Savcılar fişleme karşısında sessiz

  • Giriş : 23.02.2007 / 00:00:00

Eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur'un, görevde olduğu dönemde bakan, vekil ve bürokratları fişlemesine tepkiler sürüyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hukukçular 301'le ilgili derhal soruşturma başlatan savcıların, fişleme gibi ciddi bir suç karşısında girişimde bulunmamasını eleştiriyor. Adalet Bakanı Cemil Çiçek de Eruygur döneminde bir suç unsuru varsa yargı kurumlarının gereğini yapacağına dikkat çekmişti. Ayrıca savcıların, şikayet üzerine çok kolay dava açması hükümette rahatsızlığa yol açmıştı.
Hukukçular Derneği Başkanı Hüsnü Tuna, savcıların şikayet ya da suç duyurusu beklemeden haberi ihbar kabul edip soruşturma başlatmalarının görevleri olduğunu ifade ediyor. Savcıların çekingen davranmasını ise Şemdinli iddianamesini düzenleyen savcı Ferhat Sarıkaya'nın başına gelenlere bağlıyor. Mazlumder Başkanı Ayhan Bilgen, kişisel verilerin belli amaçlarla yasadışı bir şekilde toplanmasının suç oluşturduğunu vurgularken, bu tür girişimlerin üzerine kararlı bir şekilde gidilmesi gerektiğini kaydediyor. İnsan Hakları Derneği Başkanı Avukat Yusuf Alataş da, fişleme gibi, bireyleri mağdur eden suçlar hakkında soruşturma açılmamasının Türkiye'de hukuk devletinin işlemediğinin açık bir göstergesi olduğuna işaret ediyor. "Bu tür konularda şahısların yaptıkları suç duyuruları ciddiye alınmıyor ve sonuç doğurmuyor." diyen Alataş, cesaret göstererek soruşturma başlatan savcıların da engellendiğini dile getiriyor.

Çeşitli kurumlar tarafından yasadışı yöntemlerle gerçekleştirilen fişleme olayları TCK'nın "Kişisel verilerin kaydedilmesi" başlıklı 135. maddesine göre suç. Yasada; kişilerin siyasî, felsefî, dinî ve ırkî kökenlerine, ahlakî eğilimlerine ilişkin bilgileri hukuka aykırı bir yöntemle kaydedenlerin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması öngörülüyor. Fişlemeye ilişkin yeni TCK'da yer alan bu düzenleme 1 Haziran 2005'te yürürlüğe girdiği için bu tarihten önceki suçlar hakkında uygulanamıyor. Ancak bu durum, soruşturma açılmasına engel değil. Fişleme yapan asker ya da sivil kamu görevlileri hakkında yine 3 yıla kadar hapis cezası gerektiren "görevi kötüye kullanma" suçundan dava açılması gerektiği vurgulanıyor. Yargı kurumlarından henüz bu yönde bir adım atılmadı. Bu duruma tepki gösteren Hukukçular Derneği Başkanı Hüsnü Tuna, ortada ciddi bir iddia bulunduğunu anlatıyor. Habere konu olan fişleme olayının ağırlıklı olarak Ankara'da yapıldığına işaret eden avukat Tuna, öncelikle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddiaları inceleyerek soruşturma başlatması gerektiğini aktarıyor. Fakat Şemdinli iddianamesini düzenleyen savcının görevden alınması gibi olaylar nedeniyle savcıların çekingen davrandığını düşünüyor. Bu durumda fişlenen mağdurların suç duyurusunda bulunarak yargı kurumlarını harekete geçirebileceğini kaydediyor. Mazlumder Başkanı Ayhan Bilgen, bir hukuk devletinde izleme, dinleme, fişleme gibi çalışmaların hangi sınırlar içerisinde ve kim tarafından yapılacağının çok net biçimde belli olduğunun altını çizdi. Kişisel verilerin belli amaçlarla yasadışı bir şekilde toplanmasının suç oluşturduğuna işaret eden Bilgen, "Bu tür yasadışı girişimlerin üzerine kararlı bir şekilde gidilmesi gerekir. Türkiye'nin daha önce yaşadığı olağanüstü süreçler de bu girişimlerle başlamış ve binlerce insanın mağduriyetine sebep olan özgürlüklerin kısıtlanmasına ortam oluşturan bir dönem gerçekleşmiştir." diyor.

Fişleme gibi hukuk dışı girişimlerin üzerine gidilmemesi halinde cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ülkenin yeniden daha önce olduğu gibi olağanüstü bir sürecin içine çekileceği endişesini dile getiren Bilgen, bu konuda en üst düzeyde bir siyasi irade sergilenmesinin önemine dikkati çekiyor.

İnsan Hakları Derneği Başkanı Avukat Yusuf Alataş da, fişleme gibi bireyleri mağdur eden suçlar hakkında soruşturma açılmamasını Türkiye'de hukuk devletinin işlemediğinin açık bir göstergesi olarak görüyor. 301. madde tartışmalarında olduğu gibi devlete yönelik suçlarda savcıların derhal harekete geçerek davalar açtıklarını hatırlatan Alataş, bireylere karşı işlenen suçlarda ise hukukun işletilmediğini savundu. Alataş, fişleme olayının mağdurlarının bakanlar ve milletvekilleri olması sebebiyle Başbakanlık'ın, Adalet Bakanlığı'nın ve Meclis Başkanlığı'nın iddiaların incelenmesi için suç duyurusunda bulunmalarını istiyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious