Saygıner aslında yenilmemiş

Saygıner aslında yenilmemiş.8933
  • Giriş : 02.06.2007 / 22:23:00
  • Güncelleme : 02.06.2007 / 23:26:10

Semih Saygıner dünyaca ünlü, bilardo şampiyonu. Şarkı Söylemek Lazım yarışmasına kendi isteğiyle katılarak büyük bir sürpriz yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kendisi de hayranları da farklı bir Semih Saygıner portresiyle karşılaşmış olmaktan çok mutlu. Başarılı performansından sonra birinciliği Zuhal Topal’a kaptıran Saygıner, yarışmayı kaybettiğini düşünmüyor.

Biz kendisini sadece bilardoda aldığı şampiyonluklarla tanıdık. Ama Semih Saygıner’in 10 parmağında 10 marifet var. Güzel sesini ve beyefendi kişiliğini Şarkı Söylemek Lazım programında bütün Türkiye gördü. Ama pek çoğumuz bir dönem TRT’de yayınlanan Zeytin Dalı dizisinde 26 bölüm oynadığını bilmez. Mimiklerini harika kullanıyor, taklit yeteneği güçlü. Röportaj yaparken bile bir Diyarbakırlı, bir Trabzonlu ağzıyla konuşuyor. Çok komik ve eğlenceli bir dünya şampiyonumuz var. Haberiniz olsun.

Herkes sizin birinci olmanızı bekliyordu. Sonuç sürpriz oldu mu?

Yarışmada birinci olmaktan daha önemlisi orada nasıl durduğunuzdur. Hiçbir zaman sporcu kimliğimden, centilmenliğimden ödün vermedim. Kimseye bulaşmadım. Sadece işime odaklandım. Amacımdan sapmadan gayet güzel şarkılarımı söyledim. Bu, sonuçta halkın ve jürinin seçimidir. Öyle uygun gördüyse benim yapabileceğim bir şey yok. Hiç üzülmedim. Tepki de vermedim. Sevindim çünkü Zuhal (Topal) sevindi. Başkalarının mutluluğuyla kıskançlık yaşayacak ya da hüsrana uğrayacak biri değilim.

Kazansaydınız ne değişirdi?

Yarışmayı kaybettiğimi zannetmiyorum. İnsanlar beni orada başka bir boyutla tanıdılar. Nasıl kriz yönettiğimi gördüler. İkinci hafta elenmekten zor kurtuldum, orada da tavrım çok değişmedi. Bu, insanların çok alışık olmadığı bir tavır. Rol yapmadım.

Hırslı biri misiniz?

Hırslı biriyim; ama hırsı çok iyi kontrol ederim. Çok çalışkanım. Bir işi başarmak istediğimde, o işe olan yeteneğim ölçüsünde mutlaka tavan yaparım.

Yarışma size neler kazandırdı?

Sporcu olarak tecrübeli biriyim; ama bu yarışmanın kazandırdıkları da çok oldu. Olayları akılcı yaklaşımlarla ve medeni yollarla çözdüm ve hiç kimseye bunu yansıtmadım.

Oradaki kavgadan, gürültüden hiç etkilenmediniz mi?

Beni hiç ilgilendirmez. Otomobil kullanmak çok keyifli bir şeydir. Hele otomobilin güzelse daha keyifli hale gelir. Ama etrafta kötü otomobil kullananlarla uğraştığın sürece otomobil kullanmanın zevkini çıkaramazsın.

Jüriyle kavga etmeyen tek yarışmacı sizsiniz. Bunu nasıl başardınız?

İnsan söylediklerinden ve aldığı cevaplardan sorumludur. Ben o tür diyaloglara girmem. Kışkırtsa da fark etmez. Çok rahatım. Bu konuda çok özgüvenim var. Bir insan terbiyeli ise terbiyelidir. Karşısındaki insan ona terbiyesizlik yaptığı zaman, terbiyesizleşme hakkı olmaz. ‘Sen hiç kavga etmiyor musun?’ diye sordular. Kızgınlığımı güzel bir notayla ifade ediyorum. Sınırlarımın çok zorlandığı şeyler de oldu. Bunlardan sıyrılmayı bildim.

Peki sokakta hakaret etseler de sakin mi davranıyorsunuz?

Zaman zaman ben de sinirleniyorum. Hatta ‘En sevmediğin huyun nedir?’ diye sorduklarında ‘Çabuk sinirlenirim.’ derim. Ne kadar sabırlı olduğumu Türk milleti gördü. Ben de insanım sonuçta. İnsan hata yaptığını görebildiği sürece mükemmeliyete doğru gidebilir. Kendimi de eleştirebiliyorum. Yarışma sayesinde daha güler yüzlü bir insan oldum. Hem müzikle uğraşmanın vermiş olduğu, duygu dünyasının açılmasıyla ilgili bir durum bu, hem de orada başka insanlarla tanıştım. Hayatı algılamamın çok yardımı oldu bana. Daha rahat bir adam oldum.

Kariyer sahibi, dünyaca ünlü bir adam bu yarışmaya niye katılır?

Çok büyük medeni cesaret. Benim konumumdaki her insan rezil olma düşüncesiyle hayatı ıskalar. Bu hayattır.

Bu medeni cesaretin sizde olması çok doğal değil mi?

Yaptığım işte bende olması doğal olabilir; ama benim konumumdaki insanları Türkiye’de bir düşünün. Çok kaba tabirle sorarlar ya: Yer mi sizce? Yemez.

Yarışmaya katılmazsanız hayatı ıskalayacağınızı mı düşündünüz?

Evet, niye hayatı ıskalamak isteyeyim? Bu çok hoşuma giden bir şey. Bu programa katılmak istiyorum diye MED Yapım’ı kendim aradım. Hayatı ıskalamak istemiyorum. Bu utanılacak bir şey değil.

‘Senin bu yarışmada ne işin var?’ diyenler oldu mu?

Arkadaşlarım demediklerini bırakmadılar; ‘Jüri sana saldırır. Yerle bir eder. Sen televizyon adamı değilsin’ dediler. Rahat olun, ben gerçek bir adamım, dedim.

Reyting canavarı bu programın dünya şampiyonluğunuza, itibarınıza gölge düşürmesinden korkmadınız mı?

Hiç korkmadım. Sarsıldı mı peki? Bunların hiçbiri taktik değil.

Yarışmaya katıldığınız için bilardo federasyonunu ve hayranlarınızdan aldığınız tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eleştirmek çok kolay. Bu özel hayatımla ilgili bir tercih ve böyle bir karar alabilirim. Buna da kimse karışamaz.

Başka bir şey mi denemek istediniz?

Duygusal zekam beni bu işe girmem için teşvik etti diyebiliriz. Kendimi ispatlamak ve denemek gibi bir şey değil. Ukalaca bir tavır gibi gözükse de, ben bir işi denemem, yaparım. Yapamayacağım bir işe de girmem. Cephanesinin ne olduğunu çok iyi bilen bir komutanım. Savaşa o cephaneyle çıkıp, ona göre taktik hazırlarım. Yeteneğim olmayan bir işte varmışım gibi kendimi kandırmam.

Bu yarışmadan ne gibi sonuç çıkardınız hayatınıza dair?

Olduğun gibi olduğun sürece her yerde parlarsın.

Şan eğitimi alacağım, belki kaset de çıkarırım

Sesinizi ilk kim keşfetti?

Bir buçuk sene önce bir kayıt yapmıştım Sarper Semiz’le birlikte. Bu kaydı bir gün İlhan Şeşen dinlemiş. ‘Çok güzel, çok duygulu okumuşsun. Sana mutlaka bir albüm yapalım.’ dedi. Şan dersi almaya başladım, ama vazgeçtim. Herkes para, şan şöhret için şarkı söylemeye çalışıyor. Bu enflasyon beni biraz ürküttü. Tüketilmiş bir malzeme olduğu için elimi eteğimi çektim. Sonra bu yarışmayı gördüm. İçimdeki şeyi tetiklemem lazım diye düşündüm. Alnımın akıyla da çıktığını düşünüyorum.

Kaset yapacak mısınız?

Ben müzikallerde oynamadım. Konservatuvar eğitimi de almadım. Ses eğitimi de almadım; ama şan eğitimi alacağım. Bu işte ne kadar ilerleyeceğimi görmek istiyorum. Yeliz’in albümüne bir düet yaptım, albüm yakında çıkacak. Kaset yapacağım diye bir amacım yok. Kendimi ilerletmek istiyorum. Çünkü hoşuma gidiyor.

Şov dünyasını seviyor musunuz?

Seviyorum. Yalan söyleyemem. Sahnede olmayı seven bir insanım. Yaptığım işte de zaten sahnedeyim. Bilgilerimi, hayatımı, paramı paylaşmayı severim. Yaptığım şovlarla insanı eğlendirebiliyorsam ne güzel.

Sahnede olmak mı güzel, masa başında mı?

Çok bir fark yok aslında. İkisinde de bir temaşa var. Bir cisme hareket veriyorsunuz. Sonuçta hep alkış var. İnsanlar size sevgi ve takdirini gösteriyor. Fark yok bence. Sonuçta insanların önüne çıkıyorsun.

Sahneyi daha çok sevdiniz galiba…

Hayır. Daha çok sevmek diye bir şey söz konusu değil. İşime devam edeceğim. Ben bir sporcuyum. İnsanların yüreklerinde başka duygulara hitap ediyorum. Şarkıcılar ya da besteciler, insanların başka duygularını harekete geçiriyor. Ben bu yarışmada o duyguları birazcık harekete geçirdiğimi hissettim. Bundan da çok hoşlandım.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious