Risotto yiyerek özümü kaybetmedim

  • Giriş : 09.11.2006 / 00:00:00

Klip çekimlerini genellikle tropik adalarda yapmayı seçtiği için eleştirilen Mahsun Kırmızıgül, özünü kaybettiğini iddia edenlere yanıt verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Fantezi müziğin güçlü sesi Mahsun Kırmızıgül, tropikal adalarda klip çekme tutkusundan Türkiye’nin çıtasını yükselteceğine inandığı müzikal projesine kadar birçok konuda ilginç açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bilinçaltında yatan Mahsun profilinden memnun olmadığını belirten sanatçı, "Dalarak, kayarak, risotto yiyerek özümü kaybetmedim.

Ben yine Diyarbakırlı Mahsun’um. Sadece gelişiyorum" diyor.

Şu sıralar Maldiv ve Seyşel adalarında klip çekmenizle gündemdesiniz. Neden sürekli tropik adalara gidiyorsunuz?

- Dalmaya gidiyorum, giderken de klip çekiyorum. Kliplerime, beni heyecanlandıran şeyler aktarıyorum. Klip demek, görsel bir şölen demektir. Bunu öyle görmek gerek. Bu ülkenin yüzde 70’i kendi ilçesinin dışına çıkmıyor. Onlara dünyadaki güzellikleri sunmanın ne zararı var? Amerika’da, Paris’te klip çekenlere niye bir şey denilmiyor da ben Maldiv’e, Seyşel’e gidince laf oluyor? Diyarbakırlı adamın buralarda ne işi var" diyorlar. Bu düşünceler de genellikle kendini olduğundan farklı göstermeye çalışan insanlara ait.

Müzik tarzınızın bir adı var mı Mahsun Bey?

- Hayır yok. Benim yaptığımın adı özgür çalışma. Dünya soundlarını dinliyorum. Pop müzik, arabesk falan kalmadı.

Mesela "Dinle" isimli şarkınızda kullandığınız ritmin bir adı var mı?

- Onun altyapıları ragaton ritmi. Ama tamamen raga değildir. İçimden geldi ve böyle bir şey yaptım. Herkes de böyle yapmıyor mu? Ülkemizde rock müziğe bir bakın. Ne kadar rock olduğu tartışılır! Onlar bizden daha beter sözler yapmaya başladılar hatta.

’ROCK’ÇILAR URFA’YA GELSE TURİST DİYE PARMAK ATARLAR’

Yıllarca karamsar müzik olarak tartışılan arabeskin yerini rock mı aldı diyorsunuz?

- Orhan Gencebay, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur yıllarca eleştirilmedi mi? Bu insanların yaptıkları artık günümüzde çok masum kaldı. Rock müzik yapan arkadaşların şarkı sözlerini dinliyorum, şaşırıp kalıyorum. Bir şey anlatmıyor. Asıl bocalama döneminde olan onlar. Özentiler. Kendilerini asla yenilemiyorlar.

Hangi anlamda yenilemiyorlar?

- Ellerinde gitarlar, amfiler o kadar. Rock’çıların hepsi mutlaka grubuyla bir arada. Dört kişilerse eğer bir araya geliyor, enstrümanlar, mikrofonlar... Konsept hep aynı. Denizin ortasında da aynı kare, dağın tepesinde de. Ben o amfiyi taşıyana çok üzülüyorum valla. (Gülüşmeler) Özentiler.

Klasik müzik dinlediğinizi biliyoruz. Heavy metal de dinliyor musunuz?

- Hiç dinleyemiyorum. Metal şarkıları söyleyen solistler böğürüyor kardeşim. Bana bu müzik çok sert geliyor. Onu dinleyeceğime klasik batı müziği dinlemeyi tercih ederim. Çünkü dinlerken dinleniyorum.

Rock müziği sadece büyük şehirler mi dinliyor?

- Benim Urfalı bir hacı amcam vardı. Bir gün bana, "Oğlum rock’çılar Urfa’ya gelse turist diye parmak atarlar" dedi. Yani bilmezler, dinlemezler. Oysa bizim müziğimizde inanılmaz çok seslilik var. Onlar da biraz bu zenginlikten faydalanmaya çalışsalar inanın ortaya çok güzel şeyler çıkaracaklar. Anadolu rock bence en güzeli. Cem Karaca, Erkin Koray, Barış manço. Onlara bayılıyorum.

Anadolu rock yapan çok grup var...

- Onların yaptığı Anadolu rock falan değil, arabesk. Bizimkilerin yaptıkları, Azeri’nin rock söylemesine benziyor. Tabii ki, aralarında iyi yapan, kaliteli yapan gruplar var. Bu da bir gerçek.

Günün birinde çocuğunuz metal dinler ve piercing taktırmak isterse ne yaparsınız?

- İstediği müziği dinler, ben bu konularda açık bir insanım. Piercing’e de küpeye de açığım. Eğer benim evladım bir gün piercing takmak isterse takar. Aklıma bir şey geldi. Dünyaca ünlü bir rock star, yıllarca kaşına piercing takıyor. Bir gün bu piercing’i çıkarıyor. Çıkarınca iz kalıyor. Bizim Türkiye’deki bazı ahmaklar, adamın böyle bir şekil yaptığını zannederek, kaşlarını kestiler.

Kenan Doğulu da yapmıştı...

- Kenan Doğulu’yu öyle görünce çok gülmüştüm. Hatta kaşına iki yol yapmıştı. Ona da bir isim bulmuşlardı. Serdar Ortaç da öyle. Zincirler falan takıyor. Bana çok komik geliyor.

Onlar da modayı, değişimi, dünyayı takip ediyorlar...

- Evlerinde de öyle dolaşacaklar o zaman. O bir yaşam tarzıdır. Bizimkilerinki özenti. Üzerlerinde durmuyor, yakışmıyor ki!

Annem golf oynamaya gitti

Bu arada dalma merakınız için, "Diyarbakır’da deniz mi vardı, özenti" denildi?

- Biliyorum. Dalmayı çok seviyorum. Bu sevgimi de bir arkadaşım sayesinde keşfettim. Özenti diyenler de görgüsüzler. Bunu derler ama kendi annelerinin babalarının nereden geldiğine bakmazlar. Bu sadece sınıf farkı yaratmaktır. Ülkemizin büyümemesine neden olan da bu sınıf farkıdır, insanlarımızı hor görmektir.

Bir de iyi kayak yaptığınızı duydum. Seren Serengil, sizi İsviçre’de kayarken görmüş.

- Benim babam çok iyi kayardı, annem de öyle. (Gülüşmeler) Böyle derler hep değil mi? Bazen sosyetik arkadaşlarım bana annemi soruyor. Ben de onlara, "Annem iyi, golf oynamaya gitti" diyorum. Hatta bazılarına da, "Annem polo oynamaya başladı" diyorum. Öyle kalıyorlar. Çünkü polonun ne olduğunu onların içinde bilmeyenler de var. Böyle esprili yaklaşıyorum artık olaylara. Kaymak çok güzel, zirvede olmak güzel. Ben zirveyi çok seviyorum. Dikkat edin ya dibe dalıyorum ya da zirvede kayıyorum. Hayatım boyunca hiç ortalarda olmayı sevmedim. Ya en üstteyim ya da hiç yokum.

Tomris, beni Andy Garcia’ya benzetiyor

Sinema filmi çekeceğinizi duydum. Biraz projeden bahseder misiniz?

- İki tane film teklifi var. 2007 yılında kesinlikle bir film çekeceğim.

Kamera karşısında şu gözlerinizi kısıp, kaşlarınızı kaldırmasanız çok iyi olacak.

- Yok, kalmadı artık. Aşka Sürgün dizisinde hiç yoktu. O dizideki herkes kendimi çok geliştirdiğimi, yüzümü çok iyi kullandığımı söyledi. Evet bir zamanlar vardı. Ben de kendimi izlediğim zaman, "Aman Allah’ım neler yapmışım" diyorum. Ama artık kaşlarımı hiç çatmıyorum.

Sürekli ağlayan bir surat ifadeniz vardı...

- Yok o ben değilim, Emrah olmasın sakın? Kaşlar yüzünden insanlara çamur atmasınlar. Size dünya sinemasından iki örnek vereyim. Biri Adrien Brody diğeri de Colin Farrell. Bu iki arkadaşın kaşlarını sanki birleştirip, dikmişler. Kardeşim adamların da kaşları, suratları öyle ama onlar Oscar alıyor. Onların kaşlarının yanında Küçük Emrah’a kurban olsun bizimkiler. O adamlar bizim ülkede olsalardı var ya, yanmışlardı. Yerin dibine sokmuştuk.

Sizi hiç dünya sinemasından bir oyuncuya benzetiyorlar mı?

- Tomris Giritlioğlu, Andy Garcia’ya benzetiyor.

Sürpriz projeler var mı?

- Çok önemli projelerim var. Mesela bir projem şu an başbakanın önünde. Eğer beğenilirse, bugüne kadar bu ülkenin yapmış olduğu en büyük kültür projelerinden biri olacak.

Bir müzikal mi?

- Evet. Çünkü ben müzisyenim, başka bir şey yapamam. Projenin ismi "Bir Anadolu Senfonisi". 450 kişinin olacağı bir kadro. Böyle bir iş Türkiye’de ilk defa yapılacak. Dans, hikáye, müzik ve senfonik düzenlemesiyle müthiş bir proje hazırladım. Solist benim. Arya da söyleyeceğim, türkü de okuyacağım. Urfa sıra gecesi de olacak ve Bu müzikal, Türkiye’nin çıtasını yükseltecek.

IQ nerede ölçülüyor?

- Mahsun Bey, IQ’nuzu hiç ölçtürdünüz mü?

Yok, nerede ölçülüyor bilmiyorum ki! Çok gezen, çok gören, çok okuyan mı bilir derler? Üçünün de bir arada olması gerektiğine inanıyorum.

- Bulunduğunuz yer sizi mutlu ediyor mu?

Geldiğim nokta çok güzel ama insanların hep bilinçaltında bir Mahsun Kırmızıgül portresi var ya, işte bu profilden ben çok rahatsızım. Magazin programında gördüğünüz resimler Mahsun Kırmızıgül değildir.

- Çünkü ekrandaki görüntünüz insanlara samimi gelmiyor.

Kamerayı gördüğüm zaman, kasılıyorum, doğal olamıyorum. ama artık Türkiye’nin birçoğu beni anlıyor. Eleştirenler ise beni bilinçaltında yanlış değerlendirenler. Önyargılılar. Sen beni eleştirirken, Türkiye’yi eleştiriyorsun. Ben Türkiye gibiyim. Büyüyen, gelişen, çağdaşlaşan... Diyarbakır’da kalamam ki! Tabi ki dalıyorum, kayıyorum, risottomu da yiyorum. Ama dalarak, kayarak, risotto yiyerek özümü kaybetmedim. Ben Diyarbakırlı Mahsun’um. Sadece gelişiyorum.

Röportaj: Sema DENKER Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious