SEÇİM SOHBETLERİ – SAADET

SEÇİM SOHBETLERİ – SAADET.49062
  • Giriş : 05.03.2009 / 20:55:00
  • Güncelleme : 05.03.2009 / 22:30:33

Büyük Birlik Partisi ile başlayan röportaj dizimiz Mehmet Bekaroğlu ile devam ediyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yerel seçime sayılı gün kaldı. En çok oyu alan İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Başkan koltuğuna oturacak. Misyon büyük olunca yarış da heyecanlı ve çekişmeli oluyor.

 

Numan Kurtulmuş'la yeni bir ruh yakalayan Saadet Partisi, İstanbul için Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu'nu aday gösterdi.

 

Bekaroğlu'nu ziyaret ettik ve seçimi kazanma şansından rakip partilerin tutumlarına kadar birçok konuyu ayrıntılarıyla konuştuk.

 

Bekaroğlu kazanacağından emin görünüyor. Öte yandan da AK Parti'yi eleştiriyor. Onları, sözlerini suiistimal etmekle suçluyor. “CHP zihniyeti”ne ise göndermelerde bulunuyor.

 

***

Röportaj: Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni

Redakte: Emine Yaman

 

***

 

“YENİ BİR MUHALEFET KURMAYA ÇALIŞIYORUZ”

 

— Seçimi kazanma şansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yüzde kaç?

 

Yüzde yüz! Aday böyle diyecek. Biz elbette bütün adaylar gibi seçimi kazanmak istiyoruz. Ama biz Saadet Partisi olarak seçimi almanın ötesinde bir şey yapıyoruz. Türkiye'de kurulmuş olan bu ikili siyasi yapıyı kırmaya, muhalefeti yeniden örgütlemeye çalışıyoruz. Dolayısıyla büyükşehir ve bütün ilçe belediye başkanlığı seçimlerine asılıyoruz, çalışıyoruz. Numan Kurtulmuş'un başkanlığında Saadet Partisini yeniden kurmaya çalışıyoruz. Bunu çok önemli bir iş olarak görüyoruz. Çünkü Türk siyaseti tıkanmıştır, yol alamıyor. Siyaset 3 Kasım 2002'den bu yana ikili bir yapıya sıkışmış hiçbir şey üretemiyor. Sadece değerler, kimlikler üzerine siyaset yapılıyor ya da yapılıyor gibi gösteriliyor. Adeta seçim değil sayımlar yapılıyor. Şehirlerin hiçbir sorunu konuşulmadan seçimler yapılıyor. Biz bunu kırmak ve bu ülkenin vicdanı üzerinden yeni bir muhalefet kurmaya çalışıyoruz. Bunun belli başına bir amaç olduğunu düşünüyoruz.



— Saadet Partisi  az öncede söylediğiniz gibi Numan Kurtuluş ile iyi bir sinerji yakaladı. Bu sinerji, bu aksiyon sizin seçim sürecinizi nasıl etkiler ?

 

Olumlu etkiliyor tabi. Saadet Partisi önceki seçimlerde hep Refah Yolu hükümeti dönemindeki ekonomik uygulamaları gibi şeylerle hatırlanıyordu. Teşkilat da bunları anlatıyordu. Şimdi ise biz Türkiye'ye “gelecek gösteriyoruz”. Numan Kurtulmuş'un Genel Başkanlığındaki Saadet, Türkiye'nin geleceği. Dolayısıyla bu çok olumlu bir hava oluşturuyor.

 

“İSTANBUL, İstanbul OLMAKTAN ÇIKACAK”

 

— Siz seçimi kazanırsanız İstanbul ne kazanacak?

 

Bir defa İstanbul'u kazanacağız. Çünkü bütün bu yıkım “procelerini” durduracağım. Evet, ben bunlara proje değil proce diyorum. Eğer şuandaki yönetimin elindeki İstanbul beş sene daha giderse İstanbul diye bir şey olmayacak. Bu kentsel dönüşüm dedikleri - tabi kentsel dönüşüm burada çok yanıltıcı bir kavram olarak kullanılıyor - aslında bir yağmadır. İstanbul kendi kimliğini kaybedecek bir yere doğru gidiyor. Hatırlarsanız geçen seçimde Kadir Bey ve Tayyip Bey “Dubai modeli”nden söz ediyorlardı. Buna karşılık da şimdi Kılıçdaroğlu, “Paris modeli”nden bahsediyor. Birisi Dubai, birisi Paris yapacağım diyor. Eğer bunların elinde kalırsa ya da öbürlerinin eline geçerse İstanbul, İstanbul olmaktan çıkacak. Biz; “İstanbul , İstanbul olarak kalsın” diyenlerdeniz. Yani Dubai modeli ve Paris modeline karşı İstanbul'u savunuyoruz. Biz, İstanbul'un devasal sorunlarına çözüm bulacağız. Trafikten depreme, suya, sosyal belediyeciliğe kadar çok önemli düşüncelerimiz var.



              “SÖZLERİM AK PARTİ TARAFINDAN İSTİSMAR EDİLDİ”

 

—  Başbakan Erdoğan'a “Sayın Başbakan siz de işçi öldürmesini iyi bilirsiniz” diye seslendiniz. Erdoğan'ın Davos'ta ki bu çıkışı gündeme olmuştu. Sizin de bu sözleriniz seçim öncesinde gündem oldu. Bu ithamınız parti içerisinde konuşuldu mu? Nasıl değerlendirildi?

 

Konuşuldu ve bu sözlerim özellikle AK Parti olmak üzere muhaliflerimiz tarafından da istismar edildi. Ben, halkın soyutlama yeteneğinin yeteri kadar geliştiğini düşünüyorum. Bu siyasetçiler halkı gelişmemiş olarak görüyor. Başbakanın Davos'taki çıkışını ben de alkışladım. Peki arkası geldi mi? Niye daha önceki tanklara binip, Filistinlileri öldürmekten büyük zevk alan Başbakanlarla bu kadar fazla muhabbet içindeydi. Ben bir benzetme yaptım. Diyorum ki: “Tuzla'da, Davutpaşa'da ve daha birçok yerde ölenler ile Filistin'de ölenler aynı.” Bu ölümler yatırım yapılarak, insanın alacağı tedbirlerle önlenebilirken bu tedbirler alınmıyor, bu kadar küçük yatırımlar kar hırsyla yapılmıyor. İnsanlar ölüyor. Bunlar kaza falan değil. Bu tedbirlerin alınmasını sağlamayarak işçilerimizi öldürmeye devam ediyoruz. Ben bunu anlatmaya çalıştım. Başbakanı Peres'e benzetmekle ne ilgisi var bunun? Bir insanı öldürmek ile bin tane insanı öldürmek arasında fark yok ki. Bu söylediğimi bu millet anlamıyor mu? Anlıyor ama art niyetler bunu kötü tercüme edip, yaymaya çalışıyor. Bu aslında AK Parti'de bir Saadet Partisi korkusunun büyümekte olduğunun en önemli delillerinden biridir.

 

“CHP ZİHNİYETİ LAİKLİĞİ PARİS'TEN ALIYOR”

 

—  AK Partililer için “değiştiler” dediniz. Neden değiştiler? Değişirken neleri değiştirdiler?

 

Neden değiştiklerini onlara sormak lazım. Biraz evvel insanla verilen önemle olan en basit örneği verdim. Bizim bir medeniyet iddiamız var. Bu medeniyetin merkezinde insan var. Her şey insan için. Biz adaleti ayağa kaldırmak için siyaset yapıyoruz. Kafamızı meşgul etmesi gereken şeyler insanlar için ne yapılabilir. Ama şimdi bazıları rant ne olur, bu ihale kime verilir, kime satılır nasıl satılır bunun peşinde. Bu bir medeniyet değiştirmek demektir. Medeniyet iddianı ötelemek demektir. Az önce güzel bir örnek verdim: Birisi Dubai diyor, birisi Paris diyor. Yıllardan beri bu ülkede yerleşik CHP zihniyeti Paris diyor. Laikliği de Paris'ten alıyor.

 

“YIKARIM O SÜLEYMANİYE'Yİ!”

 

Biz buna karşı çıktık. Biz “İstanbul” diyoruz. İstanbul' u bu kentsel dönüşüm projeleri ile İstanbul olmaktan çıkarıyorlar. Medeniyet iddiası olan bir siyasi parti, tarihi insansızlaştır mı? Eğer Süleymaniye Camisinde insanlar sabah namazlarını kılamayacaksa ne anlamı var Süleymaniye'nin? Yıkarım o Süleymaniye'yi. Süleymaniye turistler gelsin gezsin diye mi imar edildi? Ben bunu anlatmaya çalışıyorum.



“YOLSUZLUKLARI ÖNLEMEK İÇİN SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK GEREKİR”

 

— İstanbul Büyükşehir Belediyesinde usulsüzlükler tespit ettiniz. Geçtiğimiz günlerde gazetelerde bu yayınlandı. Belediye Başkanı olmanız durumunda siz  belediyecilikte nasıl bir şeffaflık yolu izleyeceksiniz?

 

Biz bir polis, müfettiş değiliz. Bu bizim işimiz bu değil. Dosyalar bize de seçim kampanyasına başlamadan önce gelmeye başladı. Biz, dosyaları getiren insanları savcılıklara yönlendirdik. Ancak biz, bize gelen dosyalardan bir tanesini iyice inceledikten sonra bu cambaz oyununu bozmak için hukukçu kardeşlerimizin de onayını aldıktan sonra açıkladık. Bunu yapmaktaki amacımız çok açık. Ben yolsuzlukların böyle polisiye tedbirlerle önlemenin mümkün olmadığını bilen insanlardanım. Elbette polisiye tedbirler de gerekir. Yolsuzlukları önlemek için sistemi değiştirmek gerekir. Ben belediyeyi İstanbullularla yöneteceğim. Yani bütün büyük projeleri referanduma takdim edeceğim. Bunu ilk size söylüyorum. Belediye bütçesini mutlaka İstanbul halkına onaylatacağım. Bunlar onların parası çünkü. Halkın verdiği kararları bu ülkenin uzmanlarıyla uygulayacağım. Her uygulamam açık olacak. İmar komisyonu toplantılarını büyük alanlarda naklen yayınlarla yapacağım. Böyle olursa biz yolsuzlukları önleriz.

 

“BU SEÇİM MEDYA ÜZERİNDE YÜRÜYOR”

 

—  Seçime giden yolda nasıl bir strateji izliyorsunuz?

 

Biz gerilla savaşı yapıyoruz. Ne demek gerilla savaşı? Yani çok asimetrik bir güç var. Müthiş bir para karşısında küçük paralarla seçim kampanyası yapıyoruz. Bunu en verimli şekilde kullanmak için bizim konvansiyonel yöntemlerimiz var. Teşkilatlarımızın yaptığı çalışmalar var… Biz de buna dâhil oluyoruz. Ama görüyorsunuz ki bu seçim medya üzerinden yürüyor. Ne merkez medya, ne de hükümet medyası bize yer vermiyor.  Tüm olumsuz şartlara rağmen biz haber değeri taşıyacak işler yaparak medyada yer almaya çalışıyoruz. Bizim teşkilatlarımızı herkes bilir. Biz, bire bir bütün evlere girebilen bir teşkilatız. Arkadaşlarımız ciddi bir şekilde seçime motive olmuş durumdalar. Bu motivasyon ile kendimizi anlatıyoruz.


        

— Saadet Partisinin gecesindeki rep müzik insanların ilgisini çekti. Daha önce rap müzik dinlediniz mi? O gece söylenen repleri beğendiniz mi ?

 

Evet, insanların ilgisini çekti. Gençler böyle çalışmalar yapıyor. Biliyorsunuz moda eğiliminden her kesim insan etkileniyor. O gece sahneye çıkan arkadaşlarda Milli Görüşü anlatan şarklar yapmışlardı. Hep beraber dinledik.

 

…bitti!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*