizin hak ve hukukuna riayet etmezsek iflah olamayız.” diyor. Van'ın önemli kanaat önderlerinden İbrahim Sarımurat bölgedeki nifak tohumlarının artmasını dinî inançların zayıflamasına bağlarken Ağrılı din alimi Selahattin Erden birilerinin Türk-Kürt ayrımı yapmaya çalışarak Türkiye üzerine oyun oynadığını ifade etti.


DİYARBAKIRLI EMEKLİ MÜFTÜ MEHMET SALİH OCAK:

Ocak, kentte yaşananların halkı yaraladığını söyledi. Vatandaşların uzun zamandır huzur ve güven ortamı içerisinde yaşadığını ifade eden Ocak, bundan rahatsız olan karanlık güçlerin bölgeyi karıştırmaya çalıştığına dikkat çekti. Halkın şiddeti tasvip etmediğini dile getiren Ocak, yetkilileri olayları aklı selim bir şekilde değerlendirmeye çağırdı: “Halk bu olayları istemiyor. Herkes aklını başına alsın. Bu olaylar ve şiddet kime karşı yapılıyor? Çocuklarımız kime taş atıyor? Sıkıntıya düştüğümüzde koştuğumuz, çoluk çocuğumuzu emanet ettiğimiz polise taş atmamalıyız. Zaten bunu yapan provokatörlerdir.”

EMEKLİ VAİZ SADULLAH HATİPOĞLU:

Emekli vaiz Sadullah Hatipoğlu da olayların herkeste olduğu gibi kendisinde de büyük üzüntüye neden olduğunu belirtti. Hatipoğlu, “Bunları yapanlar akıllı insanlar değil, ayak takımı. Arkalarında olayları sürükleyen karanlık kişiler var. Memleketimize yazıktır.” diye konuştu. Diyarbakır’ın tarihi, şerefli ve manevi dinamikleri yüksek bir kent olduğunun altını çizen Hatipoğlu, “Şiddet olaylarını tırmandıranlar, kentin bu kimliğini, manevi havasını silmek, Diyarbakır’ın anarşiyle anılmasını istiyorlar.” dedi.

SEYDA HÜSEYİN ELÇİ:

‘Müslüman; elinden ve ağzından emin olunan kişidir.’ hadis-i şerifini hatırlatan Seyda Hüseyin Elçi Diyarbakırlıların başkalarına ve kardeşlerine zarar verecek işleri yapmamasını istedi. Yaşananları ‘Kendi kendimize zarar veriyoruz.’ şeklinde yorumlayan Elçi, “Olaylar bize, halka, memlekete dokunuyor. Müslüman kimseye zarar veremez. Uyanık olunup oyunlarına gelinmemesi gerekir.” diye konuştu.

DİYARBAKIR MÜFTÜSÜ ALİ MARAŞLIGİL:

Diyarbakır Müftüsü Ali Maraşlıgil, insanların her zamankinden daha fazla sağduyu ve itidale ihtiyacının olduğunu kaydetti. Sağduyunun dinin gereği olduğunu söyleyen Maraşlıgil şöyle konuştu: “Allah’ımız, kitabımız, kıblemiz, Peygamberimiz bir. Ortak paydalarımız üzerinde birleşelim.” Herkesin başkalarının hak ve hukukuna saygılı olması gerektiğini belirten Molla Recai Karakoç ise başkalarının hak ve hukukunu gözetmeyen insanların iflah olmayacağını vurguladı. Karakoç, “Bütün Müslümanlar kardeştir. Bu Allah’ın emri. Kardeş kardeşe nasıl zarar veriyor, bunu anlamak mümkün değil. Kardeşimizin hak ve hukukuna riayet etmezsek, mal ve canına zarar verirsek iflah olamayız.”

VAN ULUCAMİ ESKİ İMAMI İBRAHİM SARIMURAT:

Van’ın önemli kanaat önderlerinden Ulucami eski imamı İbrahim Sarımurat da, bölge insanının dinî inançlarının giderek zayıfladığını, bunun yerini nifak tohumlarının aldığını savundu. Sorunların çözümü için eğitim sistemi üzerinde kafa yormanın önemine değinen Sarımurat, okullarda yetişen çocuklara dinin öğretilmesi gerektiğini kaydetti. Sarımurat, sorunların çözümü adına şu önerilerde bulundu: “Sorunların ortadan kalkması için yöneticiler Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği yaparak camilerde vaaz ve hutbelerde bu tür konuların işlenmesini sağlamalı.”

AĞRILI DİN ALİMİ SELAHATTİN ERDEN:

Ağrılı din alimi Erden olayları provokatif girişimler olarak niteledi. Bazı güçlerin Türkiye’deki huzur ortamını bozmak istediğini vurgulayan Erden şöyle konuştu: “Düşmanlarımız huzur ortamımızı bozmak için Türkiye’deki yandaşlarını kullanıyor. Bu geçmişte de böyle oldu. Madem Türkiye üzerinde oyunlar oynanıyor, provokatörlerin heveslerini kursaklarında bırakmamız lazım. Şimdi birlik olma zamanı. Herkes birlikte hareket etmelidir. Bunlara en güzel cevabı birlikte hareket ederek verebiliriz.”

VAN BELEDİYE BAŞKANI BURHAN YENİGÜN:

Van Belediye Başkanı Yenigün bölge halkının son yıllarda yerleşen huzur ortamından memnun olduğunu, teröre ve terör örgütlerine prim vermediğini anlattı. Bundan rahatsız olan terör örgütlerinin halkı yıldırmak için bu tür eylemlere başladığının altını çizen Yenigün, bu olaylarda okullarında elinde kalemle ilim yapması gereken çocukların taşlarla polise saldırmasını acı bir tablo olarak niteledi. Yenigün, “Halkımızın bu tür olaylara karşı vereceği en iyi cevap duyarlı ve soğukkanlı olmasıdır. Ailele çocuklarının terör örgütünün kurbanı olmasına izin vermesinler.” ifadesini kullandı.

MARDİN ANAP İL BAŞKANI SÜLEYMAN ÇELİK:

Mardin’in ileri gelenlerinden ve Anavatan Partisi İl Başkanı Süleyman Çelik olaylarla ilgili şunları söyledi: “Yıllardır aynı çatı altında yaşayan Kürt’ü, Arap’ı, Türk’ü, Çerkez’i, Laz’ı hep kardeşlik bağı içinde birlik ve beraberlik içinde yaşamayı bilmişlerdir. Hiç kimsenin bu huzuru bozmaya hakkı yoktur.”

VAN SANAYİ VE TİCARET ODASI BAŞKANI ZAHİR KANDAŞOĞLU:

Van Sanayi ve Ticaret Odası (VATSO) Başkanı Zahir Kandaşoğlu, bölge olarak sıkıntılı bir süreçten geçtiklerini hatırlatarak, yaşanan olayları AB’ye karşı, demokratik gelişimi hazmedemeyen kesimlerin senaryosu olarak niteledi. Kandaşoğlu şöyle konuştu: “Bölgede son yıllarda istihdam alanları açılması için ciddi çalışmalar yürütüldü. Bu faaliyetlerin istihdama dönüşmesi huzur ve güven ortamının devamına bağlı. Bu tür provokasyonların amacı bu ortamı ortadan kaldırarak, bölgede işsiz olarak yaşayan gençleri Batı’ya sürükleyip suç örgütlerini eline çekmektir.”

Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Nazif Acarbay, Ağrı Genç İş Adamları Derneği (AGİAD) Başkanı Şeref Aydemir ve Şanlıurfa Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı İsmail Demirkol de bölge insanını teröre prim vermemeye çağırdı.


--------------------------------------------------------------------------------

‘Bölücü örgütün tuzağına düşmeyelim’

Terörist cenazelerini bahane eden provokatörler, ‘toplumsal gerilimi tırmandırma’ stratejisi izliyor. Uzmanlar, halkı sokağa dökmeyi ve ülkede gerginliği tırmandırmayı amaçlayan bu girişime alet olunmamasını istiyor. Uzmanlara göre, olaylara karışanlar terör örgütünün tuzağına düşüyor. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, provokatörlerin toplumun hassas noktalarını kullanarak insanları galeyana getirdiği uyarısında bulunuyor. Bu duruma maruz kalanların soğukkanlı davranarak olaylara geniş açıdan bakmaları gerektiğini savunan Tarhan, “Kişi kendisine ‘ben ne yapıyorum, bunun sonu nereye varır’ diye sormalıdır.” diye konuşuyor. Bu tür olayları gri propaganda olarak tanımlayan Tarhan, “Provokatörler, insanlar ne yaparsam inanır diye düşünür. Bu nedenle toplumu en kolay galeyana getirecek materyalleri seçerler. Bu söylemler çoğunlukla çarpıcıdır ve duruma uygun olarak seçildiği için inandırıcıdır. Dolayısıyla insanlar birilerinin inandığını gördüğü için kendisini de bu olaya kaptırır.” şeklinde konuşuyor.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş, olayların ‘çok üzücü ve talihsiz’ olduğunu söyledi. Türkiye’nin iyiye ve güzele giderken bazılarının önümüze taş koyduğunu vurgulayan Yalçıntaş, şöyle devam etti: “Ne yazık ki, 12 yıl sonra Türk Silahlı Kuvvetleri şehrin merkezine girdi. Ancak ben şuna inanıyorum, Türkiye önüne konulan bu taşları elinin tersi ile yana iterek izlediği doğru yoluna devam edecek. Bundan evvel nasıl üstesinden geldik ise bu sefer de Türkiye olarak yine üstesinden geleceğiz.”

Aranıza nefret tohumu attırmayın

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, teröristlerin girişimlerine halkın itibar etmediğine işaret ediyor. Güvenlik güçlerinin terör örgütü militanları ve yandaşlarıyla bölge halkını birbirinden ayırması gerektiğinin altını çizdi. Yazıcıoğlu vatandaşlara da şu çağrıyı yapıyor: “Terörü lanetleyiniz; çünkü şiddet şiddeti doğurur. Asırlardır birlikte yaşadığınız bu güzel yurdumuzun kin ve nefret tohumlarıyla tahrip edilmesine seyirci kalmayın.” AK Parti Diyarbakır Milletvekili Prof. Dr. Aziz Akgül de, tüm Diyarbakırlı hemşerilerini sağduyuya davet etti. Gül, şöyle devam etti: “Hoşgörü içerisinde kardeşlik ve dostça hareket etmelerini istiyorum. Başkalarının hürriyetlerini ihlal edecek olaylardan uzak durmalarını rica ediyorum. Birbirimizi sevmek ve beraber yaşamak durumundayız. Güçlü Türkiye gösteri yapan insanların da faydasına. Ticaret yapan insanlara yönelik eylemleri tasvip etmek mümkün değil. O insanlar evlerine ekmek götürme derdinde. Kimse kimsenin rızkı ile oynamamalı. Bu tür fevri davranışlar ne Diyarbakır’a, ne eylem yapan insanlara ne de Türkiye’ye fayda getirir.”

Türkiye’nin AB’ye girmesini istemiyorlar

Haklar ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı Abdulmelik Fırat, yaşananları ‘derin devlet’ ile ‘PKK’yı maşa olarak kullanan derin güçlerin’ oyunu olarak nitelendirdi. Eylemlerle AB sürecinin önünün kesilmek istendiğini iddia eden Fırat, “Türkiye AB süreci ile birlikte demokratikleşme sürecine girdi. Hakim güç buna karşı. Derin devlet, Gladyo, Özel Harp ya da Ergenekon olarak da adlandırılan bu oluşumlarla birlikte Türkiye’deki hakim güçler kazanımlarını kaybetmek istemiyor. Onun için Türkiyenin AB’ye girmesine engel olmak için türlü senaryolar hayata geçiriyorlar.” dedi.

Yardımcı Doçent Dr. Ali Murat Yel ise sağlık ocaklarına bile saldırıldığını hatırlatarak şunları söylüyor: “Bu insanlar devleti düşman olarak gördüklerinden kamu binalarına saldırıyor. Sağlık ocağına saldıranlara şunu sormak lazım; ‘gösteride yaralanan protestocuyu nerede tedavi edeceksiniz?’ Olaylara karışanlar kendilerini savaş halinde hissediyor. Bu göstericiler grup psikolojisi ile holigan gibi hareket ediyor. Aslında bunların birçoğu normal yaşamlarında asla böyle bir şeye birey olarak kalkışmaz.” İstanbul, Zaman

‘Çocuklarımızın doktor, mühendis olması için cehaletle savaşmalıyız’

Kızıltepe’nin ileri gelenlerinden işadamı Süleyman Akdağ ise terörle hiçbir yere varılamayacağını herkesin görmesi gerektiğini vurguladı. Bugüne kadar bölgede hep kan ve gözyaşının hüküm sürdüğünü anlatan Akdağ, halkın talihinin son 5 yıldır dönmeye başladığını, bunu hazmedemeyenlerin yeniden taşa silaha sarıldığını anlattı. Akdağ sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz cehaletle savaşmalıyız. Bakınız bölgemizde açılan özel okulların eğitime sağladığı katkılar ve huzur sayesinde çocuklarımız artık dağa değil üniversitelere gidip okuyor, doktor, mühendis, avukat, öğretmen oluyorlar. Geçmişte bölgemizde kız çocuklarımızı okula göndermeme hastalığını bu okullar sayesinde tedavi etme imkânı bulduk. Artık kız çocuklarımızı okullara gönderiyoruz. Çünkü burada eğitim ışığını gördük.”


--------------------------------------------------------------------------------

Bardakoğlu: Oyuna gelip düşmanımızı sevindirmeyin

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde provokasyona dönüşen olaylardan büyük üzüntü duyduğunu söyledi. Aynı dine inanan insanların kavga yerine kucaklaşmaları gerektiğini belirten Bardakoğlu, “Diyarbakır başta olmak üzere bazı şehirlerde meydana gelen olayları üzüntü ve kaygı ile izliyorum. Yüce dinimiz bizi aynı dine inananlar olarak kardeş ilan etmiş. Üzerinde değişik oyunların oynandığı, ayrılık tohumlarının yeşertilmeye çalışıldığı ülkemizde birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.” dedi. Halkı sükunete çağıran Bardakoğlu, “Oyuna gelmemeliyiz, düşmanlarımızı sevindiren, dostlarımızı üzen hiçbir tahrike kapı açmamalıyız.” ifadelerini kullandı. Vatandaşlara ‘tahriklere kapılmayın’ çağrısı yapan Bardakoğlu şunları söyledi: “Dünyada barışın egemen olması, farklı din, kültür ve coğrafyadaki insanların bir araya gelmesi için çalıştığımız bir dönemde ülkemizde bu tür olayların yaşanması üzüntü verici.” Bardakoğlu, din ve din birliğinin asırlardır bu coğrafyada yaşayan insanların ortak bağını teşkil etmiş kardeşçe bir arada yaşamalarının mayasını oluşturduğunu kaydetti.

Diyanet İşleri olarak bütün görevlilerinin camilerde birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajı verdiklerini antalan Bardakoğlu şöyle konuştu: “Önümüzde Sevgili Peygamberimiz’in doğum yıldönümü olan Kutlu Doğum Haftası var. Peygamberimiz’in dünyayı şereflendirmesini birlikte anacağız. Bütün peygamberlere sevgi ve saygıyı anacağız. O Peygamber rahmet peygamberiydi. Hepimiz için onun hayatında çok güzel örnekler vardır. O’nun sevgisi etrafında birleşmeliyiz. Dinimizi bu birleşmenin önemli bir gücü yapmalıyız. Ben Türkiye’nin neresinde bir ayrışma var, neresinde bir kin ve nefret varsa nerede bir ayrılık gayrılık varsa din görevlilerimizin buralara giderek çare üretmesini arzu ediyorum.” Yaşanan olaylarda sağduyunun egemen olacağına inandığını ifade eden Bardakoğlu, “Asırlardır bir arada birbirini sayarak ve severek yaşamış halkımız bu tahriklere kapılmayacaktır, sağduyu ve sükunet hakim olacaktır. Bu sıkıntıları ülke olarak atlatacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.

Olayların yatışması için vaaz ve hutbelerde konunun işlenebileceğini anlatan Bardakoğlu, toplumda sosyal duyarlılıkların artırılması gerektiğine inandığını ifade etti. Yaşanan olaylarda çevreye ve esnafa verilen zararların kul hakkını doğurduğunu kaydeden Bardakoğlu, “Biz öteden beri günahsız masum insanların kanının dökülmesinin, malının yok edilmesinin en büyük insanlık suçu olduğunu belirtiyoruz. İnsanların canına, malına zarar vermenin kul hakkı ihlali olduğunu söylüyoruz. Bu haklar da Allah’ın affetmesi ile değil bizzat o kimselerin haklarını helal etmesi ile ödenebilir. Böyle olunca yerdeki bir karıncayı incitmeyi bile insanlığa aykırı gören bir dine mensubuz. Yerdeki karıncayı incitmeyi, ağacın dalındaki kuş yuvasını bozmayı dahi insanlığa aykırı gören bir dine mensubuz. Böyle olunca her birimizin bu duyarlılığı taşımamız gerekiyor.” dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious