Saddam için karar günü yarın

  • Giriş : 04.11.2006 / 00:00:00

Heykelleri devrildi, isminin verildiği kamu binalarından ve propagandasını yaptığı okul kitaplarından çıkarıldı; ancak Saddam Hüseyin hâlâ Irak’ın Devlet Başkanı olduğunu savunuyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Saddam gücü, üç buçuk yıl önce ABD tankları Bağdat’a girince kırılmaya başladı. 2003’ün Nisan ayında kaybolan devrik lider, Aralık ayında doğum yeri olan Tikrit’te Amerikan askerlerince bir sığınakta yakalandı.

Savaşarak öleceğine yemin eden ve oğullarını da öyle kaybeden Saddam, bir kurşun bile sıkamadan teslim oldu. Yıllarca Saddam’ın guru ve ihtişam dolu fotoğraf ve heykellerini görmeye alışık olan Iraklılar, devrik lideri şimdi gözaltında, elleri kelepçeli, ağzı muayene için doktorlar tarafından açılırken ve kaçak olduğu sırada aylarca kesilmemiş sakalıyla görüyorlardı.

Ancak hakkındaki davaların görülmeye başladığı Aralık 2005’te kamuoyu karşısına çıkınca ABD destekli mahkemeyi reddederek "Irak’ın Devlet Başkanı" olduğunu savundu.

69 yaşındaki devrik lider, Irak’ın Duceyl kentinde 148 Şiiyi öldürmekle suçlanarak mahkeme karşısına çıktı. Bu kişilerin bazıları, 1982 yılında Saddam’a düzenlenen suikast girişiminin hemen ardından, bazıları ise mahkemeye çıkarılarak öldürüldü veya idam edildi.

İsminin kelime anlamı "karşı koyan, çarpışan" olan Saddam, Duceyl’in ardından da Ağustos ayında 1988 yılında 100 binden fazla Kürdü öldürmekle suçlandığı Enfal davasında yargıç karşısına çıktı. Her iki davada da idam istemiyle yargılandı.

Saddam’ın, hakkında yapılan diğer suçlamalar için mahkeme karşısına çıkması halinde yargılanması uzun yıllar sürebilir; ancak hapisten canlı olarak çıkıp çıkmayacağı henüz belli değil.

Duceyl davasında idama mahkûm edilmesi halinde Saddam, itirazların yapılacağı 30 gün içinde asılmayacak.

Amerikalılar, davaları Irak halkı için "bir rahatlama" gibi sunarken, ülkeyi iç savaşa sürükleyen mezhepsel ve ayrılıkçı şiddetten dolayı Iraklıların çok azı davayla ilgileniyor.

Saddam’ın acımasız yönetimi, Irak’ta Sünnileri, Şiileri, Arapları ve Kürtleri bir arada tutuyordu. Ancak ABD işgalinin ardından binlerce kişi yaşamını yitirdi.

Iraklıları birbirleriyle savaşmaktan kaçınmaya çağıran Saddam, Devlet Başkanı iken de Arap milliyetçiliğini takip etmişti. Dava süresince de duruşma salonuna elinde Kur’an’la gelerek Müslüman kimliğini ön plana çıkardı.

Mahkemeye çıktığında avukatları ve beraberinde yargılanan diğer sanıklar, kendisine "Sayın Başkan" diye hitap etti. Bu makama resmî olarak 1979’da gelen Saddam, etrafındaki yönetim kadrosuna hep akrabalarını yerleştirdi ve cinayetlerin, katliamların işlendiği Irak’ın etrafına ülkeyi dış dünyadan izole eden bir demir perde çekti.

Bir zamanlar, kendisine sekiz yıl süren İran Savaşı’nda yardım eden ABD’nin müttefiki olan Irak, Washington’ın müttefiki olan Kuveyt’i 1990 yılında işgal edince Batılı liderleri karşısına aldı. ABD uzun yıllar Saddam’a yönelik "kontrol etme" politikası yürüttü; ancak ABD Başkanı George W. Bush, 11 Eylül saldırılarının ardından Irak’ı "terörle mücadele" kapsamında Afganistan’ın ardından ikinci hedef seçti.

Duceyl’de ne oldu?

Saddam’ın Duceyl davasında karşılaştığı suçlamalar, 1982 yılında devrik lidere Şii bir kişinin suikast girişiminde bulunmasıyla ilgili olaylardan kaynaklanıyor. Savcılar, Saddam’ın, adamlarına 140 Şiiye işkence uygulama ve onları öldürme emri vererek "vahşi bir intikam" aldığını iddia ediyor. İddialar arasında kadın ve çocukların da Duceyl’den zorla sürüldüğü, hapishanelere atıldığı ve daha sonra birçoğunun kaybolduğu çöl kamplarına gönderilmesi de yer alıyor. Duceyl’deki tarım arazilerinin de yağmalandığı iddia ediliyor.

Saddam mahkemede neler söyledi?

Saddam Hüseyin, Mart ayında Şiilerin yargılanması için 1980’li yıllarda mahkemeler kurulmasını emrettiğini kabul etti; ancak bunu yaparken Irak anayasasına uygun şekilde davrandığını savundu. Saddam, Devrim Mahkemelerinin Başkanı olan ve kendisiyle birlikte yargılanan Avad El-Bander için "Onları anayasaya göre Devrim Mahkemeleri’ne gönderdim. Avad kanunu uyguluyordu ve hem beraat ettirme hem de suçlama hakkı vardı." dedi. Saddam "Suçlananların tarlalarını tespit ettik ve yerle bir edilmesini imzaladım. El koymak veya tazmin etmek, ikisi de devletin hakkıdır. Suç bunun neresinde?" diye sordu.

Görgü tanıkları neler anlattı?

Televizyondan da yayınlanan duruşmalarda birçok tanık, yaşamlarından endişe ettikleri için perde arkasından ve seslerini de bilgisayar yoluyla değiştirerek ifade verdi. Aralık ayındaki bir duruşmada Ahmed Hasan isimli bir tanık, kendisine ve ailesine nasıl işkence uygulandığını anlattı. Bağdat’ta Irak eski İstihabrat Başkanı İbrahim Tikriti tarafından yönetilen bir istihbarat binasına götürüldüğünü anlatan Ahmed Hasan, "Yemin ederim ki, bir odada yürüyordum. Bir öğütücü gördüm. İçinden kan geliyordu ve altında insan saçı vardı." ifadesini verdi.

Başka bir duruşmada ise ismini vermeyen bir kadın tanık, "Irak askerlerinin kendisini soyarak çıplak şekilde nasıl elektrik verdiklerini ve kablolarla dövdüklerini" anlattı. Başka bir kadın tanık ise kocasının ve beş kızını nasıl hapse atıldığını anlattı.

Diğer bir tanık "kendisine Bağdat’ta işkence yapıldığı sırada Tikriti’nin de orada olduğunu ve kendisini izleyerek üzüm yediğini" söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious