Rektörlerden seçime yönelik dört uyarı

  • Giriş : 05.04.2007 / 00:00:00

YÖK Başkanı Erdoğan Teziç başkanlığında toplanan Rektörler Komitesi, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin 4 uyarıda bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Komite uyarılarını şöyle sıraladı,
• Cumhurbaşkanlığı makamına tarafsız bir kişi seçilmeli.
• Aday olacak kişilerin, geçmişte, sorumluluk doğurabilecek bir suçlandırma veya şaibe altında olmamaları gerekir.
• 3 Kasım seçimleri en adaletsiz sonuçların doğuran bir seçimdir, temsilde zaafiyeti olan Meclis Cumhurbaşkanını uzlaşmayla seçmeli.
• Cumhurbaşkanlığı görüşmeleri 367+1 olmadan başlatılmamalı.
• Rektörlerden Cumhurbaşkanı Sezer'e teşekkür bildirisi...

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Cumhurbaşkanının devletin başı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milletinin birliğini temsil etmenin yanı sıra Anayasal kurumlar arasında dengeyi, düzenli ve uyumlu çalışmayı gözetme yetkisi ve görevine de sahip olduğunu belirterek, "Böylesi bir işlevin yerine getirilmesinin tarafsızlığı gerektirdiği kuşkusuzdur. Tarafsız bir Cumhurbaşkanı siyasal rejimimizin güvencesidir" dedi.
Rektörler Komitesi, Teziç’in başkanlığında YÖK’de toplandı.
Teziç, toplantının ardından, üyelerin ittifakıyla hazırlanan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamayı düzenlenen basın toplantısında okudu.
Son bir yıldır, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili "tartışmalar ve gergin bir ortamın yaşandığını" belirtilen metinde tartışmaların ağırlık noktasını bu makama tarafsız bir kişinin seçilebilmesinin oluşturduğu ifade edildi.
Anayasada "devletin başı" sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milletinin birliğini temsil etmenin yanı sıra Anayasal kurumlar arasında dengeyi, düzenli ve uyumlu çalışmayı gözetme yetkisi ve görevinin de Cumhurbaşkanına verildiği ifade edilen metinde, "Böylesi bir işlevin yerine getirilmesinin tarafsızlığı gerektirdiği kuşkusuzdur. Tarafsız bir Cumhurbaşkanı siyasal rejimimizin güvencesidir" denildi.
Milletvekili andında yer almayan "tarafsızlık" sözcüğünün Cumhurbaşkanı andında özenle vurgulandığı ifade edilen metinde, "seçim yetkisinin TBMM verildiği, seçim şeklinin belirlendiği ve seçilen kişinin partisiyle ilişiğinin kesilerek milletvekili sıfatının sona ereceği" vurgulandı.
Metinde, Cumhurbaşkanının tarafsızlığına ve partiler üstü konumuna yönelik bu çerçevenin geçmişe ve geleceğe dönük temenni ve ölçütleri de içerdiği belirtilerek, "Meclisin Cumhurbaşkanı yetkisini ve görevini bu doğrultuda özenle kullanması anayasanın amir hükmü gereğidir" denildi.

"UZLAŞMANIN GERÇEKLEŞMESİ KAÇINILMAZDIR"

Ortak metinde şu ifadelere yer verildi:
"Anayasamız cumhurbaşkanının cezai açıdan yalnızca vatana ihanetten sorumlu olabileceğini öngörüyor. Bu makama aday olacak kişilerin geçmişte sorumluluk doğurabilecek bir suçlandırma veya şaibe altında olmamaları da büyük önem taşımaktadır.
Bu doğrultuda adayların öz geçmişinin yanı sıra başta laiklik ilkesi olmak üzere Cumhuriyetin değiştirilemeyecek niteliklerini ve bunun ayrılmaz parçası ve temeli olan çağdaş bilimi benimsemiş ve sindirmiş olmaları da anayasal bir zorunluluktur.
3 Kasım 2002 seçimleri 1950’den bu yana yapılan genel seçimler içinde en
adaletsiz sonuçlar doğuran bir seçim olmasının üzerinde yüzde 45 oranındaki geçerli oyun Mecliste temsil edilmemesi nedeniyle aynı zamanda bir temsil zafiyeti de yaratmıştır. Bu temsil zafiyetinin Cumhurbaşkanlığı makamına taşınmaması için Cumhurbaşkanı seçiminde TBMM’de bir uzlaşmanın gerçekleşmesi de kaçınılmazdır.
Öte yandan Anayasanın 102. maddesinde nitelikli toplantı ve karar yeter sayılarını belirleyen özel hüküm Cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma sağlanabilmesinin hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Yeter sayılara ’ulaşılamaması halinde ve dolayısıyla Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal TBMM seçimleri yenilenir’ hükmü de uzlaşamamanın yaptırımıdır ve sorunun çözümü de halkın hakemliğine sunulmaktadır.
Bu bakımdan Anayasamızın 102. maddesi hukuki yorum yöntemleri ihmal edilmeden sağduyu ile değerlendirilerek varılacak uzlaşma gelecekte cumhurbaşkanlığıyla ilgili meşruiyet tartışmalarını da gündemden kaldıracak bir emsal oluşturacaktır.
Bu aşamada, içinde bulunduğumuz son derece gergin ortamın daha da endişe verici boyutlara tırmanmaması için laik, demokratik hukuk devleti ve çağdaş bilime inanmış bir cumhurbaşkanın seçilmesinde hepimize sağduyu ile uzlaşıcı sorumluluklar düşmektedir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious