Satacak neyimiz kaldı?

  • Giriş : 08.11.2006 / 00:00:00

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, cari açığın aylık 1.9, yıllık bazda da 32.5 milyar dolar olarak gerçekleşmesi ile ilgili konuştu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Anadolu Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ANASİAD) davetlisi olarak 'Türkiye'nin Ekonomik Panoraması' konulu konferans için Bursa'ya gelen Aygün, konferans öncesi basın toplantısı düzenledi. Türkiye ekonomisinin sıcak para ve cari açıkla gidebildiği yere kadar gideceğini söyleyen Aygün, bir gazetecinin sorusu üzerine, Ekim ayı cari açık rakamlarını değerlendirdi.

Türkiye'de 1993, 1999 ve 2001 krizlerinin tamamının cari açıktan kaynaklandığını belirten Aygün, şöyle dedi: "Hükümet yetkilileri, (cari açık kapatıldığı, sürdürülebildiği müddetçe sorun yok) diyor. Doğru, sürdürülebildiği müddetçe sorun yoktur. Peki 2001'den, 2006'ya kadar nasıl sürdürdük bu cari açığı? Koskoca Türk Telekom'umuzu satarak sürdürdük. Tüpraş'ımızı, Petkim'imizi, Erdemir'imizi sattık. Tabi o zamanlarda bunu büyük bir bayram içerisinde sattık. Limanlarımızın büyük bölümünü özelleştirdik. Birçok kamu kurum ve kuruluşlarını özelleştirdik. Türkiye'nin kasasına aşağı yukarı 20 milyar dolar girdi, bunu kapattık. 2007'ye geldiğimiz zaman satacak neyimiz kaldı? Siz şimdi 32 milyar dolardan bahsediyorsunuz. 2003, 2004, 2005, 2006, ki benim öngördüğüm 30-32 milyar dolardı. 30 milyar öngörürsek, bu açık rakam 75 milyar dolar. Bakın cumhuriyetin 80 yılında 56 milyar dolar, 4 yılda 75 milyar dolar. Tekrar söylüyorum satacak neyiniz kaldı başka? Bakın, ABD limanlarını satmıyor, yabancıya vermiyor. Biz her şeyimizi satıyoruz. Sat, sat mirasyedi gibi nereye kadar devam edecek bu satış? Cari açık eğer bir ayda 1.9 milyar dolar çıkarsa, bunu siz iki şekilde kapatırsınız. Ya dışarıdan borç alarak kapatırsınız, ya da malınızı satarak. Maalesef biz, ikisini birden yaptık."

Türkiye'ye iddia edildiği gibi yabancı yatırımcının tek bir çivi bile çakmadığını savunan Aygün, şu görüşlerini ifade etti: "Zaten o yatırım burada var. Yani yabancının son 4 yıl içinde arsa alıp, hafriyat yapıp, üzerine bina diktiği, ben bir tane yatırım bilmiyorum. O yüzden bu tehlikeli bir gidiş mi? Bunu oturup konuşmak, tartışmak gerekir. Biz, bunun tehlikeli olduğunu her yerde vurguluyoruz ve söylemeye de devam edeceğiz. Nefesimin yettiği yere kadar da söylemeye devam edeceğim. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir Türk evladı olarak bunu görev addediyorum. Bu görev zaman zaman tehlikeli bir görev, tepki de çekiyorsun, eleştiri de alıyorsun. Ama bunu birinin yapması lazım. Bir sıkıntım var, zaman zaman çok yanlız kalıyorum. Diğer sivil toplum örgütlerinden de bu tür destekleri bekliyorum.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious