Revna Demirören Topuz'a kırgın

Revna Demirören Topuz'a kırgın.13095
  • Giriş : 20.06.2009 / 11:52:00

"Antalya'dayken kapı çaldı, bir baktım Mehmet Topuz. Elimi öptü, 'Yenge sizinle tanışmak için geldim' dedi. Ertesi gün Fenerbahçe'ye gitti. Bir genç insanın bu değişikliği beni şaşırttı.'

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Beşiktaş'ın 'first lady'si Revna Demirören, evinin kapılarını Sanem Altan'a açtı:

5 yıllık acı dolu günlerden sonra 2 kupayı birden kazandı eşiniz Yıldırım Demirören.. Kupaların alındığı geceki sevinçleri nasıl yaşadınız?

“Şampiyonluk kutlaması saat 23.00 civarında bitmişti.. Bir gece kulübünde eğlence düzenlenecekti.. Yıldırım'a 'Hadi gidiyor muyuz?' diye sordum.. 'Hiçbir yere gidecek halim yok.. Eve gidiyoruz' yanıtını aldım.. 'Aaa niye? Dansetmeyecek miyiz, kutlamayacak mıyız?' diyecek oldum.. 'Yok, şu anda hiçbirşey yapamam.. Eve gidelim' karşılığını verdi.. Eve geldiğimizde de TV'nin karşısına geçti, kutlamaları tekrar seyrederken uyuyakalmış.. Yılların yorgunluğu ortaya çıktı bir anda.. Uyurken nasıl masum, nasıl çocuk gibi gözüktüğüne inanamazsınız.. Tribünde ağlaması da 5 yılın deşarjıydı aslında.. Çünkü Yıldırım hiç konuşmaz, hiç paylaşmaz.. Etrafındaki herşeyi gözlemler, içine atar.. Hep böyleydi, evlendiğimizde ben 23, o 26 yaşındaydı.. Ama kocaman adam gibi olgun duruyordu.. Babamı yeni kaybetmiştim, baba figürünü dolduracak biri olarak karşıma çıkmıştı, düşünün henüz 26 yaşındayken bile böyleydi..”

Şampiyonluktan önceki 5 yıl boyunca kötü günleri nasıl geçirdiniz?

“Tabii ki çok zor günler oldu.. İnönü'de yeniliyorsak mesela, ben hemen çocukları alıp maçtan çıkarak eve gelirim.. Yıldırım en fazla 1 saat sonra gelir.. Biz çocuklarla sanki yenilgi olmamış gibi normal davranmaya çalışırız.. Çünkü eğer biz de üzülürsek, evde tuhaf bir hüzün havası oluşur.. Bunu istemem.. Kızım Yelda babasına çok bağlıdır, onun üzülmesine hiç dayanamaz.. Büyük oğlum Erdoğan babası gibidir, duygularını hep saklar.. Mesela şampiyonluk maçında tribünde dimdik durdu, otele gelince ağladı.. Yıldırım Yelda'ya sarılıp hüngür hüngür ağladığında boğazıma bir yumruk oturdu.. Ağlayamadım, o anda yaşadığım karmaşayı anlatmak mümkün değil..”

Diğer kulüp başkanlarının eşleri niye ortalarda gözükmüyor?

“Haklısınız, hiçbiri ortaya çıkmıyorlar.. Tanıdıklarım çok hoş hanımlar.. Eminim diğerleri de öyledir.. Ama ben paylaşmayı seviyorum, çocuklarımın o anı yaşamasını istiyorum.. Bana 'Çocukları götürme, nazar değer' diyorlar ama ne alâkası var! Biz birbirine çok bağlı, yakın bir aileyiz.. Bundan sonra da tavrım değişmeyecek.. Yine maçlarda birlikte olacağız.. Beşiktaşlıyım, Beşiktaş'ın başarıları önemli ama benim için herşeyin önünde Yıldırım var.. Kocamın içinde olduğu bir atmosferi paylaşmak isterim, onu yalnız bırakmam.. Çünkü benim aile anlayışıma göre bu iyi bir fikir değildir.. Annemle babam, kayınvalidemle kayınpederim arasında da bu yakın iletişimi gördüm.. Aynısını uyguluyorum.. Ama tabii ki çok zor tarafları da var.. Sürekli erkeğin hayatı yaşanıyor, hiç uzun tatil yapamıyorsun, başbaşa kalamıyorsun.. Mesela 4 senedir çocukları kayağa hep ben götürüyorum, Yıldırım işi olduğu için hiç gelemiyor.. Cemal henüz çok küçük babasını çok özlüyor.. Yine de Yıldırım'a 'Bu işi bırak' demem.. Kendi kararıdır.. Bence bir başkanın yaşayabileceği herşeyi yaşadı.. Aklımdan geçse bile, 'Bırak' desem bile, eğer bırakmazsa bunu ne yapacağız o zaman? Dolayısıyla bu tip kararlara hiç karışmam..”

Mustafa Denizli, Denizli maçından sonra şampiyonluğu size ithaf ettiğini açıkladı.. Beşiktaş 6 puan gerideyken ona bir bakış fırlatmışsınız, yüreğine ok gibi saplanmış.. Öyle kızgın bakarken içinizden ne geçmişti?

“Nasıl baktığımı hiç bilmiyorum ama baktığım anı hatırlıyorum.. Amacım ona birşey hissettirmek değildi, demek ki o duygu yoğunluğunda kendimi elevermişim.. Ona herhangi bir mesaj vermek değildi amacım.. Hocamın bendeki hayal kırıklığını anlamış olması ne kadar müthiş biri olduğunu gösteriyor.. Sonra şampiyonluğu ithaf etmesi bana büyük gurur verdi.. Beni böyle bir başarının içine katması kolay rastlanacak bir jest değil..”

Derken Beşiktaş şampiyon oldu ve 2 gün sonra Mustafa Denizli evinize gelip görevi bırakmak istediğini açıkladı.. Hatta hüngür hüngür ağladı.. Siz de oradaydınız, ne yaptınız?

“Şampiyon olduktan 2 gün sonraydı.. Mustafa Hoca, Yıldırım ve yöneticilerle görüşmek için evimize geldi.. Aslında böyle özel görüşmelerde genellikle 'Merhaba' dedikten sonra onları yalnız bırakırım.. Fakat Mustafa Hoca ile aramızda farklı bir iletişim var diye biraz kaldım.. Hoca çok yorgun ve moralsiz gözüküyordu.. Gözleri dolu doluydu.. 'Ben çok yorgunum.. Gelecek sezon çalışacak kadar enerjim yok.. Bırakmak istiyorum' diye konuştu.. Ortam birden buz kesti.. Ben de normalde bu işlere karışmam ama şuna inanıyorum.. Büyük mutluluklardan veya üzüntülerden sonra kesin kararlar alınması yanlıştır.. Kendine bir zaman vermelisin, düşünmelisin.. Mustafa Hoca'ya farklı bir yakınlık hissettiğim için ağzımdan şu cümleler dökülüverdi: Aaa! Ne bu haliniz! Hiç böyle şeyler konuşmayın şimdi.. Hocam siz bir tatile gidin, dinlenin.. Telefonlarınızı kapatın, hiçbir şey düşünmeyin, keyfinize bakın..”

Bırakacağına inandınız mı?

“Hiç inanmadım.. Hoca o kadar yorgundu ki, Beşiktaş'ı değil futbolla ilgili defteri kapatmayı düşünüyordu.. Dinlendikten sonra farklı karar vereceğini biliyordum.. Zaten de doğru hareket edip 1 haftada fikrini değiştirdi..”

Takımın başkanı ve hocası üzerindeki etkinizi neye bağlıyorsunuz?

“Normalde bu işlere girmem.. Kaç tane teknik adam geldi geçti.. Bu, Mustafa Hoca zamanında tesis edildi.. Denizli bıraksaydı, onu 'Bırakma' diye aramazdım ama çok üzülürdüm..”

Topuz'a hic inanamadım

Mehmet Topuz'un transfer aşamasına Antalya'da şahit oldunuz.. F.Bahçe'ye gidince şaşırdınız mı?

“Yıldırım, Mehmet Topuz transferi için Antalya'ya gitmişti.. Çocuklar 'Babamızı çok özledik' deyince, hep beraber biz de oraya gittik ve otelin villasına yerleştik.. Aynı akşam Topuz ile Yıldırım'ın buluşacağını biliyorduk.. Akşam bahçede otururken kapı çaldı.. Kapıyı bir açtım, karşımda Mehmet Topuz.. 'Yenge sizi çok merak ediyordum, tanışmaya geldim.. Sizi çok takdir ediyorum.. Bir açıklamanızda futbolcular için 'evlatlarım' demiştiniz ya.. Bundan çok etkilendim.. Annemle çok yakınızdır, ben de ona çok bağlıyımdır' gibi laflar söyledi.. Ben de hatta karşılık verdim, 'Allah ikinizi ayırmasın' diye..”

Bu konuşmalar sizin için Topuz'un Beşiktaşlı olduğunu gösteren bir diyalog muydu?

“O karşılaşmaya kadar forma giymiş, Beşiktaş bayrağını öpmüş olduğu için zaten Beşiktaşlı olduğunu düşünüyordum.. Bana normal geldi merhaba demeye gelmesi.. Ertesi gün teknede olduğum için hiç gazete okuyamadım.. Bir vesileyle Yıldırım'ı aradım, sesi çok kötüydü.. 'Ne oldu?' dedim.. Anlattı, inanamadım.. Çok şaşırdım, çok kızdım, çok üzüldüm.. Topuz sonuçta normal bir futbolcu.. Profesyonel, nereye isterse oraya gidebilir.. Ama ben onu davet etmeden, kendiliğinden tanışmaya gelip sonra ertesi gün F.Bahçe'ye gitmesine kırıldım.. Futbolcu olması açısından değil, bir genç insanın böyle davranması üzücü..”

Kupayı kaybetsek yanmıstık

İnönü'de kaybettiğiniz F.Bahçe derbisi gecesi evde durum nasıldı?

“O gece gerçekten çok kötüydü.. Yıldırım inanılmaz üzüldü, adeta çöktü.. Ona dedim ki, 'Bak göreceksin, bu yenilgi bize şampiyonluğu getirecek.. Futbolcular bu kadar yaklaşmışken, şampiyonluktan kopmayı kendilerine yediremeyecek ve mutlaka hırslanacaklar..' Zaten İzmir'deki kupa finalinde bunu yaşadık.. Ligdeki F.Bahçe derbisini kazansak, Fortis Kupası'nı kaybedebilirdik.. Çünkü takım halinde rahatlayacaktık ve bu sefer F.Bahçe hırslanacaktı..

Allah korusun eğer kupayı kaybetseydik, spor dünyasındaki dedikodunun haddi hesabı olmayacaktı.. Hatırlayın, Aziz Abi ile Yıldırım'ın Papermoon'da yedikleri basit bir öğle yemeğini bile insanlar nerelere çekmişlerdi.. Tesadüfen o yemek sırasında ben de Papermoon'daydım.. Aziz Abi'yle öpüştüm.. Normal bir yemekti.. Ama kaybetsek, 'Biri ligi, öteki kupayı bölüştüler ' diye söylenti çıkaranları inandıramayacaktık.. Çünkü spor dünyasında şunu gördüm: Şahit olduğum olaylar olmasa, ben bile söylenenlere inanacağım.. Böyle yakışan iftira atıyorlar herkese..”

2 kupayı aldık, gerisi boş laf...

Nihat transferinde de bir karışıklık yaşandı.. Niye bunlar hep Beşiktaş'ın başına geliyor?

“Benim medyadan istediğim tek şey var.. Biz şampiyon olduk, 2 kupayı birden aldık.. Transfer meselesiyle bu büyük başarının üstüne gölge düşürmeye çalışanlar var.. Medya da onlara alet olmasın.. Yok Nihat, yok Topuz, biraz adil olsunlar.. Bıraksınlar, sevinelim.. Transfer her zaman olur, biri gelmez, öteki gelir nasıl olsa..”

VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*