Roberto Carlos'tan Emre yorumu

Roberto Carlos'tan Emre yorumu.18004
  • Giriş : 06.06.2008 / 14:57:00

Türkiye'den Brezilya'ya giden FB TV ve Fenerbahçe Dergisi ekibinin rotasında ikinci durak, dünyaca ünlü oyuncu Roberto Carlos'un Araras'ta bulunan evi oldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


11 dönümlük bir arazi üzerine kurulu ve içinde 3 ayrı ev, futbol, plaj futbolu sahaları ile yüzme havuzu ve tenis kortları bulunan malikanenin bahçesinde Fenerbahçe ekibini konuk eden Carlos, Yasir Kaya'nın sorularını da içtenlikle cevapladı. Futbolu 4 sene sonra bırakmayı düşündüğünü ancak Fenerbahçe ve İstanbul'dan kesinlikle kopmayacağını dile getiren oyuncumuz, geçtiğimiz sezonu değerlendirirken, sezonun sonuna doğru oynasaydı ne gibi değişikler olurdu ve her zaman güler yüzlü olabilmesini nelere borçlu olduğunu da aktardı.

FENERBAHÇE BREZİLYA'DA ÇOK İYİ TANINIYOR

Carlos, yaşamakta olduğu ve aynı zamanda futbola başladığı Araras'ı, oradaki ve İstanbul'daki yaşantısını şöyle aktardı. "Garça'da doğdum. Her Brezilyalı gibi çocukluğumdan beri Futbol oynadım ancak 1988 yılında şu an yaşadığım şehir olan Araras'ta gerçek anlamda Futbol kariyerim başladı. Sol açık mevkiinde futbola başladım. Maradona idolümdü. Araras ufak bir şehir olduğu için İstanbul'la çok fazla karşılaştıramam fakat hareketliliği, trafik şartları ve insanların sıcaklığı bakımından Sao Paulo İstanbul'a benziyor.

Buradayken, kalkıyorum, sabah kahvemi içiyorum. Daha sonra ailemle birlikte evde vakit geçiriyorum. Müziğimizi koyuyoruz, yüksek sesle dinliyoruz. Sakat olmadığım zamanlarda ise burada arkadaşlarımla birlikte Futbol oynuyoruz. Futbol hakkında hikayeler anlatıyoruz. Gülüyoruz, eğleniyoruz. Buraya geldiğimde çoğu insan bana Fenerbahçe'yi ve İstanbul'u soruyor. Fenerbahçe artık çok tanıdık bir kulüp haline geldi buralarda da. Özellikle bu sene Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde gösterdiği performans ve o maçların burada da gösterilmesi, ilgiyi daha da arttırdı. Beni tanıyan insanlar beni gördüklerinde yanımda Fenerbahçe forması olup olmadığını soruyorlar.

İstanbul'da ilk senemi geçirdim. Çoğu şeye hızlı bir şekilde alıştım. Oradaki evimin, gittiğim mekanların ve oradaki arkadaşlıklarımın özlemini çekiyorum. İstanbul'u şehir olarak da çok özledim. Bir an önce dönmek istiyorum. İstanbul'dayken de geride bıraktığım çocuklarımı ve ailemi özlüyorum… Ancak futbolu bıraktığım zaman kesinlikle yaşantım İstanbul'da devam edecek. Evlilik de planlarımın arasında var."

GÜCÜ OLANLAR İHTİYACI OLANLARA YARDIM ETMELİ

Ailesini tanıtan ve yatırımlarını yükümlülükleri doğrultusunda yaptığını dile getiren Carlos, evinde özel köşelerde resmi bulunan evlat edindiği Junior'ın, kalbinde ayrı bir yeri olduğunu söylediği konuşmasını şöyle sürdürdü: "Junior benim kalbimde çok özel bir yere sahip. Onu tanıdığım zamanlar, hayati bir tehlike geçiriyordu, kalbinden rahatsızlığı vardı, ölebilirdi. Ben onun ameliyatını karşıladım ve onu evlat edindim. Bu güce çoğu insan sahip. Keşke insanlar bunu yapabilseler, ihtiyacı olan bir çocuğa yeni bir hayat verebilseler. Annem, babam, 3 tane kız kardeşim ve bir sürü çocuğum var. Bakmakla yükümlü olduğum geniş bir aile. Yatırımlarımı da bu doğrultuda iyi değerlendirdim. Real Madrid'de kazandığım parayı harcamadım. Fenerbahçe'den kazandığım parayla da gayrimenkul yatırımları yapıyorum."

Geçtiğimiz sezonu değerlendiren Roberto Carlos, şunları söyledi: "Geçirdiğim son bir seneye baktıktan sonra, Fenerbahçe'de olmaktan dolayı çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Şampiyonlar Ligi'nde Chelsea'ye karşı oynadığımız maçlarda biraz daha şansımız olabilseydi hiç kimsenin tahmin edemeyeceği çok önemli yerlere gelebilirdik. Türkiye liginde bu kadar güzel maçlar çıkarıp, Galatasaray maçında gösterdiğimiz performanstan dolayı şampiyon olamamak beni açıkçası çok üzdü. Türkiye Kupası'nı da elimizden çaldılar. Fakat önümüze bakıyoruz. Planlamaların çok iyi yapılması gerekiyor. Hedeflerimize emin adımlarla yürümemiz gerekiyor."

TAMAMEN İYİLEŞTİM

Sakatlık durumu ve sakatlığı sezon sonunda hiç yaşanmasaydı Fenerbahçe'nin lig ve Avrupa panoramasında bir farklılık olup olmayacağına dair soruya ise Carlos şöyle cevap verdi: "2,5 aylık bir süre geçti. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Kendimi artık tamamen sezon başı çalışmalarına adamış durumdayım. Bir tane stres kırığı vardı. O da artık tamamen iyileşti. Sakatlığım olmasaydı neler yaşanırdı bilemeyiz tabi ki. Benim saha içinde olmam belki takım arkadaşlarıma daha fazla güven verebilir, rakip takım ve hakemler üzerinde daha farklı bir saygı uyandırabilirdi ama bunların hiçbirini bilemeyiz. Belki de ben sahada olsaydım elde ettiğimiz sonuçlara da ulaşamazdık. Sahada hepimizin görevleri belli ve herkes üzerine düşeni yaptı. Şampiyonlar Ligi'nde Chelsea'ya karşı, ligde Galatasaray ve Trabzon'a karşı oynasaydım, arkadaşlarıma tabi ki katkı sağlardım. Bu sene içindeki analize baktığımız zaman üç ayrı kulvarda mücadele etmenin Fenerbahçe'nin çok alışkın olduğu bir durum olmadığını gördüm. Bu nedenle oynayabilseydim daha olumlu bir gidişat olabilirdi fakat sonuçları tabii hiçbir zaman bilemeyiz."

FENERBAHÇE'DE OYNAMAK KADAR, FENERBAHÇE FORMASI GİYMEK DE ÖNEMLİDİR

Dünyaca ünlü oyuncu Fenerbahçe'de kendisini en sevindiren ve en üzen olayları ise şöyle açıkladı: "Beni geçen sezon en fazla mutlu eden nokta; Fenerbahçe'deki o güzel ortamı oluşturabilmek oldu. Şunu vurgulamak istiyorum: Fenerbahçe'de oynamak kadar, Fenerbahçe forması giymek de önemlidir. Gurur duyulan nokta bu olunmalıdır ve Fenerbahçe her zaman kazanmak zorundadır. En üzüntü vereni ise tabi ki şampiyon olamamak."

Şampiyonlar Ligi kupasını daha önce 3 kez havaya kaldıran oyuncu bu kupayı Fenerbahçe forması altında kaldırabilme inancı sorulduğunda ise Carlos; "Kesinlikle inanıyorum. Bu sezona bakarsak zaten çok çok az kalmıştı o zafere. Şimdi geçmişi unutacağız ve ileriye bakacağız. Özellikle Başkanımız bize daha iddialı ve güçlü bir takım kurmak için elinden geleni yapıyor. Bizim çalışmamız doğrultusunda bu kupayı kaldırmaya az kaldı, göreceksiniz…" dedi.

FENERBAHÇE ADININ GEÇTİĞİ HER YERDE OLMAK İSTİYORUM

Kariyerinde futbolculuktan sonraki planlarını açıklayan Carlos şöyle konuştu: "39 yaşıma kadar oynamak istiyorum. Önümde bir 4 sene daha var. Bu 4 senenin ardından Başkanımızla oturup konuşacağım ve benden ne istediğini kendisine soracağım. Fenerbahçe'nin yöneticisi olarak mı, elçisi olarak mı yoksa teknik direktörü olarak mı görev yapacağımı Başkanımızla konuşacağım. Ben Fenerbahçe'yi öylesine seçmedim. Buraya her türlü başarıyı getirmeye kalpten inandığım için burayı seçtim. Fenerbahçe adının geçtiği her yerde olmak istiyorum."

Sürekli güler yüzlü olmasını hayatında yaptığı her şeyi mutluluk duyarak yapmasına bağlayan oyuncu şöyle devam etti: "Ben mutlu bir insanım. Hayat felsefem mutluluk üzerine kurulu. Yaptığım her şeyi de mutlu bir şekilde yapıyorum. Herhangi bir sıkıntıya düştüğüm zaman, iyimser bir biçimde düşünmeye çalışıyorum. Ailem de bu konuda bana her zaman destek oluyor."

3 KULVARDAKİ TÜM MUTLULUKLARI YAŞATACAĞIZ

Carlos, Başkanımız Aziz Yıldırım ve taraftarlara ise şöyle seslendi: "Başkanımıza bana şu ana kadar verdiği destek ve duyduğu güven için her şeyden farklı bir şekilde teşekkür etmek istiyorum. Sezon sonunda ona daha fazla mutluluk vermek isterdik fakat maalesef olmadı. Başkanımızın bu şampiyonluğu ne kadar fazla istediğini biliyorduk. Fakat gerek Başkanımıza gerekse taraftarımıza buradan seslenmek istiyorum ki; takım olarak 3 kulvardaki tüm mutlulukları onlara yaşatacağız. Hedefimiz bu olmak zorunda. Takım arkadaşlarımla hep birlikte çalışarak şampiyonluğu önümüzdeki sezon tekrar yaşatacağız. Taraftarımız da bize zaten gereken desteği her zaman olduğu gibi verecektir."

EMRE ÇOK YERİNDE BİR TRANSFER

Carlos, Fenerbahçe renklerine bağlanan Emre Belözoğlu'nun çok yerinde bir transfer olduğunu söyledi ve şöyle konuştu: "Emre çok kaliteli bir oyuncu. Newcastle United ve milli takımda çok sayıda maçını izledim. Performansı mükemmel seviyede. Çok yerinde ve iyi bir transfer. Takıma olan katkısıyla hedeflerimize ulaşmamız da çok büyük payı olacaktır."

FAVORİLER HER ZAMAN KAZANAMAZ

Brezilyalı Oyuncu son olarak, Türk milli takımının Avrupa'daki şansını değerlendirdiği konuşmasında şunları söyledi: "Türkiye'nin içinde bulunduğu grup açıkçası çok zor bir grup. Fakat futbolun içinde her şey mümkün. Yunanistan'ın Avrupa şampiyonu olacağına başlangıçta kimse şans vermezdi. Favoriler her zaman kazanamaz. Önemli olan kendinize güvenmek ve ne yaptığınızı bilmektir. Türk milli takımının da kalitesi zaten tartışılmaz. Bu nedenle başarılı olmaması için bir engel göremiyorum. Şampiyon olursa da hepimiz mutlu oluruz"

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious