Savcı'dan Yeşil ile ilgili şok iddialar!

Savcı'dan Yeşil ile ilgili şok iddialar!.7708
  • Giriş : 18.11.2008 / 01:30:00
  • Güncelleme : 17.11.2008 / 23:51:03

1998 yılında Ödemiş'te Cumhuriyet Savcılığı yapan Sacit Kayasu Yeşil ile ilgili müthiş iddialarda bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


1998 yılında Ödemiş'te Cumhuriyet Savcılığı yapan Sacit Kayasu Ödemiş'te savcılık yaptığı dönemde 11 Eylül Pazar günü bir ceset bulunduğunu ancak Nöbetçi savcının olaya bakmayıp, olayı Pazartesi gününe kaydırdığını, olay yerindeki ilk incelemenin ardından cesedin Ödemiş Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığını belirtti. Cesedin başlangıçta normal bir ceset olarak baktıklarını söyleyen Kayasu, ölen kişiye işkence yapıldığının belli olduğunu , cesedin gözlerinin oyulmuş, ellerinin içinin ve ayaklarının derisinin soyulmuş olduğunu ve vücudunda 9 kurşun deliği olduğunu gördüklerini belirtti.

"PROFESYONEL BİR CİNAYET"

Cesedi gördüğünde cesedin 5-6 günlük olduğunu kaydeden Kayasu, otopsi esnasında gördükleri cesedin gözlerinin oyulmuş olmasının, el ve ayaklarının derisinin yüzülmesinin nedenini kişinin kimliğinin tespit edilmemesi olduğunu kaydetti. "Cesedin eli ve ayağı yüzülüyor; gözleri oyuluyor. Profesyonel bir cinayet. O kadar ateş edilmesine rağmen bir tek mermi çekirdeği yoktu. " diyen Kayasu, cesette dokuz kurşun deliği olmasına rağmen mermi çekirdeği olmamasıyla daha önce hiç karşılaşmadığını belirtti. İncelediği cesette çeşitli darp izleri olduğunu da söyleyen Kayasu kişinin dövülmüş ve bağlanmış olduğunu anladığını kaydetti.

"YEŞİL OLABİLİR ŞÜPHESİYLE EMNİYETTEN BİLGİ İSTEDİM"

Kayasu, " Şahsen ben Yeşil olarak kanaate vardım. Bu şahsi kanaatim yeterli mi değil? Ne yapmak lazım ? DNA ile otopsi lazım. Bunun için İzmir 'e gönderdik.DNA 'ya esas olacak şeyleri alın akrabalarından da tespit edin " dediğini söyleyen Kayasu, İzmir Adli Tıp Kurumundan "Biz DNA testi yapamıyoruz" şeklinde bir cevap aldıklarını söyledi.

Bunun üzerine cesedin İstanbul'a getirilmesini istediklerini belirten Kayasu, İzmir Adli Tıp Kurumunun cesedi göndermemek için maddi harcamaları neden olarak gösterdiğini ve böyle bir cevap aldıktan sonra, cesedin gömülmesini söylediklerini belirtti.

Bu olaydan sonra cesedin İstanbul'a getirildiğini belirten Kayasu, soruşturma dosyasının elinden genelgeyle alınmasından sonra, olayı takip edemediğini belirten Kayasu, " Böyle bir şeyin peşine düştüğüm andan itibaren kelleyi de koltuğa almam gerekir. Niye kelleyi koltuğa alayım? Ben gereken şeyi söylemişim. İçişleri Bakanlığı da dahil hiç kimse Savcı bey sen niçin bu cesedin Yeşil'e ait olduğunu söylüyorsun diyen olmadı. " şeklinde konuştu.

"OLAYDAN SONUÇ ALINAMAYACAĞINI ANLADIM"

Konunun basına sızmasından sonra, iki cesetten bahsedildiğini cesedin birinin Hendek'te diğerinin ise, Ödemiş'te ortaya çıktığına dair haberler çıktığını söyleyen Kayasu, olayın sulandırıldığını belirtti. Olayın basına sızmasından sonra, soruşturmanın sonuca ulaşamayacağını düşündüğünü belirten Kayasu, cesedin bulunduğu sırada da Ödemiş'teki basın mensuplarına haber yapılmaması konusunda telkinde bulunulduğunu kaydetti.

"BİZZAT TEHDİT ALDIM"

Olayın basına sızmasından sonra çeşitli tehditler aldığını, bu tehditlerin kimisinin bizzat olduğunu kimisinin de telefonla tehdit aldığını kaydetti. Birebir bir kişiden tehdit aldığını söyleyen Kayasu, tehditlerin telefonla devam ettiğini belirtti. Kayasu, kendisini tehdit edenlerden birinin profesyonel katil olduğunu düşündüğünü de söyledi. "Tehditlerden sonra tahkikat nasıl devam etti ?" sorusuna Kayasu tehditlerden yılmadığını ve olayı incelemeye devam ettiğini cevabını verdi.

Soruşturma devam ederken Bakanlığın bu tür olaylara faili meçhul cinayetlere Cumhuriyet Savcılarının bakacağına dair bir genelge çıkardığını hatta o dönemde "Yeşil Genelgesi" olarak anılan bu genelgeyle dosyanın elinden alındığını belirtti. Dosya elinden alındıktan sonra, genelgenin iptal edildiğini faili meçhul cinayetlere Başsavcıların değil de, normal savcıların bakmasıyla ilgili değişikliğin yapıldığını söyledi." Türkiye'de ilk defa oldu bu. " diyen Kayasu Başsavcının konuyla ilgili yetkisinin olduğunu ve Başsavcının isteseydi bir başka savcıya soruşturma dosyasını teslim edebileceğini belirten Kayasu, işin içinde Yeşil olduğu için birtakım kesimlerin bundan korktuğunu belirtti.

"MEHMET ADLI KİŞİ YEŞİL'İN İZMİR'İN BAŞKA BİR İLÇESİNDE ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ"

99'un Ocak ayında ve Şubat ayında Güneydoğulu kod adı Mehmet olan bir kişiyle bir telefon görüşmesi yaptığını ve bu görüşmelerin Nisan ayına kadar devam ettiğini belirten Kayasu, Mehmet adlı kişinin Yeşil'in öldürüldüğüne ve sorgulandığına dair elinde birtakım kasetler olduğunu ve Mehmet adlı kişinin bu kasetleri kendisine getirmek üzere iken son kez telefonda konuştuğunu "Geliyorum Savcı bey . Yoldayım" dedikten sonra telefonun kesildiğini ve Mehmet adlı kişinin birden ortadan kaybolduğunu söyledi.

Mehmet adlı kişinin çeşitli telefon numaralarından defalarca arandığını söyleyen Kayasu, Mehmet adlı kişinin daha önce kendisini bulmak ve elindeki kasetleri vermek için Ödemiş'e geldiğini ancak çevredeki istihbarat elemanlarından çekindiği için otobüsten inmeden geri döndüğünü kendisine anlattığını söyledi. Kayasu, telefon konuşmalarında Mehmet adlı kişinin Yeşil'in İzmir'in başka bir ilçesinde öldürüldüğünü, öldürülmeden önce sorgulandığını , Sorgulanmasının kasete çekildiğini ve o kasetin kendisinde olduğunu belirttiğini söyledi. " Anlattığı şeylerin doğru olduğuna inandım. Ayrıca, psikiyatristlere ses kasetlerini dinlettim.

Onlar da bu kişinin doğru söylediğini belirtti" dedi. Sacit Kayasu, "Kendisinin doğru söylediğine inanmam için bana çeşitli telefon numaraları verdi. Telefon numarası şu şunun şu şunun diye. Yeşil'in verdi. Birkaç kişinin daha verdi. " diyerek, Mehmet adlı kişinin kendisine güven vermek istediğini belirtti. Olayın üzerinden 10 sene geçmesine rağmen Mehmet'in kendisini aramadığını söyleyen Kayasu, telefonda konuştuğu kişinin öldürülmesinden şüphelendiğini kaydetti.

"PEK ÇOK ŞEY CESEDİN YEŞİL OLDUĞUNU DOĞRULUYOR"

"Pek çok şey o cesedin Yeşil olduğunu doğruluyor. Bunu ispatlamam için elimde DNA olması lazım " diyen Kayasu, cesette parmak izi olmamasının işleri zorlaştırdığını belirtti. " O an için kameraya çekmeyi düşündüm. Kamera kayıtları bende olmadığı için, dosyaya koymadığım için bu sefer ben suçlu duruma düşeceğim. Yani onlar hep düşündürdü beni o zaman. Daha bu iş basına bile yansımadan. " diye konuştu.

"YER DEĞİŞTİRME CEZASI ALDIM "

Yaşanan olaylardan sonra yer değişikliği cezası aldığını belirteh Kayasu, " Türkiye Cumhuriyetinde hangi cesedin kimliği açıklanmadı? En basitinden Ömer Lütfü Topal. Ömer Lütfü Topal öldürüldü demek suç mu ? Ben de Yeşil öldürüldü dedim. Suç mu ? Dosyanın gizliliğini ihlal ediyorsun dediler. Adana'ya. Yer değiştirilmeyle değil. Tayinle gönderildim. 7 gün sonra yer değştirme cezası verdiler. Bu tamamen bana uygulanan bir baskıdır. " dedi. Adana'ya tayin olduktan sonra gelen yer değiştirme cezası sonrası , bir af kanunu çıktığını ve bu cezanın uygulanmadığını söyleyen Kayasu, Adana'da kaldığını belirtti.

"DERİN DEVLET İLE NORMAL DEVLET İÇİÇE GEÇMİŞ"

"Derin Devlet ile normal devlet o kadar içiçe geçmiş ki neresi derin neresi sığ anlayamıyorsunuz. Ama ben şunu söylüyorum. Doğru bildiğin yoldan şaşmayacaksın. Benim çok şükür alnım açık. Hakim savcı konuşmazsa kim konuşacak? Ben konuşmazsam vatandaş nasıl konuşacak? Türkiye herşeyden önce bir kere demokrasiyi içine sindirmeli. Eğer demokrasi yoksa, hak arama hürriyeti nasıl olacak? diyen Kayasu, yer değiştirme cezası aldığında bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürmek istediğini ama cesaret edemediğini kaydetti. " Çünkü niye ? Öyle bir zihniyetle karşı karşıyasın ki. Savcılık da devam ediyor o zaman. AİHM'e götürürsem mutlaka iptal edecek bir şeyler bulurlar" dedi.

8SUTUN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*