Seçimden sonra ne olacak?

Seçimden sonra ne olacak?.22073
  • Giriş : 24.06.2007 / 10:50:00

Seçimden sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yapısı nasıl olacak?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kaç siyasi parti (ve hangileri?) barajı aşarak parlamentoda temsil edilme olanağını bulacak? Eskilerin deyişiyle 'seçim sath-ı maili'ne girildiği bugünlerde, galiba, kamuoyunda en çok konuşulan sorular bunlar.
Öyle görünüyor ki, parlamentoya barajı aşarak girebilecek siyasi partilerin sayısı, üçü geçmeyecektir: Bunlar sırasıyla AKP, CHP ve MHP'dir. Bu konuda yapılan tahminler, sözkonusu üç partinin 22 Temmuz sonrası oluşacak olan TBMM'de temsil edilme şansını yakaladıkları doğrultusunda. Eh, eğer öyleyse, işimiz var demektir: Çünkü üç partinin (bağımsızları ayrı tutuyorum) TBMM'ye girmeleri durumunda AK Parti, en fazla sandalyeye sahip birinci parti olsa bile, 'Kanadoğlu kriteri'ni tutturma, yani 367 milletvekili ile temsil edilme imkanını bulamayacaktır. CHP ile MHP'nin, toplantı yeter sayısının sağlanması için, ilk oturuma katılmaları sözkonusu olmayacağına göre, Abdullah Gül'ün adaylığı sırasında yaşananların tekrarlanması olasılığı yüksektir. Kısaca, o kısır döngünün içine girilecek, Cumhurbaşkanı yine seçilemeyecektir.

Aslında, görece olarak, en kötü senaryo bu! Şüphesiz, parlamento dışı çok daha kötü senaryolardan sözedenler de var: İkide bir de 'darbe' konusunu gündeme getirenler gibi... Ama 'darbe' olasılığının, o olasılığı ısrarla gündeme getirenler açısından bir 'wishful thinking' olduğu kanısındayım;- yani, gönüllerinden 'ah! bir darbe olsa!..' diye geçirenler var bu ülkede.....

Parlamento içi çözüm, AKP, CHP ve MHP arasında bir konsensüs sağlanması ile mümkün olabilir. Ama burada da problemler çıkacaktır. AKP, elbette kendi grubundan bir milletvekilini aday göstermek isteyecektir. Pekiyi de, CHP ve MHP, bir AKP'linin Köşk'e çıkmasına razı olacaklar mıdır? Abdullah Gül'ün adaylığına yapılan itirazı hatırlayalım. Hem TBMM başkanlığının, hem Başbakanlığın hem de Cumhurbaşkanlığının bir partinin uhdesinde olamayacağı, bir gerekçe olarak öne sürülmemiş mi idi? Aslında, buna 'gerekçe' değil, 'bahane' demek daha doğru. Çünkü, demokratik sistemin mantığı içerisinde akıl yürütüldüğünde, bu üç makamın bir tek siyasi partinin elinde bulunmasında hiçbir formel sakınca yoktur: seçim sistemi buna elveriyorsa, itiraz niye? Hem buna olanak veren bir seçim sistemiyle seçime gir, hem de seçim sonucunda milletin oylarıyla bu olanağı elde eden partiye, 'Yağma yok! Hem başbakan, hem TBMM başkanı hem de Cumhurbaşkanı senin partinden olamaz!..' de! Abdullah Gül'ün adaylığını önlemede de önesürülen buydu. Kaldı ki, buna olanak veren seçim Kanunu'nu da AKP yapmamıştı. 2002 seçimlerinde, AKP dışındaki partiler de, seçim Kanunu'nun böyle bir sonuç verebileceğini bilmek ya da önceden hesaplamak durumundaydılar. Seçime girerken hesaplamadılar da, sıra cumhurbaşkanlığı seçimlerine geldiğinde kafalarına dank ettiyse, bunu AKP'yi cezalandırmak için kullanmanın mantığı nerede? Ünlü kurtla kuzu hikayesi! Hani suyun başında duran kurdun, kuzuya 'suyumu kirletiyorsun!' dediği hikaye...

Kuzu, 'ama su senden bana doğru akıyor, nasıl kirletebilirim ki?' dese de, nafile! Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koymuş bir kere!

Her neyse, olan oldu. Diyelim ki, üç parti TBMM'ye girdi, dolayısıyla da AKP, birinci parti olarak 367 milletvekili çıkaramadı;- bu durumda ne olacak? AKP, mesela, partisi dışında birinin adaylığını kabul edecek midir? Kabul etmezse, ne olacaktır? Cumhurbaşkanı yine seçilemez ise, tekrar seçime gidilme riskini her üç parti göze alabilecek midir? Bırakınız partileri, Türk halkının Cumhurbaşkanı seçemedi diye, meclisin ikide bir de yenilenmesi için seçime gidilmesine tahammülü var mıdır?

Bakalım, göreceğiz..

Hamiş: Sevgili okurlarım, yaz tatili dolayısıyla bir süre yazılarıma ara veriyorum. Tekrar görüşmek ümidiyle, Allah'a emanet olunuz (H.Y.)

HİLMİ YAVUZ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious