Sedef hastalığını hangi faktörler tetikliyor?

Sedef hastalığını hangi faktörler tetikliyor?.4678
  • Giriş : 07.05.2008 / 11:58:00

Uzmanlar hastalığın coğrafi şartlar, iklim ve beslenme alışkanlıkları ile bağlantılı olduğunu söylüyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Genetik yatkınlığın, yaralanma, vurma gibi fiziksel travmalar ve bazı ilaçlar ile kimyasal maddelerin neden olduğu tahrişlerin sedef hastalığını tetiklediği bildirildi.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihal Kundakcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sedefin, deride kırmızı renkte, sınırları keskin, üzerinde beyaz sedef renginde kepeklenmeler olan, iyileşmeler ve ataklarla süren genellikle iyi seyirli bir deri hastalığı olduğunu söyledi.

Sedef hastalığının bazı tiplerinin de hastanın genel durumunu etkileyebilen ve yaşam kalitesini ciddi olarak bozabilen bir hastalık olduğunu belirten Kundakcı, ''Sedef hastalığı, tüm dünyada genel olarak yüzde 1-3 sıklığında görülmektedir'' dedi.

Kundakcı, hastalığın görülme sıklığının, coğrafi şartlar, iklim, beslenme alışkanlıklarının yanı sıra büyük ölçüde ''ırklarla ilgili genetik faktörlere'' bağlı olduğunu ifade ederek, ''Örneğin beyaz ırkta daha sık rastlanırken, sarı ve siyah ırkta daha seyrektir. En sık Kuzey Avrupa ülkelerinde görülür. Kızılderililerde, Afrika orijinli Amerikalı siyahlarda az rastlanır, Eskimolarda çok enderdir'' diye konuştu.

Sedef hastalığının nedeninin tam olarak bulunamadığını belirten Kundakcı, ömür boyu devam eden bir hastalık olması nedeniyle tedavi ve takipte güçlük yaşanabildiğini dile getirdi.

''TRAVMA, HASTALIĞI TETİKLİYOR''


Kundakcı, genetik yatkınlığın ve ''travma'' gibi bazı dış faktörlerin hastalığa neden olabildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

''Vurma, künt travmalar, berelenme, yaralanma, böcek ısırıkları, ameliyat kesi yerleri, kimyasal bazı ilaçlar veya kimyasal maddelerle olan tahrişler ile güneş yanıkları hastalığı tetikliyor. Sedef, genellikle derinin travma gören alanlarında, diz, dirsek, sırtın arka alt kısımları ve saçlı deri, aşırı kilolu kişilerde koltuk altı, kasıklar, meme altı gibi kıvrım bölgelerinde görülüyor.''

Kundakcı, enfeksiyonların, mantar gibi bazı bakterilerin ve hormon yapısındaki değişikliklerin de hastalığı tetikleyebildiğini belirtti.

''AİLESİNDE SEDEF OLANLARIN YATKINLIĞI DAHA FAZLA''

Sedef hastalığının her yaş grubunda görülebildiğini ve cinsiyet seçmediğini belirten Kundakçı, hastalığın genellikle kadınlarda 27, erkeklerde ise 29 yaşında ortaya çıktığını dile getirdi.

Kundakçı, ailesinde sedef hastası olan kişilerde, olmayanlara göre başlangıç yaşının daha erken olduğuna dikkati çekerek, ''Hastalık, zaman içinde kendiliğinden veya tedaviler sonucu iyileşme seyrine girebilir ve dönem dönem tekrarlayarak ömür boyu sürebilir'' dedi.

Hastaların üçte birinin aile yakınlarında sedef hastası bulunduğunu dile getiren Kundakçı, ''Genel görülme sıklığı yüzde 1-3 olan bu hastalıkta, ebeveynlerden birinde sedef varsa görülme sıklığı yüzde 8-10'a, her iki ebeveynde de varsa yüzde 30-40'a kadar yükselmektedir'' diye konuştu.

BELİRTİLERİ NEDİR?


Kundakcı, hastalığın deride kırmızı renkte, üzerinde beyaz sedef renginde kepeklenmeler görüldüğünü ve bazı kişilerde çok şiddetli kaşıntıya neden olduğunu ifade ederek, ''Nadiren de kızarık deri alanları üzerinde içi iltihaplı belirtiler görülebilir ve ateş yapabilir'' dedi.

Sedef hastalığında deri dışında en sık etkilenen organların tırnaklar ve eklemler olduğunu belirten Kundakcı, tırnaklarda nokta şeklinde çukurcuklar, şekil ve renk değişiklikleri ile eklem tutulmaları görüldüğünü kaydetti.

Bunların dışında kuruluk gibi çeşitli göz problemleriyle de karşılaştıklarını anlatan Kundakcı, sedefin bulaşıcı bir hastalık olmadığını, bu nedenle insanların sedef hastaları ile temastan çekinmemeleri gerektiğini dile getirdi. Kundakçı, alkol alımının ve sigaranın hastalığı olumsuz etkilediğini ifade etti.

Sedef hastalığında genellikle bulguların çok yaygın olması, vücudun yüz, eller, kollar ve genital bölge gibi sosyal açıdan önem taşıyan kısımlarında görülmesi, kaşıntı ve iş gücü kaybına neden olan durumlarda tedaviye ihtiyaç olduğunu belirten Kundakcı, hastaların bir kısmının pomat ya da krem şeklinde basit, bir kısmının da daha yoğun tedavi gördüğünü söyledi.

Kundakcı, ömür boyu devam eden, sık sık tedavi uygulanan sedef hastalığında, hastanın hastane ile temasının azaltılabilmesi, evinde uygulayabileceği rahat, pratik uygulaması olan ilaçlar seçilmesi, ilaçların yan etkisinin minimum olmasının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

AA

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious