RIZA ESENDEMİR'LE KONUŞTUK

RIZA ESENDEMİR'LE KONUŞTUK.42946
  • Giriş : 06.08.2009 / 16:40:00
  • Güncelleme : 06.08.2009 / 17:00:03

Rıza Esendemir'le Best FM'de kendisini ve A-Rıza Şov'u konuştuk.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

Rıza Esendemir usta bir radyocu. Hem kendinden, hem de yaptığı işten oldukça emin. Aldığı takdirler de bunu ispat eder gibi oldukça fazla.

 

Radyo yayıncılığının otoritelerinden RAYAD'ın anketlerinde de komedi-şov programı dalında yıldız programcı çıktı.

 

Rıza Esendemir'le Best FM'in Taksim'deki stüdyosunda konuştuk. Yayına çıkmasına sadece bir saat kala buluştuk.

 

A-Rıza Şov'daki yayın arkadaşı Selçuk'tan tutun da aldığı ödüllere kadar birçok soruyu bizzat kendisine sorduk.

 

 

***

Röportaj: Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni

Fotoğraf: Erhan Özgenç

Redakte: Dilşad Özkan, Merve Doğan

 

***

 

“BEN SORUMSUZ BİR ADAMIM”

 

— Rıza Esendemir'i kendi düşünce ve cümlelerinizle “kim ve nasıl birisi” olarak tanımlarsınız?

 

Ben sorumsuz bir adamım. Radyoculuk anlamında değil tabi! Özel hayatımda çok sorumluluk almayı sevmeyen bir adamım. Şuan evliyim ve bir çocuğum var gerçi… Ama dediğim gibi çok fazla sorumluluk altına girmeyi sevmeyen bir adamım. Sadece işimle ilgilenmeyi, canımın istediği şeyi yapmayı seviyorum. Aklıma her geleni yapamıyorum ama elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Mesela bir yerde işimle alakalı bir şeyler gördüm ve o benim olsun istiyorsam muhakkak bir şekilde, başka bir yerlerden taviz vererek kendi himayem altına onu alabiliyorum.



                    “YAYINDA -GÜLDÜRMEK ZORUNDAYIM- DİYE BİR SIKINTIM YOK”

 

— Hayatınızdaki en kötü anınızı yaşadığınızı hissettiğiniz bir günde programa çıkmak zorunda kalsanız formatınızda nasıl bir değişiklik yaparsınız? Ya da yapar mısınız?

 

Ben bir değişiklik yapmam. Hiçbir zaman inanmadım zaten buna. Tiyatrocu büyüklerimizin sürekli söylediği bir söz vardır; “annen baban da ölse sahneye çıkacaksın, orda işini yapacaksın”. Benim bu tür bir durumda yayına çıkmama ya da seyri değiştirme gibi bir durumum olmadı. Eğer çok kötü bir gün geçirdiysem ya da beni üzecek kadar kötü bir haber aldıysam o gün yayına çıkarım, yayında da bunu çok rahat belli ederim. Bunu belli edebilmemiz bizim yaptığımız program formatıyla da alakalı gir durum. Biz programda dışarıdan bakıldığı zaman güldüren bir program olsak da arada değişik hayatların değişik yelpazelerinden de örnekler veriyoruz. Sadece güldürmekle yetinmiyoruz. Bazen duygusal şarkılar çalıp, duygusal sözler de söyleyebiliyoruz. Ben böyle söylediğim zaman da dinleyici kendini ayarlıyor ve ona göre dinliyor. Başka bir kalıba giriyor. O yüzden benim öyle bir kalıbım yok. Çok kötü bir haber alırsam yayında gülmek, güldürmek zorundayım diye bir sıkıntım yok. Hiçbir zaman da olmadı.

 

“PROGRAMIN ADI ÖNEMLİ DEĞİL”

 

— Programın ismi nasıl A-Rıza Show oldu?

 

Program isimlerine genelde şöyle karar verilir: Birilerinin tavsiyesiyle genel yayın yönetmeninin odasına girilir, program başlamadan önce yayın yönetmeni “kendine program ismi bul” der. Programcı 4-5 tane program ismi aklına getirir, etrafında eşine dostuna sorar, sonra karar verilir ve “tamam bu olsun” derler ve olur. Biz de bu tam öyle olmadı ama genelde böyledir. Benim zamanımda burada eskiden çalışan bir ağabeyimiz vardı. “Programın adı ne olsun” diye sorduğumuzda “Adın Rıza. Başına da bir A koy. Araya bir tire. A-rıza işte.” Çok önemli değildi program adı o zaman, şu anda da  önemli değil.



                               “EN ÇOK HAZIRLIK YAPAN RADYOCULARDANIZ”

 

— Program sırasında yaptığınız canlı telefon görüşmelerinde konular tamamen spontane gelişiyor. Bu konuşmalarda geçen konuların kontrolünü nasıl sağlıyorsunuz? Yapılan yorumlardan sonra "eyvah" dediğiniz oluyor mu?

 

Evet. Ancak biz tabi ki hazırlık yapıyoruz. Belki de en çok hazırlık yapan radyoculardan, radyo programlarındanız. Hazırlık dediğimiz; bizim bir ekibimiz var. Bizim programımızda 2000 yılından bu yana kalabalıklık söz konusu. Mesela 4-5 senedir  programımızda yer alan Alfa Kamil, bilindiği üzere Selçuk gibi isimler var. Yapılan konuşmalardan sonra eyvah dediğimiz oluyor ama bunu dinleyici duymuyor. Çünkü teknoloji ilerledi. Mesela yayında duyulmamasını istediğiniz bir şey konuşuyorsunuz veya dinleyici küfür ediyor; bunu yedi saniye içinde kesebiliyorum. Böyle bir cihazımız var. O nedenle böyle bir durumumuz olmadı. Ama bazen böyle arada kaldığımız oluyor. “Keşke bunu başka türlü söyleseydik” dediğimiz oluyor. Çünkü çok kessen bu sefer “niye kestin” diyecekler, kesmesen “niye kesmedin” diyecekler. Öyle durumlarda bazen arada kalıyoruz.

 

“PROGRAMIMIZ MÜZİK PROGRAMI DEĞİL”

 

— Program saatlerinizde sizin için müzik mi daha önemlidir, yoksa sözler mi? Yoksa aslında şarkının anlam ve ifade hali mi?

 

Best FM Yayın Yönetmenimizin program formatını göz önünde bulundurup bize sunduğu birtakım avantajlar var. Hani o saatte bizim çaldığımız şarkıya çok fazla karışılmaz. Türkçe yayın yapıyoruz. Bu sırada yabancı şarkı çalmadığımız sürece bana çok fazla karışılmaz. Çünkü program formatı gereği olması gerekiyor. Program sadece müzik programı değil. Hatta hiç müzik programı değil. Ben evimde, arabamda ne dinliyorsam dinleyicilerimle onu paylaşıyorum. Diyelim ki Kardeş Türküler çaldığımız zaman bir sürü mesaj geliyor. Dinleyiciler diyor ki; “Allah razı olsun. Bu şarkıları hiçbir yerde duyamıyoruz. Kimsenin bu saatte bu grubu çalmaya gücü yetmiyor” Bize bu şekilde çok teşekkür telefonu geliyor. Ekip olarak ne seviyorsak onu çalıyoruz. Programımız müzik programı değil, onu söyleyeyim. Zaten iki saatlik dilimde üç şarkı çalıyoruz.

 

“HERKESE HİTAP ETTİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM”

 

— Yayına çıkmadan önce herkese hitap etme kaygısını taşıdığınız oluyor mu?

 

Böyle bir kaygım olmuyor. Çünkü mikrofon karşısına geçince zaten herkese hitap ediyoruz. Dinleyicilerimiz sağ olsunlar bizi yalnız bırakmıyorlar. Herkese hitap ettiğimiz şuradan anlaşılıyor: Programımızda Selçuk isminde bir karakter var, Alfa Kamil isminde bir hocamız var, aralarda olsa da katılıyor programımıza. Kendisi gerçekten iyi bir öğretmen. Misafirimiz olduğunda dinleyicilerimize üniversite sınavları öncesi veya sonrasında gelip bilgiler veriyor ve programımıza inanılmaz derecede adapte oluyor. Bizim programımızda sadece Selçuk veya sadece Rıza konuşur diye bir şey yok. Konuşacağı bir şeyi olan, cümlesi olan herkes programımızda -tabi ki ekibimizde olmak şartıyla- mikrofona gelebiliyor konuşuyor. Bir kısıtlamamız yok yani. Ben herkese hitap ettiğimizi düşünüyorum.



                                         “SELÇUK KENDİNİ ÇOK GELİŞTİRDİ”

 

— Programdaki partneriniz Selçuk kreatif, bir o kadar da haylaz çocuk portresi çiziyor. Çok beğenildiği de ortada. Selçuk'u siz nasıl buluyorsunuz?

 

Selçuk bir radyo kahramanı… Selçuk'un programımıza katılması kendiliğinden gelişen bir durum. Selçuk'la çok sevdiğim bir arkadaşımın vasıtasıyla tanıştık. Selçuk canlandırdığı ortamı çok iyi biliyordu. Selçuk kendini çok geliştirdi. Şuanda tek başına yayın yapma ihtimali olabilen, radyoculuğu çözmüş bir adam. Selçuk'u dört senenin sonunda ben de başarılı buluyorum ama tabi insan kendini sürekli yetiştirmek zorunda. Biz de dâhiliz buna. Selçuk'la program şuan güzel gidiyor.

 

“ALDIĞIM ÖDÜLLERDEN ÇOK FAZLA HAZ DUYMUYORUM”

 

— Radyo Yayıncıları Derneği (RAYAD) tarafından 2008 senesinin komedi-show programı dalında yıldız programcısı seçildiniz. Kariyerinizde "yıldızlaşmaya" giden yol yordu mu sizi? Şimdi yorgun musunuz yoksa ilk günkü gibi heyecanlı ve sinerjik misiniz?

 

Türkiye'de radyo hiçbir zaman televizyonun anıldığı kadar anılmadı. Beni çok seven olabilir, sesimi duymak isteyen olabilir… Ama dinleyicilerim bana “ben sizin büyük bir hayranınızım” dediği zaman “ben öyle bir hayran kitlesine sahip olacak adam değilim” diyorum. İşimizi iyi yapmaya çalışıyoruz. Elimizden geldiği kadar da yaptığımızı insanlara gösteriyoruz. RAYAD, “radyo yıldızı” dalında bir kategoride anket düzenlediği için beni böyle bir ödüle layık görmüşler. Teşekkür ediyorum ama dediğim gibi ödül veren çok yer var. Artık herkes, her yer ve hatta ilkokullar, utanmasa anaokulları bizi yılın radyocusu seçecekler. Ödüller ve ödül veren yerler çoğaldıkça ben aldığım ödüllerden çok fazla haz duymuyorum. Bugüne kadar aldığım birçok ödülüm var. Sağ olsunlar veriyorlar. Teşvik ödülü diyorum bunlara. Seviliyoruz ki, ismimiz duyuluyor ki bu ödülü bize layık görüyorlar. Yani önemi yok da demiyorum.

 

“FACEBOOK'TA ÇAKMALARIMIZ DOLAŞIYOR”

 

— İnternetle aranız nasıl? www.haberaktuel.com okurlarına bir mesajınız olacak mı?

 

Benim internetle aram çok iyidir. Yayında da internette konuşuyoruz. Facebook'ta mesela alt tabir ile çakmalarımız dolaşıyor. Bizim adımıza açılan profillerden insanlarla, bilhassa kızlarla konuşup onlardan kontör talep ediliyorlar. Telefon numaraları veriliyor, konuşuluyor… Bunlar çok yansıdı yayına. Benim kendime ait Facebook profilim var ama sadece ailemin olduğu bir profil bu. Yakında büyük bir ihtimalle kendi sayfamı da kapatacağım. Aynı şeyler Selçuk için de geçerli. İnterneti en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorum. Açıkça itiraf edeyim; artık çok fazla gazete okumuyorum. Çünkü internet elimizin altında. Hele bu 3G'den sonra telefonda bile aynı şekilde hızlı internet var. Haber Aktüel'i de takip edeceğim.

 

…bitti!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*