Rus bebeğe Türkler'den yardım eli

Rus bebeğe Türkler'den yardım eli.16069
  • Giriş : 13.05.2008 / 00:04:00
  • Güncelleme : 12.05.2008 / 23:44:06

2008 yılının Şubat ayında İstanbul’da dünyaya gelen Kiril bebek, şu an çok büyük bir hızla kendini toparlıyor. Kazakistanlı Rus çift ise Türkiye'de karşılaştığı yardımseverlik ruhunu öve öve bitiremiyor..

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


2008 yılının Şubat ayında İstanbul’da dünyaya gelen Kiril bebek, şu an çok büyük bir hızla kendini toparlıyor. İştahı da yerinde. İlginç olan ise çok sakin bir bebek olması. Bebeğin anne babası çok mutlu ve hastane borcundan kurtulmak için para topladıkları 2 ay öncesini, yaşadıkları kabusu ve gözyaşı dolu o günleri hafızalarından silmeye çalışıyor.

Olay nasıl başlamıştı?

Her şey, Elena Fedorova Sergeyevna adlı Kazakistan vatandaşı 7 aylık hamile bir bayanın Bulgaristan’ın başkenti Sofya yakınlarında oturan kız arkadaşını ziyareti sonrasında başlamıştı.

Sofya’dan İstanbul’a dönerken, otobüs İstanbul sınırlarına girince başlamış sancıları Elena’nın. Otobüsün muavini ile şoför panik içerisinde ambulans çağırmışlar. Bir saat sonra 1180 gram ağırlığında bir erkek çocuk dünyaya gelmiş, Elena 2 ay erken doğum yapmıştı.

-“Yolculuk süresince her şey normaldi, yolda sürekli uyudum, diyor Elena. Herhangi bir rahatsızlık hissetmedim. Erken doğumun sebebini de hiç anlamış değilim”.

Elena önce bir hastaneye gönderiliyor, sonrasında ise bebeğin hayatta kalması için doktorların büyük bir mücadele verdikleri Semiha Şakir hastanesine naklediliyor. Erken doğan Kiril’in bünyesi çok zayıftı, ayrıca akciğerlerinde büyük biri rahatsızlık ortaya çıkmış, Semiha Şakir hastanesine gelmeden önce tam 900 gram kaybetmişti.

-İlk 2 hafta çok zor geçti, diyerek konuşmaya katıldı genç baba İvan: “Bir iğne bile yaklaşık 300 dolar tutuyordu ve Kiril’e her gün bu iğnelerden vurulması gerekiyordu.

Elena’nın anlattıklarına bakılırsa, onu en çok şaşırtan şey verilen Türkiye’deki sağlık servisinin kalitesi, Türklerin yardımseverliği ve merhameti idi. Sözgelimi; acil doğum sebebiyle hastaneye kaldırılan Elena’nın bagajı otobüste kalmış ve Elena bagajını almak için ancak 3 gün sonra fırsat bulabilmiş. Geldiğinde eşyalarına dokunulmamış bile.

Hastanede Kiril’e bakan Türk bayan doktor ilgisini üzerlerinden hiç eksik etmemiş. Elena Şubat ayında bebeğini 2 defa görmeye gitmiş ve bebeği her defasında bakımlı, ilgilenenlerin sevgisiyle büyüyor görmüştü.

-Hemşireler ve doktorlar başta olmak üzere herkes bebeğime çok iyi baktılar, diye tebessümle ve minnettarlıkla anıyor o günleri Elena. “Herkes Türkçe konuşuyordu. Kim bilir, belki de Kiril gelecekte Türkçeye karşı özel bir ilgi duyar?”.

Kısaca, küveze alınan bebeğini Türk doktorlarına emanet ederek, Elena Kazakistan’a para toplamaya gitmiş. Türkiye’deki hastane, uçak masrafları ve Şubat ayından Nisan sonuna kadar İstanbul’da konaklayarak harcamalar yapan genç aile için bütün bunlar toplam 18.000 dolara mal olmuştu. Bunun en büyük kısmını ilaçlar tutmuştur. Elbette belki de bu ilaçlar olmasaydı Kiril’in hayatını kurtarılamazdı. Hastane devlet hastanesiydi ve Elena’dan fazla bir ücret alınmamıştı.

Elena, “Bize başta doktorlar herhangi bir garanti vermediler” diyor. “Ancak bebeği kurtaramadıkları takdirde alınan ücretin iade edileceklerine dair söz verdiler”. Gereken para tanıdık ve arkadaşların yardımıyla ancak toplanabilmişti. Genç anne babanın bankalara yaptıkları kredi başvuruları da reddedilmişti.

Elena ile İvan’ın maddi yardım alabilmek için telefon ettikleri yardım kurumlarından kendilerine tek yanıt veren Kızılay olmuştu. Ancak onlar da bebek için bazı özel eşyaların temin edilmesiyle sınırlı kalmışlardır. Aldıkları borçlardan nasıl kurtulacakları sorusuna ise Elena ile İvan gülerek:

-Tabi ki, çalışacağız. Başka yolu mu var? diye cevap veriyorlar.

Kazakistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu 16 Nisan’da Kiril’e bir doğum belgesi düzenledi. Kazakistan hükümeti ise İstanbul’daki diplomatik misyonu vasıtasıyla genç aileye 4000 dolar tutarında yardımda bulundu.

Yeri gelmişken, parmak bebek Kiril’in dedesinin görev yaptığı firmanın çalışanların da kendi aralarında 6000 dolarlık bir yardım parası topladıklarını söylemek lazım. Elena ile İvan, hayatları boyunca unutamayacakları bu zor günlerde sürekli olarak yanlarında olan Kazakistan İstanbul Konsolosu Gani Bekenov’a da sonsuz minnettarlıklarını dile getiriyor.

-Konsolos Gani Bekenov gittiğimiz her yerde bize eşlik etti, bütün cezaları ödedi. Bilindiği üzere Türkiye ile Kazakistan, birbirlerinin vatandaşları için bir ay süreyle vizesiz ikamet hakkı tanıyor. Kazakistan’a dönüşte vize problemi yaşandı. Biz para toplayana kadar bu bir aylık süre geçti. Konsolos Gani Bekenov bu problemle de özel ilgilendi, hatta bizim için kısa bir İstanbul turu bile düzenledi. En son gün de havaalanında bizzat eşlik ederek, bizi yolcu etti.

Bilindiği üzere dunyanin her yerinde verilen rehberlik ve tercümanlık hizmetin maddi değeri çok yüksektir. Elena’nın anlattıklarına göre, İstanbul’da genç aileye hiç tanımadıkları Türkiye Türkleri karşılıksız olarak yardım etmişti. Otel personeli, esnaf ve tesadüf tanışılan insanlar başta olmak üzere herkes, sürekli olarak büyük bir samimiyetle bebeğin sağlığı ve durumuyla ilgilendiler.

Elena’ya hiç tanımadığı bir Türk ise gönüllü olarak tercümanlık yaptı. Hatta Elena Kazakistan’a para toplamaya gittiği zaman düzenli olarak hastaneye telefon ederek, bebeğin durumuyla ilgilendi.

-Kazakistan’a dönerken bizi o kadar büyük bir kalabalık uğurladı ki, bunu duygulanmadan anlatmak mümkün değil. Hatta bize hediye bile getirdiler.

Elena bebeğiyle birlikte 19 Nisan’da İstanbul’dan Kazakistan’a döndü.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious