'Hiçbir devlet, temel düzene karşı saldırılara izin vermez'

  • Giriş : 28.03.2006 / 00:00:00

Cumhurbaşkanı sezer: ”Dünyada hiçbir devlet temel düzenine karşı olan saldırılara izin vermez”

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye’de son yıllarda demokratikleşme sürecinde önemli adımlar atılmasına karşın terör örgütünün toplumsal huzuru bozmaya çalışan eylemleri ve provokasyonlarının ulusu yaralamakta olduğunu belirterek, ”Dünyada hiçbir devlet temel düzenine karşı olan saldırılara izin veremez, hoşgörü gösteremez” dedi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) düzenlediği ”Aile Şirketlerinde Değişim ve Süreklilik Zirvesi”nde yaptığı konuşmada onlarca yılda oluşturulan kaynakların ekonomideki dalgalanmalarla yok olması ve yine uzun yıllar sonucu kurulan şirketlerin değerlerinin çok altında elden çıkarılması Türk ekonomisine de zarar verdiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Sezer, ”Ekonomide kırılganlığı artıran sorunların ivedilikle çözülmesi dalgalanmaları ve krizleri önleyecektir” dedi.





Yokluklar ve olanaksızlıklar içinde kurulan Türkiye Cumhuriyetinin laik, demokratik yapısı ve Ulus’un tek yürek olarak ülke kalkınması için çalışması sonucu bugünlere gelindiğini belirten Sezer, ”Ulusumuzun gönencinin artması, ekonomimizin güçlü bir yapıya kavuşması her şeyden önce huzur ve güven ortamına, Ulusal birliğimizin korunmasına bağlıdır” dedi.



Cumhurbaşkanı Sezer sözlerini şöyle sürdürdü: ”Devletimizin tekil yapısına, ulusal birliğimize yapılan saldırılar üzücüdür. Türkiye Cumhuriyeti, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkesini benimsemiştir. Demokrasi, ayrıştıran değil evrensel haklar düzleminde bireyleri birleştiren bir yönetim biçimidir. Demokrasinin ve hukuk devletinin egemen kılınması için yurttaşlık bilincinin oluşması ve devletin temel değerlerine saygı duyulması zorunluluktur.”



Demokrasinin getirdiği özgürlükleri yasalar çerçevesinde kullanmanın her bireyin hakkı olduğunu ifade eden Sezer, ancak hiçbir özgürlüğün, ulusal birliği bozmak, rejimi yıkmak ya da zayıflatmak için kullanılamayacağını söyledi. Sezer, ”Herkesin Devlet’in kurumlarına ve temel niteliklerine saygı göstermesi demokrasinin ve yurttaş olmanın gereğidir. Dünyada hiçbir devlet temel düzenine karşı olan saldırılara izin veremez, hoşgörü gösteremez” şeklinde konuştu.



Türkiye’de son yıllarda demokratikleşme sürecinde önemli adımlar atılmasına karşın, terör örgütünün toplumsal huzuru bozmaya çalışan eylemleri ve provokasyonların ulusumuzu yaralamakta olduğunu dile getiren Sezer, Türk Ulusu’nun, tarih boyunca tüm bireyleriyle birlikte üzüldüğünü, birlikte sevindiğini, birlikte savaştığını, geleceği birlikte kurduğunu; güçlü bir kültür ve tarih bağıyla birbirine bağlı olduğunu kaydetti. Sezer, ”Bizleri güçlü kılan da bu ortak bilinç ve kimliktir. Bu bilinci zedeleyecek tutum ve davranışlar asla başarılı olamayacaktır” dedi.



Cumhurbaşkanı Sezer, güçlü bir demokrasinin güçlü bir ekonomiyle kurulabileceğini ve güçlü ekonomi de piyasanın tüm öğelerinin dünyadaki gelişmelere koşut olarak kendilerini yenilemeleri ve kurumsallaşmalarıyla olanaklı olacağını ifade etti. Ülkede işletmelerin büyük bölümünü aile şirketlerinin oluşturduğunu söyleyen Sezer, bu durumun konunun önemini ve ülkenin gelişmesiyle ilgili yaşamsal boyutunu ortaya koymakta olduğunu söyledi.



Sezer, yoğun rekabetin yaşandığı, üretim biçimleri, ilişkiler ve yönetim anlayışının değiştiği dünyamızda söz sahibi olmak ve varlığını sürdürmek isteyen ülke ve şirketlerin bu dönüşüme uyum göstermesinin zorunlu olduğunu ve tersi durumda, diğer ülkelerle yarışmak ve dünya pazarlarında tutunmanın olanaksız olduğunu vurguladı.



Türkiye’nin nitelikli ve üretken genç nüfusu ile bilgi toplumu olma yolunda hızla ilerlemek zorunda olduğunu belirten Sezer, herkesin bu sürece uyum sağlamak ve katkıda bulunmak için bireysel ve kurumsal düzeyde en iyi biçimde geliştirmesi gerektiğini ve ülkemizin güçlenmesine hizmet etmesi gerektiğini ifade etti.



Sezer, rekabet gücünü artıramazsak uluslararası sistemde istediğimiz yerde olamayacağımızı ve bunun için bilgi üretiminin ve araştırmanın merkezi olan üniversitelerle sanayinin işbirliği ve devletin bu konudaki desteğinin önem kazandığını söyledi. Aile şirketlerinin yaşamının çok uzun sürmediğini belirten Sezer, kültürden kaynaklanan kimi olumsuzlukların sürekliliği engellemekte olduğunu ve bu nedenle, geleneksel tutum ve davranışlar, otoriter bir liderlik anlayışı yerine, yönetimde uzmanlaşma sağlanması gerektiğini ve katılımcı, yeniliklere açık kurumsal bir yapılanmanın hedeflenmesinin önemini vurguladı.



Cumhurbaşkanı Sezer sözlerini şöyle sürdürdü: ”Günümüzde, otoriter bir liderin başında olduğu ve tek başına karar aldığı yönetim modelinin geçerliliği kalmamıştır. Bilgi paylaşımını temel alan, kurumun tüm yetkililerinin karar sürecine katıldığı, profesyonel yönetici çalıştırılmasına önem veren dinamik yönetim modeline geçilmiştir. Bu model, şirketlerin verimliliğini ve rekabet gücünü artırmaktadır. Kurumsallaşmayı başarmış olsa da, yeniliklere açık ve değişimlere duyarlı olmayan aile şirketlerinin başarı şansı yoktur. Geçmişte başarılı olan şirketlerin hızla değişen dünya koşullarında başarıyı aynı yöntemlerle yakalamayı düşünerek değişime direnmeleri varlıkları için tehdit oluşturmaktadır.”



Cumhurbaşkanı Sezer, onlarca yılda oluşturulan kaynakların ekonomideki dalgalanmalarla yok olması ve yine uzun yıllar sonucu kurulan şirketlerin değerlerinin çok altında elden çıkarılmasının Türk ekonomisine zarar verdiğini ve ekonomide kırılganlığı artıran sorunların ivedilikle çözülmesinin dalgalanmaları ve krizleri önleyeceğini belirtti. Sezer, ”Ülke ekonomisinin, altyapısı sağlam, üretime dayanan, siyasal yönlendirmelerden etkilenmeyen bir yapıya kavuşturulması ve dünyadaki yapısal dönüşümlere uyumlu duruma getirilmesi önemlidir” dedi.





”TÜRK EKONOMİSİNİN YAPISAL DÖNÜŞÜM YOLUNDA SON YILLARDA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ATILIMLAR UMUT VERİCİ”





Cumhurbaşkanı Sezer, Türk ekonomisinin yapısal dönüşüm yolunda son yıllarda gerçekleştirdiği atılımları umut verici bulduğunu ve uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının yanı sıra, ekonomik programdan ödün verilmemesi, kimi ekonomik dengelerde belirgin bir iyileşmeyi birlikte getirdiğini söyledi. Bu gelişmelerin ülke genelinde olumlu beklentileri ve iyimserliği artırdığının görüldüğünü kaydeden Sezer, Bu aşamadan sonra, atılan adımların kalıcılığının ve sürekliliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır” dedi.



Ekonominin günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlarla ele alınmaması gereken bir konu olduğunu ifade eden Sezer, sorunların tüm ilgililerin katılımı ve desteğiyle, bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi ve yapıcı ve öngörülü eleştirilerin dikkate alınmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.



Cumhurbaşkanı Sezer, kırılganlığı artıran sorunların yanı sıra, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, kayıt dışının önlenmesi gibi sorunların ekonomi gündemindeki öncelikli yerini korumakta olduğunu ve bunların yanında, özellikle üretim sektörünün ve girişimcilerin çeşitli platformlarda dile getirdiği sorunlarının çözüme kavuşturulmasının da gerektiğini belirtti. Sezer, ”Reel ekonominin sorunları çözülmedikçe, her sektörde kaynakların etkin ve verimli kullanımı sağlanmadıkça, kalkınmış ve sanayileşmiş bir ülke durumuna gelmemiz güçtür” dedi.



Özel sektörün daha yüksek katma değer yaratarak etkin bir üretici kimliğine dönmesi için bir dizi önlemin geliştirilmesi gerektiğini ve bu bağlamda, yatırımların, yapısal değişimi doğuracak dinamik ve yüksek katma değerli sektörlerde yapılmasının önemli olduğunu söyleyen Sezer, böylesi bir yatırım ortamı doğrudan yabancı sermaye yatırımları için de en uygun iklimi yaratacağını ve ekonomiyi dengeleri oturmuş, istikrarlı bir yapıya kavuşturmadan, güven ortamını kalıcı kılmadan bu amaca ulaşılamayacağının bilinmesi gerektiğini belirtti.



Sanayileşmiş ve gelişmiş bir ülke olarak küreselleşen dünyada hak ettiğimiz yeri alabilmemiz için ekonomik yönden güçlü olmak zorunda olduğumuzu kaydeden Sezer, toplum olarak geçmişten ders çıkarmamız, anlayış birliği içinde, iç politika kaygılarından uzak, siyasetüstü yaklaşımlarla geleceğe yönelmemiz gerektiğini ifade etti.



Sezer, Türkiye’nin, bölgesindeki önemli ekonomik güçlerden biri olarak küreselleşmenin getirdiği olanaklardan yararlanmak, yeni koşullara uyum sağlamak ve toplumun gönenç düzeyini yükseltmek kararlılığında olduğunu ve bugün kurumsallaşmalarını tamamlayan ve yeniliklere uyum sağlayan aile şirketlerinden doğan ve dünyada söz sahibi olan firmalarımızın başarılarını gururla izlediğini kaydetti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious