'AKP, Köşk'e ganimet gözüyle bakıyor'

  • Giriş : 01.02.2007 / 00:00:00

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunun AKP tarafından “ganimet paylaşması anlayışıyla” ele alındığını savundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Deniz Baykal, “Sayın Arınç geçen gün bir açıklama yaptı ve sayın Başbakan’ın 5 yıl daha Başbakanlık yapmasının Türkiye’ye fayda sağlayacağını ifade etti. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” yönündeki sorusunu yanıtlarken, ”Parlamentoya yüzde 34 oyla ve 3’te 2 çoğunlukta getirilmiş olanların bunu bir çeşit ganimet olarak gördüğünü” öne sürdü.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türkiye’nin uzlaşmaya ihtiyacı olduğunu, ancak hükümetin bu konuda bir yaklaşım sergilemediğini ifade eden Baykal şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda, AKP parlamento çoğunluğunu yöneten dar kadronun, kendi içindeki bir ganimet paylaşması anlayışıyla olayı ele alması var ve millet de bunu seyrediyor. ’O olsun, olmasın, ben olayım’... Ortada bir parlamento çoğunluğu var, cumhurbaşkanlığı konusuna yönelik çok sağlıksız bir yaklaşım var.

Yüzde 34 oy almışsın, onu da 5 yıl önce almışsın. Şimdi seçime gideceğiz, o oyun çok daha altındasın. Sadece sana oy verenlerin değil, seni hiç istemeyenlerin de Cumhurbaşkanı olacak. AKP’nin uzlaşarak Cumhurbaşkanı seçme gereğini kabul etmesi gerekir. Ama böyle bir kabul yok. Kiminle uzlaşma arayacağı Başbakan’ın keyfine tabi bir iş değildir. Başbakan, kendi keyfi takdiri ile ’Ben şununla uzlaşırım, bununla uzlaşırım’ deme hakkına sahip değildir. 70 milyonun parlamentoya soktuğu iki tane parti vardır, bunlardan biri de CHP’dir.”

HRANT DİNK CİNAYETİ

Baykal, gazeteci Hrant Dink cinayetini ve cenaze törenini değerlendirirken, ”Hrant Dink cinayeti emniyetin bilgisi dışında işlenmiş bir cinayet değildir” görüşünü dile getirdi. Baykal, şunları söyledi:

“Bundan daha ağır bir değerlendirme olabilir mi? Emniyetin bilgisi dahilinde işlenmiş bir cinayet... Bunun altından kalkılır mı? Bunun hesabı yok mu? Bunca cinayeti işlenmiş, bunca faili meçhul... En yüksek emniyet yetkilileri diyor ki ’Bu olay siyasi bir olay değildir, milliyetçi duygularla işlenmiştir’, bu anlayışla bu konular ele alınabilir mi?

Türkiye giderek daha gergin bir sürece giriyor. Dünya, bu tip gerginliklerin giderek daha çok yaşandığı bir alan haline geldi. Giderek bir kutuplaşma kendisini gösteriyor, suçlamalar artıyor. Maalesef bunu iyi yönetecek bir yaklaşım sergilenemiyor. Doğru düzgün bir söylem geliştirilemedi. Tam tersine herkes bir gerginlik arayışında, kendi amaçlarını olayın sırtından yararlanarak takip etmeye çalışıyor. Cinayet siyasi amaçlara alet ediliyor. 301’de bu aletin bir parçası.”

"BATAKLIK KURUTULMALI"

Türkiye’nin ciddi bir güvenlik teşkilatına ihtiyacı olduğunu vurgulayan Baykal, sineklerle mücadele döneminin bittiğini, bataklığın kurutulması gerektiğini söyledi. “Gerçekten güvenebileceğimiz bir teşkilata ihtiyacımız var” diye konuşan Baykal, “Bataklık da bugünkü iktidarın anlayışından kaynaklanıyor... Kadrolaşma, kuşatma, ne demek bu? Emniyette kadrolaşma olur mu? Emniyette farklı sadakat grupları arasında dayanışma olur mu?” dedi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk Silahlı Kuvvetleri bu tip olaylara karşı kendisini korumak için özel tedbirler aldı, o tedbirleri dahi şikayet konusu yaptılar. Ama emniyet bir atış alanı haline getirildi. Herkes orada istediği gibi düzenini yapıyor, iktidar bunlardan medet umuyor. Bizim emniyetimiz çok birikimli, çok yetenekli, değerli insanlardan oluşuyor. Ama bunların önemli bir kısmı devre dışında tutulmuştur. Emniyet örgütü felce uğratılmıştır.”

Baykal, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal yapısının da suç üretmeye imkan sağladığını savundu. Deniz Baykal, Dink’in cenaze töreni sırasında atılan sloganları değerlendirirken, “Bunlar içinde bulunduğumuz ortama dikkat ve özeni göstermeyen açılımlar. Bu açılımlar başka açılımları tahrik ediyor. Bu konularda ölçülü olmaya, soğukkanlı davranmaya, ağırbaşlı olmaya ihtiyaç var. Elbette üzüntü verici bir olaydır. Ama artık bunun cılkını çıkarmaya gerek yok” diye konuştu.

MALİYE BAKANLIĞINDAKİ YASA DIŞI SORGULAMA

Baykal, Maliye Bakanlığında ortaya çıkan vergi sorgulama skandalına ilişkin soru üzerine olayı, “Foça’da 2001 yılında 15 milyara alınan arazinin, Albaraka Türk’e 1 trilyon 260 milyara satılması skandalını unutturmak için ortaya çıkarılan bir başka skandal” olarak değerlendirdi. Herkesin vergisinin şeffaf olduğunu belirten Baykal, asıl meselenin banka hesaplarına girilmesi olduğunu vurguladı. Bunu yapabilecek Maliye Bakanlığında çok sınırlı sayıda yetkili bulunduğunu savunan Baykal, “Onlar da Maliye Bakanının bilgisi dışında girebilir mi?” dedi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hatırlarsınız Maliye Bakanı 2006 yılının başında, ’Bir siyasi parti genel başkanının muazzam bir serveti var’ diye manşetlik açıklamalar yapmıştı. Kimse o çıksın dedikten sonra Bakan ’Ben böyle bir şey söylemedim’ dedi. Bizim bir kaygımız, korkumuz yok, bizim hesaplarımız şeffaf. Ancak Maliye Bakanının bir şantaj sistemi oluşturduğuna ilişkin haklı bir kuşku var.

Başbakan bir süre önce çıktı dedi ki gazete patronlarına ’Dosyalarınızı inceliyoruz, bizde onların dosyaları var’ dedi. ’Biliyorsanız söyleyin’ dedik, ’Olgunlaşsın öyle söyleyeceğim’ dedi, bu şantajdır. Bir Başbakan’ın şantaj yapmaya hakkı var mıdır? Başbakan gazete patronlarına ’Görüşeceğiz, arşiviniz benim elimdedir, günü gelince bunu çıkaracağım’ demektedir.

Bütün bunlar Türkiye’de devlet imkan, yetki ve bilgilerinin belli amaçlarla ve bir takım yerlerde kullanıldığı kaygısını ortaya koyuyor. Bunun iktidarın bilgisi dışında olduğunu düşünmek de mümkün değildir.”

Baykal, Akgün’ün “Size göre derin devlet var mı?” sorusuna ise “Sahipsiz bir devlet var” yanıtını verdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious