Sayın Bay, lütfen Türkiye’yi terk edin, yoksa!

  • Giriş : 11.02.2006 / 00:00:00

Türkiye’de yaşadığı 43 yıl boyunca çektiği fotoğraflarla Cumhuriyet’in ilk dönemindeki sosyal dönüşümü belgeleyen Avusturyalı fotoğrafçı Othmar Pferschy, ülkeyi terk etmesi için Ankaralı meslektaşlarından tehdit mektupları almış.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

1969’da Türkiye’yi sessizce terk eden fotoğrafçının torununun sergi için gönderdiği mektup, 12 Ekim 1950’de yazılmış. “Ankaralı fotoğrafçılar adına bir grup” imzalı metin, “Sayın Bay” gibi nazik bir seslenişle başlasa da içeriğinden meslektaşlarının onu ne kadar kıskandığı anlaşılıyor. Kendi kazançlarına mani olduğu gerekçesiyle Pferschy’nin İstanbul sınırları dışında çalışmasını istemeyen meslektaşları, fotoğrafçıyı, “Eğer bu yıl da Ankara’ya el atarsanız buradaki fotoğrafçılar vesikalarla Emniyet Umum Müdürlüğü ve hükümette bu işle alakalı olanlar nezdinde teşebbüste bulunacak ve sizi Türkiye’de kalamayacak vaziyete düşüreceklerdir. Aklımıza bile getiremeyeceğimiz hadiselerden kurtulmak için dikkatli olmanızı tavsiye ederiz.” sözleriyle tehdit etmiş.



Othmar Pferschy, meslektaşlarına yazdığı cevap mektubunda, amacının sadece ülkeye faydalı olabilmek olduğunu şöyle anlatmış: “... Anadolu yolculuklarımda çoğu kez hayatım üzerine kumar oynayıp kendimi felaketle sonuçlanacak derecede yordum. Çoğu kez hasta hasta ve ateşim varken çalıştım. Bunu da hesaba katın, benim gibi bir adamı incitme hakkını o zaman elde edersiniz. Hükümetin iyi para ödediği doğrudur; ama bu işin parayla ölçülecek yanı da yoktur ve sadece yararlı bir insan olma idealizmi ve bilinciyle yapılabilir. Herhalde benim para içinde yüzdüğümü sanıyorsunuz. Büyük yanılgı beyler. İdealistler gereğinden fazlasına asla sahip olmazlar...”



Sergi ve söz konusu mektup üzerine konuştuğumuz Pferschy’nin kızı Astrid von Schell, babasının, mektubu aldığında çok üzüldüğünü, bir gün Türkiye’den gönderileceğini anladığını; ama kinlenmediğini söylüyor. “Babama yapılanlar bizi daha çok üzdü. İki erkek kardeşim askerliklerini Türkiye’de yaptı; ama bu ülkenin insanları babamın gitmesi için ellerinden geleni ardlarına koymadı.” diyen Astrid, usta fotoğrafçının sonunda hak ettiği gibi anılıyor olmasından memnun. Othmar Pferschy’nin arşivini geçen yıl İstanbul Modern Sanatlar Müzesi fotoğraf arşivine bağışlayan Astrid, Türkiye’nin görsel tarihi sayılacak 1.714 negatif ve 1.293 basılmış fotoğraf teslim etmişti. “Keşke babam apar topar gitmeseydi. Giderken her şeyini teyzemin Ortaköy’deki evinin deposuna bırakmış. Çoğu bir su baskınında mahvolmuş. Elimizde kalanlar dörtte üçü bile değil.” diyen Astrid, mevcut arşivi babasından ölümünden 2 ay önce Münih’te teslim almış. İstanbul Modern’de 14 Mayıs’a kadar açık olan sergide, sanatçının 160 fotoğrafının yanı sıra fotoğraf makinesi ve çeşitli belgeler de yer alıyor. Pferschy’nin 1947 tarihli Türk vatandaşlığı başvurusu, 1938’de annesine İskenderiye’den gönderdiği ve “Bana çamur atmaya çalışıyorlar...” dediği mektubu, 1936’da Türkiye’nin ilk tanıtım albümü olarak yayınlanmış “Fotoğraflarla Türkiye” (Vedat Nedim Tör tarafından “Bize vatanımızı daha çok sevmeyi öğreten adama” diye imzalanmış) bunlardan bazıları. Fotoğraflara gelirsek, Türkiye’nin dört bir yanından, özellikle de İstanbul’dan okullar, sokaklar, caddeler, stadyumlar, parklar, meydanlar, 19 Mayıs törenleri, köylü çocuklar, işçiler, ata binenler, tenis oynayanlar, piyano çalanlar... Türkiye’nin toplumsal yaşamına dair ne varsa büyük bir titizlikle fotoğraflamış Pferschy. Romantik bir adamın objektifinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına, o yılların Türkiye’sine gittiğimizde, aklımıza Tarık Dursun K.’nın “Hiçbir şey değişmemişti doğruydu. Hiçbir şey değişmiyordu, doğruydu; hiçbir şey değişmeyecekti, o da doğruydu.” sözü geliyor. Değişen, Pferschy’ye olan vefa borcunun ödenmesi sadece.





Othmar Pferschy: Türkiye’yi dünyaya tanıttı



Türkiyeyi dünyaya tanıtan fotoğrafçı Othmar Pferschy, 1898’de Avusturya’da doğdu. 1926’da İstanbul’a geldi. Dileği, turist olarak birkaç hafta kalmaktı. Bir gazetede gördüğü ilan üzerine, Pera’nın tanınmış fotoğrafçılarından Jean Weinberg’in yanında işe girdi. 1931’de Beyoğlu’nda ilk stüdyosunu açtı. 1932’de 2007 sayılı yasa ile Türk vatandaşı olmayanların fotoğrafçılık gibi bazı mesleklerde çalışma yapması yasaklanınca Kahire’ye gitmeye karar verdi. Matbuat Umum Müdürü Vedat Nedim Tör’ün ısrarıyla, “Kemalist Türkiye’nin uzman fotoğrafçısı” olarak 1935’ten 1940 yılına kadar Matbuat Umum Müdürlüğü’nde çalıştı. 2007 sayılı yasa öne sürülerek yapılan ihbarlar artınca çalışma izni iptal edilerek, ticari fotoğraf çekmesi yasaklandı, yalnızca İstanbul’da çalışmasına izin verildi. 1969’da, “ikinci vatanım” dediği Türkiye’yi terk etti. 1984’te Münih’te öldü.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious