'Sakallıya mal satmam diyebilir mi?'

'Sakallıya mal satmam diyebilir mi?'.11616
  • Giriş : 10.07.2008 / 20:43:00
  • Güncelleme : 10.07.2008 / 20:17:22

Hasan Demir sordu: ''Sakallı ve bıyıklıyı katiyen işe almam'' diyen Sayın Koç, ''Sakallı ve bıyıklıya mal satmam, onları içeri almam'' diyebilir mi?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hasan Demir'in köşe yazısı

Kendini “şeriatçı” kabul eden biri çıkıp, “Sakalsız bir adamı katiyyen işe almam” deseydi Türkiye’de yer yerinden oynar ve belki de bu hadise AKP kapatma davasına ek delil olarak sunulurdu ve biz bu durumda çıkar o sözü söyleyen “şeriatçıya” şöyle derdik:
“- Sakallıyı Allah, sakalsızı şeytan mı yarattı!”

Neyse ki böyle bir şey olmadı, ama tam tersi oldu.

Türkiye’nin en zengini, Türkiye’nin en tanınmışı ve Türkiye’nin ilk ve en büyük sanayicisi Rahmi Koç tuttu, “Sakallı ve bıyıklı adamı katiyyen işe almam!” deyiverdi.

Üstelik bu sözleri İstanbul’da, yani 21 yaşında bir sakallı olan Fatih’in fethedip Türk milletine armağan ettiği İstanbul’da söyledi. Söyledi ama Başbakan Erdoğan’ın dışında siyaset ve medya dünyasından zerre tepki gösteren olmadı. Demek ki zenginlik insana milletvekilliğinden de güçlü bir dokunulmazlık kazandırabiliyor. Doğrusu Sayın Erdoğan’ın tepkisi de ilginç, Türk askerinin başına çuval geçiren ABD için, “Büyük devletler özür dilemez” yahut “Kullanmayın süpürün” diyen partilisi için, “Utanmadın mı” falan demiyor da, işadamı Koç “sakal” ve “bıyık” için laf söyleyince, kendini tutamıyor.

Evet, Koç ayıp etmiştir.

Çünkü hem İstanbul’u alan, hem Türk milletine Kurtuluş Savaşı ile bu vatan, bu devlet ve bu hürriyeti kazandıranların kahir ekseriyeti ya sakallı, ya bıyıklı idi. Onlar bir gün bu sakal ve bu bıyıklarla kurtardıkları memlekette birilerinin zengin olacağını ve zengin olduktan sonra kendilerini işyerlerinde ’istenmeyen insan’ilan edeceğini bilselerdi ne düşünürlerdi. Biz şehitlerin ölmediğine bütün kalbimizle inanırız. Şu anda sakalı ve bıyığı ile vatan toprağında Kıyamet Günü’nü bekleyen şehitlerden Rahmi Koç’un özür dilemesi, helallik alması gerekmez mi!
“Sakallı ve bıyıklı adamı katiyyen işe almam” diyen Koç’a, sizin değişik işyerlerinizde yabancı ortaklarınızdan top sakallı olarak çalışanlar var mı yok mu diye de sormak isteriz? Yani sizin hazzetmediğiniz sakal ve bıyık bu milletin “örf” ve “sünnet” olarak bıraktığı sakal ve bıyık mı! Belki, “Konu bu kadar önemli mi?” diyenleriniz olacaktır. Biz üzerinde durmaya değer buluyoruz, çünkü Koç’un bu tavrı Türkiye’de genel bir tavır. Yani binlerce yıl yan yana yaşamış insanlar olarak her şeye hoşgörü ile yaklaşıyor da kimimiz dindara, kimimiz din-diyanetle ilgisi olmayana bir türlü hoşgörü gösteremiyor. Mesela Rahmi Koç sakalı neredeyse göbeğine varan Fener Patriği Bartholomeos’a hürmette kusur etmiyor, bu toprağın sakallısını işe alıp ona evini geçindirebilecek beş-on kuruş vermem derken, Bartlohomeos için “Deniz Temiz Derneği” bünyesinde, bizim gibi kazancı aydan aya yetenler için hayal bile edilemeyecek masraflara katlanıyor.

Bir şey daha...

“Sakallı ve bıyıklıyı katiyen işe almam” diyen Sayın Koç, “Sakallı ve bıyıklıya mal satmam, onları işyerlerimden içeri sokmam” diyebilir mi?

Diyemez...

Yani sakallı ve bıyıklının parası gelsin, ama kendi gelmesin demek değil midir bu?

Velhasıl nereden bakarsak bakalım bu sözlerinin iler tutar tarafı yoktur ve bu ülkede bütün cenahlarda böyle düşünen insanlar maalesef bu çağda hâlâ mevcuttur.

Oysa biz sakallısı, bıyıklısı, sakalsızı, başı açık ve başı örtülüsü ile kardeşiz, milletiz. Nedir bu tahammülsüzlük? Bizi bu hallere kimler düşürdü! İşe almada ölçü bilgi, yetenek, gayret ve kabiliyet olmalı değil mi? Ben burada devletin ayrımcılığını da doğru bulmuyorum. Artık bırakalım bu teferruatlarda boğulmayı. Bırakalım ve bu topraklarda yaşayan herkese, “İşte bu vatan benim, işte bu devlet benim, işte bu işadamı benim işadamım, işte bu işçi benim işçim!” diye yürekten söyletmenin yollarını arayalım..

Görüyorsunuz bir “Ergenekon’dur” tutturduk, birbirimizi yiyoruz.
Evet, resmen birbirimizi yiyoruz..

Yahu biz kardeş, biz millet değil miyiz!

Niye ABD’den, AB’den elimize tutuşturulan senaryolarla ortadan “çat!” diye ikiye bölünüveriyoruz!
Şu anda kimi bilerek ve şuurlu bir şekilde ve kimi de bilmeyerek, akıntıya kapılmış bir durumda, kardeşliğimizin ve millî mücadele ruhumuzun boğazını sıkıyor; Sevr için seferber olmuş ABD, AB ve İsrail’in önünü açıyor...
Yazık değil mi!

YENİÇAĞ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*