Sarkozy, Türkiye'yi durdurabilir mi? (HABER YORUM)

Sarkozy, Türkiye'yi durdurabilir mi? (HABER YORUM).8650
  • Giriş : 27.06.2007 / 00:10:00

Fransa, bekleneni yaptı ve müzakereye açılması beklenen 3 başlıktan birini durdurdu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Böylece Ekonomi ve Para Politikası faslı şimdilik ertelenmiş oldu. Dün Hükümetlerarası Konferans'ın onayıyla 'İstatistik' ve 'Mali Kontrol' fasıllarında müzakere resmen başladı.
Komisyon ve dönem başkanı Almanya'nın 3 başlıkta müzakerelerin açılması ısrarına rağmen, Fransa "Türkiye'nin tam üyelik perspektifinin onaylanması anlamına geleceği" tuhaf gerekçesiyle buna karşı çıktı. Fransa'nın bu tavrını sadece iyi niyetle değil, ahde vefa gibi temel hukuki ilkeler açısından da kabul etmek imkansız. Çünkü Paris, "tam üyelik perspektifinin onaylanması" anlamına geleceği için para politikası başlığını bloke ettiğini söylüyor. Sanki şimdiye kadar bütün AB ülkeleri, Türkiye'nin tam üyelik perspektifini öngören onlarca belgeye imza atmamışlar.

Gerçekte, 1963 tarihli Ankara Anlaşması'ndan bu yana Türkiye, Avrupa ile tam üyelik perspektifi içinde ilişkilerini sürdürüyor. Özellikle 1999 Helsinki, 2002 Kopenhag, 2004 Brüksel ve nihayet Fransa dahil bütün AB ülkelerinin oybirliğiyle 'tam üyelik müzakerelerine' başlama kararının alındığı 3 Ekim 2005'ten sonra, bazı ülkelerin bu tür gerekçelerle ortaya çıkmasının evrensel değerler, ahlak ve hukuk kurallarıyla bağdaşır bir tarafı bulunmuyor.

Anlı şanlı Fransız devletinin sayısız onayını taşıyan onlarca belgeye rağmen, bu ülkenin Avrupa İşleri Bakanı Jeanne Pierre Jouyet'in sözlerine bakın: Türkiye Avrupa Birliği üyeliğine ehil değildir. Avrupa'nın sınırlarını belirleme çalışması "esasen üyelik ehliyeti bulunmayan" Türkiye'nin durumunun ötesinde ele alınması gerekir. Fransız gazetesi Le Figaro'ya konuşan Jouyet, hükümetinin Avrupa'nın sınırlarının belirlenmesini tartışmak üzere yıl sonundan önce bir akil adamlar heyeti toplanmasını isteyeceğini söylüyor.

Aslında Sarkozy ve AB içinde Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkan liderlerin ne yapmaya çalıştığını siyasi olarak da anlamak çok kolay değil. Şayet Türkiye'nin üyeliğine karşı iseler, her üye ülkenin bunu her aşamada durdurma yetkisi bulunuyor. Ancak ne Rumlar ne Avusturya ne de başka ülke bu adımı atmıyor. Ama bir yandan sorun çıkarmayı sürdürüyor.

Bugünlerde Türkiye'yi de çok yakından tanıyan üst düzey AB yetkilileri ile Avrupalı liderlerin Türkiye üzerinden oynadığı bu oyunu konuşma imkanı buldum. Bu görüşmelerde, Sarkozy gibi Avrupalı liderlerin tutumlarına ve manevralarının sınırına dair ilginç izlenimler edindim.

Bildiğiniz gibi Sarkozy, seçim öncesinde sürekli Türkiye konusunu canlı tuttu. Fransız halkının genişleme karşıtı hislerini okşamak için Türkiye'yi açıkça hedef aldı. Ve seçilmesi halinde Türkiye'nin tam üyelik sürecini durduracağı sözünü verdi. Seçildi ve ama bu yönde adım atmadı, atamadı.

Sonra Türkiye konusunun yeniden görüşülmesi için bir öneri hazırlayacağını söyledi. Bu, bütün üyelerin onayını gerektiren bugünkü şartlarda gerçekleştirilmesi imkansız bir olaydı ve şimdiye kadar bu yönde bir adım da atmadı.

Bu görüşmelerden çıkardığım bir başka sonuç da şu oldu: Teorik olarak her ülkenin elinde Türkiye ile müzakere sürecini durdurma imkanı olmasına rağmen herhangi bir ülkenin ya da liderin bunun yapması hiç kolay değil. Çünkü böyle bir kararı veren kişi, bunun yakın veya orta vadede Türkiye'de ve bölgesinde yol açabileceği olumsuz sonucun da sorumlusu olacaktır. Kimse bu riski üstlenmek istemez.

Sarkozy, Türkiye'nin üyeliğine soğuk bakan ilk Avrupalı lider değil. Sarkozy ve Merkel'den önce Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel, Türkiye'nin üyeliğine karşıydı. Kulağıma gelen bir bilgiye göre, Türkiye'nin tartışıldığı ve Schüssel'in de ciddi muhalefet ettiği bir noktada kendisine açıkça şu söylenmiş: Elinde bu süreci durdurmak için her imkan var. Açıkça çık ve Türkiye'yi durdur.

Bugün Türkiye'nin AB süreci devam ettiğine göre, Avusturya Başbakanı'nın cevabının ne olduğunu merak etmeye gerek var mı? Aslında belki birilerinin Sarkozy'ye de aynı temel soruyu sorması lazım: Türkiye'nin üyeliğini istemiyorsan, sadece bir başlığı değil sürecin tamamını bloke et ve bu işi bitir. Bakalım Sarkozy'nin cevabı ne olacak.

İsterseniz görüşmelerden edindiğim son izlenimle bitirelim: Türkiye kendi eliyle bu işi bitirmezse, süreci kimse durduramaz. Müzakereler tamamlanır. Ama halkın onayını gerektirdiği için katılım anlaşmalarının akıbeti garanti edilemez. Zaten bu aşamaya geldikten sonra da Türkiye bu süreçten alacağını almış olur.

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious