Sakın İmanlı Nesil Yetiştirmeyin Ha!
09.02.2012 / 17:56
Hâlbuki yağmur ve kar yağmasında sadece Allah'ın el- Kuddûs isminin tecellisine bakacak olsak asla böyle konuşmayız. Çünkü yağmur ve kar yeryüzünde oluşan pisliklerin isini, pasını, mikrobunu, ocaktan, bucaktan, cadde, sokak ve hatta çatılardan alıp götürüyor ve yaşadığımız çevremizi yıkayıp tertemiz ediyor. Diğer hikmet ve sebepleri de zaten bilinen gerçekler.
Ne var ki, bazen yağmura ve kara hazırlıklı olmadığımız için lokal zararlar görülebiliyor. Bu da yağmurun, karın veya yağmuru karı yağdıran Yüce Yaratıcı'nın rahmetini azaba çevirme, bizim suçumuz. Dünyada her kirin, her pisliğin ve her kötülüğün bir temizlenme yolu ve usulü vardır. Bazı kirleri yıkayarak, bazı kirleri keserek, bazılarını ilaçlayarak, bazı kirleri de ortadan kaldırarak temizleriz. İnsanları rahatsız eden kötülükler de kir ve pislik gibidir, her yerde ve her zaman insanları rahatsız eder. Mesela görevi kötüye kullanmak da bir kirdir, bir kötülüktür. Bundan da faili meçhuller, darbeler, soygunlar, vurgunlar meydana gelir ve getirilir. Bunları da yapanlar da insan gibi gözüken insanlardır. Bu kirin temizlenmesinin yöntemi de insanlara hadlerini bildirmek ve demokrasiyle yönetimin, açık ve şeffaf yüzünün iş başında olması, kimsenin korunmaması, çöpçüyle cumhurbaşkanının Hak ve Adalet karşısında eşit olmasının temin edilmesi…
Toplumda insanların yapmaması gereken şeyleri yapmaları kötülük olduğu gibi, yapması lazım olan işleri yapmaması da yine ayrı bir kötülük telakki edilmelidir. Anlaşılması açısından buna bir iki misal vermek istiyorum:
Terör, faili meçhuller, cinayetler, telafisi imkânsız birer kötülüktür. Ne yazık ki bunlar maalesef insan eliyle yapılıyor. Uyuşturucu, içki, kumar, hırsızlık vs. ayrı birer kötülüktür. Bunlar da insan eliyle yapılıyor. Yani bildiğiniz eli, ayağı, gözü, kulağı olan ve kalıbı insan gibi gözüken insanlar tarafından! Pek tabii ki, bunların yapılmaması için insanların buna çare araması ve bulması ya da "bunlardan biz memnunuz" diyerek rıza göstermesi lazım. Günümüz Türkiye'sinde "biz bunlardan razıyız" gibi bir hava seziyor insan! Artık öyle şeyler gün yüzüne çıkıyor ki; bakıyorsunuz ordunuzda yüksek rütbeli insanlar hukuk ve adalet karşısında kendilerine isnat edilen suçları reddedemiyor, adalet dahil üst mercileri işgal etmiş insanlar aynı suçlarla itham ediliyor, partiler, milleti yöneten, TBMM'de ana muhalefet görevi yapan yarım asırlık parti bile bu şaibenin içinde!
Hele ahlaklı, imanlı, dürüst ve çalışkan nesillerin yetişmesi için devlet millet el ele verip insan eliyle yapılan kötülüklere mani olmak varken, kendi inancı ve kendi erdemliliğiyle sadece Başbakan, "Bu memleketin saadeti, kurtuluşu ve kalkınması ulusal ve uluslararası camiada kendisini kabul ettirebilmesi için imanlı, bilgili, hoşgörülü , dürüst ve aydın nesiller yetiştirmemiz lazım" mealindeki sözleri basın ve muhalefet tarafından ağır bir suçlama ile eleştiriliyor. Bunu anlamak cidden imkânsız. Bediuzzaman diyor ki; "bir fasık, facır ve asinin idaresi, 1000 masum, ahlaklı, imanlı ve dürüst insanların idaresinden zordur. Çünkü bunlar imanları gereği, ahlakları gereği, yanlış yapmazlar, ama bir fasık, bir asi, bir teröristin nerde ne yapacağını bilemezsiniz. Bazen binlerce insana zarar verebilir." Başbakanı, imanlı nesil yetiştirmemiz lazım dediği için tenkit edenler, bir teröristin neler yaptığını da görüyorlar hâlbuki… Hükümeti, muhalefeti, meclisi, halkı ve sivil örgün kuruluşlarıyla herkes çaba gösterip özlenen bu ahlaklı ve imanlı nesli yetiştirmeye gayret göstermelidir.
Çünkü kötülüğün de, iyiliğin de merkezinde insan var. İnsan iyi oldu mu; çevresi, yaşadığı muhit de iyi olur, insan kötü oldu mu, bunlar da kötü olur. Bu kaçınılmaz bir fıtri kanundur. Nesilleri imanlı, ahlaklı, dürüst yetiştirmedikten, vicdanlara Allah- Peygamber sevgisini kazandırmadıktan, herkese dünyada yaptığının hesabı iyilik ve kötülük olarak ahrette sorulacağına, iyiliğin mükafatını kötülüğünün cezasını çekmeye inandırmadıktan sonra, toplumların huzurlu yaşaması ve huzurlu yönetilmesi zordur, hatta imkansızdır.
Bizler tarihte katilleri, canileri bilge olarak görüyor ve okuyorduk. Hatta –bu kadar da olur mu diye- inanmadıklarımız oluyordu. Ama şimdi dünyanın gözü önünde Beşşar Esad gibi inançsız ateist bir insanın kendi halkına yaptırdığı zulmü ve bir sürü masum insanı öldürtme cinayetleri akla hayale sığmıyor.
İşte insan bu, ya Esfel-i safiline, ya da ahsen-i takvim sırrına mazhar. Herkesin akıbeti yani sonu inandığı ve yaşadığı gibi olacaktır.


































