Sansür artık çok uzaklarda kaldı!

  • Giriş : 22.02.2007 / 00:00:00

Devlet Bakanı Beşir Atalay, Kurtlar Vadisi dizisinin yayından kaldırılması konusunda, ne ilgili bakan olarak kendisinin ne de hükümetin bir rolü olduğunu söyledi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


''Kurtlar Vadisi dizisinin yayınına son veren bildiğimiz kadarıyla yayıncı kuruluş. Doğrusu sonradan öğrendik RTÜK'le de bir görüşmeleri olmuş ama bu konuda ne ilgili bakan olarak benim ne de hükümetimizin bir rolü olmuştur.

RTÜK bağımsız düzenleyici ve denetleyici bir kuruluş. Yayıncı kuruluşla görüşmüşler yayıncı kuruluş kendisi yayını durdurmuş bildiğimiz o kadar. Tabii üzerinde tartışmalar var.

Neticede hükümet olarak biz özellikle düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda mümkün olabildiğince genişletici olduk. Yani Türkiye giderek bu dönemde daha açık bir toplum haline geldi. Özellikle yine benim sorumluluğumda yürüyen 2004 yılında
çıkarılan bir basın kanunu vardır. En özgürlükçü kanunlardan birisidir. Bizim bakışımız budur. Ama televizyonlarla ilgili denetleyici bir kuruluş da var, bu da gerekli. Bu her ülkede var. Televizyon yayınları ve toplum arasında önemli bir mekanizmadır. Böyle bir mekanizmaya da ihtiyaç var. Zaman zaman burada çok isabetli kararlar olabilir, çok isabetli olmayan kararlar olabilir ama böyle bir mekanizmaya da ihtiyaç var.''

SANSÜR YORUMLARI
Kurtlar Vadisi dizisinin geçen yıllardaki bölümlerinden bazılarını izlediğini belirten Atalay, çocukların sanalla gerçeği her zaman ayıramayabildiğini ve dizi kahramanlarını kendilerine model seçtiklerini ifade
etti.

Bu noktaya hassasiyet gösterilmesine dikkat çeken Bakan Atalay, ''O dönemde izlediğim kadarıyla belki çok ileri şiddet görüntüleri dışında çok olağanüstü bir
değerlendirme yapmadım. Olumsuz bir değerlendirmem olmadı ama bunu da izlemedim.
Tabii bu biraz daha farklı bir şey anladığımız kadarıyla. Basına yansıdığı kadarıyla. Biraz toplumumuzun acı geçmişiyle de alakalı şeyler var. O açılardan bakılmış olabilir'' dedi.

Beşir Atalay, dizinin yayından kaldırılmasının ardından ''Sansür'' yorumlarının yapıldığının hatırlatılması üzerine de şunları kaydetti:

''Yok. O bir haksızlık. Sansür artık çok uzaklarda kaldı. Bakın Türkiye'de onlarca televizyon oldu. Yani hiçbir ülkede bu kadar renkli bir basın yayın
hayatı yoktur. Türkiye'ye haksızlık olur o kelimeleri tekrarlamak.

Sansür gibi bir nitelendirmeyi bu dönemde, Türkiye'de bu kadar düşünce hayatının, yayın hayatının renklendiği bir dönemde sansür kelimesinin
kullanılmasını büyük bir haksızlık olarak görüyorum.''

''YAYINCI KURULUŞUN TAMAMEN KENDİ KARARI''
Kurtlar Vadisi dizisinin yayından kaldırılmasını, ''Yayıncı kuruluşun
tamamen kendi kararı'' olarak değerlendirildiğini dile getiren Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz siyaset kurumu olarak hükümet olarak ve ilgili bakan olarak bunlara çok fazla değerlendirme yapma veya müdahil olma gibi bir durumda değiliz işte
kurumlar var, netice de yargı var onun ötesinde RTÜK gibi kurumlar var. Bir de kişilerin cevap ve düzeltme hakkı var. Nitekim bu son olayda da öncesi ve sonrası toplumsal olaylarda çok önemli. Önce RTÜK'e bu konuda müdahil olmuyor diye tepki
geliyor sonra bu karar verildikten sonra aksi yönde tepkiler gelmeye başlıyor.
Toplumun taleplerini tepkilerini dile getirmesi de tabii çok önemli. İşte açık toplum.''

TOPLUMSAL SORUMLULUK
''Sorumluluk'' kavramının önemine değinen Beşir Atalay, yayıncı kuruluşların sorumluluk kavramını çok önemsemeleri gerektiğini vurguladı.

Yayıncı kuruluşların toplumsal hizmet gördüklerini belirten Atalay, toplumu bilgilendirme ve aydınlatmanın çok önemli toplumsal görevler olduklarını söyledi.

Yayıncı kuruluşların sırf reytinge odaklanmamasına dikkat çeken Atalay, ''Toplumsal sorumluluk boyutu gözetilirse zaten ne müdahale kalır ne yasaklama
kalır sorunlar kendiliğinden çözülür herhalde'' diye konuştu.

Programda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'nun faaliyetlerine de değinen Atalay, fonun 2006 yılı bütçesinin yaklaşık 1.5 milyar YTL olarak gerçekleştiğini ifade etti. 2002 yılında bu rakamın 600 trilyon lira olarak gerçekleştiğini belirten Atalay, şu ana kadar yaklaşık 50 bin kişiye yeni iş
kurmaları konusunda yardım yaptıklarını bildirdi.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili soruları da yanıtlayan Bakan Atalay, şunları söyledi:

''Normal bir seçim olacak. Gerginlik niye olsun? Gerginlik olması için bir şey yok. Bu, ülkemizde güzel bir gelenek. Türkiye öyle gecekondu bir devlet değil geleneği olan, demokrasisi olan hukuk sistemi olan bir ülkeyiz. Bunun içinde tabii ki siyasi tartışmalar olur. Yani partiler var. Ülkemiz açık bir toplum
herkes düşüncesini söylüyor tabii ki. Hukuk kurallarına göre anayasanın koyduğu kurallara göre de sistem yürüyecek. Yani şu anda burada o tür kavramları doğrusu gerginlik vs. doğrusu ben hiç gerekli bulmuyorum. Her şeyin normal rahat şekilde
yürüyeceği kanaatindeyim.''

Atalay, Cumhurbaşkanı adayının şu ana kadar belli olmaması ile ilgili olarak da, ''Bunun da zamanı var. Herkes düşünüyor konuşuyor ama biz çok konuşmuyoruz doğrusu. Netice de Başbakanımız da ona bir tarih koydu zaten şu zaman açıklayacağız diye. Biz büyük bir partiyiz kurumuz yani aynı zaman da hükümetiz yerel yönetimlerde neredeyse büyük kısmıyla yöneten bir şeyiz. Bir ilke koymuşuz,
bir tarih koymuşuz ona göre de hareket ediyoruz'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı adaylarını 16 Nisan tarihinde açıklayacaklarını bildirdiğini hatırlatan Atalay, ''Sayın Başbakan, o zamana kadar bizim bir açıklamamız olmayacak diyor. Biz de hepimiz aynı çerçeve de düşünüyor ve hareket ediyoruz'' diye konuştu.

Beşir Atalay, ''Gazetelerde kimler aday olur tahminlerinde sizin adınızda geçiyor. Sürpriz adaylardan birisi olarak görülüyorsunuz. Bu tip haberleri okuduğunuzda içinizde bir kıpırdama oluyor mu?'' sorusuna da, ''Tebessüm edip geçiyorum bazen tebessüm bile etmiyorum yani. Güzel yani toplumda bu konuların rahat konuşuluyor olabilmesi. Karar vericiler kendileri kararını verecektir.
Tabii o zamanda farklı değerlendirmeler olacaktır'' yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı seçiminde çok sıkıntı beklemediğini kaydeden Atalay, ''Sorun görmemek lazım. Hepimiz için, ülkemiz için yani bu tür beklentinin tonlarını yükseltmenin de bir faydası yok. Yani çok gerekli değil ortada netice de bir anayasa var bunun yöntemleri var, Meclisin bu konuda seçimi nasıl yapacağı belli. Siyasi değerlendirmeler tartışmalar da olacaktır'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious