Şahin'den 'yargı bağımsızlığı'na vurgu

Şahin'den 'yargı bağımsızlığı'na vurgu.9434
  • Giriş : 12.11.2008 / 14:07:00

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, "Yargı mensuplarının karar verirken her türlü etki ve baskıdan uzak, yalnızca hukuk kuralları ve vicdani sorumlulukla hareket etmeleri gerekmektedir" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şahin, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı konuşmada, hukuk kurallarının amacının salt düzeni sağlamak değil, insan haklarını güvence altına almak ve insanlığın en büyük değeri olan adaleti gerçekleştirmek olduğunu belirterek, ''adaleti dağıtma görevinin omuzlarda taşınamayacak kadar ağır, düşürülemeyecek kadar değerli bir hazine olduğunu'' söyledi.

Yargı erkinin, bir ülkenin bağımsızlığının olmazsa olmaz koşulu olduğunu ifade eden Şahin, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, adalet hizmetlerinin çağdaş bir çalışma ortamında yerine getirilmesi ve kaliteli yargı hizmetinin sunulabilmesi için gerekli her türlü önlemi almanın devletin temel hedefleri arasında bulunduğunu kaydetti.

Kaliteli yargı hizmetinin sunulabilmesi için adaletin, Atatürk'ün de ifade ettiği gibi ''halkı yormaksızın hızla, isabetle ve güvenle'' dağıtılması gerektiğini belirten Şahin, yargı erkinin sorunlarının giderilmesi amacıyla 58, 59 ve 60. hükümetler döneminde Adalet Bakanlığınca geleceğe dönük ve bütüncül bir bakış açısıyla reform niteliğinde çalışmalar yürütüldüğünü dile getirdi.

Şahin, yürütülen faaliyetlerle, mevzuatın Avrupa Birliği (AB) normları ve çağdaş anlayışa uygun olarak büyük oranda yenilendiğini, ''Ulusal Yargı Ağı Projesi''nde (UYAP) büyük aşama kaydedildiğini, adliyelerin mehabetine uygun şekilde adalet saraylarına dönüştürülmeye başlandığını ve ceza infaz kurumlarının insan onuruna yakışacak modernizasyonu ve işleyişi ile uluslararası standartlara kavuşturulduğunu bildirdi.

Bakan Şahin, incelenen temel politika belgeleri, yargı kamuoyunun dile getirdiği görüşler, ilerleme raporları göz önüne alındığında yargının sorunlarını şöyle sıraladı:

''Mahkemelerin iş yükünün fazla olması ve yargılama sürelerinin makul süreyi aşması,

Hakim, Cumhuriyet savcısı ile diğer adalet personeli sayısının yetersiz olması,

Yargı çalışanlarının özlük haklarının yetersiz olması,

Bazı alanlarda karmaşa oluşturacak ölçüde mevzuat fazlalığı varken kimi alanlarda ise mevzuat yetersizliği ve eskiliğinin devam ediyor olması,

Alt yapı hizmetlerinin istenilen düzeyde olmaması,

İcra ve iflas dairelerinin işleyişinde sorunlar bulunması,

Adalete erişim imkanlarının istenilen düzeyde olmaması.''

Yargıya ilişkin sorunların sadece bu başlıklarla sınırlı olmadığını ifade eden Şahin, yargıya ilişkin sorun olarak kabul edilen alanların 58 ve 59. hükümetler döneminde ya bütünüyle çözüme kavuşturulduğunu ya da büyük ölçüde sorun olmaktan çıkarıldığını savundu.

-''HUKUK SİSTEMİMİZ HAYATIN GERİSİNDE KALMAYA BAŞLAMIŞTIR''-

Cumhuriyetin, büyük bir kanunlaşma hareketiyle modern Türk hukuk sistemini oluşturduğunu ve bu temel üzerinde yükseldiğini dile getiren Şahin, ''Büyük bir reform hareketiyle oluşturulan hukuk sistemimiz zamanla temel alanlarda hayatın gerisinde kalmaya başlamıştır. Mevzuatımızda değişiklikler yapılarak geçici önlemler alınmıştır. Gündelik ihtiyaçları karşılamak amacıyla alınan bu önlemler, zamanla hukuk sistemimizi bir karmaşaya sürüklemiş ve içinden çıkılamayacak hale getirmiştir'' dedi.

Bu durumun da hak arama özgürlüğünün yeterli güvenceye kavuşturulamamasına, Türkiye'nin uluslararası kamuoyu nezdinde hak ettiği saygınlığa ulaşamamasına ve sonuçta adalete olan güven ve saygınlığın zedelenmesine sebebiyet verdiğini kaydeden Şahin, şöyle konuştu:

''Diğer yandan içinde bulunduğumuz yüzyılda, ekonomik, sosyal ve hukuksal ilişkiler sürekli artarak yoğunlaşmaktadır. Bu gelişmelerle birlikte artık uluslararası bir boyut kazanan terör, çevre ve göç gibi olgular insanlığın ortak sorunu haline gelmiştir. Gerek bu sorunlar gerekse uluslararası alanda ve Avrupa Birliği adaylık sürecinde yaşanan gelişmeler etkin bir hukuk reformunu ihtiyaç haline getirmiştir. Ülkemiz hukuk alanında yapacağı reform hareketlerini geleceğe dönük stratejik bir bakış açısıyla ele almak zorundadır.''

Şahin, mevzuat çalışmalarında katılımcı bir anlayışla başta yargı organları olmak üzere barolar ve kamuoyunun talep ve beklentilerinin dikkate alındığını belirterek, mevzuat hazırlıkları için ilgili tüm kesimlerin temsilcilerinin olduğu komisyonlar oluşturulduğunu, bu komisyonların yoğun bir çalışma ile mukayeseli hukuku da dikkate alarak ortaya çıkardıkları çalışmaların bir kısmının halen devam ettiğini bir kısmının da Başbakanlık ve TBMM'de bulunduğunu söyledi.

Bakan Şahin, Türk Ticaret Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Genel İdari Usul Kanunu, İdari Yargılama Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Devlet Sırları Kanunu, DNA Verileri ve Milli DNA Veri Bankası Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Şiddet Suçu Mağduru Çocuklara Yardım Hakkında Kanun ve Yargı Bilişim Kurumu Kanununun bu çalışmalar arasında bulunduğunu bildirdi.

İstinaf kanun yoluna ilişkin kanuni düzenlemelerin tamamlandığını, istinaf yargılaması yapacak bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile birlikte daha etkili bir kanun yolu denetimi sağlanacağını kaydeden Şahin, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçirilmesi için gerekli çalışmalara büyük bir hızla devam ettiğini, Yargıtay'ın da taleplerinin dikkate alınarak, 2010 yılında istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesinin planlandığını kaydetti.

-İNSAN KAYNAKLARI-

Şahin, hakim, Cumhuriyet savcısı ve adalet personelinin iş yükü fazlalığının yargılamaların süresini uzatan en önemli faktör olduğunu ifade ederek, Avrupa Konseyi Etkin Yargı Komisyonunun (CEPEJ) 2008 yılında yayımlamış olduğu verilere göre, 100 bin kişiye düşen hakim sayısının, Almanya'da, 24,5, İngiltere'de 16,6, Yunanistan'da 28,4 iken Türkiye'de 9 olduğu söyledi.

Avrupa ülkelerinde bir hakimin bakacağı azami iş sayısının yaklaşık olarak 200 iken, Türkiye'de bir hakimin yılda ortalama bin 78, Cumhuriyet savcısının bin 417 hazırlık ve 447 ilamat dosyasına baktığına işaret eden Şahin, hakim ve Cumhuriyet savcısı açığının kapatılmasına yönelik çaba sarf edilmesine rağmen çalışmaların henüz istenilen seviyeye gelemediğini belirtti.

Mevcut 14 bin 697 hakim ve Cumhuriyet savcısı kadrosundan halen 3 bin 796'sının boş bulunduğunu ifade eden Şahin, 914 hakim ve Cumhuriyet savcısı adayının stajının devam ettiğini, 30 Kasım 2008'de 50 idari yargı hakimi için, 20 Aralık 2008'de de 550 adli hakim ve savcı adayı için sınav yapılacağını söyledi.

Şahin, hukuk reformunun yalnız kanunlarda değişiklik yapılması ile mümkün olmayacağını belirterek, yargı mensuplarının salt mesleki bilgileriyle değil, sosyal bilimlerin gelişen tüm alanlarındaki bilgi birikimleri ile ön plana çıkmaları gerektiğini kaydetti.

Bakanlığın düzenlediği eğitim çalışmalarını, hukuk felsefesi ve sosyolojisi, yabancı dil bilgisi, bilişim kültürü ve teknolojileri, AB ve uluslararası kurumların müktesebatı gibi alanları kapsayacak şekilde geliştirildiğini dile getiren Şahin, 2008'de yurt içinde düzenlenen hizmet içi eğitim çalışmalarına 3 bin 807, yurt dışında düzenlenen eğitim çalışmalarına ise 28 hakim ve Cumhuriyet savcısının katıldığını bildirdi.

Bakanlık personelinden 5 bin 158'inin hizmet içi eğitime, 3 bin 170'inin de UYAP kapsamındaki teknik ofis kursuna tabi tutulduğunu kaydeden Şahin, AK Parti hükümetleri döneminde yurt içindeki çeşitli üniversitelerde 152 yargı mensubunun yabancı dil eğitimi aldığını, 2005 yılından itibaren de her yıl 20 hakim ve Cumhuriyet savcısının yurt dışında bir yıl süre ile yabancı dil eğitimine gönderildiğini, 2008 yılında da 305 hakim ve Cumhuriyet savcısının yabancı dil eğitimi almasına katkıda bulunulduğunu söyledi.

-YARGI BAĞIMSIZLIĞI-

Adalet Bakanı Şahin, ''yargı bağımsızlığı ve hakim güvencesinin'' demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez ögelerinden biri olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

''Anayasa Mahkemesinin bir kararında da belirtildiği gibi hukuk devleti özünü yargı bağımsızlığında bulmaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin doğal bir sonucu olarak bağımsızlığın yasama ve yürütme organlarına karşı korunması öne çıkarılmıştır. Yargı bağımsızlığı günümüzde; yalnız yasamaya, yürütmeye karşı bağımsızlığı değil, medya ve diğer Anayasal kurum ve kuruluşlara karşı da bağımsızlığı kapsayacak genişlikte ele alınmaktadır. Yargı mensuplarının karar verirken her türlü etki ve baskıdan uzak, yalnızca hukuk kuralları ve vicdani sorumlulukla hareket etmeleri gerekmektedir.

Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünün sağlıklı bir şekilde yürümesi ve gelişebilmesi için yargı organlarını yönlendirici davranışlardan kaçınmak konusunda herkesin azami özen ve dikkat göstermesi gerektiğini önemle vurgulamak isterim.''

Şahin, Bakanlığının 2009 yılı bütçesini sunarken, adalet teşkilatındaki sorunların klasik yönetim anlayışı ile çözüme kavuşturulmasının artık mümkün olmadığını ifade etti.

Bu nedenle Adalet Bakanlığının stratejik plan hazırladığını belirten Şahin, stratejik planın, yargı alanında Cumhuriyet tarihinde hazırlanan ilk plan olması nedeniyle öneminin büyük olduğunu vurguladı.

Şahin, plan kapsamında yürütülecek faaliyetlerle yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve etkinliğinin daha da güçlendirilmesinin amaçlandığını dile getirdi.

Brüksel'de 17 Aralık 2004 tarihinde gerçekleştirilen AB Zirvesinde Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerine başlanmasının kararlaştırıldığını hatırlatan Şahin, AB müzakereleri kapsamında Adalet Bakanlığının ''adalet, özgürlük ve güvenlik'' ile '' yargı ve temel haklar'' başlıklarından sorumlu olduğunu söyledi.

Yargının, artan kamusal taleplerle birlikte üzerine düşen görevi yerine getirmesi, hızlı, verimli ve güvenilir şekilde çalışabilmesi için bilgi ve haberleşme teknolojileri ile entegre bir yapıya sahip olması gerektiğini vurgulayan Şahin, bu amaçla yargıda üretkenliği ve verimliliği arttırmak için geliştirilen, Ulusal Yargı Ağı Projesi'nin (UYAP) uygulamaya konulduğunu anımsattı.

-''UYAP'IN HAYATA GEÇİRİLME ORANI YÜZDE 98'İ AŞMIŞTIR''-

''Projenin hayata geçirilme oranı yüzde 98'i aşmıştır'' diyen Şahin, UYAP'ın mobil ayağını oluşturan SMS bilgi sistemiyle dava açılması, icra takibi başlatılması, duruşma tarihi gibi bilgileri adliyeye gitmeden cep telefonlarına gönderilen kısa mesajlarla öğrenebildiğini ve bu hizmette 11 bin 472 abone bulunduğunu kaydetti. Şahin, hizmetin sunulmaya başlandığı tarihten itibaren 193 bin 551 SMS kullanıldığını ve her geçen gün kullanımın arttığını bildirdi.

-CEZA İNFAZ KURUMLARI-

Bakan Şahin, insan onuruna saygı ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anlayışla yürütülen çalışmalar arasında, ceza infaz sisteminin ve ceza infaz kurumlarının büyük önem taşıdığını ifade ederek, 06 Ekim 2008 tarihi itibariyle ceza infaz kurumlarına ait, 35 bin 142 personel kadrosunun, 26 bin 932'sinin dolu, 8 bin 210'unun da boş bulunduğunu söyledi.

-TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ SAYISI-

Şahin, Türkiye'deki 384 ceza infaz kurumunda 20 Ekim 2008 tarihi itibarıyla 90 bin 875 adli, 4 bin 931 terör, 4 bin 405 çıkar amaçlı suçlar olmak üzere toplam 100 bin 211 hükümlü ve tutuklu bulunduğunu kaydetti.

Cezaevlerinde artık kampüs döneminin başlatıldığını, Silivri ve Sincan'da 8'er cezaevi, Maltepe ve Kocaeli'nde 5'er cezaevinden oluşan modern cezaevi kampüslarının yapıldığını anımsatan Şahin, bu dönemde Ulucanlar ve Bayrampaşa cezaevlerinin kapatıldığını hatırlattı.

Şahin, 2008 yılında bin 329 hükümlü ve tutuklunun üniversite sınavına girdiğini ve bunlardan bin 145'inin sınavı kazandığını, 882'sinin de bir yüksek öğretim programına yerleştirildiğini bildirdi.

-DENETİMLİ SERBESTLİK-

Bakan Şahin, ceza adalet sistemine ilişkin reform niteliğindeki önemli bir yeniliğin de ''denetimli serbestlik'' müessesesi olduğunu ifade ederek, denetimli serbestlik hizmetinin, insan ve toplum temelli bir uygulama olduğunu, şüpheli, sanık veya hükümlüyü ceza infaz kurumuna almadan toplum içinde denetleyerek, yeniden topluma kazandırmayı amaçladığını anlattı.

Adalet Bakanı Şahin, adli tıp alanında da çalışmaların devam ettiğini belirterek, çağdaş ülkelerde davaların bilimsel imkanlardan yararlanılarak yürütüldüğünü, ''suçludan delile değil, delilden suçluya ulaşılması'' esasının benimsendiğini vurguladı. 2003 yılından itibaren Adli Tıp Kurumu'nun güçlendirilmesi, fiziki alt yapı imkanlarının artırılması ve insan kaynaklarının güçlendirilmesi için önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini anlatan Şahin, İstanbul'da 46 bin metrekarelik alana inşa edilen Adli Tıp Kurumu hizmet binasının Avrupa'nın en büyük adli bilimler laboratuvarı olduğunu söyledi.

Şahin, ''Yetersizliklerle anılan ve halk arasında sadece otopsi yeri olarak bilinen Kurum bugün dev bir araştırma merkezine dönüşmüş bulunmaktadır'' dedi.

Bakan Şahin, Atatürk'ün ''Adliye siyasetimizde izlenecek amaç, evvela halkı yormaksızın hızla, isabetle, güvenle adaleti dağıtmaktır'' sözünün, Adalet Bakanlığının çalışmalarının özünü ifade ettiğini belirterek, ''Üzerimizdeki bu sorumluluğun bilincinde olarak Yüce Meclis tarafından takdir edilen bütçelerle çalışmalarımızı yargı mensubu ve çalışanlarının özverili gayretleri ile sürdürmekteyiz. Bu vesile ile yargı camiasının fedakar çalışanlarına milletimiz ve devletimiz adına teşekkürü bir borç bilirim'' diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*