"Sav aslanlar gibi görevinin başında"

  • Giriş : 03.06.2008 / 13:25:00

Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Donat, CHP Genel Başkanı'na "Deniz Bey... Önder Sav CHP Genel Sekreterliği'nden istifa edecek mi?" diye sordu. İşte Baykal'ın Donat'a verdiği yanıt...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yeni ufuklar

160 kişilik uçak kiralandı.
Deniz Baykal ve "ekibi" yarın sabah Güneydoğu'ya uçacak.
Ekipte "parti yöneticileri" de var "milletvekilleri" de.
"GAP-Güneydoğu" konusunda uzmanlar da.
Tabii "gazeteciler de."

- Deniz bey, CHP Genel Sekreteri sayın Önder Sav da Güneydoğu gezinizde olacak mı?
- Elbette... Diyarbakır'da Merkez Yönetim Kurulu'nu toplayacağız... Genel sekretersiz toplantı olur mu?

Gördük ki Baykal bir süredir "GAP dersine" çalışıyor.
Dün bize anlattıkları sanki yarın GAP'ta yapacağı konuşmanın "provası" gibiydi:
- 7 proje var, yürümüyor.
- 3 milyar dolar harca, 7 proje devreye girsin, GAP sıçrama yapsın.
- Sulama kanalları çok gecikti... Daha fazla geciktirilemez.

Deniz bey barajları "ezbere saydı."
7 projeyi "tek tek anlattı." İktidardan sonra ana muhalefetin de "GAP ilgisi" sevindirici.
Aylardır sanal gündemlerle tıkanan siyaset için, GAP konusu "yeni gündemlere açılım fırsatı" olabilirse ne mutlu.

CHP liderine "Önder Sav sorusu"

- Deniz bey... Önder Sav CHP Genel Sekreterliği'nden istifa edecek mi?.. Bu yönde siz kendisine bir şey söylediniz mi?.. "Et" veya "etme" gibisinden.
Baykal'ın yanıtı:
- Seni avukatına şikâyet edeceğim.
- Ne diyeceksiniz?
- Avukatına aynen şunları söyleyeceğim: Müvekkilin, seninle ilgili olarak bana soru sordu... "İstifa edecek mi, etmeyecek mi" diye.

Önder Sav eski avukatımız.
1971'de AKŞAM Gazetesi "el değiştirmişti." Çalışanların "alacakları" vardı. İstanbul'da çok kişi, mahkemeye gitmesine rağmen, hakkını alamadı.
Önder Sav bizim ve daha birkaç arkadaşımızın avukatıydı. Ankara'da iki üç duruşmada davayı kazandı.
Yıllar içinde Sav "değişik görevlerde" bulundu.
Biz ona hep "sayın avukatımız" diye hitap ederiz. O da bize "sevgili müvekkilim."

Deniz Baykal "seni avukatına şikâyet edeceğim" deyince, karşılıklı kahkahaları patlattık.
Sonra Baykal ciddileşti ve...
"Nereden çıkarıyorsun istifayı" dedi:
Yok öyle bir şey... Sayın Genel Sekreter aslanlar gibi görevinin başında.

"İş kazası" mı, "teknolojik organizasyon" mu?

Parti merkezi, cep telefonu, Önder Sav'ın bir vali ile sohbeti, Vakit Gazetesi "eksenli olay", bir siyasetçi için "iş kazası" sayılabilir mi?
Önder beye "partiyi zor durumda bıraktınız" denilebilir mi?
Veya "denildi mi?"
Deniz Baykal'ın yanıtı:
- Önder Sav'ın ne kadar ciddi, ne kadar dikkatli olduğunu herkes bilir.
- Önder bey gereksiz yere kimseyi suçlayacak insan değildir.

"İçerden dışardan" çok kişi Deniz Baykal'a "Önder Sav'ı pencereden at" diyor.
Ama Baykal, Genel Sekreterini "aslanlar gibi" savunuyor:
- Hepimiz Türkiye'de nasıl yaygın bir dinleme-izleme tablosu olduğunu çok iyi biliyoruz.
- Bu konu Türkiye'nin en temel gerçeği.
- İzleme ve dinleme çok kapsamlı bir teknoloji gerektiriyor.
Deniz Baykal:
- Bir konuşmayı tam metin manşetten vereceksin, sonra da "yes" tuşu, "no" tuşu diye izah edeceksin... Kimse buna kimseyi inandıramaz.

- Deniz bey olamaz mı?.. Telefon açık unutulamaz mı?
- Yapmayın Allahaşkına... Tesadüfen böyle bir bağlantı ve 44 dakikalık konuşmanın kelimesi kelimesine kaydedilmesi, tesadüf ile izah edilebilir mi?
Baykal'a göre olayın "arka planı" var.
Ve arka planda da "teknolojik bir organizasyon" var.

CHP Genel Başkanı:
- Açık kalan telefonun 44 dakika dinlenmesi, hayatın gerçeğine uymuyor... Teknik izlemedinlemenin mutlaka devrede olduğu kanısındayım.

İhtilalciler Deniz beyi nasıl dinledi?

12 Eylül 1980'de ihtilal oldu ve...
Pek çok "parti yöneticisi" içeri alındı.
İçlerinde "CHP'liler de" vardı.
Deniz Baykal ise o dönemde "parti yönetiminde" değildi.
Ona dokunulmadı.

Baykal telefonun başına geçti ve başladı "içeri alınan CHP'lilerin eşlerini, anne babalarını" aramaya.
Onlara moral verdi.
"Merak etmeyin bir şey yapamazlar" dedi.
Bir sorunları olursa, günün her saatinde kendisini arayabileceklerini söyledi.
"Maddi manevi her konuda sizin yanınızda olduğumu bilmenizi istiyorum" diye konuştu.

Sonunda ne mi oldu?
Baykal'ın "telefonu dinleniyordu."
Bir gün akşama doğru "merkez komutanlığından çağırdılar."
Ve "içeri attılar."

Deniz bey ve "içerideki diğer CHP'liler" bir süre sonra serbest bırakıldılar.
Serbest kalan Deniz bey yine "telefonun başına geçti."
Şurayı burayı, eski partilileri aradı.
Bir kısmını Ankara'ya çağırıp konuştu.
Sonra ne mi oldu?
Telefonları dinlenen, kendisi izlenen Baykal "Zincirbozan'a yollandı."

- Deniz bey, yıllarca ORAN semtinde oturdunuz... Şimdi Çayyolu'ndasınız... Evde dinleme aleti var mı diye hiç merak ettiniz mi?... Odalarda böcek tabir edilen dinleme cihazı arattınız mı?
Baykal'ın yanıtı:
- Hayır... Öyle konularda hiçbir özel çaba ve önlem gayretine gitmedim... Dinleyen de olabilir izleyen de... Bütün vatandaşlarımla aynı durumdayım.

2 kalın çizgi

Deniz Baykal'ın Güneydoğu gezisi "genel olarak GAP gündemli" ama...
CHP lideri "oraya kadar" gitmişken "diğer konuya" da girecek mi? Baykal:
- Neyi kastediyorsun?
- Adına ister "Kürt sorunu" deyin, ister "Güneydoğu sorunu", o konuyu işte.
Baykal'ın yanıtı:
- O konuda söylemimin daha iyi anlaşılacağı bir ortama doğru gidiliyor.

Deniz Baykal:
- Aramızda etnik farklılıklar olabilir ama Türkiye'de herkes aynı hukuki statünün eşit parçasıdır.
- Farklı etnik kimliklerin olması, farklı hukuki statü olması anlamına gelmez.

- Deniz bey, Güneydoğu'da bu söyleminizi ne kadar açacaksınız?.. Hangi ayrıntılara gireceksiniz?
- Herkes etnik kimliğiyle iftihar edecektir... Ana dilde yayın olacaktır... Ana dilini öğrenecektir... Bunların sakıncası yok... Ama Kürt, Çerkez, Arnavut, Laz aynı hukuki statü içinde olacaktır.

CHP Genel Başkanı:
- Türk devleti ırk, kan, kafatası devleti değil.
- Devlet, siyasi bilinç devleti.
- Aynı hukuki statü içinde hepimiz kardeşçe, el ele, barış içinde yaşayacağız.

Deniz bey konuşmanın sonunda "bir şeyin altını kalın kalemle çizmek istiyorum" dedi:
- Karşı olduğum şey etnik kimlik değil... Ben iki şeye karşıyım;
1. Teröre, terörün bir siyaset yöntemi olarak kullanılmasına karşıyım.
2. Bölücülüğe, ayrışmaya karşıyım. yen de olabilir izleyen de... Bütün vatandaşlarımla aynı durumdayım.

SAV: İSTİFA SÖZ KONUSU DEĞİL
Telekulak iddialarının başroltündeki isim Önder Sav ise, Vakit'in haklı çıkması halinde bile istifa etmeyeceğini söyledi. Milliyet gazetesinden Fikret Bila'ya konuşan Sav şunları kaydetti:

"Birileri memnun olacak diye istifa mı etmem gerekiyor, acaba? Telefon dinleme olayları ortada. Bu hükümet döneminde dinleme rezaletleri ayyuka çıkmış durumda. Böyle vahim bir durum varken, bazı yazarların benim istifamı gündeme getirmeleri garip doğrusu. Telefon dinleme skandalı hükümete ait, CHP’ye ait değil ki. Bunun siyasi faturası CHP’ye çıkarılmaya çalışılıyor. Turkcell’den de aynı yönde belge gelse benim kanaatim değişmeyecek. Ben iyi niyetle telefonumun dinlendiğini söylüyorum. Dinlendiğimi biliyorum. Bu nedenle bu tür belgeler durumu değiştirmez."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious