Say'ın düne damga vuran açıklamaları için kim ne dedi?

Say'ın düne damga vuran açıklamaları için kim ne dedi?.15311
  • Giriş : 15.12.2007 / 19:01:00

Türkiye, ünlü piyanist Fazıl Say'ın Alman gazetesine verdiği röportajda sarfettiği sözleri tartışıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ünlü Piyanist Fazıl Say'ın Alman Süddeutsche Zeitung Gazetesi'yle yaptığı söyleşide söylediği sözler düne damgasını vurmuştu. "Biz artık azınlıkta kaldık, dışlanıyoruz. Çankaya’daki davete bile beni çağırmadılar. Böyle giderse, bir kızım var onu da alır yurt dışına giderim." diyen Say'ı eleştirenlerde oldu, destekleyenlerde... İlk cevap Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'dan geldi. Günay, "Kaygıları yerinde değil. Türkiye'nin geleceği ile ilgili kaygıları olmasını anlamıyorum" dedi. Say'ın söyleşisinde Çankaya resepsiyonuna davet edilmediği yönündeki beyanı üzerine, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den de cevap gecikmedi. Gül, Kazakistan ziyareti sırasında, Say’ın sözleri ile ilgili soru üzerine, "Olur mu öyle şey. Sayın Say, dünyaca ünlü bir piyanistimiz" derken, Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever de, "Fazıl Say, Köşkü’ün davetliler listesindeydi, neden gelemedi bilemiyorum" açıklamasını yaptı.
Hürriyet’e bilgi veren Köşk Protokol Müdürlüğü de, Gül’ün 7 Eylül’de verdiği ikinci resepsiyona davet edilen Say’ın ne kendisinin ne de davetiye iadesinin Köşk’e gelmediğini açıkladı.

DÜNYACA ünlü piyanist Fazıl Say’ın, sözleri, dün Meclis’te de günün konusu oldu.


Meclis’teki Say’a ilişkin değerlendirmeler özetle şöyle:

Dengir Mir Mehmet Fırat (AKP Gn. Bşk. Yrd.) Sayın Say da bu özgürlüğe sahiptir, saygı duyar ve çok da fazla üzüntü duymam.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP Gr. Bşk. Vek.): Kaçmak çözüm değil. Ülkede kalarak aydınlık için savaşmak gerekir.

Mehmet Ekici (MHP Gn. Bşk. Yrd.): Bazı insanlar Türkiye’nin yaşanabilir ülke olmaktan çıktığı kanaatindeyse hükümetin alması gereken dersler vardır.

Gültan Kışanak (DTP): Benim böyle bir kaygım yok. Başörtüsü gibi simgesel bir konudan yola çıkıp bu tür yorumlar yapılması doğru değil.

Fazıl Say'ın açıklamarı Sanat dünyasında da yankı buldu.

Sanatçı - Yazar Zülfü Livaneli Say'ın açıklamalarıyla ilgili: "Fazıl Say'ın bu sözleri nedeniyle yargılanmamalı; yargılamak kolay ama ne oldu da Fazıl Say bunları söyleyecek duruma geldi. Önemli olan bunu sorgulamak" diye konuştu.

Tiyatro sanatçısı Semih Sergen'se: "Fazıl Say'ın ülkedeki siyasi tablo hakkındaki düşüncelerini paylaştığını ancak "Türkiye'yi terk edeceğim" ifadesinin "katı" olduğunu" söyledi

Türkiye'nin ve dünyanın en önemli orkestra şeflerinden Cem Mansur, Fazıl Say'ın gibi Türkiye'ye terk etmeyi düşünmediğini açıkladı.

1993 yılında Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olduğu, Matild Manukyan'ın vergi rekortmeni olduğu bir ülkede yaşayamam diyerek Türkiye'yi terkeden Yalçın Küçük, odatv'ye yaptığı açıklamada türban yüzünden ülkeyi terkedeceğini söyleyen Fazıl Say'a tavsiyeler de bulundu.Ben Fransa'ya giderek korkaklık yapmışım diyen Yalçın Küçük sözlerine; "Fazıl Say'ın bundan rahatsızlığını dile getirmesi çok sevindiricidir. Paris'e gönülül sürgün olarak gittim ama bu yaptığım korkaklıktır. Benim dağa çıkmam lazım. Fazıl gençtir, Lozan'a gitmek yerine dağa çıksın. Babası benim arkadaşımdı, ateşli solcuydu Fazil'ın yaşlarında, O da yardım eder silah verir" diye devam etti. Küçük sözlerini, "Fazıl benim sözlerimi ciddiye alır mı bilmem ama demek ki başka bir aşamadayız" diye bitirdi.

Kürşat Başar: "Sanatçı çeşitli durumlardan etkilenebilir. İstese istediği ülkeye yerleşebilir Fazıl. Mesele o değil. Benim de demokrasiyle ilgili kaygılarım var. Bu yeni bir şey değil. Demokrasiyle ilgili sorunlarımız hep oldu." derken, oyuncu Ayten Gökçer "Fazıl Say gibi bir değerin Çankaya'ya çağrılmayacağını asla düşünmem. Onlar türban takıyor diye Türkiye'yi mi terk edeceğiz. Herkesin inançları kendine. Yeter ki siyasi maksatla kullanmasınlar. Say'ı ya birileri dolduruşa getirdi. Asla böyle bir şey yapmasın. Ben ülkemi hiç bir koşulda terk etmem. Mücadelemi yaparım." şeklinde konuşuyor.

Yazar Buket Uzuner, Say'ın tespitlerine katıldığını belirtiyor ve "Say gerçekte Türkiye Cumhuriyeti rüyasının bittiğini söylüyor aslında. Ben de aynı görüşü paylaşıyorum. Cumhuriyetin ilkelerinden uzaklaşıldığı, sapmalar olduğu ortada. Bunun hayal kırıklığını hepimiz yaşıyoruz. Türkiye'de şu anda 'Ilımlı İslam' rüyası yaşanıyor."şeklinde konuşuyor.

Müzisyen Kerem Görsev Fazıl Say'ı "olgunluğa" davet ediyor: "BEN asla ülkemi terk etmem. Demokrasiler var. Say herhalde duygusal bir açıklama yaptı. Yani kendini bağlar açıklaması. Bana kalsa biz hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız. Biz iktidar olursak öteki taraftaki insanların da biraz serzenişleri olacaktır ama alışacaklardır. Daha olgun bakmak lazım."

Sinema sanatçısı Tarık Akan da Say'ın tespitlerine katılanlar arasında, ama ülkeyi terketme fikrine katılmıyor: "Acı ve gerçeklik payı olan bir olay. Çünkü ülke bu politikalarla gittiği müddetçe 5-10 yıl içerisinde artık bu ülkede yaşanmayacağını söylüyor Fazıl. İran'da nasıl Aydın insanlar ülkelerini terk ettiler. Bir korku var ülkede. Ama ülke terk edilmemeli."

Fazıl Say'a en sert sözler ise Ara Güler'den : "Say kendini bir b.. zannediyor. Bu Fazıl kim ki? Cumhurbaşkanı'nın kabul ettiği adamlar, ilk kültür bakanımız Talat Sait Halman ve büyük tarihçimiz Halil İnalcık'tır, bu Fazıl Say kendini onlara eş mi görüyor!"

Yazar Pınar Kür,: "Ben de endişeli olduğumu söyleyebilirim. Benim de aklımdan geçmedi değil. Azınlıkta kaldığımı hissediyorum. Beni Çankaya Köşkü'ne çağırdılar ama ben gitmedim o başka konu. Başı bağlı bir ev sahibesine gitmem."

Oktay Ekşi (HÜRRİYET): "...Sadece Fazıl Say’ın değil, ülkemizin giderek daha koyu bir ortaçağ zihniyeti karanlığına yuvarlandığını gören her insanımızın endişesini yansıtıyor...(AKP) Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat gibi de bakıp, Fazıl Say’larıyla iftihar eden uygar bir ülke olmaktan çıkar, dünyaya sığır çobanı kafasıyla bakan insanların ülkesi olursunuz.

Tufan Türenç (HÜRRİYET) : "...Laik demokratik cumhuriyet ilkelerine, çağdaşlığa ters düşen gelişmeler insanların ruhlarında çöküntülere neden oluyor...Sanatçılar ise bundan çok daha fazla etkileniyorlar. Ülkedeki tersine gidiş Fazıl Say’ı bu noktaya getirdi. Türkiye talihsiz bir dönemden geçiyor. Toplumun günlük yaşam özgürlüğü ciddi şekilde tehlikede. Laik, demokrat, çağdaş kafalı insanları içine alan cendere giderek daralıyor.

Ertuğrul Özkök (HÜRRİYET) : "..."Ülkemi terk edebilirim" diyen Fazıl Say’ı anlamaya mı çalışacağız... Yoksa "Türkiye demokratikleşirken, Fazıl Say neden maraza çıkarıyor" deyip onu yerden yere mi vuracağız? Ben kendi tavrımı şimdiden açıklıyorum. Fazıl Say’ı anlamaya çalışacağım. Fazıl Say’ın AKP hükümeti ile ilgili eleştirilerine katılıyor muyum? Bir ölçüde evet. Fazıl Say’ın AKP hükümeti ile ilgili eleştirilerine katılıyor muyum? Bir ölçüde evet. Ama bütün bunlar var diye Türkiye’yi terk etmek gerekir mi sorusuna da "Evet" cevabı veremiyorum. Hayır, Türkiye kesinlikle böyle bir noktada değil. Olacağını da sanmıyorum. Dahası ne Cumhurbaşkanı’nın, ne de Başbakan’ın böyle bir Türkiye istediğine de inanmıyorum. Hepimiz böyle bir turnusol sınavından geçiyoruz. Çünkü korkular artık, hepimizin en kuvvetli ideolojisi olan "hayat tarzına" dayanmıştır.

Yalçın Bayer (HÜRRİYET): ...Say, tam da bir ’AB elçisi’ tavrıyla konuşuyor...Benim kendisine önerim, ABD’ye, Orhan Pamuk’un yanına gitmesidir...Tatlı su aydınlarının ulusal duyarlılıklarının olmadığı; vatan, millet, egemenlik, bağımsızlık, cumhuriyet, laiklik ve benzeri konularda söyledikleri her şeyin de aslında ’ben-merkezli’ ve çıkar eksenli olduğunun açık kanıtıdır Fazıl Say’ın tavrı...

Cengiz Semercioğlu (SABAH): "...Şimdi herkesin ağzında, yurtdışına kaçmak moda oldu. Kimse kalıp da bu ülkenin daha iyi olması için kafa yormayacak anlaşılan. "Ya sev ya terk et" gerçek mi oluyor yoksa? Ülkenin bu halini sevmeyenler, terk etme türküsü çığırmaya başladı bile...

Emre Aköz (SABAH): "...Bence Fazıl Say'ın bir yere gideceği yok. Reklamını yapıyor. Ama bu durum yukarıda yazdıklarımı değiştirmiyor."

Ergun Babahan (SABAH): "...Eğer bir sanatçı, kendini içinden çıktığı topluma yabancı hisseder hale gelmiş, ülkeyi terk etmeyi bile düşünecek bir yalnızlığa itilmişse, bunun üzerinde durmak gerekir...Eğer bazı insanlar yaşam biçimleri konusunda bir endişeye kapılmışsa, öncelikle yıllardır aynı nedenle sıkıntı çekenlere de bir empati göstermek, onları anlamak durumunda olmalıdır...Bu ruh halini anlamak ve çözüm yolları bulmak iktidarın acilen çözmesi gereken bir sorundur.

Özlem Albayrak (YENİŞAFAK): "...endişe etmemeli Fazıl Say; bu toplumun yüzde 99'u daha önce Mecusi'ydi de, AK Parti gelince İslam'ı seçmedi. Hiç merakı olmasın, o yüzde 30 zaten meydanı kimselere bırakacak gibi durmuyor."

Ahmet Turan Alkan (ZAMAN): Diyorsun ki, "Biz artık azınlıkta kaldık, dışlanıyoruz. Çankaya'daki davete bile beni çağırmadılar..." İyi de, güzel Fâzıl aabim benim, Çankaya'daki davete sen davet edilmedin de, biz % 70 olaraktan kırmızı mumlu davetiyle ile çağrılmış değiliz ki; her camiânın kendine göre bir "creme de la creme" tabakası var! Anlayacağın biz de çağrılmadık ama bu kadar eften-püften şeyleri mesele yapıp "bırakın, gideceğimm" diye huysuzlanmadık. Zaten senin gibi horozlansak da gidecek bir yerimiz yok bizim: Orta Asya çok uzak, İran-Suudi Arabistan ayağımızı sıkar; Avrupa'yı dersen bastırmıyorlar bile. Ee?..

Derya Sazak (MİLLİYET): "...İslamcı yükseliş karşısında cumhuriyetçi kuşaklardaki "kaybetmişlik" duygusunun ifadesi Fazıl'ın sözleri... Neyseki Fazıl Say'ın "İleride Türkiye'den ayrılabilirim" açıklamasının gerekçesi yaşamsal bir "tehdit"e dayanmıyor. Humeyni'den sonra İranlı aydınların yaşadığına benzer bir tutumu çağrıştırıyor Say'ın tepkisi! Madem ülke İslama kayıyor, kalkıp gidelim! Sonra ne olacak? Birileri mücadele eder, ülkede işler yoluna girer, eh o zaman döneriz!

Mustafa Mutlu (VATAN): "Ben olmazsam ne değişir?" deme sakın... Aydınları, lokomotifleridir toplumların. Bu yüzden senin dünkü gazetelere yansıyan sözlerinin bile başlı başına talihsizlik olduğunu düşünüyorum. Çık ve hemen yalanla o sözleri Fazıl: "Buradayım" de..."Bir yere gitmiyorum" de... "Sonuna kadar çağdaş, laik değerlerin savunucusuyum" de... De ki; yılgın, umutsuz, biçare yüreklere su serp!"

Engin Ardıç (AKŞAM): "..Bazı kişiler ne çok seviyorlar, ne çok özlüyorlar yahu Çankaya’ya çağırılmayı...Bildiğimiz kadarıyla İsviçre Konfederasyonu dönem başkanı Bayan Micheline Calmy-Rey’in de Bern davetlerine piyanist çağırmak gibi bir alışkanlığı yok, Fazıl üzülecek...Gidip de oralarda “Jöntürkçülük” oynayacak adam değilim. Burada doğdum, burada öleceğim. Ben buralıyım. Ben Türkiyeli Türk’üm. Üstelik de fena halde İstanbullu. “Bir Fransız köyünde doğmadığıma bin pişman” olduğumu söyleyenlere saygısızlıklarımla arz ederim..

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious