SAĞLAM Beyefendi

  • Giriş : 26.11.2006 / 00:00:00

Türk futbolunun Sağlam beyefendisi: Ertuğrul

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sahadaki futbolu dışında hareketleri, tavırları ve davranışları ile adeta bütün takımların taraftarlarınca beğeni kazanarak örnek alınan Kayserispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, Futbol ve antrenörlük hayatında da başarıdan çok hep kötü örnek olmamak için mücadele etti.

Futbolcuların saha içerisindeki goller atmasının, başarılı bir Futbol ortaya koymasının yanında büyük sorumluluk üstlendiğine dikkat çeken Sağlam, Türkiye’deki insanların yüzde 90’ının futbolla ilgilendiğini hatırlatarak, futbolcuların hal, hareket, davranışlarının özellikle gençler için büyük önem taşıdığı düşüncesinde. Beğeni ile izlenen futbolcuların, saç stilinden yürüyüşüne, konuşmasından davranışlarına, giyimden hareketlerine kadar özellikle gençler tarafından her şeyi ile örnek alındığını düşünen Sağlam, kendi Futbol ve antrenörlük hayatında başarıdan çok bu sorumluluğunu da yerine getirmenin mücadelesini veriyor ve genç futbolcuları bu konuda uyarıyor.

İlkokul 4. sınıfta okullar arası turnuvada beğenilerek Ereğli Erdemirspor’un minik takımına seçilen Sağlam, daha 10 yaşında lisanslı sporcu oldu. Gençlik döneminde bile büyük hayaller kuran Ertuğrul Sağlam, özellikle Ereğli Erdemirspor’da bir amatör takımda oynarken genç milli takıma seçilene kadar çok büyük hedefler peşinde olmazken, amatör spor hayatını ciddi olarak devam ettirdi. O dönemde futbolla Basketbol arasında bir karmaşa yaşarken, basketbolda da başarılı bir oyuncu olma özelliği taşıyordu. ’Basketbol mu?’ ’Futbol mu?’ derken başından geçen bir olay sonrası kendisinin milli takıma seçilmesi tamamen spor olarak hayata bakış açısını değiştirdi. Genç milli takıma seçildiğinde ’Ben artık ciddi ciddi bu işi düşünebilirim ve bundan sonrasıyla alakalı da spor hayatımda büyük hedefler koyabilirim’ düşüncesini kafasına yerleştiren Sağlam, bu süreçten sonra her geçen gün biraz daha kendisi için olumlu geçen günlere şahit oldu. Galatasaray’ın kalecisi Eser’i kişilik olarak, Beşiktaşlı Zekeriya gibi futbolcuları başarı ve davranışlarıyla kendisine örnek alan Ertuğrul Sağlam, küçükken çikletlerden, gazoz kapaklarından çıkan bu isimlere sempatiyle baktığını, diğerlerinden ayırt ettiği bazı isimlerin olduğunu anlatıyor. O günlerde sporcuların bugünkü gibi her türlü özelliğini öğrenme şansı olmadığından futbolcuları yakından tanıma fırsatı da bulamamış. Futbolcu olmasa baba mesleği metalurji mühendisliği bölümünü okuyarak bu mesleği devam ettirecek olan Sağlam, Futbol hayatına atılmasıyla yarım kalan eğitimini 19 Mayıs Üniversitesi Spor Akademisi’ni okuyarak tamamladı.

‘Ne zaman spor hayatıma başladım, kamuoyunun önünde herkesin takip ettiği insan haline geldim. O zaman şunu öğrendim ki bizim sorumluluğumuz çok fazla’ şeklindeki düşüncelerini paylaşan Sağlam, futbolcunun işinin sadece sahaya çıkıp, antrenman yapıp, top oynayıp performansı üst seviyeye çıkarmakla kalmaması gerektiği kanaatinde. Sağlam, bunun nedeni olarak, bugün ülkenin futbola bakış açısının çok farklı olduğunu, her yüz insandan 90’ının kesinlikle futbola ilgi duyduğunu, sokaktaki çocukların tuttuğu takımın yıldız oyuncusunu tepeden tırnağa her şeyi ile taklit etmesini gösteriyor. Sağlam, saç sitilinden giyimine, davranışlarına, tarzına, mimiklerine kadar her şeyini taklit ettiği tespitini yapıyor. Bütün bunların bir gerçeği ortaya çıkardığını anlatmaya çalışan Sağlam, o sporcunun çocuğun geleceği ile ilgili kendine örnek aldığı spor adamının, güzel bir hareketi, güzel bir mesajı o çocuğa verebileceği olumlu bir hareket ve davranışı ne kadar etkili olacağına dikkat çekiyor. Bu hareketleri çocuğun belki hayatı boyunca yapacağına işaret eden başarılı teknik adam, madalyonun diğer yüzünü göstererek, ters ve yanlış davranışlarda da aynı durum olacağını, o çocuğun kendine idol olarak edindiği için onun yaptığını hep doğru olarak kabul edeceği tehlikesine dikkat çekiyor. Sağlam, hayatı boyunca belki o yanlışın çocukta kalabileceğini, bu yüzden spor adamlarının, özellikle yıldız futbolcuların topluma verebileceği mesajlar açısından biraz daha sorumluluk sahibi olması gerektiğini savunuyor.

Sağlam, bütün bunları anlattıktan sonra, futbolcunun işinin sadece sahaya çıkıp gol atmak, gol kurtarmak olmadığını onlara anlatılması ve onların da bunu anlaması gerektiğinin önemini vurguluyor. Bu yönden bakıldığında spor adamlarının hakikaten büyük sorumluluk ve vebal altında kalabileceğine işaret eden Sağlam, bundan dolayı kendilerinin çok daha dikkat etmeleri gerektiğini, saha içi ve dışındaki davranış ve hareketlerine mesajlarına çok dikkat etmelerinin mecburiyetini dile getiriyor. Birileri gibi çocukluk ve gençlik yıllarını anlatırken, ’Şunu böyle dövdüm’, ’Buna böyle yumruk attım’ söylemlerine karşı olan Sağlam’ın, ne çocukluk ne de gençlik döneminde bugüne kadar hiç kimseyle yumruklu kavga etmediği, yaşanan tartışmalarda da kendisinden tavizler vererek sonlandırdığı ortaya çıkıyor. Bulunduğu ortamlarda aykırı olmayarak, hep alabileceği bilgilere ulaşan Sağlam’ın gençlere en önemli çağrısı ise, bulundukları, yaptıkları işi benimseyerek, sahiplenerek yapmaları. Sağlam, gençlerin hangi mesleği yapıyor olursa olsunlar, yaptıkları işi en iyi ve en başarılı şekilde yapmanın mücadelesini her zaman vermelerini isteyerek, meslekte geldikleri nokta ile yetinmemelerini istedi. Sağlam, yaptığı işlerde üzerine düşeni en iyi şekilde yapmaya çalıştığını, bunun sonucu olarak da Allah’ın emeğin karşılığını verdiğini ve Futbol hayatından sonra Kayserispor’da başarılı olup Kayseri ve Kayserispor kulübü tarihinde, tarihi ilkleri yaşamanın sevincine ulaştığını söylüyor.

Ertuğrul Sağlam kimdir?

Ertuğrul Sağlam, 19 Kasım 1969’da Zonguldak Ereğli’de doğdu. Aslen Gümüşhane’nin Torun ilçesine bağlı olmakla beraber Zonguldak Ereğli’de doğup büyüdü. 4 çocuklu ailenin üçüncü çocuğu. İlk, orta, lise eğitimini Ereğli’de tamamladıktan sonra bu dönem içerisinde Ereğli Erdemirspor’un minik, yıldız, genç, amatör takımlarında Futbol oynayıp daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Metalürji Mühendisliği bölümünü kazandı. İstanbul’a geçiş yaptı. İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi’ne kayıt yaptırırken o dönemde Fenerbahçe’nin altyapısında görevli olan Yılmaz Yücetürk’ün tavsiyesi ile Fenerbahçe’nin genç takımına gitti. Burada hem Futbol hayatı hem de üniversite hayatını devam ettirdi. Aynı zamanda genç milli takımda da görev yaptı. Bir sezon sonra çeşitli sebeplerden dolayı Fenerbahçe’den 1986 senesinde Gaziantepspor’a transfer oldu. İlk profesyonel Futbol hayatı böylece başlamış oldu. 86-87 sezonu Gaziantep’te ilk profesyonelliğe geçişi idi. Daha sonra Gaziantep’te bir sene daha oynadıktan sonra Samsunspor’un ilk transferi olarak 89-90 sezonunda bu takıma geldi. O dönem içerisinde her yıl artan bir grafikle 5 sezon görev yaptı. 5 sezon sonrasında da o zamanki Türk Futbol tarihinin en fazla ücretiyle Beşiktaş’a transfer oldu. 6 sene görev yaptı. Daha sonra tekrar 2000 yılında Samsunspor’a dönüş yaptı. 3 sezon daha Samsunspor’da Futbol oynadıktan sonra 2002–2003 sezonunun sonunda Futbol hayatına noktayı koydu. Futbolu bıraktığı günden hemen sonraki gün antrenörlüğe geçiş yaptı. İlk sezonda Vanoski’yle daha sonra Cici Multescu ile yardımcı antrenörlük görevinde bulundu. Daha sonra 2004-2005 sezonunda ilk olarak Samsunspor’da teknik sorumlu olarak görev yapmaya başladı. Geçen sezon da Kayserispor’da göreve başladı. Bu dönem içerisinde Türkiye liglerinde 128 gole imza attı. Milli takımda da 26 maçta 11 gol atma başarısını gösterdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious