Sahte ürünlerin arkasındaki bilinmeyen gerçekler

Sahte ürünlerin arkasındaki bilinmeyen gerçekler.17853
  • Giriş : 01.06.2008 / 10:37:00

Hollywood'daki ünlüler de bazen sahte ürünleri seçerek 640 milyar dolarlık pazarı büyütmeye devam ediyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yaprak Aras Şahinbaş'ın haberi

Uzun zamandır görmediğim bir tanıdığıma kapıdan uğruyorum. Acelem var ama beni apar topar içeriye davet ediyor. Salonunun ortasında üç koca çuval duruyor; çuvalları boşaltan iki de adam. Koltuklarda oturan diğer kadınlar bir yandan çaylarını yudumluyor, diğer yandan göz ucuyla çuvallardan çıkan 'ganimetleri' süzüyor. Derken çuvalların birinden sarı, rugan bir çanta çıkıyor. Tanımamama imkân yok; Marni'nin yeni sezonundan bir model. Etrafımdaki poşetlerin içine daha dikkatlice bakıyorum bu sefer; Balenciaga'lar, Chloe'ler, Chanel'ler... O anda anlıyorum; ben bir 'sahte çanta günü'ndeyim. Satıcılar, konularına çok hakim. Yeni sezon modellerini bizden daha iyi biliyorlar. Dikişleri, logoları, materyalleri birebir kopyalamışlar. Bir tek Louis Vuitton'un Richard Prince koleksiyonu yok. "Onları kopyalamak çok zor," diyorlar, "Astarı yüzünden pahalıya çıkar diye yapılmıyor." Çantalar hakikaten çok başarılı. Gerçeklerinden ayırmak mümkün değil. "Hayatta sahte takmam," diyen kadın bile, kendisinde orijinali olan Chanel'in imitasyonunu görünce inadından vazgeçiyor, Louis Vuitton'lara dalıyor. Fiyatlar 100 ila 250 YTL arasında. Ev sahibi, benim de 'en azından' bir Hermes almam konusunda ısrarcı. "Olmaz," diyorum, "Hem inandırıcı değil, hem de param olsa bile bir Birkin'e dökmeyeceğimi herkes bilir."

SESSİZ ALIŞVERİŞ

Bu arada satıcılardan ve evdekilerden dedikodular da alıyorum. Bir kere müşterilerinin çoğu, 'sosyetik' diye tabir edilen kişiler. Orijinalleri almaya güçleri yettiği bilindiği ve kimse kondurmayacağı için en çok sahteyi onlar alıyormuş. Aklımın ucuna bile gelmeyecek isimler sayıldı ardı arkasına. Savunma ise hazır: "Neticede onların da bir bütçesi var. Bir orijinal yerine 15-20 çok iyi taklide kim hayır diyebilir ki?" Geçtiğimiz aylarda Bülent Ersoy da Kapalıçarşı'da benzer bir alışverişte görülmüştü. Bunun üzerine Haftasonu dergisi, aralarında Siren Ertan, Tansa Mermerci, Demet Kutluay, İpek Tuzcuoğlu gibi isimlerin de bulunduğu çok sayıda kişinin 'imitasyon'a meraklı olduğunu yazmıştı. 'Çanta günü' trendi de bu mağazalarda görünmek istemeyen sosyetik kadınlara hizmet verebilmek için çıkmış. Bir diğer moda ise minivan alışverişi. Bir telefonla kapınıza gelen ağzına kadar sahte çanta yüklü minivana biniyor, şehri turlarken alışverişinizi de 'sessiz sedasız' yapıyorsunuz!

CEZALAR KOMİK...

Sahte çanta düşkünleri sadece bizim sosyetikler değil aslında. Paris Hilton, Britney Spears, Nicole Richie, Ashley Simpson, Jennifer Lopez ve Jessica Simpson da onlarca kez sahte çantalarla fotoğraflanan isimler arasında. Para eşittir orijinallik değil belli ki. Bir de gücü yetmediği için taklit ürünler kullananlar var ki, işte durum bu noktada daha da acıklı bir hal alıyor. Bütçesi bilmem kaç bin YTL'lik bir çantayı almaya uygun olmayanlar hayat tarzından zaten belli oluyor. Bu durumda 'mış gibi' yapmak niye? Lüks markaların fiyatlarının yüksek olmasının bir nedeni de, az kişi tarafından alınmalarının istenmesi... Belirli bir markayı kullanaların bir kısmı, onu alacak maddi güce sahip olduklarını göstermek istiyor. Bir de markanın sunduğu imaja, hayat tarzına sahipmiş gibi yapmak isteyenler var. Taksiye binecek parası olmasa da koluna taktığı Prada çantayla, o hayattan'mış' gibi hissediyor, mutlu oluyor. Taklit ürün kullanımı dünya genelinde de hızla artıyor. Taklitler toplum içinde de nispeten daha çok kabul görüyor. Yapılan bir araştırmaya göre İngilizlerin üçte ikisi, kullandıkları ürünün sahte olduğunu çevresindekilere söylemekten çekinmiyor. Eskiden e-posta kutularımıza gelen spam mailler, 'penis büyütme'lerden oluşuyordu. Artık bunları Rolex, Bulgari ve Gucci replikaları yapanlar gönderiyor. İnternet alışverişlerindeki sahte satışlarının yüzde 30'a yakını ise eBay'de gerçekleşiyor. Ana tablo ise çok çarpıcı. Dünya ticaretinin yüzde 10'unu taklit ürünlerin oluşturduğu sanılıyor. Bu da yaklaşık 640 milyar dolara tekabül ediyor! Pazarın bu denli büyük olmasının asıl nedeni ise, işin çok kârlı ama az riskli olması. Yakalananların mallarına el konuluyor, işe oranla komik para ve nispeten kısa hapis cezaları alıyorlar. Bu nedenlerle uyuşturucu ve silah ticareti yapanların bile taklitçiliğe soyunduğu tahmin ediliyor.

PARALAR TERÖRE VE SUÇA

Peki kim bu sahte üreticileri? Bizlerin 'statü merakı' sayesinde 10 liraya imal edilen ürünü 100 liraya satan ve çok yüksek meblağlar elde edenler, genelde suç ve terör örgütleri. Cefasını ise, kötü koşullar altında çalıştırılan kadınlar ve çocuklar çekiyor. Ayda 50-100 dolar ücret karşılığında günde 10 saat çalışmaya zorlananlar, kimi zaman sekiz yaşında bile olmayan çocuklar. Bir diğer deyişle taklit piyasası insan ticaretinin, çocuk işçilerin ve insan hakları ihlallerinin de katlanarak artmasına neden oluyor. Taklitlerin yüzde 60'ı Çin'den çıkıyor. Gürcistan, Türkiye, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de rapor edilen taklit üreticileri arasında. Türk taklitlerinin özellikle çok başarılı olduğu söyleniyor. Taklit piyasasının hızla büyümesi üzerine, çok yetersiz olmasına rağmen çeşitli önlemler de alınmaya başlandı. Uluslararası konferanslar düzenleniyor. Cartier, Chanel, Calvin Klein, Tiffany ve Coach, müfredatlarına taklit karşıtı dersler eklemeleri için üniversitelere maddi destek veriyor. Zamanında taklidin başarı göstergesi olduğu illüzyonuna kapılan markalar, kaybettikleri miktarlar arttıkça durumun vahametini anlamaya başladı. Yaklaşık 20 yıl önce ucuz iş gücü için üretimlerini Çin'e kaydırırken, Miu Miu çantalarla Banana Republic'leri aynı atölyelerde imal ettirirken, markalarını elleriyle taklide teslim ettiklerini; kendi kuyularını kazdıklarını bilmiyorlardı tabii!

Fransa'ya girişte sivil polisler taklitlere el koyuyor

Tarihte bilinen ilk taklit, 18. yüzyıl Fransası'nda gerçekleşti. Marie Antoinette'in giyeceklerini önceden öğrenmek isteyen Versay Sarayı terzisi, Antoinette'in dikişçisini ayartmaya çalışırdı. Önceleri her ne kadar 'Taklitler başarının fidyesidir,' dese de, Coco Chanel de tasarımlarını taklit edenleri dava etmekten çekinmedi. Fransa, halen taklitlerle en çok savaşan devletlerden biri. Ülkeye girerken kollarındaki taklit çantalar yüzünden sivil polislere yakalanıp çantalarına el konanların hikâyeleri gün geçtikçe artıyor.

'Sahte' nasıl anlaşılır?

Ülkemiz artık marka cennetine döndüğü için, sahteyle gerçeği 'kazara karıştırmak' da pek mümkün değil.

* Orijinal çantalar Kapalıçarşı'da, Nişantaşı'ndaki alakasız mağazalarda, Osmanbey'de, semt pazarlarında asla ve asla satılmaz, unutmayın!

* 100-200 milyonluk 'lüks çantalar' kesinlikle sahtedir.

* Sex and the City'deki Samantha'nın da gayet iyi tecrübe ettiği gibi, gerçek çantaların etiketlerinde 'Made in China, Taiwan' yazmaz (kimi gerçekten orada üretilse bile etiketini yapıştırmaz).

* Dikişlerin aynı ve birbirine eşit olması gerekir.

* Son olarak, paranız yetmese de illa lüks bir markanın çantasını kolunuzda taşıyarak statü sahibi olacağınız yanılgısındaysanız, en azından vintage mağazalarından almaya çalışın. Ya da çanta kiralama adreslerini deneyin.

Sahtesi gerçeğinden pahalı!

Taklit sektörü sadece Rolex saatler, Prada jean'ler ve Ray-Ban gözlüklerden oluşmuyor. Çantalar, parfümler ve tekstil ürünlerinin yanı sıra elektronik cihazların da sahteleri kolaylıkla üretiliyor artık. Tayland'da yapılan sahte Ferrari, taklit sektörünün geldiği noktayı çok iyi özetliyordu. Dijital teknoloji ve elektronikteki gelişmeler sonucunda, birebir taklidi yapılamayan çok az ürün kaldı. Bunların arasında 40 milyar dolar büyüklüğündeki sahte ilaç pazarı da var. Rusya'da satılan içkilerin neredeyse yarısı sahte; yılda 43 bin Rus, sahte içkiden hayatını kaybediyor. En çok taklidi yapılan markalar Microsoft, Nike, Adidas, Burberry, Louis Vuitton, Sony, Lacoste, Reebok ve Viagra.

GÖRÜŞLER

Rıfat N. Bali Araştırmacı/Yazar
Reklamların ve medyanın etkisi büyük


"İnsanlar lüks markaları kendilerinin yaşadıkları veya yaşamak istedikleri hayat tarzını temsil ettiği için kullanıyor. Alım gücü yetiyorsa, pahalı markaları kullanabiliyor. Müsait değilse, sahtesini alıyor. Çünkü pahalısını almayı yediremiyor. Bu bir illüzyon tabii ki. Ama insanlar hayallerle yaşıyor ve bu hayallerde pek tabii reklamların, pazarlamanın ve medyanın etkisi büyük. Özellikle gençler, yaratılan bu imajdan çok etkileniyor. Sevdiği artisti kopyalamak istiyor. O sınıfa ait olmadığını bilse bile, çevresindekilere hava atmak için taklit kullanabiliyor. Kendisini bir an için bile olsa iyi hissediyor."

Ali Saydam Akşam gazetesi yazarı/ İletişimci
Sahte alan başka yerlerde de sahtekârlık yapıyordur


"Markalar kişiye vaat, güvence ve iletişim değeri veriyor. Belirli bir markayı giyince simge ve statü oluşturuluyor. Mesela GAP giyenle, Tommy Hilfiger giyen arasında fark var. Çünkü ikisinin de algılaması farklı. İnsanlar da markaların oluşturduğu bu algılama çemberinin içinde olmak istiyor. Parası varsa alıyor. Sahte mal alanlar ise, alt kültür grupları; merdiven altı dediğimiz kişiler. Taklit ürün alınması, kayıt dışı ekonomiye hizmet anlamına da geliyor. Kurumsal vatandaşlığın içinde yer almak için vergisi ödenen, fişi kesilen ürünler alınmalı. Parası olup da sahtesini alanlar, başka yerlerde de sahtekârlık yapıyor demektir. Bu bir anlayış, kültür ve ahlak meselesidir."

Elvin Aydın Psikolog doktor
Sahte göründüğünü bilmiyor, çünkü eğitimi yok


"İnsanlar aidiyet hissi için, 'Ben de onlardanım,' demek için belirli markaları tercih eder. Çünkü onlar için önemli olan şey, markaların temsil ettiği kimliği taşımaktır. Markalar da pazarlamalarına onlarca para dökerek bunu sağlamlaştırmaya çalışıyor. Sınıf atlamaya çalışan da 'Ben üst sınıftanım,' demek için marka kullanır. Gücü yetmeyenler sahte de kullanıyor. Hayat standartıyla örtüşmediğinin, sahte göründüğünün farkında değil. Çünkü öyle bir eğitimi; orijinalinin nasıl olduğuyla ilgili bir bilgisi de yok!"

Avukat İhsan Tellioğlu Tellioğlu Avukatlık Bürosu
Sahte sadece imitasyon değildir


"Sahte ürünler gibi, orijinallerin büyük bir kısmı da Çin'de üretiliyor. Defolu, hatalı olan mallar da aslında 'orijinal' oluyor ama markanın satış izni, rızası olmadığı halde satılan her şey, 'sahte' sayılıyor. Bu mallar genelde Çin ve Kore'den geliyor. Türkiye'de taklit üretimi çok ama satış daha da çok. Taklitle savaşmak için ya mağazalaşma artırılıyor ya da hukuki yöntemler tercih ediliyor. Taklit ürünlere verilen hapis ve para cezaları Türkiye'de de artırıldı."

SABAH

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious