Saylan'a rahmet dilenir mi dilenmez mi?

Saylan'a rahmet dilenir mi dilenmez mi?.15994
  • Giriş : 28.05.2009 / 03:40:00
  • Güncelleme : 27.05.2009 / 23:56:12

Türkan Saylan’ın ölümüyle İslami camiada “Saylan’a rahmet dilenir mi dilenmez mi?” tartışması çıktı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Saylan'ın Müslüman olmadığını düşünen bazı yazarlar, "hayatı başörtülülerle, imam-hatiplilerle ve Kur'an Kurslarıyla mücadeleyle geçmiş birisine 'Allah rahmet eylesin' demenin yanlış olacağını" söylüyor.

Bazı yazarlar ise her şeye rağmen ölen birisi eğer Müslüman ise arkasından ona rahmet dilemenin İslam'ın emri olduğunu savunuyor.

Anlaşılan hayatta olduğu dönemde sürekli konuşulan bir isim olan Saylan, ölümünün ardından daha çok konuşulacak, tartışılacak. Cihan Aktaş, köşesinde Türkan Saylan'a Allah'tan rahmet dilediği için “Sen inanmayan birisine nasıl dua edersin” şeklinde yüzlerce tepki maili aldığını yazdı ve ikinci bir yazıyla kendisini savundu.

Gerçek Hayat dergisi de “Biz böyle bilirdik” başlığıyla Türkan Saylan'ı son sayısında kapak yaptı. Saylan'ın ağırlıklı olarak eleştirildiği haberde, “Allah Rasülü'nün ismini taşıyan bin gencin orkestra şefi olmasını ironik bulan biri için aynı Allah'tan rahmet dilemek bir o kadar ironik ama neyleyelim ki emir böyle! Allah rahmet eylesin, taksiratını affetsin” denildi. Saylan için rahmet dilemek gerçekten emir mi? İslam'da böyle bir zorunluluk var mı?

Vakit yazarları Hasan Karakaya ve Abdurrahman Dilipak'a göre ise böyle bir emir yok. Her iki yazar da “inanmayan birine rahmet dilemeyiz” dediler.

KİM NE DEDİ?

Hasan Karakaya:

ÖZÜR DİLEMEM RAHMET DE

Türkan Saylan'ı sevmek zorunda değilim... Onun için, imam sorduğunda “iyi bilirdik' diyemem!” Türkan Saylan, hayatı boyunca benden, benim gibi düşünenlerden ve inançları gereği örtünen hanımlardan/öğrencilerden hep “nefret” etti!.. Bizlere ve inancımıza karşı hep “savaş” verdi, bir an için bile olsa esnemedi!.. Hatta, “son nefesine kadar savaştı” dindarlarla!.. Hayır, buna rağmen nefret etmiyorum ondan; ama sevdiğimi söyleyemem!.. Dedim ya;

“Özür” de dilemiyorum, “rahmet” de!.. İmam efendi, soracak bugün; “Mevtayı nasıl bilirdiniz?” Hayır, iyiliğine şahadet edemem!.. “Ölülerin arkasından konuşulmaz” diye bir kural yok... Bu konuda “dini bir hüküm” de yok!..

Cihan Aktaş:

RAHMET DİLİYORUM

Peki, Saylan'ı bu yönleriyle eleştirirken öfkelerini onun Yaratan'ının rahmetinden uzak olmasını dilemeye kadar vardıran dindarlar ne kadar evrenselci ve hakkaniyetli olabiliyorlar? Sözünü ettiğim yazıma yapılan kimi yorumlarda, Saylan'a rahmet dilemiş olmam vahim bir hata olarak görülüyordu, dindarlık adına.

Bir insan büyük acılar çekerek ölmüş, Müslüman olduğunu da bildiriyor üstelik, rahmet diliyorum, Allah'ın yarattığı bütün kullarına yönelttiğim merhametim ve anlayışımla. Bunu yaparken de Ebubekir (r.a.)'ı hatırlıyorum. Kimse cehennem ateşinde yanmasın diye, varlığının bütün cehennemi dolduracak kadar genişlemesini istemişti o.

Gerçek Hayat (Kapak haberi):

İRANİ OLACAK AMA RAHMET DİLİYORUZ

Allah Rasülü'nün ismini taşıyan bin gencin oreksta şefi olmasını ironik bulan biri için aynı Allah'tan rahmet dilemek bir o kadar ironik ama neyleyelim ki emir böyle! Allah rahmet eylesin, tasiratını affetsin.

Abdurrahman Dilipak:

BEN CENAZE NAMAZINDA YOKUM

Yaşarken, “Kur'an-ı Kerim”e Arapların 1400 yıl öncesinde kalmış masalları diyecek, insanlara, çocuklarınızı Kur'an-ı Kerim öğrenmeye değil, bale öğrenmeye gönderin diyecek, okullarda namaz kılınmasını irticai eylem olarak görecek, sonra da bunları söyleyenleri getirip önümüze koyup, buyurun cenaze namazını kılın diyeceksiniz.. Önce siz “buyurun cenaze namazına”..

Siz yoksanız, isteyen kılsın, ben de yokum.. Sahi inanmadığınız halde niçin buradasınız? Ölünüzü niçin krematoryuma ya da kiliseye filan götürmüyorsunuz da bize getiriyorsunuz? Müslümanlık, sizin gözünüzde herkesin kullanımına açık Public Domain, fason bir marka mı? Herkesin “Otomatik Müslüman” kabul edildiği laik bir cumhuriyet burası! Sahi laik bir cenaze töreni nasıl yapılır?

Nihal Bengisu Karaca:

ALLAH RAHMET ETSİN DİYELİM

Türkan Saylan'ın ölümü her ölüm kadar acıydı, her ölüm kadar saygı ve ta'zim gerektiriyordu. Allah rahmet etsin diyelim, hatta 'Allah zahmet etsin' diye yazıp-çizenlere de itiraz edelim.

Fatma Karabıyık Barbarasoğlu:

İNANLAR İÇİN HAYAT KOLAY

Cüzamı yok etmek için canla başla savaşmış prof dr, kendini "haydi kızlar okula" kampanyasına adamıştı. Ama bazı kızların okula gitmesini istiyordu sadece. Öteki kızları yok sayıyordu. Öteki kızlar ile göz teması kurmaktan kaçınıyordu. Söylemi Nur Sertel ve Necla Arat kadar doğrudan değildi belki. Ama o da diğerleri gibi, hem feminist hem Kemalist olunabileceğine iman edince, esnekliğini kaybeden bir katılıkla kendini muhkemleştirince, laiklik semasına çekilen bayrak oluverdi. Laiklik semasında dalgalanmak isteyen "bayraklar"ın nazarında özgürlük ve haklar sadece bazıları içindi.

Ayet-i kerime “Her nefs ölümü tadacaktır” buyuruyor. Türkan Saylan tattı. Sıra bize de gelecek elbet. İnananlar için hayat daha kolay. İlahi adalete inandığımız için bekleme estetiğini daha içten yaşama şansına sahibiz.

Ahmet Taşgetiren:

TANRININ ALANINI SINIRLANDIRDI

Türkiye'de laiklik yorumu “Tanrının alanını sınırlandırmak” şeklinde yapılırken ve “Çağdaş yaşamcılar” bu misyonu bayraklaştırırken, Tanrı'nın huzuruna giden bir insanın oradaki durumu kolaylaşmıyor, zorlaşıyor.
Türkan Saylan, zaman zaman Yasin okurmuş. Bunu “Hoca” İhsan Özkes söylüyor. Çok iyi. Siz, o cenazeye katılanlardan yüzde kaçının Türkan Saylan'ın arkasından Yasin okuyacağını düşünüyorsunuz?

Zübeyde Hanım, Darüşşafaka'ya 20 bin kuruş bağışlamış, burada okuyan çocuklar, Kadir Gecelerinde hatim indirsinler diye de vasiyet etmiş. Darüşşafaka Cemiyeti Başkanı, “Siz şimdi bu vasiyeti yerine getiriyor musunuz?” şeklindeki soruyu, “Zaman değişti, o günkü şartlar şimdi yok” diye cevaplandırıyor.

Esra Elönü:

ALLAH'A DÜRÜST OLMALIYIM; HAKKIMI HELAL ETMİYORUM

Deney tüplerinde yasak fokurdatıp dumanını bize çektiren prangalı bilim adamlarına ve ikna odası mezarlığını açıp onurumuzu diri diri gömmeye çalışan SERT er despotluğuna, Tevhideyi yerin dibine sokup kelepçeli vals ilkeleriyle kara dosya kıvıran kıvrak vicdanlı hakimiyete, üç dakikalık karanlık eylemi yaparak elektrik idaresini örtüye kontak ettiren o zamanki DEVLET tiyatrosu replikçilerine ve suflörlerine hepsine hakkımı helal etmiyorum.

8SÜTUN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*