Seçim öncesi piyasalar nasıl olur?

  • Giriş : 14.05.2007 / 00:00:00

Para piyasaları, belirsizliği sevmez. Belirsizlik ortamı, piyasaları tedirgin eder.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ticarî faaliyetler üretim ve yatırım, durma noktasına gelir. Çarşı pazar sessizliğe bürünür. Geçmişte, siyasetin istikrarsız olduğu ve demokrasinin önünün kesildiği dönemlerde, piyasalarda bunlar hep yaşandı.
Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen; başta e-muhtıra olmak üzere, Anayasa Mahkemesi'nin cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili iptal kararı ve sonrasındaki siyasi gelişmeler, piyasalarda ani bir belirsizlik oluşturdu. Hükümet, seçim takvimini öne alma kararı alarak, belirsizliğin en kısa sürede giderilmesine yöneldi. Genel seçimin 22 Temmuz'da yapılması kararı kesinleşince piyasalardaki belirsizlik kısa sürede aşıldı. Sonrasında, ertelenmiş belirsizliğin giderilmesine yönelik olarak; cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri yeniden düzenleyen Anayasa Değişikliği, demokrasiye inanmış bir grup muhalefet milletvekilinin de desteğiyle gerçekleştirildi.

Şimdi top Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer'de. Sayın Sezer'in, giderayak bir sürpriz yapmazsa, bu yasaları veto edeceği, piyasalar tarafından biliniyor. Hükümet veto edilen yasaları mevcut şekliyle yeniden Cumhurbaşkanı'nın onayına sunacak. Cumhurbaşkanı yetkisi gereği; ya yasayı onaylayacak veya referanduma götürecek. Bu beklentilerin satın alındığı da, söz konusu yasaların Meclis'te kabulünden sonra, para piyasalarında fiyatların e-muhtıra öncesine dönmesinden anlaşılıyor.

Beklenmedik bir değişiklik olmazsa, Türkiye 22 Temmuz'da genel seçime gidecek. Halk tercihini sandıklara yansıtacak. Bazı çevreler şimdiden sandıktan çıkacak hükümeti biliyormuş gibi, koalisyon hükümeti kurma gayretlerine girdi. Türkiye çok yakın zamana kadar ikili, üçlü ve hatta 1980 öncesinde dörtlü koalisyonlarla yönetildi. Koalisyon hükümetleri, çoğu zaman demokrasinin önü kesilerek bozuldu. Son olarak; koalisyonlardan ve ülkedeki istikrarsızlıktan bunalan halk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde bu partileri sandığa gömdü. Eğer iki ay on gün sonra yapılacak genel seçimde koalisyon olasılığı ağırlık kazansaydı, bugünden piyasalar beklentiyi satın almaya başlardı. Döviz fiyatları ve faiz oranları yükselir, Borsa endeksi düşer, emlâk alımları hızlanırdı. Ticarî faaliyetlerde mal stokları yapılmaya başlanır, Hazine, iç borçlanma ihalelerinde mevcut oranlardan daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalırdı. Yine eski günlere dönerek rantçılar piyasalarda boy göstermeye başlardı. Kamu kurumlarının halka arz veya özelleştirme ihalelerine rağbet olmazdı. Yabancı yatırımcılar yavaş yavaş ülkeyi terk ederdi.

Piyasalar analiz edildiğinde, bugünlerde böyle bir telaş görünmüyor. Olma olasılığı da çok zayıf. Döviz piyasaları olduğundan da sakin, fiyatlar dibe vurmuş durumda. Altın piyasasında alıcılar yok denecek kadar az, satıcılar çoğunlukta. Geçen haftaki bu ayın en yüklü iç borç ihalesine katılım yüksekti. Hazine, piyasa beklentilerinden daha düşük faiz oranıyla borçlandı. İzmir Limanı işletme hakkı ihalesi yüksek fiyatla devredildi. Halkbank'ın halka arzında, talep toplamada yeni rekorlar kırıldı. Borsa'da işlem gördüğü ilk gün, hisse senedinin fiyatı yüzde 12 yükseldi. Borsa'nın işlem hacmi 2 milyar 985 milyon YTL ile yeniden rekora koştu. Bütün bu gelişmeler, mevcut düzenin sürmesini isteyen ve istikrarsızlığı reddeden göstergeler. Önceki gün Merkez Bankası, 20 bankanın katılımı ile gerçekleştirdiği mayıs ayının ilk dönem beklenti anketini açıkladı. Ankete göre; bu ay ve yıl sonunda enflasyon, carî açık, büyüme ve döviz fiyatları gibi göstergelerde bir öncekine göre bozulma yok. Bu da, piyasalar için önemli bir gösterge. Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşları seçime kadar Türkiye ekonomisinde bozulma olmayacağını açıkladı. Sadece geçici gördükleri siyasî gelişmelere dikkat çekti. Hükümet iş başında ve ekonomideki bozulmaya geçit vermiyor. Para piyasaları 20 yıl sonra ilk kez genel seçime endişesiz gidiyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious