Rum'u gösterip Çankaya'dan vurdu

  • Giriş : 09.12.2006 / 00:00:00

Hükümetin AB'ye yaptığı liman önerisinin KKTC'yi bitireceğini ileri süren CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'a Cumhurbaşkanlığı ile ilgili sert mesajlar yolladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Eğer Rum uçakları, gemileri Türkiye'ye gelirse, bu, biz Rum devletini tanıyoruz demektir'' dedi. Baykal, Tuzla ilçesine bağlı Orhanlı Beldesi'nde, Anavatan Partisi'nden istifa ettikten sonra bir süre bağımsız olarak görevini sürdüren Belediye Başkanı Cemil Ekşi'nin de aralarında bulunduğu bin kişinin partisine katılımı nedeniyle düzenlenen törene katıldı.

Açık havada düzenlenen törende konuşan Baykal, Cemil Ekşi'nin CHP'ye katılarak örnek alınacak bir davranış gösterdiğini, bu kararın sadece onun kişisel ve siyasi kariyeriyle ilgili olmadığını dile getirdi. Baykal, Ekşi'nin, ''Bana görev düşüyor. Bu dağınıklığı ortadan kaldırmamız, güçlenmemiz, bir araya gelmemiz lazım. Bunu da CHP'nin yapacağına inandım'' dediğini ifade etti. Milletin artık ayağa kalkmaya başladığını kaydeden Baykal, ekonominin kötüye gidişinin sıkıntısını vatandaşın çektiğini belirterek, sosyal devletin ortadan kaldırıldığını, hakların geri alınmaya başladığını ve işsizliğin arttığını söyledi.

-''AB, KIBRIS ÖDÜNÜ İSTİYOR''-

Baykal, son günlerde Kıbrıs konusunda herkesin tedirgin ve telaşlı olduğunu kaydetti. AB'nin, müzakereleri sürdürebilmek için Türkiye'nin Kıbrıs'tan ödün vermesini istediğini ve oradaki Rum devletini ''tanıma'' anlamına gelecek şekilde liman ve havaalanlarını açma şartı koştuğunu anlatan Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Eğer Rum uçakları, gemileri Türkiye'ye gelirse, bu, biz Rum devletini tanıyoruz demektir. Halbuki Kıbrıs'ta Londra ve Zürih anlaşmalarına aykırı olarak ortaya çıkmış bir oluşumu devlet olarak tanırsak KKTC'yi inkar etmiş duruma düşeriz. Onun altındaki desteği çekmiş oluruz. Bu çok tehlikeli bir tuzak. Bize bunun için bastırıyorlar. Niye bastırıyorlar? Çünkü hükümet, başbakan ve bakanlar, 17 Aralık 2004'te Avrupa'ya söz verdi.

'Ben onların uçaklarını, gemilerini Türkiye'ye kabul ederim' dedi.'' Baykal, şimdi de AB'nin, müzakerelerin sürdürülebilmesi için Türkiye'nin verdiği bu sözü tutmasını beklediğini kaydederek, bu konuda yeni bir noktaya gelindiğini, çünkü hükümetin Avrupalılar'la temas kurarak, onlara bir limanı şartsız açacaklarını, bir şey beklemediklerini söylediğini savundu. Hükümetin, Kuzey Kıbrıs'a yönelik ablukanın kaldırılmasını AB'den istemekten de vazgeçtiğini ileri süren Baykal, şunları kaydetti:
''(Bir limanı açarız, yeter ki müzakereler devam etsin) demişler. 'Kıbrıs'a yönelik ablukayı kaldırırsanız ancak o zaman limanları açarız' diyorlardı. Şimdi, 'Siz açmasanız da biz limanımızı açarız' diyorlar. Bu ortaya çıkınca tabii kıyamet koptu. İster bir tanesini, ister tümünü açmışsın. Devletler hukuku bakımından hiç fark etmez. Açtın mı tanımış duruma düşersin. 17 Aralık 2004'te imzaladığın anlaşmanın mükellefiyetini, yükünü kabul etmiş oluyorsun. Yani 'Borcum borç, ödememe izin ver' diyor. Yani 'Bir liman açarım gerisi sonra gelir, biraz kapora ver' demeye başlıyor.''

-''BİLGİ VERMEK HÜKÜMETİN GÖREVİ''-

Kıbrıs konusundaki durumdan Meclis'in bile haberi olmadığını ifade eden Baykal, bu kadar önemli konular hakkında ana muhalefet partisi olarak kendileriyle ve diğer partilerle konuşarak, bilgi vermenin ve onayını almaya çalışmanın hükümetin görevi olduğunu, ancak bunların yapılmadığını bildirdi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in de bu gelişmelerden haberlerinin olmadığının ortaya çıktığını ifade eden Baykal, ''Türkiye ile ilgili bu kadar önemli konularda tavizler, ödünler verilecek, Meclis, ana muhalefet, Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı bilmeyecek...'' diye konuştu.

Baykal, hükümetin Kıbrıs konusunda büyük bir yanlışlık yaptığını savunarak, şöyle devam etti: ''Devlet yönetimine çok büyük darbe vurdular. Başbakan ile Dışişleri Bakanı kafa kafaya verecek, Türkiye'nin en önemli hukukunu, haklarını, tarihi haklarını kapalı kutu içinde yabancılarla temas ederek ve bunu milletten ve Meclis'ten saklayarak kaybediverecek. Türkiye böyle yönetilir mi? Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu çok büyük bir yanlıştır.''

-''BAŞBAKAN HAVLU ATMIŞTIR''-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Afyonkarahisar'dan iki gündür kendisine cevap niteliğinde açıklamalarda bulunduğunu, ''Biz bu işten zarar görmeyiz, ama ana muhalefet partisi, Deniz Baykal zarar görür'' dediğini ifada eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Erdoğan, 'Biz geçmişini inceledik, araştırdık, onun zamanında yağ, benzin kuyrukları vardı, unutmayın' demiş. Çıkara çıkara 30 yıl önce Ecevit döneminde yaşanan kuyruklar çıkarmış. Biz onlara Kıbrıs'ı soruyoruz, onlar diyor ki; '30 sene önce Ecevit hükümeti döneminde sıkıntı vardı'... Kardeşim, sen devlet adamı ol, başbakanlığını bil.

Sen kendini hala lise münazara ekibinde nutuk atan adam mı zannediyorsun. Artık lise münazara ekibi üyesi olmaktan çık. Başbakan ol, devlet adamı ol. Türkiye'ye sahip çık. Siyasi hayatımızı aramış, taramış bir tane yolsuzluk bulmuş mu? Kıbrıs konusunda eğer bizi araştırırsa, 1974 yılında KKTC'nin kurulmasına yol açan, oradaki Rum zulmüne karşı harekete geçen TC hükümeti içinde de Deniz Baykal'ı bulursunuz. Büyük yanlışlıklar yapıldı. Bedelini hep beraber ödeyeceğiz. Başbakan havlu atmıştır, artık dedikodu ile meşguldür.''

-''ARKASINDA DOSYALARI VAR''-

Baykal, yolsuzluğun, Türkiye'nin iliğini, kemiğini kuruttuğunu bildirerek, Türkiye'de yaşanan yolsuzluğun tek kişinin yaptığı bir iş olmadığını, onun arkasında işbirliği yapan bir çete bulunduğunu ileri sürdü. Çetenin ''Haramzade iş adamı, bürokrat ve vicdansız, namussuz siyasetçiden'' oluştuğunu ileri süren Baykal, ''Bunu nasıl çözeceğiz? İlk yapılacak, milletvekili dokunulmazlığını kaldırmak olacaktır. Milletvekili dokunulmazlığı kalkarsa, o siyasetçi oradan çekilmek zorunda kalır.

Bürokrat ve iş adamı da bunu götüremez'' diye konuştu. Seçimlere giderken Başbakan Erdoğan ile televizyonlarda milletvekili dokunulmazlığını kaldırma sözü verdiklerini ifade eden Baykal, ''5. yıla giriyoruz. Niye yapmıyorsun? Verdiğin sözü tutmamak siyasette var mı, dürüstlükte, dinde, imanda, ahlakta var mı?'' şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan'ın verdiği sözü tutamayacağını ileri süren Baykal, şunları söyledi: ''Tutamaz, çünkü arkasında dosyaları var.

O dosyaların hesabını vermemiş, verememiş dokunulmazlık sayesinde. Şimdi sen milletvekili dokunulmazlığının arkasına sığınarak, milletvekilliği ve hükümeti götürdün. Şimdi de 'cumhurbaşkanı olacağım' diyor. Arkasındaki dosyaların hesabını vermemiş bir Cumhurbaşkanı Türkiye'de olamaz, olmamalıdır. Genelkurmay Başkanı'na, Cumhurbaşkanı'na bilgi vermeden, Meclis'e ve bakanlarına danışmadan Kıbrıs'ta haklarımızı taviz olarak veren, elimizden çıkaran bir Başbakan'a 'Aferin iyi yaptın, gel Cumhurbaşkanı ol' mu diyeceğiz.''

Türkiye'nin yakında seçim sürecine gireceğini hatırlatan Baykal, sandığa giderek oy vermenin milli bir görev olduğunu, hasta ve yaşlıların dahi sandıklara götürülmesi gerektiğini kaydetti. Konuşmasının ardından Baykal, partisine katılan bin kişiyi temsilen, Orhanlı Belde Belediye Başkanı Cemil Ekşi ve birkaç kişiye parti rozetlerini takarak, onları tebrik etti. Baykal, CHP Orhanlı Belde Teşkilatı binasının açılışını da yaptı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious