Sandıkta görmek isteriz!

  • Giriş : 14.05.2007 / 00:00:00

Tarihî günler yaşıyoruz sayın seyirciler.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bir yandan 'Sarıkız' adım adım ilerlerken, diğer yandan içi boşaltılmış kavramlar üzerine kurgulanmış tiyatrolar sergilenmeye devam ediyor.

Kitleler önemli, kitleler mühim bir veri. Ancak bir furyaya, bir trende dönüştürülen bu mitinglerin Türk toplumunun genel dokusunu ne kadar yansıttığını öğrenmek için çok fazla beklememize gerek kalmayacak.

CHP'nin içine düştüğü 'hem halka güvenmeyip, hem halk için mitingler tertip etmek' açmazı seçim sonuçları açıklandığında çok daha net olarak okunabilecek.

Bilmiyorum kaçıncı kez yazdım; bu ülkede birtakım resmî kurum ve kuruluşların açılış/kapanış törenlerinde ülke insanının inancını rencide edecek sert açıklamalar bir devlet geleneğine dönüşmüş durumda. Geçtiğimiz hafta yapılan toplantılarda önemli makamlarda bulunan önemli insanların yaptıkları açıklamalar da bu geleneğin hâlâ devam ettiğini gösterdi. Kendi toplumunun inancına savaş açan zihniyetin taşıma su ile istediğini yapamayacağını hâlâ öğrenememiş olmaları acı tabii ki.

Ancak bugünkü konumuz bu değil.

İzmir'de yapılan mitinge takıldı bir ara gözlerim. Bir gazeteci neredeyse bir partiyi teslim almış (ya da tam tersi) temsil görevi üstlenmekte. Miting halk gösterisi olmaktan çoktan çıkıp, Kanaltürk'ün sade suya limit, palavralarıyla süslenmiş tartışma programlarına dönüştürülmüştü. 3 milyon dolar ile başlayıp on misline kadar çıkan dedikoduların ortalıkta uçuştuğu bir 'iş'te medya ve siyasetin bu kadar aleni ve gemileri yakarcasına iç içe geçtiği başka bir yer ve tarih hatırlamıyorum ben.

Yanımdaki arkadaşım her ne kadar, 'CHP'nin işi Tuncay Özkan'a kaldıysa o partiye acırım' dese de, ben öyle düşünmüyorum. Kurumsal ve bireysel olarak bir zihniyeti, ideolojiyi temsil edenler (siz buna tüccar medya-siyasetçilerini de katınız) bu işi gizli saklı yapacaklarına kanaatimce alenen yapmalılar. Bu nedenle başta ÇYDD, ADD gibi yarı sivil derneklerin yöneticileri olmak üzere, Tuncay Özkan (siz buna Özgür Gündem'ci Merdan'ı da ekleyin) gibi gazeteci görünümlü siyasilerin artık alenen ortaya çıkıp, bu millet ile kozlarını sandıkta paylaşmalarını dilerim. Keza YÖK Partisinin tüm rektör üyelerinin de. Sözgelimi ODTÜ, Malatya gibi üniversite rektörlerinin ideolojik mücadelelerini, mesleklerini paravan yaparak değil, aslanlar gibi meydanlara çıkarak yapmalarını dilerim.

Yüksek yargı üyelerinden Erdoğan Teziç Hoca'ya kadar, Sabih Kanadoğlu'ndan İlhan Selçuk amcaya kadar herkesin demirci ustalığına soyunmayı bırakıp pistlere, yani meydanlara inmelerini can-ı gönülden diliyorum. Haklı oldukları davayı bu millete izah edip oy talep etsinler ve hayalini kurdukları yarı sivil, kapalı toplumu kurmak için milletten yetki istesinler.

Yoksa milletin değerlerine bindirmek için özel günleri beklemek, açılış/kapanış törenlerine kadar sabretmek, basın toplantısı ya da mahkeme kararı adı altında bin bir türlü dereden olmadık ebatlarda leğenlerle su taşımakla istediklerini asla yapamayacaklarını artık bilmeleri lazım. Aslında onlar açısından bakıldığında telaşa mahal yoktur. Misal olarak dün İzmir'de düzenlenen miting... Kanaltürk'e bakılırsa milyonlar bu mitinge katılmıştır. Bir o kadar rakam Ankara ve İstanbul'da da katıldığına göre nereden baksanız (yine kendi rakamlarına göre) 20 milyon insan meydanlardadır. Eh bu mitinglere katılanlar samimi ve rakamlar doğru ise AKP zaten bir azınlık partisidir. Bırakınız iktidar olmayı, barajı aşması bile söz konusu olamaz. O halde bu telaş ve çığırtkanlık nedendir?

Bir iki çift lafım da Andıç ve Ulak Medyası'na olacak. Yaşadığımız olaylar gösterdi ki, Türk medyasının 28 Şubat'tan çıkardığı hiçbir ders olmadığı gibi, alınmış zerre kadar bir yol bulunmamaktadır. Özellikle kartel medyasının ibret veren amigo yayınlarını tarih kaydetmektedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious