Rahmi Koç: Ekonomi iyi gidiyor

Rahmi Koç: Ekonomi iyi gidiyor .11540
  • Giriş : 04.07.2007 / 18:36:00

Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, ekonominin iyi gittiğini, dolayısıyla herkesin memnun olduğunu bildirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


5. Dünya Odalar Kongresi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koç, toplantının çok güzel başladığını belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da toplantıya katılmış olmasının fevkalade isabetli olduğunu söyledi.

Koç, ''Gönül arzu ederdi ki Büyükşehir Belediye Başkanımız da burada olsaydı. O olmadığına göre Vali Beyefendinin oraya oturması daha münasip olurdu diye düşünüyorum. Ama olmadı'' dedi.

Bu kadar kıymetli iş adamının bu devirde burada toplanmış olmasının çok isabetli olduğunu ifade eden Koç, ''Ekonomi de iyi gidiyor, dolayısıyla herkes memnun'' diye konuştu.


Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Başkanı Marcus Wallenberg, Doha raundundan olumlu bir sonuç çıkmaması halinde çok daha belirsiz bir dünya ile karşılaşılacağını söyledi.

Başbakan Erdoğan: Bir çok sorun uluslararası tahrip gücüne ulaşmıştır

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ne yazık ki bugün çevreninin tahrip edilmesinden uluslararası teröre kadar bir çok sorun, ulusal ölçekten çıkarak uluslararası bir tahrip gücüne ulaşmıştır'' dedi.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenen 5. Dünya Odalar Kongresinin açılışında konuşan Erdoğan, dünya çapında 12 bin odayı ulusal ve uluslararası sektör kuruluşlarının başkan ve yardımcılarını İstanbul'da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, kongre için gelenlerin fırsat buldukça İstanbul'un eşsiz güzelliği ve tarihi dokusunu keşfetme imkanı bulmalarını diledi.

Erdoğan, Dünya Odalar Federasyonu Başkanı Rona Yırcalı'nın konuşması sırasında İstanbul'a ilk defa gelenlerin ayağa kalkmasını istediğinde, salonun büyük bir kısmının ayağa kalktığına işaret ederek, kongrenin yanı sıra İstanbul'un cezbediciliğinin de kongreye katılımda etkili olduğunu vurguladı.

Misafirlerin şu anda medeniyetlerin, kültürlerin, farklı siyasi coğrafyaların kesişme noktası olan bir ülkede bulunduklarını vurgulayan Erdoğan,şunları söyledi:

''BİZİM TARİHİMİZDE FARKLILIKLAR, BİR ZENGİNLİK OLARAK GÖRÜLÜR''

''Türkiye'nin ve özelikle İstanbul'un sahip olduğu farklılıklar, dünyanın başka ülkelerinde ve başka bölgelerinde problem teşkil etmiş olabilir.

Ancak bizim tarihimizde farklılıklar bir zenginlik olarak görülür ve bu çoğulcu anlayıştan büyük bir medeniyet birikimi ortaya çıkmıştır. Kongre turizminin dünyada yıldızı en çok parlayan şehirlerinden biri olan İstanbul'a medeniyet tarihindeki çok özel yeri ve bugünkü zenginlikleriyle birlikte bakmamız, bu açıdan büyük bir önem taşıyor. Farklılıklar burada hiçbir zaman bir zaaf noktası olarak görülmemiş, tam tersine ülkemizin refahının, mutluluğunun, huzurunun artması yönünde bir imkan olarak telakki edilmiştir. Küreselleşen dünyada bugün insanlığın muhtaç olduğu barış içinde bir arada yaşama iradesinin güçlenmesi için özellikle İstanbul eşsiz bir numune, muazzam bir ilham kaynağıdır. Modern dünyanın büyük imkanları ve büyük kolaylıklarının yanı sıra günümüzde bazı toplumların haksız rekabete maruz kalmış olma gerçeği hepimizi yeni sorumluklara sevk etmektedir.''

Başbakan Erdoğan, demokrasi, barış, evrensel hukuk ve özgürlüklerin gelişmesi, ekonominin insana huzur getirecek şekilde gelişmesinin, insanın ve insani değerlerin hayatın merkezine alınmasına bağlı olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: ''Ne yazık ki bugün çevrenin tahrip edilmesinden uluslararası teröre kadar bir çok sorun, ulusal ölçekten çıkarak uluslararası bir tahrip gücüne ulaşmıştır. Çevrenin tahrip edilmesine, teröre, şiddet ve dünyada oluşturulan kriz bölgelerindeki hukuksuz savaşlara karşı insanlar vicdani ortak bir tutum almalı ve ortak bir karşı irade koymalıdır. Zira medeniyet sadece ürettiğimiz malların küresel ölçekte serbestçe dolaşması değildir. Medeniyetin ölçüsü sadece ülkelerin ekonomik büyüklükleri ve silah güçleriyle de ölçülemez. Medeniyet sadece istatistiki gelişme göstergelerinden ibaret de değildir. Medeniyetin ölçüsü, insani değerlere ne kadar sahip çıkıldığı ve uygulamaya geçirildiğidir. Bugün ekonomik büyüklüklerine, ürettikleri mal ve değerlere, uluslararası piyasalardaki güçlerine bakıldığında refah devletlerinin kendi halklarına yeterince huzur ve mutluluk getirmeyi başaramamış olmaları, herhalde çağımızın en büyük çelişkisidir.''

Erdoğan, ''Hedef ve projeksiyonlarımıza göre 2013 yılında Türkiye 800 milyar dolar gelir seviyesini geçmiş ve dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerini almış olacaktır'' dedi.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında düzenlenen 5. Dünya Odalar
Kongresi'nin açılışında konuşan Erdoğan, Türkiye'nin ekonomisinin 1999
ve 2002 yılları arasında ortalama yüzde 0,3 oranında büyüdüğünü dile
getirerek, 2003 ile 2006 arasında ise ortalama büyümenin yüzde 7,3
olarak gerçekleştiğini ve 4 yılda 2 milyon 400 bin insana iş imkanı sağlandığını kaydetti.

Önceki gün 2007 yılının birinci çeyreğine ilişkin büyüme rakamlarının
açıklandığını ve buna göre Türkiye'nin yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,7
büyüme kaydettiğini belirten Erdoğan, ''Ülkemiz son 21 çeyrektir yüksek
oranlı büyüme performansı göstermekte, büyüme oranlarının yüksekliğiyle
dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır'' dedi.

Erdoğan, 2006 yılı sonu itibariyle Türkiye'nin gayrisafi mili hasılasının 400 milyar dolar olduğunu vurgulayarak, bu boyutuyla Türkiye'nin Avrupa'nın 6. büyük ekonomisi olma özelliğini taşıdığını belirtti.

Başbakan Erdoğan, ''Hedef ve projeksiyonlarımıza göre 2013 yılında
Türkiye 800 milyar dolar gelir seviyesini geçmiş ve dünyanın en büyük
ekonomileri arasında yerini almış olacaktır'' diye konuştu.

Yılın ilk 6 ayında ihracatın yüzde 24 oranında artış gösterdiğini ve 12
aylık ihracatın 95 milyar 363 milyon dolara ulaştığını ifade eden
Erdoğan, 2002 yılında toplam ihracatın 36 milyar dolar olduğu
düşünüldüğünde 4.5 yılda Türkiye'nin ulaştığı noktanın daha iyi
anlaşılacağına işaret etti.

Erdoğan, cari işlemler açığının da artık düşüş trendine girmiş
bulunduğunu vurgulayarak, ekonomiye ilişkin dikkat çekici diğer bir
noktanın ise enflasyonda elde ettikleri tarihi seviyedeki düşüş olduğunu
söyledi.

Türkiye'de 10 yıllar boyunca yüksek ve belirsiz seyreden enflasyonun,
yüksek büyüme oranlarına rağmen kontrol altına alındığını ve tek haneli
seviyelere kadar çekildiğini anlatan Erdoğan, dün açıklanan enflasyon
rakamının yüzde 8,6 olduğunu hatırlattı.

Erdoğan, sene sonuna kadar yıllık enflasyon oranının daha da aşağılara
düşeceğini düşündüklerini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin bugün artık dünya ülkeleri arasında yıldızı parlayan, gelecek vaat eden ve fırsatlar sunan bir ülke konumunda olduğunun altını çizdi.
2006 yılı sonu itibariyle özel yatırımların miktarının 96 milyar YTL'ye
ulaştığını ifade eden Erdoğan, uluslararası doğrudan yatırım miktarının
ise çok daha dikkat çeki olduğunu söyledi.

Erdoğan, 2003 yılına kadar yıllık ortalama 1 milyar dolar seviyesini
geçmeyen uluslararası doğrudan yatırımların bugün 20,2 milyar dolar
seviyesine ulaştığını söyledi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin demokratikleşme ve ekonomik kalkınma mücadelesindeki kararlılığının hız kesmeden devam edeceğini bildirdi.

GENEL SEÇİMLER

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin 3 hafta sonra milletvekili genel seçimlerini gerçekleştireceğini hatırlatarak, 2002 yılı öncesi seçim dönemlerine bakıldığında seçim öncesinde popülist harcamaların artığına ve bütçe açığının yüksek çıktığına şahit olunduğunu söyledi.

Erdoğan, gerek 2004 yılında yerel seçimlerde, gerekse 22 Temmuz 2007 seçim sürecinde bütçe disiplininden taviz verilmediğini, popülizme tevessül edilmediğini vurgulayarak, Türkiye'nin yakaladığı bu istikrar ve güven ortamını kaybetmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini bildirdi. Türkiye'nin bugün artık rotasına tam demokratikleşme ve AB üyeliği olarak belirlediğini ve bu doğrultuda reformlarını gerçekleştirdiğini anlatan Erdoğan, AB ile katılım müzakerelerinin bazı üye ülkeler tarafından çıkarılan engellere rağmen kararlı bir şekilde ilerlemekte olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin şu ana kadar 4 başlıkta müzakereleri başlatmış olduğunu anımsatan Erdoğan, Portekiz'in dönem başkanlığı sırasında da yeni başlıkların da müzakerelere açılmasını beklediklerini belirtti. Erdoğan, 18 Nisan'da kamuoyuna ''Müktesebata Uyum Programı'' adlı bir belge açıkladıklarını ve bu belgenin, Türkiye'nin 2007 ve 2013 döneminde gerçekleştireceği reformları bir takvime bağladığını ifade ederek, katılım sürecinin dışında tamamen kendi inisiyatifleriyle ortaya koydukları bu belgenin 188 yasal 576 ikincil düzenleme içermekte olduğunu anlattı.

Erdoğan, ''Biz önümüze çıkarılacak engellere değil ülkemizin AB standartlarına ulaşma hedeflerine kilitlenmiş durumdayız. Engeller zaten aşılacaktır. Asıl olan, AB standartlarına ulaşmamızdır'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, yoksullukla, yolsuzlukla, işsizlikle ve terörle mücadelede uluslararası dayanışmanın bugün artık kaçınılmaz hale geldiğini ifade ederek, ''Gelişme İçin İşbirliği'' sloganıyla toplanmış olan bu kongrenin bu dayanışmanın artırılması yönünde çok önemli müzakereler yapacağına inandığını belirtti. İktidarda bulundukları 4.5 yıl içinde Türkiye'nin yatırım ortamını iyileştirmek konusunda önemli adımlar attıklarını ve bu adımların neticesini de kısa zaman içinde gördüklerini belirten Erdoğan, ancak Türkiye'nin potansiyelinin Türkiye'nin gelecek için vaat ettiklerinin bugün sahip olduğu imkanların çok daha ötesinde olduğunu söyledi. Erdoğan salondaki katılımcılara hitaben de, ''Her biriniz şundan emin olunuz, siz bize bir adım yaklaştığınızda, biz sizlere 100 adım yaklaşacağız. Her bir bakan arkadaşım, bizzat ben önünüze çıkan her sorunda çözüm yolunu bulma gayreti içinde olacağız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, insanlığın geleceğinin, ortak insani değerlerin, evrensel hakların birlikte savunulmasına bağlı olduğunu belirterek, ''Bütün yeryüzünde barış ve adalet mümkündür. Yeter ki yüreklerimiz hak ve hakkaniyetten yana olsun. Yeter ki haksızlıklar karşısında güç ilişkilerine göre değil, adalet kriterlerine göre adım atalım'' dedi.

Erdoğan, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen 5. Dünya Odalar Kongresi'nin açılışında yaptığı konuşmada, yeryüzünün bir kısmının refah içindeyken, diğer bir kısmının ağır yoksulluklarla başbaşa olmasının çağımızın büyük bir trajedisi olduğunu söyledi.

Erdoğan, 'İnsanlığın geleceği, ortak insani değerlerin, evrensel hakların mutlaka birlikte savunulmasına bağlıdır'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bu anlayışla yalnız kendi bölgesinde değil, yalnız komşularıyla ilişkilerinde değil, bütün dünyada barışın, adaletin, hakkaniyetin, diyaloğun, hoşgörünün yanında olduğunu kaydetti.

İspanya ile birlikte başlatılan Medeniyetler Arası Diyalog çalışmalarının 21. yüzyılın en büyük barış projesi olduğunu ve kararlılıkla barış için insanlığın ortak iradesini harekete geçirmeye çalıştıklarını dile getiren Erdoğan, ''Bütün yeryüzünde barış ve adalet mümkündür. Yeter ki yüreklerimiz hak ve hakkaniyetten yana olsun. Yeter ki haksızlıklar karşısında güç ilişkilerine göre değil, adalet kriterlerine göre adım atalım'' değerlendirmesinde bulundu.

TERÖRLE MÜCADELE

Başbakan Erdoğan, bugün bütün dünya için özellikle terör karşısında
uluslararası ortak bir mücadele kararlılığının şart olarak gördüğünü
vurgulayarak, şöyle dedi:

''Özellikle 'senin teröristin kötü, benim teröristim iyi' mantığının
ortadan kalkması gereğine inanıyoruz. Türkiye'nin uzun yıllardır terörle
mücadele noktasında diğer ulusların bu noktada, 'biz sizdeki terör
örgütünü terörist örgüt olarak görüyoruz' lafını artık yeterli
görmüyoruz. Bu konuda gerekli uygulamayı bekliyoruz. Laftan uygulamaya geçilmesini bekliyoruz. 'Türkiye olarak biz, uluslararası teröre karşı mücadele yapıyoruz. Bize dost olarak görünenlerden de biz bunu
bekliyoruz. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Eğer bu mücadeleyi bu şekilde
yaparsak, inanıyorum ki teröre karşı mücadeleden insanlık galip
çıkacaktır. Ama bunu böyle yapmaz da ulusal bazda bırakırsak o zaman
insanlık daha çok büyük faturalar ödeyecektir.''

Erdoğan, doğu ile batı arasındaki stratejik imkanlarıyla OECD ülkeleri
arasında hızla büyüyen ve kalkınan Türkiye'nin demokratik gelişmesine
paralel olarak bölgesel ve küresel barış için gösterdiği üstün gayretin
mutlaka görülmesi gerektiğine dikkat çekerek, barışın ve adaletin
garantör ülkesi olan Türkiye'nin bu mücadelesinde mutlaka desteklenmesi
gerektiğini dile getirdi.

Dünya devletlerinin, hangi ülkede olursa olsun masum insanlara,
istikrara, refaha ve kalkınmaya yönelik her türlü terör eylemini
ciddiyetle ele almak zorunluluğu bulunduğunu, çözüm için de uluslararası
dayanışmanın kaçınılmaz olduğunu kaydeden Erdoğan, özellikle ekonomik
kalkınmanın istikrarlı ve güvenli şekilde ilerleyebilmesi için terör ve
benzeri tehditlere karşı ortak mücadele imkanlarını daha da geliştirmek
zorunda olunduğunu belirtti.

''GÜVENLİK VE EKONOMİ BAŞAT İKİ OLAYDIR''

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: ''Bizim için ekonomik gelişme önemli değil, önemli olan güvenliktir' mantığı da yanlıştır. Güvenlik ve ekonomi başat iki olaydır. Güvenlik ekonomiye, ekonomi güvenliğe muhtaçtır. Ekonomik gücünüz olmadıktan sonra güvenliği ne ile temin edeceksiniz? Güvenliğiniz olmadığı zaman ekonomik başarıyı nasıl yakalayacaksınız? İkisi de bunun, iç içe geçmiş iki önemli kavramdır, iki önemli unsurdur. Bunları birbirinden ayrı değerlendiremeyiz. Zira küresel teröre karşı vereceğimiz mücadelenin odak noktasını ekonomik kalkınma, işsizlikle, yoksullukla ve yolsuzlukla mücadele oluşturmaktadır.''

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin haksızlıklara maruz kalmış bir ülke olarak bugüne kadar ağır bedeller ödediğini, buna karşın medeni yürüyüşünü durdurmadan tarihi reformlar gerçekleştirmiş bir ülke olduğunu ifade etti. Arızi sorunları aşmak için bütün dünyanın dikkatini çeken siyasi, hukuki, ekonomik bir reform sürecini başarıyla yürüttüklerini dile getiren Erdoğan, özellikle demokratikleşmeye paralel olarak katedilen ekonomik büyümenin Türkiye'yi bir cazibe merkezi haline getirdiğini, Türkiye'nin güven ve istikrarlı bir ülke haline geldiğini söyledi.

Üç hafta sonra Türkiye'de seçimlerin yapılacağını hatırlatan Erdoğan, seçim sürecinde olunmasına karşın bütün ekonomik göstergelerin son derece olumlu geliştiğini, piyasaların şimdiden geleceği gördüğünü, bunun da Türkiye'nin istikrar ve güven zemininde yoluna devam edeceğinin açık işaretlerini gösterdiğini kaydetti. Erdoğan, seçim sürecinde ekonomik piyasaların hiç bir kriz ihtimaline prim vermediğini, kötümser hiç bir senaryoyu dikkate almadığını sözlerine ekledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious