Sabih Kanadoğlu'ndan yeni bir buluş!

Sabih Kanadoğlu'ndan yeni bir buluş!.9278
  • Giriş : 25.01.2009 / 14:45:00

ETÖ'nün 11. dalgasında şüpheliler arasına alınıp evi aranan Kanadoğlu'na Uğur Mumcu ödülü verildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, "Yargı hiçbir şekilde yetkili, görevli, sorumlu olmadığı bir zeminde yürütme ve yasamayla beraber memleketin sorularını konuşma durumunda değildir. Bu, dolaylı olarak yargının egemenliğine yapılmış bir saldırıdır" dedi.

Kanadoğlu, Antalya Barosu'nca verilen "Uğur Mumcu Hukukçu Özel Ödülü"nü Antalya Kültür Merkezi'nde Uğur Mumcu'nun 16. ölüm yıldönümü nedeniyle düzenlenen tören ve anma programında aldı.

Törene eşi Bilge Kanadoğlu ile gelen Sabih Kanadoğlu, kendisini Antalya Kültür Merkezi'nde karşılayan Vural Savaş ile CHP'den Antalya Büyükşehir Belediyesi başkan Adayı olan eski Akdeniz Üniversitesi Rektörü ve eski Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın ile sohbet etti. Sohbet sırasında Akaydın, Kanadoğlu'na, "Vural Savaş beye biraz önce '11. dalgayı kurtardık da 12. dalgayı ne yapacağız' diyordum" sözleriyle espri yaptı.

Kanadoğlu, törende yaptığı konuşmada, alçakça bir cinayete kurban giden Uğur Mumcu adına verilen ödülü almaktan onur duyduğunu söyledi.

Ödülün kendisini için ayrı bir anlamı olduğunu vurgulayan Kanadoğlu, Türkiye'nin "Keşke Uğur Mumcu aramızda olsaydı" diyeceği bir döneme girdiğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerine karşı saldırıların yaşandığı bir dönem geçirildiğini savunan Kanadoğlu, şöyle devam etti:

"Hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı demokrasinin vazgeçilmez koşuludur. Geldiğimiz noktada çok net olarak ifade ediyorum; artık yargı bağımsızlığından bahsetmek mümkün değildir. Yargı, yüksek mahkemeler hariç bağımsız değildir. Yürütmenin etkisi altındadır. Artık mesleğe alma, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca değil, Adalet Bakanı'na bağlı bürokratlar tarafından yapılmaktadır. Belirli yönde etkilemeler yapılmaktadır. Bu yönlendirmelerin yargıyı içine düşürdüğü durumu nasıl telafi edeceğimiz başlı başına ayrı bir sorundur."

"İktidarı kazandım, istediğimi yaparım" düşüncesinin belirli çevrelere egemen olduğunu ileri süren Kanadoğlu, demokrasinin kurulabilmesi için herşeyden önce güçler ayrılığı ilkesinin yürürlükte olması gerektiğini vurguladı.

5 yıl içinde geriye doğru çok büyük adımlar atıldığını, bunun iyi bir gidiş olmadığını savunan Kanadoğlu, "Türk milleti ister dinci dikta olarak, ister hangi biçimde söylenecek olursa olsun bir dikta rejiminin altında kul gibi yaşama durumuna itiraz edecektir. Özgür bir ülkede yaşama iradesini ortaya koyacaktır" dedi.

Türkiye'nin, Atatürk milliyetçiliğine dayalı, insan haklarına saygılı, laik ve demokratik bir hukuk devleti olarak barış ve mutluluk içinde bir toplum olmaya hak kazanacağını ve bunu elde edeceğine inandığını anlatan Kanadoğlu, "Hiçbir güç Türkiye'yi herhangi bir diktanın esareti altına sokmaya cesaret edemeyecektir" diye konuştu.

Gazetecilerin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yüksek yargı organlarının başkanlarına verdiği yemeğe ilişkin sorular üzerine Kanadoğlu, şunları söyledi:

"Zirvenin erkler ayrılığı ilkesine aykırı olduğunu düşünüyorum. Yargı, hiçbir şekilde yetkili, görevli ve sorumlu olmadığı bir zeminde diğer yürütme ve yasamayla beraber memleketin sorularını konuşma durumda değildir. Bu, dolaylı olarak yargının egemenliğine yapılmış bir saldırıdır."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*