Seçimlere katılmayan Şener Köşk için aday olacak mı?

Seçimlere katılmayan Şener Köşk için aday olacak mı? .7181
  • Giriş : 27.07.2007 / 11:06:00

Şener: Anadolu seçmeni Cumhuriyet mitinglerine katılan insanların kendilerine karşı olduğunu düşündü

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Abdüllatif Şener’i 1991 seçimlerinde RP’den Sivas Milletvekili seçilmesinden beri tanırım. RP’deki yükselişini, ardından yenilikçi kanattaki performansını yakından, Başbakan Yardımcısı olarak son iki-üç yılda tutturduğu kendine özgü çizgiyi ise, Washington’dan, uzaktan izledim.

Başlangıçta Şener’in çıkışlarına kuşkuyla yaklaşmıştım, ancak 27 Nisan sürecinde yaşananların onu haklı çıkardığı sonucuna vardım. 4 Haziran’da çıkan “Yirmi transfer bir Abdüllatif Şener etmiyor” başlıklı yazımda da bunu açıkça belirtip kendisinden özür diledim. Şener ile, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığını örtülü bir şekilde ilan ettiği basın toplantısının hemen ardından makamında buluştuk. 16 yıl sonra gerçekleşen bu ilk röportaj tam bir saat sürdü ama bıraksak daha saatlerce konuşacak şey vardı. İşte bu keyifli ve ufuk açıcı görüşmeden bazı parçalar:

Erbakan’ın prensiydi

37 yaşında milletvekili olan Şener, RP Grup Başkanvekili oldu. 1993’te de Abdullah Gül ile birlikte RP MKYK üyeliğine seçildi. Kendisine “Erbakan’ın prensi” tabirinden rahatsız olup olmadığını sordum. “Hayır. O dönemde parti içinde herkes verilen görevleri benimseyerek yapıyordu” cevabını verdi. “Ama o dönemde Hoca istemese kimse bir yere gelemiyordu...” diye üsteledim. Kendinden emin şekilde “Şimdi de öyle. Türkiye’de siyasetin kaderinde bu var. AKP kongrelerinde de, diğer partilerde genel başkanlar listeleri şekillendirdi. Onların listelerinin delinmesi istisnadır. Kongrede kaybeden genel başkan olarak bir tek ANAP’ta Yıldırım Akbulut’u hatırlıyorum” dedi.

Seçimler haklı çıkarmadı

Birçokları gibi ben de AKP’nin seçimden başarısız çıkması durumunda Şener’in haklı bir pozisyonda olacağını düşünüyordum. Bu nedenle “Bu seçimlerde sizin dile getirdiğiniz bazı kaygıların, duruşunuzun sınandığını da söyleyebilir miyiz?” diye sordum. “Gerçekten zor bir soru” diye başladı ve çok net bir cevap verdi: “Son seçimde vatandaş tercihini yapmış ve parti yönetimine onayını vermiştir. Demokrasilerde karar mercii halktır ve halkın yanlış yaptığını söylemek demokratik değildir.” Şener, AKP listelerinin hazırlanmasında Erdoğan’ın mutlak hakimiyetini doğruluyor ama seçim sonuçlarında listelerin de etkili olduğu yorumlarına katılmıyor, “adayların etkisi belki yüzde yarımdır” diyor. Kendisine seçim başarısında arslan payının Erdoğan’da olup olmadığını sorduğumdaysa, çok “derin” ve ilginç bir cevapla karşılaştım: “Seçmen başından beri Recep Tayyip Erdoğan ifadesine sıcak yaklaştı, bu ismi aslında yeni bir siyasi sürecin bir kavramı olarak nitelendirdi. Yani Recep Tayyip Erdoğan bireysel olarak bir isim olmaktan öte bir siyasi sürecin adıdır.” Şener’e “Yani başlıbaşına bir siyasi proje midir?” diye sorduğumdaysa “Elbette. Dolayısıyla bir kişiliğe vurgu yapmanın en azından eksik olduğunu düşünüyorum” cevabını verdi.

Gül’e açık destek yok

Sabah Atatürk Havaalanı’nda Prof. Baskın Oran’la karşılaştım ve bana gönlündeki cumhurbaşkanının Şener olduğunu söyledi. Ben de kendisine bunu aktarıp “sizin gönlünüzden ne geçiyor?” diye sordum. Meclis dışında kalma kararını herhangi bir hesaba dayanarak almadığını vurgulayıp şöyle devam etti: “Siyasette Meclis’te değilseniz, Meclis’in ürettiği formüllere yaklaşmaz, uzaklaşırsınız. Meclis dışında olmamın beni bu sürece daha uzak tutacağına inanıyorum.”

Ardından sohbet şöyle gelişti:

- Peki Gül’ün adaylığını destekliyor musunuz?

- Seçimde oyum olmadığına göre destekleyip desteklememin anlamı olduğunu düşünmüyorum.

- Ya bir vatandaş olarak...

- Hayır, şu konumda taraf tutamam. Parti içi dengelerin nasıl oluşacağını, parti dışı uzlaşı arayışlarında hangi noktalara gelineceğini kestiremiyorum. Dolayısıyla birinin lehine ya da aleyhine olmak istemiyorum.

Uzlaşma ısrarı

Şener’e, Gül’ün, seçim sonuçlarının kendi adaylığının onaylanması olarak yorumladığını hatırlattım ve ne düşündüğünü sordum. Sistematik cevap verdi: “Evet cumhurbaşkanlığı süreci etkili olmuştur ama ben bu süreci bir bütün olarak görüyorum. Gül’ün adaylığının ortaya çıkışı, Anayasa Mahkemesi kararı, 27 Nisan bildirisi, ona verilen cevap, diğer partilerin Meclis’teki tutumu, bu tutumun kamuoyundaki algılanışı, basının değerlendirmesi, hatta cumhuriyet mitingleri... Bunların tamamının bir fotoğraf oluşturup seçmeni etkilediğini düşünüyorum. Yani Gül’ün adaylığı o sürecin sadece parçasıdır. Seçimi etkileyen ana parçası olup olmadığını da tartışmak istemem.”

Kendisini Gül’e yakın bir isim olarak düşünmüş olduğum için Şener’in, Gül’ün özgül ağırlığını hafifleten bu cevabının beni şaşırttığını itiraf etmeliyim. Meclis’teki üç partinin de cumhurbaşkanlığı konusunda uzlaşmasını bir şart olarak gören Şener’e, “Peki Gül’ün adaylığı bu uzlaşmayı sağlar mı?” diye sorduğumda olumlu bir yanıt alamadım: “Hem partilerin, hem partilerdeki kişilerin uzlaşı zeminini kaldıracak bazı gelişmelerden uzak durması gerekir.”

“Arkadaşlar alınmış olabilir...”

Şırnak'ta şehit düşen Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun Kocatepe Camii’ndeki cenazesinde diğer bakanlar yuhalandı bir tek Şener alkışlandı. “Rahatsız olmadınız mı?” diye sordum, “Niye rahatsız olayım ki!” dedi ve o günü şöyle anlattı: “Şehit ailesinin yanına giderken görevli ’diğer bakanların elini sıkmadılar, siz de uzatmasınız iyi olur’diye beni uyardı. Elimi uzatmadan başsağlığı diledim. Hanımefendi bana elini uzattı ’diğerleriyle tokalaşmadım, ama siz onurlu bir bakansınız, sadece sizinle tokalaşıyorum’ dedi. Ordaki kalabalık alkışladı. Diğer arkadaşlar alındılar mı alınmadılar mı bilmiyorum ama toplumun farklı kesimlerine ait insanların duyarlılıklarına saygı duymak lazım.”

Ombudsman nedir?

İsveç dilinde ‘aracı’ anlamına gelen ‘ombuds’ ve ‘kişi’ anlamına gelen ‘man’ kelimelerinden oluşmuştur ve aracı kişi anlamına gelmektedir. Şikayetleri ve birtakım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve her iki taraf içinde tatmin edici çözümler bulan kişidir. Ombudsman terimi, Parlamento tarafından halkın şikayetlerini dinleyip, çözümlere ulaştırmak üzere seçilmiş kimse veya kimseleri simgelemektedir. Ombudsman’ın Türkçe karşılığı için kamu denetçisi, arabulucu, kamu hakemi, medeni hakların savunucusu gibi tanımlamalar teklif edilmiştir. Sonuç olarak, Ombudsman kamu hizmetlerinin yürütülüşündeki adaletsizlikler hakkında, konudan etkilenenlerden şikayetleri almak, bu konularda araştırmalar yapmak ve sorunları çözmekle görevlendirilmiş, bağımsız bir kamu otoritesidir.

Siyasetin acımasızlığı

Şener’e Bülent Arınç’a AKP’nin günah keçisi muamelesi yapılması hakkında ne düşündüğünü sordum. Görüşleri aynen şöyle: “Siyasette ne olduğunuzdan çok nasıl göründüğünüz önemlidir. Bülent Bey’in duruşu, konuşmaları, değerlendirme biçimleri, hem parti tabanı, hem parti dışı çevreler, hem parti kadroları tarafından farklı şekillerde yorumlandı, ana nokta olarak ortaya çıktı. Yıllardır siyaset yapan kişilerin belli bir sürede ettikleri bir sözün, ya da yaptıkları bir davranışın bütün bir fotoğrafı kaplamaması gerekir. Ama siyaset acımasızdır, bir cümleyle üzeriniz çizilebilir.”

’Mitingler AKP’ye yaradı’

Seçim sonuçları sonrası cumhuriyet mitingleri o kadar da önemli değilmiş gibi görülmeye başlandı. Bu mitinglere AKP içinde en empatik yaklaşan kişi olduğu için Şener’le bu konuyu tartışmamız kaçınılmazdı. Söze “Bunlar AK Parti’nin siyaset tarzına karşı organize edilmişlerdi. Dolayısıyla bana karşı oldukları da söylenebilirdi” diye başladı ve şöyle devam etti: “Ama yüzbinlerce insan bir şeyler söylüyor, bir duruşu ortaya koyuyor, bir duyguyu yansıtıyor. Üstelik bunu çok nezih bir şekilde yapıyor. İzdiham, panik yaşanmadı mesela. Ellerinde sadece bayraklar vardı. Tabii ki kürsüden konuşanları tasvip ettiğimi söylemiyorum. O halde ben bunların ne istediğine kulak vermek zorundaydım.”

Şener’in kafası, mitingin seçimlere etkisi konusundaysa çok net: “Mitingler kesinlikle AK Parti’nin oylarını artırdı. Evet çok büyük kalabalıklar vardı. Ama bunlar orta sınıflardandı, belli bir konumu, durumu olan kişilerdi. Anadolu’da da daha kalabalık seçmen kitleleri o mitingleri izliyor ve birbirlerine ’Bunlar bir şeye karşı? Ama bize de benzemiyorlar. Bunların yanında değiliz, yoksa bunlar bize mi karşı?’diye sordular. Ortalama Türk insanının ortalama görüntüsünün o mitinglere girmesi lazımdı. Olmadı.”

YORUM...

Eğer AKP seçimlerde yüzde 40’ın altında bir oy alsa, hele tek başına iktidar olamasa kuşkusuz Şener’in siyasi değeri alabildiğine artacak ve muhtemelen cumhurbaşkanlığı için üzerinde uzlaşılabilecek isimlerin başlarında yer alacaktı. Ancak yüzde 47’ye yakın AKP oyu, Şener’in yaptığı uyarıların pek de isabetli ve/veya gerekli olmadığı yolunda bir izlenimin doğmasına neden oldu.

Peki bu Şener’in siyasetin tamamen dışında kalacağı anlamına mı gelir? Sanmıyorum. Daha 53 yaşında olan Şener, eğer arzu ederse, bugün olmasa bile yarın etkili bir aktör olarak siyaset sahnesinde yer alabilir. Ama bugünden de ona çok uygun bir pozisyonu AKP hükümeti yaratabilir: Ne zamandır tartışılagelen, hatta bir ara Süleyman Demirel için uygun görülen “Türkiye ombudsmanlığı”. Türkiye’deki değişik toplumsal kutuplaşmaları birer olgu olarak gören ve bunları ortadan kaldırmak için yıllardır kendince birtakım fikirler ve duruşlar geliştirmiş olan Şener’in böyle bir görev için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum.

VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious